FussilatJuz 25 · Page 482

Fussilat 41:52

Explained in Detail · Juz 25 · Page 482

قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِن كَانَ مِنۡ عِندِ ٱللَّهِ ثُمَّ كَفَرۡتُم بِهِۦ مَنۡ أَضَلُّ مِمَّنۡ هُوَ فِي شِقَاقِۭ بَعِيدٖ ٥٢

Say, "Have you considered: if it [i.e., the Qur’ān] is from Allāh and you disbelieved in it, who would be more astray than one who is in extreme dissension?"

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 41:52–54

52- De ki:“Söyleyin bana! Eğer o (Kur'ân), Allah tarafından ise ve siz de onu inkâr etmişseniz bu durumda (haktan) çok uzak bir ihtilafa düşen (sizlerden) daha sapık kim olabilir?” 53- O (Kur'ân’ın) gerçeğin ta kendisi olduğu kendilerine apaçık belli oluncaya kadar delillerimizi onlara hem dış dünyada hem de kendi nefislerinde göstereceğiz. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi? 54- Şunu bilin ki onlar, Rablerine kavuşmaktan yana şüphe içindedirler. Yine bilin ki Allah, her şeyi (ilmiyle) kuşatmıştır.

52. Şu Kur’ân’ı yalanlayan, küfre ve nankörlüğe hızlıca koşan kimselere “de ki: Söyleyin bana! Eğer o” yani bu Kur’ân-ı Kerîm, şüphesiz ve tereddütsüz olarak “Allah tarafından ise ve siz de onu inkâr etmişseniz bu durumda” Allah’a ve Rasûlüne karşı inatlaşarak “ (haktan) çok uzak bir ihtilafa düşen (sizlerden) daha sapık kim olabilir?” Çünkü siz, hakkı ve doğruyu açıkça öğrendikten sonra haktan yüz çevirdiniz. Batıla ve cahilliğe yöneldiniz. O halde sizler insanların en sapığı ve en zalimisiniz. Şâyet sizlerin bunun doğruluğu ve gerçekliği hususunda herhangi bir şüpheniz varsa veya bunu dile getirecek olursanız hiç şüphesiz Allah, buna dair birtakım âyetlerini size gösterecektir. Bu konuda da Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:

53. “O (Kur'ân’ın)” ve onun ihtiva ettiği hakikatlerin “gerçeğin ta kendisi olduğu kendilerine” göstereceğimiz deliller ve en ufak bir şüpheyi kabul etmeyecek tam bir açıklama ile “apaçık belli oluncaya kadar delillerimizi onlara hem dış dünyada” göklerdeki ve yerdeki delillerle, Yüce Allah’ın meydana getirdiği ve basiretli kimselere hakkı gösteren pek büyük olaylarla bu türden delilleri hem dış dünyalarında “hem de kendi nefislerinde” kendi bedenlerinde bulunan Yüce Allah’ın harikulade delilleri, hayret verici sanatı, göz kamaştırıcı kudretini gösteren deliller ile inkarcıların ibretli cezalara çarptırılarak mü’minlere yardım olunması vb. gibi delilleri “göstereceğiz.” Nitekim Yüce Allah, bunları gerçekleştirmiş, kullarına hakkın kendileri vasıtası ile açıkça ortaya çıkacağı türden deliller göstermiştir. Ancak dilediğini imana muvaffak kılan ve dilediğini bu hususta yardımsız bırakan, Yüce Allah’tır. “Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?” Yani Kur’ân-ı Kerîm’in hak oluşuna, onu getirenin doğru söylediğine Allah’ın şahitliği onlara yetmiyor mu? Çünkü Yüce Allah, peygamberini tasdik ederek lehine şahitlik etmiştir. Şahitlik edenlerin en doğrusu da O’dur. O, onu desteklemiş ve bu hususta şüphe edenler için sözlü şahitliği de ihtiva edecek şekilde ona yardımcı olmuştur.

54. “Şunu bilin ki onlar Rablerine kavuşmaktan yana şüphe içindedirler.” Öldükten sonra diriliş ve Kıyamet günü hakkında şüphe etmektedirler. Onlara göre dünya yurdundan başka gidilecek yer yoktur. Bunun için âhiret için çalışmazlar ve ona iltifat etmezler. “Yine bilin ki O” ilmi, kudreti ve izzeti ile “her şeyi kuşatmıştır.”

Fussilet sûresinin tefsiri -Yüce Allah’ın lütfu ile- burada sona ermektedir.

***

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 482

FussilatJuz 25 · Page 482

41:47

۞ إِلَيۡهِ يُرَدُّ عِلۡمُ ٱلسَّاعَةِۚ وَمَا تَخۡرُجُ مِن ثَمَرَٰتٖ مِّنۡ أَكۡمَامِهَا وَمَا تَحۡمِلُ مِنۡ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلۡمِهِۦۚ وَيَوۡمَ يُنَادِيهِمۡ أَيۡنَ شُرَكَآءِي قَالُوٓاْ ءَاذَنَّٰكَ مَا مِنَّا مِن شَهِيدٖ ٤٧

To Him [alone] is attributed knowledge of the Hour. And fruits emerge not from their coverings nor does a female conceive or give birth except with His knowledge. And the Day He will call to them, "Where are My 'partners'?" they will say, "We announce to You that there is [no longer] among us any witness [to that]."

41:48

وَضَلَّ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَدۡعُونَ مِن قَبۡلُۖ وَظَنُّواْ مَا لَهُم مِّن مَّحِيصٖ ٤٨

And lost from them will be those they were invoking before, and they will be certain that they have no place of escape.

41:49

لَّا يَسۡـَٔمُ ٱلۡإِنسَٰنُ مِن دُعَآءِ ٱلۡخَيۡرِ وَإِن مَّسَّهُ ٱلشَّرُّ فَيَـُٔوسٞ قَنُوطٞ ٤٩

Man is not weary of supplication for good [things], but if evil touches him, he is hopeless and despairing.

41:50

وَلَئِنۡ أَذَقۡنَٰهُ رَحۡمَةٗ مِّنَّا مِنۢ بَعۡدِ ضَرَّآءَ مَسَّتۡهُ لَيَقُولَنَّ هَٰذَا لِي وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةٗ وَلَئِن رُّجِعۡتُ إِلَىٰ رَبِّيٓ إِنَّ لِي عِندَهُۥ لَلۡحُسۡنَىٰۚ فَلَنُنَبِّئَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِمَا عَمِلُواْ وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنۡ عَذَابٍ غَلِيظٖ ٥٠

And if We let him taste mercy from Us after an adversity which has touched him, he will surely say, "This is [due] to me,1 and I do not think the Hour will occur; and [even] if I should be returned to my Lord, indeed, for me there will be with Him the best." But We will surely inform those who disbelieved about what they did, and We will surely make them taste a massive punishment.

1 translator’s note
  1. Because of my effort, knowledge, excellence, etc. ↩

41:51

وَإِذَآ أَنۡعَمۡنَا عَلَى ٱلۡإِنسَٰنِ أَعۡرَضَ وَنَـَٔا بِجَانِبِهِۦ وَإِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ فَذُو دُعَآءٍ عَرِيضٖ ٥١

And when We bestow favor upon man, he turns away and distances himself; but when evil touches him, then he is full of extensive supplication.

41:52

قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِن كَانَ مِنۡ عِندِ ٱللَّهِ ثُمَّ كَفَرۡتُم بِهِۦ مَنۡ أَضَلُّ مِمَّنۡ هُوَ فِي شِقَاقِۭ بَعِيدٖ ٥٢

Say, "Have you considered: if it [i.e., the Qur’ān] is from Allāh and you disbelieved in it, who would be more astray than one who is in extreme dissension?"

41:53

سَنُرِيهِمۡ ءَايَٰتِنَا فِي ٱلۡأٓفَاقِ وَفِيٓ أَنفُسِهِمۡ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَهُمۡ أَنَّهُ ٱلۡحَقُّۗ أَوَلَمۡ يَكۡفِ بِرَبِّكَ أَنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ شَهِيدٌ ٥٣

We will show them Our signs in the horizons and within themselves until it becomes clear to them that it is the truth.1 But is it not sufficient concerning your Lord that He is, over all things, a Witness?2

2 translator’s notes
  1. Or "that He (subḥānahu wa taʿālā) is the Truth."

    [1403] See footnote of 4:79.

    ↩
  2. ↩

41:54

أَلَآ إِنَّهُمۡ فِي مِرۡيَةٖ مِّن لِّقَآءِ رَبِّهِمۡۗ أَلَآ إِنَّهُۥ بِكُلِّ شَيۡءٖ مُّحِيطُۢ ٥٤

Unquestionably, they are in doubt about the meeting with their Lord. Unquestionably He is, of all things, encompassing.

As-Sa'diTafsir · 41:52

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском