Ghafir 40:78
The Forgiver · Juz 24 · Page 476
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا رُسُلٗا مِّن قَبۡلِكَ مِنۡهُم مَّن قَصَصۡنَا عَلَيۡكَ وَمِنۡهُم مَّن لَّمۡ نَقۡصُصۡ عَلَيۡكَۗ وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ أَن يَأۡتِيَ بِـَٔايَةٍ إِلَّا بِإِذۡنِ ٱللَّهِۚ فَإِذَا جَآءَ أَمۡرُ ٱللَّهِ قُضِيَ بِٱلۡحَقِّ وَخَسِرَ هُنَالِكَ ٱلۡمُبۡطِلُونَ ٧٨
And We have already sent messengers before you. Among them are those [whose stories] We have related to you, and among them are those [whose stories] We have not related to you. And it was not for any messenger to bring a sign [or verse] except by permission of Allāh. So when the command of Allāh comes, it will be concluded [i.e., judged] in truth, and the falsifiers will thereupon lose [all].
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 40:78
78- Andolsun biz senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan kiminin kıssalarını sana anlattık, kiminin kıssalarını da anlatmadık. Allah’ın izni olmadıkça hiçbir peygamberin (kendiliğinden) bir âyet/mucize getirmesi mümkün değildir. Allah’ın emri geldiğinde hak ile hükmedilir ve batıla sapanlar da oracıkta hüsrana uğrarlar.
78. “Andolsun Biz senden önce de” kavimlerini davet eden, onların eziyetlerine sabreden pek çok “peygamberler gönderdik. Onlardan kiminin kıssalarını” onlara dair haberleri “sana anlattık. Kiminin kıssalarını da anlatmadık.” Bütün bu peygamberler Bizim tarafımızdan yönlendirilirdi. Onların elinde hiçbir yetki yoktu. “Allah’ın izni” yani O’nun meşîeti ve emri ile “olmadıkça” onların içinden “hiçbir peygamberin (kendiliğinden)” ister nakli ister aklî olsun “bir âyet/mucize getirmesi mümkün değildir.” Bu yüzden peygamberlere birtakım ayet ve mucizeler getirmelerini teklif edenlerin bu yaptıkları, bir zulümdür, işi yokuşa sürmektir. Yüce Allah, o peygamberleri doğruluklarına ve getirdiklerinin sıhhatine delil teşkil eden pek çok âyet (belge ve mucize) ile desteklemesine rağmen onları yalanlamaya kalkışmaktır. “Allah’ın” peygamberler ile onların düşmanlarının arasını ayırmak, peygamberlere zafer verme şeklindeki “emri geldiğinde” onların arasında “hak ile” yerli yerince, olması gereken şekilde “hükmedilir.” Peygamberler ve onlara uyanlar kurtarılır ve inkarcılar da helâk edilir. Bundan dolayı Allah:“ve batıla sapanlar da oracıkta hüsrana uğrarlar” buyurmaktadır. Yani hem kendileri batıl, hem getirdikleri ilim ve amel batıl, hem de gaye ve maksatları batıl olan kimseler, sözü geçen ilâhî hükmün gerçekleşmesi sırasında hüsrana uğrarlar. O yüzden bu muhataplar da batıllarını sürdürmekten sakınmalıdır. Aksi takdirde öncekilerin hüsrana uğradığı gibi bunlar da hüsrana uğrarlar. Zira bunlar onlardan hayırlı değildirler ve ilâhî kitaplarda kendilerine kurtulacaklarına dair bir beraat da verilmemiştir.
Page 476
40:78
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا رُسُلٗا مِّن قَبۡلِكَ مِنۡهُم مَّن قَصَصۡنَا عَلَيۡكَ وَمِنۡهُم مَّن لَّمۡ نَقۡصُصۡ عَلَيۡكَۗ وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ أَن يَأۡتِيَ بِـَٔايَةٍ إِلَّا بِإِذۡنِ ٱللَّهِۚ فَإِذَا جَآءَ أَمۡرُ ٱللَّهِ قُضِيَ بِٱلۡحَقِّ وَخَسِرَ هُنَالِكَ ٱلۡمُبۡطِلُونَ ٧٨
And We have already sent messengers before you. Among them are those [whose stories] We have related to you, and among them are those [whose stories] We have not related to you. And it was not for any messenger to bring a sign [or verse] except by permission of Allāh. So when the command of Allāh comes, it will be concluded [i.e., judged] in truth, and the falsifiers will thereupon lose [all].
40:79
ٱللَّهُ ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَنۡعَٰمَ لِتَرۡكَبُواْ مِنۡهَا وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ ٧٩
It is Allāh who made for you the grazing animals upon which you ride, and some of them you eat.
40:80
وَلَكُمۡ فِيهَا مَنَٰفِعُ وَلِتَبۡلُغُواْ عَلَيۡهَا حَاجَةٗ فِي صُدُورِكُمۡ وَعَلَيۡهَا وَعَلَى ٱلۡفُلۡكِ تُحۡمَلُونَ ٨٠
And for you therein are [other] benefits and that you may realize upon them a need which is in your breasts;1 and upon them and upon ships you are carried.
1 translator’s note
- i.e., that you may use the animals to carry your loads to distant places, according to need. ↩
40:81
وَيُرِيكُمۡ ءَايَٰتِهِۦ فَأَيَّ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ تُنكِرُونَ ٨١
And He shows you His signs. So which of the signs of Allāh do you deny?
40:82
أَفَلَمۡ يَسِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَيَنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَانُوٓاْ أَكۡثَرَ مِنۡهُمۡ وَأَشَدَّ قُوَّةٗ وَءَاثَارٗا فِي ٱلۡأَرۡضِ فَمَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ ٨٢
Have they not traveled through the land and observed how was the end of those before them? They were more numerous than themselves and greater in strength and in impression on the land, but they were not availed by what they used to earn.
40:83
فَلَمَّا جَآءَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَرِحُواْ بِمَا عِندَهُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ ٨٣
And when their messengers came to them with clear proofs, they [merely] rejoiced in what they had of knowledge, but they were enveloped by what they used to ridicule.
40:84
فَلَمَّا رَأَوۡاْ بَأۡسَنَا قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَحۡدَهُۥ وَكَفَرۡنَا بِمَا كُنَّا بِهِۦ مُشۡرِكِينَ ٨٤
And when they saw Our punishment, they said, "We believe in Allāh alone and disbelieve in that which we used to associate with Him."
40:85
فَلَمۡ يَكُ يَنفَعُهُمۡ إِيمَٰنُهُمۡ لَمَّا رَأَوۡاْ بَأۡسَنَاۖ سُنَّتَ ٱللَّهِ ٱلَّتِي قَدۡ خَلَتۡ فِي عِبَادِهِۦۖ وَخَسِرَ هُنَالِكَ ٱلۡكَٰفِرُونَ ٨٥
But never did their faith benefit them once they saw Our punishment. [It is] the established way of Allāh which has preceded among His servants. And the disbelievers thereupon lost [all].