Ash-ShuraaJuz 25 · Page 488

Ash-Shuraa 42:51

The Consultation · Juz 25 · Page 488

۞ وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُكَلِّمَهُ ٱللَّهُ إِلَّا وَحۡيًا أَوۡ مِن وَرَآيِٕ حِجَابٍ أَوۡ يُرۡسِلَ رَسُولٗا فَيُوحِيَ بِإِذۡنِهِۦ مَا يَشَآءُۚ إِنَّهُۥ عَلِيٌّ حَكِيمٞ ٥١

And it is not for any human being that Allāh should speak to him except by revelation or from behind a partition or that He sends a messenger [i.e., angel] to reveal, by His permission, what He wills. Indeed, He is Most High and Wise.

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 42:51–53

51- Allah, bir insanla ancak ya vahiy yolu ile ya da bir perde arkasından konuşur. Yahut da bir elçi gönderir de o elçi, Allah'ın izni ile O’nun dilediği şeyleri vahyeder. Şüphesiz O, çok yücedir, sonsuz hikmet sahibidir. 52- İşte bu şekilde sana da emrimizden bir Ruh/Kur'ân vahyettik. Yoksa sen (daha önce) kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat Biz onu kendisi ile kullarımızdan dilediğimizi hidâyete ulaştırdığımız bir nur kıldık. Şüphe yok ki sen, dosdoğru bir yolu göstermektesin. 53- Göklerde ve yerde ne varsa hepsinin yegane sahibi olan Allah’ın yolunu… Haberiniz olsun ki bütün işler, Allah’a döner.

51. Allah’ın peygamberlerini yalanlayıp Allah’ı inkâr edenler, kibirlerinden hakka karşı zorbaca tutumlara girip:“Allah bizimle konuşsa yahut bize bir mucize gelse ya!?”(el-Bakara, 2/118) dediklerinden dolayı Yüce Allah, bu âyet-i kerime ile onlara cevap vermekte ve O’nun beşerle konuşmasının, ancak has kullarından olan peygamber ve rasûllerle âlemler arasından seçtiği kişiler ile söz konusu olabileceğini ve bunun da ancak şu şekillerden birisi ile gerçekleşebileceğini haber vermektedir:“ya vahiy yolu ile” yani herhangi bir melek göndermeksizin ve şifahi olarak da bizzat kendisi konuşmaksızın, rasûlün kalbine vahyi bırakması sureti ile “ya da” onunla şifahi olarak konuşmakla birlikte Kelimullah İmran oğlu Mûsâ ile konuşmasında olduğu gibi “bir perde arkasından konuşur.”“Yahut da” Yüce Allah, Cebrail yahut ondan başka meleklerlerden “bir elçi” melek “gönderip” onun vasıtasıyla ve Allah'ın “izni ile dilediğini” yani melek kendi isteği ile değil, Rabbinin izni ile ve yine Rabbinin dilediğini “vahyeder.” “Şüphesiz O, çok yücedir” Yüce Allah, hem zatı itibariyle en üsttedir, hem bütün vasıfları üstün ve yücedir, hem de fiilleri pek yüce ve azametlidir. Her şeyi emrinin altına almıştır, bütün yaratıklar da O’na boyun eğmiştir. Bütün mahlukatı ve şeriatleri ile her şeyi yerli yerine koyması bakımından da “sonsuz hikmet sahibidir.”

52. “İşte bu şekilde” senden önceki peygamberlere vahyettiğimiz gibi “sana da emrimizden bir Ruh vahyettik.” Ki o da şu Kur’ân-ı Kerîm’dir. Yüce Allah, Kur’ân’a “ruh” adını vermiştir. Çünkü beden, ruh ile hayat bulduğu gibi kalpler ve ruhlar da Kur’ân ile hayat bulur. Din ve dünya maslahatları onunla hayat bulur. Çünkü ondaki pek çok hayır ve uçsuz bucaksız ilim bunu sağlar. O, Yüce Allah’ın, hem rasûlüne hem de mü’min kullarına -onu hak edecek bir sebebi ortaya koymaları söz konusu olmadığı- katıksız bir lütfudur. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Bu kitabın sana indirilişinden önce “sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin.” Önceki kitapların bildirdiği haberlere dair hiçbir bilgin yoktu. İlahi şeriatlere imanın da yoktu, bunların gerektirdiği bir amelin de yoktu. Aksine sen, okuma yazma bilmeyen ümmi birisiydin. İşte bizim “kendisi ile kullarımızdan dilediğimizi hidâyete ulaştırdığımız bir nur” kıldığımız bu Kitap, sana geldi. İnsanlar, küfür ve bid’atlerin, helâk edici heva ve heveslerin karanlıklarında bu Kitap sayesinde aydınlanırlar. Onun vasıtası ile gerçekleri bilir ve yine onun vasıtası ile dosdoğru yola ulaşırlar. “Şüphe yok ki sen, dosdoğru bir yolu göstermektesin.” Bu yolu insanlara açıklamakta, beyan etmekte, bu yolu izlemeye onları teşvik etmekte ve aksi yolları izlememelerini emretmekte, o yollardan onları uyarıp sakındırmaktasın. Daha sonra bu dosdoğru yolu açıklayarak şöyle buyurmaktadır:

53. “Göklerde ve yerde ne varsa hepsinin yegane sahibi olan Allah’ın yolunu.” Bu yolu kullarına açan O’dur. Bu yolun, kendisine lütuf ve ihsan yurdu olan cennetine ulaştıracağını onlara O haber vermiştir. “Haberiniz olsun ki bütün işler, Allah’a döner.” Hayrı ile şerri ile bütün işler O’na döner ve O, herkese amelinin karşılığını verir: Hayır ise hayır, şer ise şer.

Şûrâ Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Kolaylaştırması dolayısıyla başta da sonda da gizli ve açık hamd, yalnız Allah’a mahsustur.

***

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 488

Ash-ShuraaJuz 25 · Page 488

42:45

وَتَرَىٰهُمۡ يُعۡرَضُونَ عَلَيۡهَا خَٰشِعِينَ مِنَ ٱلذُّلِّ يَنظُرُونَ مِن طَرۡفٍ خَفِيّٖۗ وَقَالَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِنَّ ٱلۡخَٰسِرِينَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ وَأَهۡلِيهِمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۗ أَلَآ إِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ فِي عَذَابٖ مُّقِيمٖ ٤٥

And you will see them being exposed to it [i.e., the Fire], humbled from humiliation, looking from [behind] a covert glance. And those who had believed will say, "Indeed, the [true] losers are the ones who lost themselves and their families on the Day of Resurrection. Unquestionably, the wrongdoers are in an enduring punishment."

42:46

وَمَا كَانَ لَهُم مِّنۡ أَوۡلِيَآءَ يَنصُرُونَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِۗ وَمَن يُضۡلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن سَبِيلٍ ٤٦

And there will not be for them any allies to aid them other than Allāh. And whoever Allāh sends astray - for him there is no way.

42:47

ٱسۡتَجِيبُواْ لِرَبِّكُم مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَ يَوۡمٞ لَّا مَرَدَّ لَهُۥ مِنَ ٱللَّهِۚ مَا لَكُم مِّن مَّلۡجَإٖ يَوۡمَئِذٖ وَمَا لَكُم مِّن نَّكِيرٖ ٤٧

Respond to your Lord before a Day comes from Allāh of which there is no repelling. No refuge will you have that Day, nor for you will there be any denial.1

1 translator’s note
  1. Of your sins or "disapproval" of your punishment. ↩

42:48

فَإِنۡ أَعۡرَضُواْ فَمَآ أَرۡسَلۡنَٰكَ عَلَيۡهِمۡ حَفِيظًاۖ إِنۡ عَلَيۡكَ إِلَّا ٱلۡبَلَٰغُۗ وَإِنَّآ إِذَآ أَذَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِنَّا رَحۡمَةٗ فَرِحَ بِهَاۖ وَإِن تُصِبۡهُمۡ سَيِّئَةُۢ بِمَا قَدَّمَتۡ أَيۡدِيهِمۡ فَإِنَّ ٱلۡإِنسَٰنَ كَفُورٞ ٤٨

But if they turn away - then We have not sent you, [O Muḥammad], over them as a guardian; upon you is only [the duty of] notification. And indeed, when We let man taste mercy from Us, he rejoices in it; but if evil afflicts him for what his hands have put forth, then indeed, man is ungrateful.

42:49

لِّلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُۚ يَهَبُ لِمَن يَشَآءُ إِنَٰثٗا وَيَهَبُ لِمَن يَشَآءُ ٱلذُّكُورَ ٤٩

To Allāh belongs the dominion of the heavens and the earth; He creates what He wills. He gives to whom He wills female [children], and He gives to whom He wills males.

42:50

أَوۡ يُزَوِّجُهُمۡ ذُكۡرَانٗا وَإِنَٰثٗاۖ وَيَجۡعَلُ مَن يَشَآءُ عَقِيمًاۚ إِنَّهُۥ عَلِيمٞ قَدِيرٞ ٥٠

Or He makes them [both] males and females, and He renders whom He wills barren. Indeed, He is Knowing and Competent.

42:51

۞ وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُكَلِّمَهُ ٱللَّهُ إِلَّا وَحۡيًا أَوۡ مِن وَرَآيِٕ حِجَابٍ أَوۡ يُرۡسِلَ رَسُولٗا فَيُوحِيَ بِإِذۡنِهِۦ مَا يَشَآءُۚ إِنَّهُۥ عَلِيٌّ حَكِيمٞ ٥١

And it is not for any human being that Allāh should speak to him except by revelation or from behind a partition or that He sends a messenger [i.e., angel] to reveal, by His permission, what He wills. Indeed, He is Most High and Wise.

As-Sa'diTafsir · 42:51

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском