Ash-ShuraaJuz 25 · Page 486

Ash-Shuraa 42:25

The Consultation · Juz 25 · Page 486

وَهُوَ ٱلَّذِي يَقۡبَلُ ٱلتَّوۡبَةَ عَنۡ عِبَادِهِۦ وَيَعۡفُواْ عَنِ ٱلسَّيِّـَٔاتِ وَيَعۡلَمُ مَا تَفۡعَلُونَ ٢٥

And it is He who accepts repentance from His servants and pardons misdeeds, and He knows what you do.

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 42:25–28

25- O, kullarından tevbeyi kabul eden, kötülükleri affeden ve yaptıklarınızı bilendir. 26- İman edip salih ameller işleyenler (Allah'ın çağrısına) icabet ederler. O da onlara lütfundan fazla fazla verir. Kâfirlere gelince onlar için çetin bir azap vardır. 27- Eğer Allah, (tüm) kullarına rızkı bol bol verseydi elbette onlar, yeryüzünde azıp taşkınlık ederlerdi. Fakat O, dilediği kadarını bir ölçü ile indirir. Şüphesiz O, kullarından haberdârdır, onları çok iyi görendir. 28- İnsanların ümitsizliğe düşmelerinden sonra yağmuru indiren ve rahmetini yayan O’dur. O, gerçek dost ve yardımcıdır, her türlü övgüye lâyık olandır.

25. Bu buyruk, Yüce Allah’ın kereminin kemalini, cömertliğinin genişliğini ve lütfunun eksiksizliğini açıklamaktadır. Çünkü Yüce Allah, günahlarından vazgeçip onlara pişmanlık duydukları ve bir daha onlara dönmeme kararını verdikleri ve bunu da Rablerinin rızasını kazanmak için yaptıkları vakit O, “kullarından tevbeyi kabul” eder. Günahlar helâki, dini ve dünyevi cezalara çarptırılmayı gerekli kıldığı halde Yüce Allah, belirtilen şekilde yapılan tevbeleri kabul eder ve “kötülükleri” affeder. Onları ve onların etkileri olan kusurları ve gerektirdikleri cezaları siler. Böylelikle tevbe eden, Allah nezdinde hiçbir kötülük işlememiş gibi değerli bir kul olur. Yüce Allah, onu sever ve onu kendisine yakınlaştırıcı amellere muvaffak kılar. Tevbe, büyük ve önemli amellerdendir. Bazen tevbe, tam bir ihlâs ve samimiyet ile yapıldığında kâmil olur, bazen da bunların eksikliğine bağlı olarak eksik kalır. Bazen de tevbeden kasıt, dünyevî herhangi bir maksada ulaşmak olur da tevbe fasid ve geçersiz olur. Bu niyet ve maksatların bulunduğu yer ise özünü Allah’tan başka kimsenin bilmediği kalptir. Bundan dolayı Yüce Allah, bu âyet-i kerimeyi:“ve yaptıklarınızı bilendir” buyurarak sona erdirmektedir.

26. Yüce Allah, bütün kulları kendisine yönelmeye ve kusurlarından dolayı tevbe etmeye çağırmıştır. İnsanlar da O’nun çağrısını kabul edip etmeme bakımından iki kısma ayrılmışlardır. Bir kısmı çağrısını kabul etmişlerdir ki Allah, onları:“İman edip salih ameller işleyenler (Allah'ın çağrısına) icabet ederler” diye nitelendirmektedir. Yani Allah, onları kendisine yönelmeye ve emirlerine itaate çağırdığı vakit onlar, Rablerinin çağrısını kabul ederler ve O’nun bu isteğini seve seve yerine getirirler. Çünkü sahip oldukları iman ve salih amel, onları bu şekilde davranmaya sevkeder. O’nun çağrısını kabul ettiklerinde de Allah onların bu kabul edişlerini mükâfatlandırır. Çünkü O, mağfireti pek çok olan Ğafurdur, amellere en iyi şekli ile karşılık veren Şekûrdur. “O da onlara lütfundan fazla fazla verir.” İyi amel işleme muvaffakiyetini verir ve onları böylelikle daha bir gayrete getirir. Ayrıca amellerinin hak ettiğinden daha fazla mükâfat ve büyük bir kurtuluş vererek de onların mükâfatlarını kat kat artırır. Yüce Allah’ın çağrısını kabul etmeyenlere gelince onlar, inatçılık eden ve hem O’nu hem peygamberlerini inkâr eden kafirlerdir. İşte “onlar için” hem dünyada hem de âhirette “çetin bir azap vardır.”

27. Yüce Allah, kullarına olan lütfunu dile getirmekte ve onlara dinlerine zarar verecek kadar dünyevi bolluk vermediğini hatırlatarak şöyle buyurmaktadır:“Eğer Allah, (tüm) kullarına rızkı bol bol verseydi elbette onlar, yeryüzünde azıp taşkınlık ederlerdi.” Allah’a itaatten gaflete düşer, dünyevi arzu ve zevklere dalarlardı. Bu ise canlarının istediği işlere masiyet ve zulüm olsa dahi çokça meyletlmelerine yol açardı. “Fakat O, dilediği kadarını” lütuf ve hikmetinin gereğine göre “bir ölçü ile indirir. Şüphesiz O, kullarından haberdardır, onları çok iyi görendir.” Nitekim bazı rivâyetlerde Yüce Allah'ın şöyle buyurduğu nakledilir: “Kullarımın arasında öyleleri vardır ki, imanını zenginlikten başka bir şey ıslah etmez. Böylesini fakir düşürecek olursam bu, onu bozar. Yine öyle kullarım vardır ki onların da imanını ancak fakirlik ıslah eder. Eğer böylesini zengin edecek olursam bu, onu bozar. Kullarımdan öyleleri de vardır ki imanını sağlık ve afiyetten başka bir şey ıslah etmez. Ben ona hastalık verecek olursam bu onu bozar. Kullarımdan öyleleri de vardır ki onun imanını hastalıktan başka bir şey ıslah etmez. Eğer Ben ona sağlık ve afiyet verecek olursam bu onu bozar. Ben kullarımın işlerini kalplerinde olanlar hakkındaki bilgime uygun olarak idare ederim. Şüphesiz ki Ben, her şeyden haberdarım, her şeyi görenim.”[18]

28. “İnsanların ümitsizliğe düşmelerinden” uzun süre yağmadığı için artık bir daha yağmur yağmayacağını zannederek ümitlerini kesip de kuraklığa karşı da birtakım önelmler bulmaya çalışmalarından “sonra yağmuru indiren” toprağa ve insanlara indirdiği yağmur ile imdada yetişen “ve” onunla “rahmetini yayan O’dur.” Yüce Allah yağmuru indirmek sureti ile hem insanlar için hem onların hayvanları için çeşitli gıdaları bitirmek suretiyle onlar üzerindeki rahmetini yayar. Bunun da onlar için pek büyük bir değeri olur. Bundan dolayı sevinirler. “O” kullarını idare eden, işlerini üstlenen, din ve dünya maslahatlarını gerçekleştiren “gerçek dost ve yardımcıdır.” Onların işlerini çekip çevirmek ve idare etmekten dolayı da “her türlü övgüye lâyık olandır.” O, sahip olduğu kemal sıfatları dolayısı ile de kullarına ihsan etmiş olduğu çeşitli lütufları dolayısı ile de hamde layıktır.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 486

Ash-ShuraaJuz 25 · Page 486

42:23

ذَٰلِكَ ٱلَّذِي يُبَشِّرُ ٱللَّهُ عِبَادَهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِۗ قُل لَّآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ أَجۡرًا إِلَّا ٱلۡمَوَدَّةَ فِي ٱلۡقُرۡبَىٰۗ وَمَن يَقۡتَرِفۡ حَسَنَةٗ نَّزِدۡ لَهُۥ فِيهَا حُسۡنًاۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٞ شَكُورٌ ٢٣

