Al-Fath 48:28
The Victory · Juz 26 · Page 514
هُوَ ٱلَّذِيٓ أَرۡسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلۡهُدَىٰ وَدِينِ ٱلۡحَقِّ لِيُظۡهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدٗا ٢٨
It is He who sent His Messenger with guidance and the religion of truth to manifest it over all religion. And sufficient is Allāh as Witness.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 48:27–28
27- Andolsun Allah, Rasûlüne (gösterdiği) rüyayı gerçekleştirecektir. Elbette siz, Mescid-i Haram’a güven içinde, başlarınızı tıraş ettirmiş ve (saçlarınızı) kısaltmış olarak, hiçbir şeyden korkmaksızın -inşaallah- gireceksiniz. Allah, sizin bilmediklerinizi bilmektedir. O, bundan (Mekke’ye girişinizden) önce de yakın bir fetih nasip etmiştir. 28- O, Rasûlünü hidâyetle ve onu bütün dinlere üstün kılmak üzere hak dinle gönderendir. Şahit olarak Allah yeter.
27. “Andolsun Allah, Rasûlüne (gösterdiği) rüyayı gerçekleştirecektir.” Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’de bir rüya görmüş ve bunu ashaba bildirmişti. Buna göre Mekke’ye giriyorlar ve Beyt’i tavaf ediyorlardı. Hudeybiye gününde bilinen olaylar meydana gelip de Mekke’ye girmeksizin geri döndüklerinde,bu konuda onlardan ileri geri konuşanlar oldu. Hatta bunu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e dahi söylediler ve: Sen bize Beyt’e varıp da onu tavaf edeceğimizi haber vermemiş miydin? diye sordular. Peygamber de: Ben bu sene diye bir şey söyledim mi? deyince onlar: Hayır, dediler. Bunun üzerine: O halde siz Beyt’e varacaksınız ve orayı tavaf edeceksiniz, diye buyurdu. İşte burada da Yüce Allah:“Andolsun Allah, Rasûlüne (gösterdiği) rüyayı gerçekleştirecektir” buyurmaktadır. Yani bu rüyanın gerçekleşmesi ve doğru olarak çıkması kaçınılmazdır. Bu rüyanın gerçekleşmesinin gecikmesi, onun hak oluşuna gölge düşürmez. “Elbette siz, Mescid-i Haram’a güven içinde, başlarınızı tıraş ettirmiş ve (saçlarınızı) kısaltmış olarak, hiçbir şeyden korkmaksızın -inşaallah- gireceksiniz.” Beyt-i Haram-ı tazimin gereği olan bu hal içinde gireceksiniz, ibadetlerinizi tamamlayacaksınız. Ayrıca başlarınızı traş ettirerek ve kısaltarak herhangi bir korku da söz konusu olmadan ibadetlerinizi eksiksiz yerine getireceksiniz. “Allah, sizin bilmediklerinizi” bu husustaki bir çok maslahat ve faydaları “bilmektedir. O, bundan” bu şekilde Mekke’ye girmeden “önce de yakın bir fetih nasip etmiştir.” Bazı mü’minlerin aklı karıştıran ve hikmetini anlayamayacakları böyle bir vakıa meydana geldikten sonra Yüce Allah, bu olayın hikmet ve menfaatini beyan etmiştir. İşte onun diğer şer’i hükümleri de hep böyledir. Hepsi hidâyettir, rahmettir.
28. Yüce Allah genel ve kapsamlı bir hükmü şöylece haber vermektedir:“O, Rasûlünü” sapıklıktan kurtarıp doğruluğa ileten ve hayır ile şer yollarını birbirinden ayırt eden faydalı bilgi demek olan “hidâyetle ve… hak dinle” yani adalet, ihsan ve rahmet demek olan “hak” vasfına sahip dinle “gönderendir.” Bu hak, kalpleri temizleyen, ruhları arındıran, güzel ahlâkı geliştiren ve değerleri yücelten her bir ameldir. “Onu” Allah’ın onunla birlikte gönderdiği apaçık delil ve belgelerle “bütün dinlere üstün kılmak üzere” göndermiştir. Bu özelliği ile de gerektiğinde onlara kılıç ve mızrak ile boyun eğdirmeye davet eder.
Page 514
48:24
وَهُوَ ٱلَّذِي كَفَّ أَيۡدِيَهُمۡ عَنكُمۡ وَأَيۡدِيَكُمۡ عَنۡهُم بِبَطۡنِ مَكَّةَ مِنۢ بَعۡدِ أَنۡ أَظۡفَرَكُمۡ عَلَيۡهِمۡۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرًا ٢٤
And it is He who withheld their hands from you and your hands from them within [the area of] Makkah after He caused you to overcome them. And ever is Allāh, of what you do, Seeing.
48:25
هُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَصَدُّوكُمۡ عَنِ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ وَٱلۡهَدۡيَ مَعۡكُوفًا أَن يَبۡلُغَ مَحِلَّهُۥۚ وَلَوۡلَا رِجَالٞ مُّؤۡمِنُونَ وَنِسَآءٞ مُّؤۡمِنَٰتٞ لَّمۡ تَعۡلَمُوهُمۡ أَن تَطَـُٔوهُمۡ فَتُصِيبَكُم مِّنۡهُم مَّعَرَّةُۢ بِغَيۡرِ عِلۡمٖۖ لِّيُدۡخِلَ ٱللَّهُ فِي رَحۡمَتِهِۦ مَن يَشَآءُۚ لَوۡ تَزَيَّلُواْ لَعَذَّبۡنَا ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡهُمۡ عَذَابًا أَلِيمًا ٢٥
They are the ones who disbelieved and obstructed you from al-Masjid al-Ḥarām while the offering1 was prevented from reaching its place of sacrifice. And if not for believing men and believing women whom you did not know - that you might trample [i.e., kill] them and there would befall you because of them dishonor without [your] knowledge - [you would have been permitted to enter Makkah]. [This was so] that Allāh might admit to His mercy whom He willed. If they had been apart [from them], We would have punished those who disbelieved among them with painful punishment
1 translator’s note
- i.e., seventy camels intended for sacrifice and feeding of the poor. ↩
48:26
إِذۡ جَعَلَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِي قُلُوبِهِمُ ٱلۡحَمِيَّةَ حَمِيَّةَ ٱلۡجَٰهِلِيَّةِ فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَأَلۡزَمَهُمۡ كَلِمَةَ ٱلتَّقۡوَىٰ وَكَانُوٓاْ أَحَقَّ بِهَا وَأَهۡلَهَاۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٗا ٢٦
When those who disbelieved had put into their hearts chauvinism - the chauvinism of the time of ignorance. But Allāh sent down His tranquility upon His Messenger and upon the believers and imposed upon them the word of righteousness, and they were more deserving of it and worthy of it. And ever is Allāh, of all things, Knowing.
48:27
لَّقَدۡ صَدَقَ ٱللَّهُ رَسُولَهُ ٱلرُّءۡيَا بِٱلۡحَقِّۖ لَتَدۡخُلُنَّ ٱلۡمَسۡجِدَ ٱلۡحَرَامَ إِن شَآءَ ٱللَّهُ ءَامِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُءُوسَكُمۡ وَمُقَصِّرِينَ لَا تَخَافُونَۖ فَعَلِمَ مَا لَمۡ تَعۡلَمُواْ فَجَعَلَ مِن دُونِ ذَٰلِكَ فَتۡحٗا قَرِيبًا ٢٧
Certainly has Allāh showed to His Messenger the vision [i.e., dream] in truth. You will surely enter al-Masjid al-Ḥarām, if Allāh wills, in safety, with your heads shaved and [hair] shortened,1 not fearing [anyone]. He knew what you did not know and has arranged before that a conquest near [at hand].
1 translator’s note
- i.e., having completed the rites of ʿumrah. ↩
48:28
هُوَ ٱلَّذِيٓ أَرۡسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلۡهُدَىٰ وَدِينِ ٱلۡحَقِّ لِيُظۡهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدٗا ٢٨
It is He who sent His Messenger with guidance and the religion of truth to manifest it over all religion. And sufficient is Allāh as Witness.