Al-FathJuz 26 · Page 513

Al-Fath 48:17

The Victory · Juz 26 · Page 513

لَّيۡسَ عَلَى ٱلۡأَعۡمَىٰ حَرَجٞ وَلَا عَلَى ٱلۡأَعۡرَجِ حَرَجٞ وَلَا عَلَى ٱلۡمَرِيضِ حَرَجٞۗ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ يُدۡخِلۡهُ جَنَّٰتٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُۖ وَمَن يَتَوَلَّ يُعَذِّبۡهُ عَذَابًا أَلِيمٗا ١٧

There is not upon the blind any guilt or upon the lame any guilt or upon the ill any guilt [for remaining behind]. And whoever obeys Allāh and His Messenger - He will admit him to gardens beneath which rivers flow; but whoever turns away - He will punish him with a painful punishment.

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 48:16–17

16- (Savaşa çıkmayıp) geri kalan bedevîlere de ki: “Yakında çok güçlü bir kavme karşı (savaşa) çağrılacaksınız ve onlarla savaşacaksınız yahut da onlar teslim/Müslüman olacaklardır. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükafat verir. Şâyet daha önce yüz çevirdiğiniz gibi yine yüz çevirirseniz o zaman da size can yakıcı bir azapla azap eder. 17- (Savaşa katılmama hususunda) gözleri görmeyene günah yoktur, topala günah yoktur, hastaya günah yoktur. Kim Allah’a ve Rasûlü’ne itaat ederse Allah, onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse ona da can yakıcı bir azapla azap eder.

16. Yüce Allah, seferden geri kalan bedevî Arapların Allah yolunda cihaddan geri kalmakla birlikte mazeret olmayacak şeyleri mazeret gösterdiklerini ve eğer herhangi bir savaş ve güçlü bir kavimle karşılaşmak söz konusu olmayacak ise mü’minlerle birlikte savaşa çıkmayı istediklerini, hatta sadece ganimet maksadı ile böyle bir talepte bulunduklarını zikrettikten sonra onları sınamak üzere şöyle buyurmaktadır:“Geri bırakılan Bedevî Araplara de ki: Yakında çok güçlü bir kavme karşı” Allah Rasûlü yahut onun yerine geçen râşid halifeler veya imamlar (İslâm devlet başkanları) tarafından savaşmak üzere “çağrılacaksınız ve onlarla savaşacaksınız yahut da onlar teslim/Müslüman olacaklardır.” Sözü geçen bu kavim, İranlılar, Bizanslılar, onların yolunda gidenler ve onlara benzeyen kimselerdir. Bunlarla ya savaşılacak veya onlar kendiliklerinden teslim olacaklardır. Vakıa da bu olmuştur. Müslümanlar bu kavimlerle savaşmaları ve çarpışmaları esnasında eğer onların güç ve kuvvetleri yerinde bulunuyor idiyse onlar cizye vermeyi kabullenmediler; aksine ya İslâm’a girdiler yahut da sahip bulundukları inancı sürdürmek üzere çarpışma yoluna gittiler. Müslümanlar onlara ağır yaralar verdirdikten sonra ise silahı bıraktılar ve güçsüz düştüler. Baş eğmek zorunda kalıp sonunda ya İslâm’a girmek yahut da cizye vermekle karşı karşıya kaldılar. “Eğer” bu gibi kimselerle savaşmak üzere sizi çağıranlara “itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükafat verir.” Bu da Allah ve Rasûlünün, Allah yolunda cihada karşı verileceğini belirttiği mükâfattır. “Şâyet daha önce” Allah Rasûlünün sizleri kendisi ile savaşmaya çağırdığı kimselerle savaşmaktan “yüz çevirdiğiniz gibi yüz çevirirseniz, size can yakıcı bir azapla azap eder.” Bu âyet-i kerime, güçlü kimselere karşı cihada davet eden Râşid Halifelerin faziletlerine ve bu hususta onlara itaat etmenin gerekliliğine delildir.

17. Daha sonra Yüce Allah, kulun cihada çıkmayışına mazeret teşkil eden ve kul için mazeret kabul edilecek özürleri söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Gözleri görmeyene günah yoktur, topala günah yoktur, hastaya günah yoktur.” Cihada çıkmalarını engelleyen bu gibi mazeretleri dolayısı ile cihaddan geri kalmalarından ötürü günahkâr olmaları söz konusu değildir. “Kim Allah’a ve Rasûlüne” emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınmak hususunda “itaat ederse Allah, onu altlarından ırmaklar akan” içinde canların çektiği ve gözlerin görmekten zevk alacağı türlü nimetler bulunan “cennetlere koyar.”“Kim de” Allah’a ve Rasûlüne itaat etmekten “yüz çevirirse ona da can yakıcı bir azapla azap eder.” Mutluluk, tamamı ile Allah’a itaat etmeye bağlıdır. Bedbahtlık ise O’na isyan etmek ve emirlerine aykırı hareket etmektedir.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 513

Al-FathJuz 26 · Page 513

48:16

قُل لِّلۡمُخَلَّفِينَ مِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ سَتُدۡعَوۡنَ إِلَىٰ قَوۡمٍ أُوْلِي بَأۡسٖ شَدِيدٖ تُقَٰتِلُونَهُمۡ أَوۡ يُسۡلِمُونَۖ فَإِن تُطِيعُواْ يُؤۡتِكُمُ ٱللَّهُ أَجۡرًا حَسَنٗاۖ وَإِن تَتَوَلَّوۡاْ كَمَا تَوَلَّيۡتُم مِّن قَبۡلُ يُعَذِّبۡكُمۡ عَذَابًا أَلِيمٗا ١٦

Say to those who remained behind of the bedouins, "You will be called to [face] a people of great military might; you may fight them, or they will submit.1 So if you obey, Allāh will give you a good reward; but if you turn away as you turned away before, He will punish you with a painful punishment."

1 translator’s note
  1. To Allāh in Islām. ↩

48:17

لَّيۡسَ عَلَى ٱلۡأَعۡمَىٰ حَرَجٞ وَلَا عَلَى ٱلۡأَعۡرَجِ حَرَجٞ وَلَا عَلَى ٱلۡمَرِيضِ حَرَجٞۗ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ يُدۡخِلۡهُ جَنَّٰتٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُۖ وَمَن يَتَوَلَّ يُعَذِّبۡهُ عَذَابًا أَلِيمٗا ١٧

There is not upon the blind any guilt or upon the lame any guilt or upon the ill any guilt [for remaining behind]. And whoever obeys Allāh and His Messenger - He will admit him to gardens beneath which rivers flow; but whoever turns away - He will punish him with a painful punishment.

48:18

۞ لَّقَدۡ رَضِيَ ٱللَّهُ عَنِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ إِذۡ يُبَايِعُونَكَ تَحۡتَ ٱلشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فِي قُلُوبِهِمۡ فَأَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ عَلَيۡهِمۡ وَأَثَٰبَهُمۡ فَتۡحٗا قَرِيبٗا ١٨

Certainly was Allāh pleased with the believers when they pledged allegiance to you, [O Muḥammad], under the tree, and He knew what was in their hearts, so He sent down tranquility upon them and rewarded them with an imminent conquest1

1 translator’s note
  1. That of Khaybar, which preceded the conquest of Makkah. ↩

48:19

وَمَغَانِمَ كَثِيرَةٗ يَأۡخُذُونَهَاۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمٗا ١٩

And much war booty which they will take. And ever is Allāh Exalted in Might and Wise.

48:20

وَعَدَكُمُ ٱللَّهُ مَغَانِمَ كَثِيرَةٗ تَأۡخُذُونَهَا فَعَجَّلَ لَكُمۡ هَٰذِهِۦ وَكَفَّ أَيۡدِيَ ٱلنَّاسِ عَنكُمۡ وَلِتَكُونَ ءَايَةٗ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ وَيَهۡدِيَكُمۡ صِرَٰطٗا مُّسۡتَقِيمٗا ٢٠

Allāh has promised you much booty that you will take [in the future] and has hastened for you this [victory] and withheld the hands of people from you - that it may be a sign for the believers and [that] He may guide you to a straight path.

48:21

وَأُخۡرَىٰ لَمۡ تَقۡدِرُواْ عَلَيۡهَا قَدۡ أَحَاطَ ٱللَّهُ بِهَاۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٗا ٢١

And [He promises] other [victories] that you were [so far] unable to [realize] which Allāh has already encompassed.1 And ever is Allāh, over all things, competent.

1 translator’s note
  1. i.e., prepared for you or decreed. ↩

48:22

وَلَوۡ قَٰتَلَكُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَوَلَّوُاْ ٱلۡأَدۡبَٰرَ ثُمَّ لَا يَجِدُونَ وَلِيّٗا وَلَا نَصِيرٗا ٢٢

And if those [Makkans] who disbelieve had fought you, they would have turned their backs [in flight]. Then they would not find a protector or a helper.

48:23

سُنَّةَ ٱللَّهِ ٱلَّتِي قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلُۖ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ ٱللَّهِ تَبۡدِيلٗا ٢٣

[This is] the established way of Allāh which has occurred before. And never will you find in the way of Allāh any change.

As-Sa'diTafsir · 48:17

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском