Al-Jathiyah 45:9
The Crouching · Juz 25 · Page 499
وَإِذَا عَلِمَ مِنۡ ءَايَٰتِنَا شَيۡـًٔا ٱتَّخَذَهَا هُزُوًاۚ أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابٞ مُّهِينٞ ٩
And when he knows anything of Our verses, he takes them in ridicule. Those will have a humiliating punishment.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 45:1–11
1- Hâ, Mîm. 2- Bu kitap, Azîz ve Hakîm olan Allah tarafından indirilmiştir. 3- Şüphesiz göklerde ve yerde mü’minler için deliller vardır. 4- Sizin yaratılışınızda ve (yeryüzünde) yaymakta olduğu her bir canlıda da kesin inanç sahibi bir toplum için deliller vardır. 5- Gece ve gündüzün değişmesinde, Allah’ın gökten bir rızık indirip onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde ve rüzgârların estirilişinde de aklını kullanan bir toplum için deliller vardır. 6- İşte bunlar, Allah’ın âyetleridir. Biz, onları sana hak ile okuyoruz. Artık onlar, Allah’tan ve O’nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar? 7- Çok yalancı ve çok günahkâr olan her bir kimseye yazıklar olsun! 8- O, kendisine okunmakta olan Allah’ın âyetleri işitir de sonra onları hiç işitmemiş gibi büyüklük taslayarak (küfründe) ısrar eder. Sen de ona can yakıcı bir azabı müjdele! 9- O, ayetlerimizden bir şey öğrendiğinde de onları alaya alır. İşte onlar için alçaltıcı bir azap vardır. 10- Cehennem de önlerindedir. Ne kazandıklarının ne de Allah’ın dışında edindikleri dostların onlara hiçbir faydası olmayacaktır. Onlar için çok büyük bir azap vardır. 11- İşte bu (Kur'ân), bir hidâyettir. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere gelince; onlar için can yakıcı, feci bir azap vardır.
(Mekke’de inmiştir. 37 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
1-2. Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerîm’in tazim edilmesi, ona gereken itinanın gösterilmesi emrini ihtiva eden bir üslupla Kur’ân-ı Kerîm’in “Azîz ve Hakîm olan Allah tarafından” indirildiğini bildirmektedir. Yüce Allah, sahip olduğu kemal sıfatları ve tek başına ihsan etmiş olduğu nimetler dolayısı ile yegane ilâh ve ma’bûddur. Kâmil izzet ve eksiksiz hikmet sahibidir.
3-5. Daha sonra Yüce Allah, sözünü ettiği göklerin ve yerin yaratılması, yeryüzüne yaymış olduğu canlılar, bunlardaki menfaatler, Allah’ın kendisi vasıtası ile topraklara ve kullarına hayat vermesi, gökten indirdiği su vb. gibi hem dış hem de iç dünyaya ait delil ve ibretlerden söz etmekle bu hususu pekiştirmektedir. İşte bütün bunlar, bu Kur’ân-ı Azim’in doğruluğuna, onun kapsadığı hikmet ve hükümlerin sağlıklı oluşuna apaçık belge ve delillerdir. Aynı zamanda bunlar, Yüce Allah’ın kemaline, öldükten sonra dirilişe ve kabirlerden kalkışa da delildirler.
6-10. Daha sonra Yüce Allah, bu âyetlerden yararlanıp yararlanmama açısından insanların iki kısma ayrıldığını bildirmektedir: Bir kısım, bu âyetleri delil olarak görürler, bunlar vasıtası ile tefekkür ederler ve onlardan faydalanırlar. Bunlarla yücelirler. Onlar Allah’a, meleklere, kitaplara ve âhiret gününe tam bir iman ile inanan ve bunlar vasıtası ile yakîn derecesinde inanca ulaşan kimselerdir. Böylelikle bunların akılları arınıp yücelmiş, bu âyetlerle bilgileri artmış, akılları ve ilimleri kemal derecesine doğru ilerlemiştir. Diğer bir kısım ise Allah’ın âyetlerini kendisine karşı mazereti kesecek delil gerçekleşecek şekilde işittikten sonra bu âyetlerden yüz çevirir ve onlara karşı büyüklük taslar. Adeta onları işitmemiş gibi davranır. Çünkü bu âyetler, onun kalbini arındırmamış, temizlememiştir. Aksine bunlara karşı büyüklük tasladığından dolayı azgınlığı daha da artmıştır. O, Allah’ın âyetlerinden bir şey öğrenecek olursa onunla alay eder. İşte böylelerini Yüce Allah azapla tehdit ederek şöyle buyurmaktadır:“Çok yalancı ve çok günahkâr olan her bir kimseye yazıklar olsun.” Yani sözlerinde çok yalan söyleyen, yaptıkları ile pek günahkâr olan kimseye yazıklar olsun, vay onun haline! Yine Yüce Allah, böylesi için çok acıklı ve can yakıcı bir azap bulunduğunu da haber vermekte ve şunu eklemektedir:“Cehennem de önlerindedir” ve orası, onların ileri derecedeki cezaları için yeterlidir. Üstelik “Ne kazandıklarının” mallarının “ne de Allah’ın dışında edindikleri” ve yardımlarını isteyip umdukları “dostlarının kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır.” Bu dost ve yardımcıları, onların yardımına en çok muhtaç oldukları bir zamanda onları yardımsız bırakacaklardı. Yüce Allah, Kur’ân’ın âyetlerini ve gözle görülen (kevnî) âyetleri söz konusu edip bunlara karşı insanların iki kısma ayrıldıklarını açıkladıktan sonra bu üstün hedefleri gösteren ve kapsayan Kur’ân-ı Kerîm’den haber vermekte ve onun bir hidâyet olduğunu belirterek şöyle buyurmaktadır:
11. “İşte bu (Kur'ân), bir hidâyettir.” Bu, Kur’ân-ı Kerîm’in tamamının bir vasfıdır. O, Yüce Allah’ı mukaddes sıfatları ve hamdedilmeye layık fiilleri ile tanıtır. Peygamberlerini, peygamberlerin dostlarını, düşmanlarını ve bunların niteliklerini bildirir. Salih amelleri anlatır ve onlara çağırır. Kötü amelleri de açıklar ve onlardan vazgeçilmesini ister. Aynı şekilde amellerin karşılıklarına dair açıklamalar da yapar. Onların dünyevî ve uhrevî karşılıklarını bildirir. İşte hidâyette olanlar, onunla doğru yolu bulur ve böylelikle kurtuluşa erip bahtiyar olurlar. “Rablerinin” son derece zalimlik edenlerle azgınlıkları katmerli olanların dışında hiç kimsenin inkâra yeltenmediği “âyetlerini inkâr edenlere gelince; onlar için can yakıcı, feci bir azap vardır.”
Page 499
سورة الجاثية
Al-Jathiyah
The Crouching · Meccan · 37 ayahs
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
45:1
حمٓ ١
Ḥā, Meem.1
1 translator’s note
- See footnote to 2:1. ↩
45:2
تَنزِيلُ ٱلۡكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ ٢
The revelation of the Book is from Allāh, the Exalted in Might, the Wise.
45:3
إِنَّ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ لَأٓيَٰتٖ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ ٣
Indeed, within the heavens and earth are signs for the believers.
45:4
وَفِي خَلۡقِكُمۡ وَمَا يَبُثُّ مِن دَآبَّةٍ ءَايَٰتٞ لِّقَوۡمٖ يُوقِنُونَ ٤
And in the creation of yourselves and what He disperses of moving creatures are signs for people who are certain [in faith].
45:5
وَٱخۡتِلَٰفِ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن رِّزۡقٖ فَأَحۡيَا بِهِ ٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ مَوۡتِهَا وَتَصۡرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ ءَايَٰتٞ لِّقَوۡمٖ يَعۡقِلُونَ ٥
And [in] the alternation of night and day and [in] what Allāh sends down from the sky of provision [i.e., rain] and gives life thereby to the earth after its lifelessness and [in His] directing of the winds are signs for a people who reason.
45:6
تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ نَتۡلُوهَا عَلَيۡكَ بِٱلۡحَقِّۖ فَبِأَيِّ حَدِيثِۭ بَعۡدَ ٱللَّهِ وَءَايَٰتِهِۦ يُؤۡمِنُونَ ٦
These are the verses of Allāh which We recite to you in truth. Then in what statement after Allāh and His verses will they believe?
45:7
وَيۡلٞ لِّكُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمٖ ٧
Woe to every sinful liar
45:8
يَسۡمَعُ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ثُمَّ يُصِرُّ مُسۡتَكۡبِرٗا كَأَن لَّمۡ يَسۡمَعۡهَاۖ فَبَشِّرۡهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٖ ٨
Who hears the verses of Allāh recited to him, then persists arrogantly as if he had not heard them. So give him tidings of a painful punishment.
45:9
وَإِذَا عَلِمَ مِنۡ ءَايَٰتِنَا شَيۡـًٔا ٱتَّخَذَهَا هُزُوًاۚ أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابٞ مُّهِينٞ ٩
And when he knows anything of Our verses, he takes them in ridicule. Those will have a humiliating punishment.
45:10
مِّن وَرَآئِهِمۡ جَهَنَّمُۖ وَلَا يُغۡنِي عَنۡهُم مَّا كَسَبُواْ شَيۡـٔٗا وَلَا مَا ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوۡلِيَآءَۖ وَلَهُمۡ عَذَابٌ عَظِيمٌ ١٠
Before them1 is Hell, and what they had earned will not avail them at all nor what they had taken besides Allāh as allies. And they will have a great punishment.
1 translator’s note
- See footnote to 14:16. ↩
45:11
هَٰذَا هُدٗىۖ وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمۡ لَهُمۡ عَذَابٞ مِّن رِّجۡزٍ أَلِيمٌ ١١
This [Qur’ān] is guidance. And those who have disbelieved in the verses of their Lord will have a painful punishment of foul nature.
45:12
۞ ٱللَّهُ ٱلَّذِي سَخَّرَ لَكُمُ ٱلۡبَحۡرَ لِتَجۡرِيَ ٱلۡفُلۡكُ فِيهِ بِأَمۡرِهِۦ وَلِتَبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِهِۦ وَلَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ ١٢
It is Allāh who subjected to you the sea so that ships may sail upon it by His command and that you may seek of His bounty; and perhaps you will be grateful.
45:13
وَسَخَّرَ لَكُم مَّا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعٗا مِّنۡهُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتٖ لِّقَوۡمٖ يَتَفَكَّرُونَ ١٣
And He has subjected to you whatever is in the heavens and whatever is on the earth - all from Him. Indeed in that are signs for a people who give thought.