It is that of which Allāh gives good tidings to His servants who believe and do righteous deeds. Say, [O Muḥammad], "I do not ask you for it [i.e., this message] any payment [but] only good will through [i.e., due to] kinship." And whoever commits a good deed - We will increase for him good therein. Indeed, Allāh is Forgiving and Appreciative.1

1 translator’s note
  1. See footnote in 35:30. ↩

42:24

أَمۡ يَقُولُونَ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبٗاۖ فَإِن يَشَإِ ٱللَّهُ يَخۡتِمۡ عَلَىٰ قَلۡبِكَۗ وَيَمۡحُ ٱللَّهُ ٱلۡبَٰطِلَ وَيُحِقُّ ٱلۡحَقَّ بِكَلِمَٰتِهِۦٓۚ إِنَّهُۥ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ ٢٤

Or do they say, "He has invented about Allāh a lie"? But if Allāh willed, He could seal over your heart.1 And Allāh eliminates falsehood and establishes the truth by His words. Indeed, He is Knowing of that within the breasts.

1 translator’s note
  1. i.e., He could make you forget the Qur’ān and deprive you of it. ↩

42:25

وَهُوَ ٱلَّذِي يَقۡبَلُ ٱلتَّوۡبَةَ عَنۡ عِبَادِهِۦ وَيَعۡفُواْ عَنِ ٱلسَّيِّـَٔاتِ وَيَعۡلَمُ مَا تَفۡعَلُونَ ٢٥

And it is He who accepts repentance from His servants and pardons misdeeds, and He knows what you do.

42:26

وَيَسۡتَجِيبُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَيَزِيدُهُم مِّن فَضۡلِهِۦۚ وَٱلۡكَٰفِرُونَ لَهُمۡ عَذَابٞ شَدِيدٞ ٢٦

And He answers [the supplication of] those who have believed and done righteous deeds and increases [for] them from His bounty. But the disbelievers will have a severe punishment.

42:27

۞ وَلَوۡ بَسَطَ ٱللَّهُ ٱلرِّزۡقَ لِعِبَادِهِۦ لَبَغَوۡاْ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَٰكِن يُنَزِّلُ بِقَدَرٖ مَّا يَشَآءُۚ إِنَّهُۥ بِعِبَادِهِۦ خَبِيرُۢ بَصِيرٞ ٢٧

And if Allāh had extended [excessively] provision for His servants, they would have committed tyranny throughout the earth. But He sends [it] down in an amount which He wills. Indeed He is, of His servants, Aware and Seeing.

42:28

وَهُوَ ٱلَّذِي يُنَزِّلُ ٱلۡغَيۡثَ مِنۢ بَعۡدِ مَا قَنَطُواْ وَيَنشُرُ رَحۡمَتَهُۥۚ وَهُوَ ٱلۡوَلِيُّ ٱلۡحَمِيدُ ٢٨

And it is He who sends down the rain after they had despaired and spreads His mercy. And He is the Protector, the Praiseworthy.

42:29

وَمِنۡ ءَايَٰتِهِۦ خَلۡقُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَثَّ فِيهِمَا مِن دَآبَّةٖۚ وَهُوَ عَلَىٰ جَمۡعِهِمۡ إِذَا يَشَآءُ قَدِيرٞ ٢٩

And of His signs is the creation of the heavens and earth and what He has dispersed throughout them of creatures. And He, for gathering them when He wills, is competent.

42:30

وَمَآ أَصَٰبَكُم مِّن مُّصِيبَةٖ فَبِمَا كَسَبَتۡ أَيۡدِيكُمۡ وَيَعۡفُواْ عَن كَثِيرٖ ٣٠

And whatever strikes you of disaster - it is for what your hands have earned; but He pardons much.

42:31

وَمَآ أَنتُم بِمُعۡجِزِينَ فِي ٱلۡأَرۡضِۖ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِيّٖ وَلَا نَصِيرٖ ٣١

And you will not cause failure [to Allāh]1 upon the earth. And you have not besides Allāh any protector or helper.

1 translator’s note
  1. i.e., escape from Him. ↩
As-Sa'diTafsir · 42:25

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском