GhafirJuz 24 · Page 474

Ghafir 40:64

The Forgiver · Juz 24 · Page 474

ٱللَّهُ ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ قَرَارٗا وَٱلسَّمَآءَ بِنَآءٗ وَصَوَّرَكُمۡ فَأَحۡسَنَ صُوَرَكُمۡ وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡۖ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٦٤

It is Allāh who made for you the earth a place of settlement and the sky a structure [i.e., ceiling] and formed you and perfected your forms and provided you with good things. That is Allāh, your Lord; then blessed is Allāh, Lord of the worlds.

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 40:61–65

61- Allah, içinde dinlenesiniz diye geceyi yaratan ve gündüzü de aydınlık kılandır. Şüphesiz Allah'ın insanlar üzerinde pek büyük lütufları vardır. Fakat insanların çoğu şükretmezler. 62- İşte (bunları yapan) Rabbiniz Allah'tır. O, her şeyin yaratıcısıdır. O’ndan başka (hak) ilâh yoktur. O halde nasıl döndürülüyorsunuz? 63- İşte Allah’ın âyetlerini inkâr edegelenler böyle döndürülürler. 64- Allah, yeryüzünü sizin için yerleşmeye elverişli kılan, göğü bir bina yapan, size suret veren ve suretlerinizi de güzel kılan, temiz ve hoş şeylerden sizi rızıklandırandır. İşte (bunları yapan) Rabbiniz Allah'tır! Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı ne yücedir! 65- O, (sonsuz) hayat sahibidir. O’ndan başka (hak) ilâh yoktur. O halde dini O’na halis kılarak yalnızca O’na dua/ibadet edin. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.

61. “Allah, içinde dinlenesiniz diye geceyi yaratan” buyruğu şu demektir: O, geceyi hareketlerinizin verdiği yorgunluktan sükûn bulasınız, dinlenesiniz diye sizin için karanlık kılmıştır. Çünkü bu hareketliliğiniz devam edecek olursa size zarar verir. Geceleyin yataklarınıza bundan dolayı sığınırsınız. Allah size uyku verir. Bu uyku ile kalp ve bedeniniz dinlenir. Uyku, insan için zaruri bir şeydir. Onsuz yaşayamaz. Yine geceleyin sevenler birbirleri ile başbaşa kalır, huzur bulur. İnsanın düşüncesi derlenip toplanır, meşguliyetler de azdır. Yüce Allah “gündüzü de aydınlık kılamndır.” Yörüngesinde sürekli akıp giden güneş ile gündüzü aydınlatır. Bunun üzerine sizler yataklarınızdan kalkar, dini ve dünyevi işleri görmeye gidersiniz. Kiminiz zikre ve Kur’ân’a, kiminiz namaza yönelir, kiminiz ilim öğrenmeye, kiminiz alışverişe gider, kiminiz inşaat, kiminiz demir işlerine yahut da buna benzer sanatları ve meslekleri icraya yönelir. Kiminiz kara ve denizde yolculuk yapmaya, kimisi tarlasına, kimisi de hayvanlarının ihtiyaçlarını görmeye gider. “Şüphesiz Allah'ın insanlar üzerinde pek büyük lütufları vardır.” Çünkü onlara bunları ve diğer nimetleri ihsan etmiş, onlara sıkıntı verecek şeyleri de uzaklaştırmıştır. Bu ise O’na tam anlamı ile şükretmelerini ve gereği gibi O’nu anmalarını gerektirir. “Fakat insanların çoğu” cahillikleri ve zulümleri sebebi ile “şükretmezler.” Rablerinin nimetini itiraf ederek Yüce Allah’a boyun eğen, O’nu seven, bu nimetleri mevlalarının itaatı ve rızası uğrunda harcayan “şükredenler kullarım içinde pek azdır”(Sebe, 34/13)

62. “İşte” bütün bunları yapan “Rabbiniz Allah'tır.” yegane ilâh ve Rab O’dur. Çünkü bunca nimetleri yalnızca O’nun vermesi, O’nun rubûbiyetinin bir tecellisidir. Bunların şükretmenizi gerektirmesi ise O’nun ulûhiyetinin bir gereğidir. “O, her şeyin yaratıcısıdır.” Bu da rubûbiyetini vurgulamaktadır. “O’ndan başka (hak) ilâh yoktur” Bu da ibadete yalnızca O’nun layık olduğunu, bu hususta O’nun hiçbir ortağının bulunmadığını ifade eder. Daha sonra Yüce Allah, açıkça kendisine ibadet edilmesini emrederek şöyle buyurmaktadır:“O halde nasıl döndürülüyorsunuz?” Size bu kadar deliller açıkladıktan, yolunuzu aydınlattıktan sonra hiçbir şeyi ortak koşmaksızın, yalnızca O’na ibadet etmekten nasıl döndürülüyor, başka tarafa çevriliyorsunuz?

63. “İşte Allah’ın âyetlerini inkâr edegelenler böyle döndürülürler.” Yani bu, onların Allah’ın âyetlerini inkâr etmelerinin ve peygamberlerine düşmanlık etmelerinin cezasıdır. Bundan dolayı onlar Allah’ı tevhidden ve ihlâsla O’na ibadet etmekten döndürülmüş, alıkonmuşlardır. Nitekim bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Bir sûre indirilince birbirlerine bakarlar ve: Sizi bir kimse görüyor mu? (derler) ve sonra sıvışıp giderler. Allah onların kalplerini ters çevirmiştir. Çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.”(et-Tevbe, 9/127)

64. “Allah, yeryüzünü sizin için yerleşmeye elverişli kılan” yani maslahatınıza ve menfaatinize olan şeyler için hazır hale getirilmiştir. Onu ekebilir, oraya ağaç dikebilirsiniz, üzerinde bina yapabilirsiniz, yolculuk edebilir ve yerleşip ikamet edebilirsiniz; “göğü bir bina” üzerinde yaşadığınız yere âdeta bir tavan “yapan” ve orada kendisi ile yararlandığınız ışıklar ve alâmetler koyandır ki denizin ve karanın karanlıklarında onlar vasıtası ile yolunuzu bulursunuz. “Size suret veren ve suretlerinizi de güzel kılan” da O’dur. Canlı varlıklar arasında sureti Âdemoğlundan daha güzel hiçbir varlık yoktur. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Andolsun Biz insanı en güzel suret ve ölçüde yarattık.”(et-Tin, 95/4) Âdemoğlunun güzelliğini, Yüce Allah’ın ondaki hikmetinin kemalini görmek isteyen, onun azalarına tek tek baksın. Onun azalarından herhangi birisinin bulunduğu yerden bir başka yerde bulunması uygun düşer mi? Aynı şekilde kalplerinde birbirlerine karşı duydukları eğilime, sevgiye de baksın. Bunu Ademoğlunun dışındaki varlıklarda görebilir mi? Yine Yüce Allah’ın ona özel olarak ihsan ettiği akıl, iman, muhabbet ve marifet gibi en güzel surete gayet uygun düşen güzel ahlâka da bakıp bir düşünsün. “temiz ve hoş şeylerden sizi rızıklandırandır.” Bu her türlü yiyecek, içecek, evlenme, giyim, görülen ve işitilen hoş şeyler ve bunların dışında kalan Allah’ın kulları için elde etmeyi kolaylaştırdığı bütün güzel ve temiz şeyleri kapsamına alır. Yüce Allah bunların zıddı olan bedenlerine, kalplerine ve dinlerine zararlı olan kötü ve zararlı şeyleri de onlara yasaklamıştır. “İşte” bütün işleri çekip çeviren ve size bunca nimetleri ihsan eden “Rabbiniz Allah'tır! Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı ne yücedir!” Bütün âlemleri nimetleri ile besleyen, görüp gözeten Rabbin hayır ve ihsanı ne kadar çok, ne kadar büyüktür!

65. “O, (sonsuz) hayat sahibidir.” Tam ve kâmil hayat sahibidir. Bu, O’nun semi’, basar, kudret, ilim, kelâm ve buna benzer kemâl ve celâl sıfatları kabilinden olup kendileri olmaksızın hayatın tam anlamı ile varlığından söz edilemeyecek olan bütün zatî sıfatlarını gerek kılan, tam ve kâmil bir hayattır. “O’ndan başka (hak) ilâh yoktur.” Yani O’nun zatından başka hakiki bir ilah yoktur, yegane mabud yalnız O’dur. “O halde dini O’na halis kılarak yalnız O’na dua/ibadet edin.” Buradaki dua, hem ibadet şeklindeki duayı, hem de Allah’tan dilekte bulunma anlamındaki duayı kapsar. Yani bütün ibadet, dua ve amellerinizde yalnızca Yüce Allah’ın rızasını gözetin. Çünkü -Yüce Allah’ın şu buyruğunda da olduğu gibi- ihlâs emredilmiş bir husustur:“Halbuki onlara ancak dini O’na has kılan (ihlâs sahipleri) ve hanîfler olarak Allah'a ibadet etmeleri emrolunmuştu.”(el-Beyyine, 98/5)“Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.” İnsanların O’nu dilleri ile zikretmeleri halinde olduğu gibi sözlü bütün hamdler, övgüler ve senâlar O’nundur. İbadette olduğu gibi fiili bütün hamdler, övgüler ve senâlar da O’nundur. Bütün bunlar, yalnızca O’na hastır, O’nun bu konuda hiçbir ortağı yoktur. Çünkü O’nun bütün sıfatları, fiilleri ve kulları üzerindeki nimeti kemâl derecesindedir.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 474

GhafirJuz 24 · Page 474

40:59

إِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَأٓتِيَةٞ لَّا رَيۡبَ فِيهَا وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يُؤۡمِنُونَ ٥٩

Indeed, the Hour is coming - no doubt about it - but most of the people do not believe.

40:60

وَقَالَ رَبُّكُمُ ٱدۡعُونِيٓ أَسۡتَجِبۡ لَكُمۡۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَسۡتَكۡبِرُونَ عَنۡ عِبَادَتِي سَيَدۡخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ ٦٠

And your Lord says, "Call upon Me; I will respond to you." Indeed, those who disdain My worship will enter Hell [rendered] contemptible.

40:61

ٱللَّهُ ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيۡلَ لِتَسۡكُنُواْ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبۡصِرًاۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَذُو فَضۡلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشۡكُرُونَ ٦١

It is Allāh who made for you the night that you may rest therein and the day giving sight.1 Indeed, Allāh is the possessor of bounty for the people, but most of them are not grateful.

1 translator’s note
  1. i.e., making things visible. ↩

40:62

ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡ خَٰلِقُ كُلِّ شَيۡءٖ لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ فَأَنَّىٰ تُؤۡفَكُونَ ٦٢

That is Allāh, your Lord, Creator of all things; there is no deity except Him, so how are you deluded?

40:63

كَذَٰلِكَ يُؤۡفَكُ ٱلَّذِينَ كَانُواْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ يَجۡحَدُونَ ٦٣

Thus were those [before you] deluded who were rejecting the signs of Allāh.

40:64

ٱللَّهُ ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ قَرَارٗا وَٱلسَّمَآءَ بِنَآءٗ وَصَوَّرَكُمۡ فَأَحۡسَنَ صُوَرَكُمۡ وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡۖ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٦٤

It is Allāh who made for you the earth a place of settlement and the sky a structure [i.e., ceiling] and formed you and perfected your forms and provided you with good things. That is Allāh, your Lord; then blessed is Allāh, Lord of the worlds.

40:65

هُوَ ٱلۡحَيُّ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱدۡعُوهُ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَۗ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٦٥

He is the Ever-Living;1 there is no deity except Him, so call upon Him, [being] sincere to Him in religion. [All] praise is [due] to Allāh, Lord of the worlds.

1 translator’s note
  1. Whose life is without beginning or end, and upon whom all created life depends. ↩

40:66

۞ قُلۡ إِنِّي نُهِيتُ أَنۡ أَعۡبُدَ ٱلَّذِينَ تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَمَّا جَآءَنِيَ ٱلۡبَيِّنَٰتُ مِن رَّبِّي وَأُمِرۡتُ أَنۡ أُسۡلِمَ لِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٦٦

Say, [O Muḥammad], "Indeed, I have been forbidden to worship those you call upon besides Allāh once the clear proofs have come to me from my Lord, and I have been commanded to submit to the Lord of the worlds."

As-Sa'diTafsir · 40:64

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском