Muhammad 47:29
Muhammad · Juz 26 · Page 509
أَمۡ حَسِبَ ٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ أَن لَّن يُخۡرِجَ ٱللَّهُ أَضۡغَٰنَهُمۡ ٢٩
Or do those in whose hearts is disease think that Allāh would never expose their [feelings of] hatred?
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 47:29–31
29- Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar, Allah’ın kinlerini meydana çıkarmayacağını mı sandılar? 30- Eğer dileseydik onları sana elbette gösterirdik ve sen de onları simalarından tanırdın. Bununla beraber sen onları konuşma üsluplarından da kesinlikle tanırsın. Allah (tüm) amellerinizi bilir. 31- Andolsun Biz, içinizden cihad edenlerle sabredenleri ortaya çıkarıncaya ve gerçek durumlarınızı meydana koyuncaya kadar sizi imtihan edeceğiz.
29. “Yoksa kalplerinde hastalık” kalbin sağlığını ve dengesini bozacak türden şüphe yahut şehvet hastalığı “bulunanlar, Allah’ın” kalplerinde bulunan “kinlerini” İslâm’a ve müslümanlara düşmanlıklarını “meydana çıkarmayacağını mı sandılar?” Bu, Yüce Allah’ın hikmetine yakışmayan bir yanlış kanaattir. Zira O’nun doğruyu yalancıdan ayırt etmesi kaçınılmazdır. Bu da birtakım sıkıntılarla imtihan etmek suretiyle olur. Onlara rağmen sebat gösteren ve imanını sürdüren kişi gerçek mü’mindir. Onlar dolayısı ile arkasını dönerek kaçan ve sebat göstermeyen, sıkıntılarla karşı karşıya kaldığı vakit tahammül edemeyip imanı zaafa uğrayan kimsenin ise kalbindeki kin açığa çıkar ve münafıklığı açıkça görülür. İşte bu iki sınıf birbirinden elbette ayırt edilecektir. Bu, ilâhi hikmetin bir gereğidir.
30. “Eğer dileseydik onları sana elbette gösterirdik ve sen de onları simalarından” yüzlerinde adeta bir resimmiş gibi duran alâmetlerinden “tanırdın. Bununla beraber sen onları konuşma üsluplarından da kesinlikle tanırsın.” Yani kalplerinde olan mutlaka açığa çıkar ve istemeyerek dillerinden kaçırdıkları sözlerle durumları açıkça anlaşılır. Çünkü diller, kalp kazanının kepçeleridir. Onlar vasıtası ile kalplerde bulunan hayır ve şer açığa çıkar. “Allah (tüm) amellerinizi bilir.” ve yaptıklarınızın karşılığını sizlere verecektir.
31. Yüce Allah, kullarını kendisi ile sınadığı en büyük imtihanı söz konusu etmektedir ki bu, Allah yolunda cihaddır. “Andolsun Biz, içinizden cihad edenlerle sabredenleri ortaya çıkarıncaya ve gerçek durumlarınızı meydana koyuncaya kadar sizi” iman ve sabrınızı sınayarak “imtihan edeceğiz.” Allah’ın emrine uyup O’nun dinine yardımcı olmak ve dinini yüceltmek üzere Allah yolunda cihad eden kimse, gerçek mü’mindir. Bu hususta tembellik gösterenin bu hali, imanındaki bir eksiklikten kaynaklanır.
Page 509
47:20
وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَوۡلَا نُزِّلَتۡ سُورَةٞۖ فَإِذَآ أُنزِلَتۡ سُورَةٞ مُّحۡكَمَةٞ وَذُكِرَ فِيهَا ٱلۡقِتَالُ رَأَيۡتَ ٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٞ يَنظُرُونَ إِلَيۡكَ نَظَرَ ٱلۡمَغۡشِيِّ عَلَيۡهِ مِنَ ٱلۡمَوۡتِۖ فَأَوۡلَىٰ لَهُمۡ ٢٠
Those who believe say, "Why has a sūrah1 not been sent down?" But when a precise sūrah is revealed and battle is mentioned therein, you see those in whose hearts is disease [i.e., hypocrisy] looking at you with a look of one overcome by death. And more appropriate for them2 [would have been]
47:21
طَاعَةٞ وَقَوۡلٞ مَّعۡرُوفٞۚ فَإِذَا عَزَمَ ٱلۡأَمۡرُ فَلَوۡ صَدَقُواْ ٱللَّهَ لَكَانَ خَيۡرٗا لَّهُمۡ ٢١
Obedience and good words. And when the matter [of fighting] was determined, if they had been true to Allāh, it would have been better for them.
47:22
فَهَلۡ عَسَيۡتُمۡ إِن تَوَلَّيۡتُمۡ أَن تُفۡسِدُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَتُقَطِّعُوٓاْ أَرۡحَامَكُمۡ ٢٢
So would you perhaps, if you turned away,1 cause corruption on earth and sever your [ties of] relationship?
1 translator’s note
- From Islām or from jihād (struggling in the cause of Allāh). ↩
47:23
أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَعَنَهُمُ ٱللَّهُ فَأَصَمَّهُمۡ وَأَعۡمَىٰٓ أَبۡصَٰرَهُمۡ ٢٣
Those [who do so] are the ones that Allāh has cursed, so He deafened them and blinded their vision.
47:24
أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ ٱلۡقُرۡءَانَ أَمۡ عَلَىٰ قُلُوبٍ أَقۡفَالُهَآ ٢٤
Then do they not reflect upon the Qur’ān, or are there locks upon [their] hearts?
47:25
إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱرۡتَدُّواْ عَلَىٰٓ أَدۡبَٰرِهِم مِّنۢ بَعۡدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلۡهُدَى ٱلشَّيۡطَٰنُ سَوَّلَ لَهُمۡ وَأَمۡلَىٰ لَهُمۡ ٢٥
Indeed, those who reverted back [to disbelief] after guidance had become clear to them - Satan enticed them and prolonged hope for them.
47:26
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَالُواْ لِلَّذِينَ كَرِهُواْ مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ سَنُطِيعُكُمۡ فِي بَعۡضِ ٱلۡأَمۡرِۖ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ إِسۡرَارَهُمۡ ٢٦
That is because they said to those who disliked what Allāh sent down,1 "We will obey you in part of the matter." And Allāh knows what they conceal.
1 translator’s note
- i.e., the Jews of Madīnah. ↩
47:27
فَكَيۡفَ إِذَا تَوَفَّتۡهُمُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ يَضۡرِبُونَ وُجُوهَهُمۡ وَأَدۡبَٰرَهُمۡ ٢٧
Then how [will it be] when the angels take them in death, striking their faces and their backs?
47:28
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمُ ٱتَّبَعُواْ مَآ أَسۡخَطَ ٱللَّهَ وَكَرِهُواْ رِضۡوَٰنَهُۥ فَأَحۡبَطَ أَعۡمَٰلَهُمۡ ٢٨
That is because they followed what angered Allāh and disliked [what earns] His pleasure, so He rendered worthless their deeds.
47:29
أَمۡ حَسِبَ ٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ أَن لَّن يُخۡرِجَ ٱللَّهُ أَضۡغَٰنَهُمۡ ٢٩
Or do those in whose hearts is disease think that Allāh would never expose their [feelings of] hatred?