Al-Hujurat 49:10
The Rooms · Juz 26 · Page 516
إِنَّمَا ٱلۡمُؤۡمِنُونَ إِخۡوَةٞ فَأَصۡلِحُواْ بَيۡنَ أَخَوَيۡكُمۡۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ ١٠
The believers are but brothers, so make settlement between your brothers. And fear Allāh that you may receive mercy.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 49:9–10
9- Eğer mü’minlerden iki kesim çarpışırlarsa, aralarını düzeltin. Şayet biri, haddi aşıp diğerine saldırırsa, o zaman saldıran tarafla Allah’ın emrine dönünceye kadar savaşın. Eğer dönerse aralarını adaletle düzeltin. Adil davranın; çünkü Allah adil olanları sever. 10- Mü’minler ancak kardeştirler. O halde iki kardeşinizin arasını düzeltin ve Allah’a karşı takvalı olun ki rahmete nail olasınız.
9. Bu buyruk, zımnen mü’minlerin biribirlerine karşı saldırmalarını ve birbirleri ile savaşmalarını yasaklamakta ve şunu öğütlemektedir: Mü’minlerden iki topluluk çarpışacak olurlarsa, onların dışındaki diğer mü’minler, aralarını ıslah ederek, kendisi ile barışın sağlanacağı en mükemmel şekilde aracılık ederek ve barışa ulaştıran yolları izleyerek bu büyük şerri defetmekle sorumludurlar. Eğer barışırlarsa mesele yok, demektir. “Şayet biri, haddi aşıp diğerine saldırırsa, o zaman saldıran tarafla Allah’ın emrine dönünceye kadar savaşın.” Allah ve Rasûlünün çizdiği sınıra dönmelerini sağlayın ki bu sınır, hayırları işlemek ve en büyüğü mü’minlerle çarpışmak olan kötülükleri terk etmektir. “Eğer dönerse aralarını adaletle düzeltin” Bu buyruk, barış yapmayı ve barışta da âdil olmayı emretmektedir. Çünkü bazen barış gerçekleşmekle birlikte adaletli olmayabilir, aksine hasımlardan biri haksızlığa uğratılabilir. İşte emrolunan barış bu değildir. Taraflardan birisinin yakınlığı, vatanı veya buna benzer adaletten sapmaya sebep olabilecek birtakım gaye ve maksatlar göz önünde bulundurularak diğerine karşı kayırılmaması gerekir. “Adil davranın; çünkü Allah adil olanları sever.” İnsanlar arasında verdikleri hükümlerde olsun, üstlendikleri bütün görevlerde olsun adaletli olanları sever. Bunun kapsamına kişinin, çoluk çocuğunun ve hanımlarının haklarını adaletle gözetmesi de girmektedir. Sahih bir hadiste Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu nakledilmektedir:“Âdil davrananlar Allah nezdinde nurdan minberler üzerindedirler. Bunlar verdikleri hükümlerde, aile fertleri arasında ve yönetimleri altında bulunanlar hakkında adaletle davranan kimselerdir.”[23]
10. “Mü’minler ancak kardeştirler.” Bu, Allah’ın mü’minler arasında gerçekleştirdiği bir akittir. Yeryüzünün doğusunda olsun batısında olsun herhangi bir kimse Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve âhiret gününe iman ediyorsa o, tüm mü’minlerin kardeşidir. Bu kardeşlik de mü’minlerin kendileri için istediği şeyleri onun için de istemelerini, kendileri için hoşlanmadıkları şeylerden onun için de hoşlanmamalarını gerektirir. Bundan dolayı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem iman kardeşliğini emrederek şöyle buyurmaktadır:“Birbirinizi kıskanmayın, fiyat kızıştırmayın, birbirinize kin duymayın, birbirinize sırt çevirmeyin, ey Allah’ın kulları kardeş olun. Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, ona yalan söylemez.” Hadisi Buhârî ve Müslim rivâyet etmiştir.[24] Yine Buhârî ve Müslim’de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in: “Mü’minin mü’mine karşı durumu biri diğerini destekleyen yapı taşları gibidir” deyip parmaklarını birbirine kenetlediği rivayet edilmektedir.[25] Allah ve Rasûlü, mü’minlerin birbirlerinin hukukuna riayet etmelerini ve kalpleri kaynaştıracak, sevgiyi artıracak ve aralarındaki ilişkileri sağlamlaştıracak işler yapmalarını emretmiştir. Bütün bunlar, birinin diğeri üzerindeki haklarını pekiştirmektedir. Bu haklardan birisi de bir savaşın vukuunda -ki savaş, kalplerin ayrılığa düşmesini, birbirlerine kin duyup birinin diğerine arka çevirmesini gerektirir-, kardeşlerinin arasını düzeltmeleri ve kalplerindeki kin ve olumsuz duyguları ortadan kaldıracak işler yapmaya gayret etmeleridir. Daha sonra Yüce Allah, genel olarak takvâlı hareket etmeyi emrederek takvanın ve mü’minlerin haklarını yerine getirmenin rahmete vesile olacağını şöyle dile getirmektedir:“Allah’a karşı takvalı olun ki rahmete nail olasınız.” İlahi rahmeti elde eden dünya ve âhiretin bütün hayırlarını elde etmiş olur. Bu, ayrıca mü’minlerin haklarını yerine getirmemenin rahmete en büyük engellerden birisi olduğunu da göstermektedir. Bu iki âyeti kerimede öncekilerden farklı ve önemli birtakım hususlar dile getirilmektedir: Mü’minler arasındaki çarpışmalar iman kardeşliğine aykırıdır. O bakımdan bu, en büyük günahlardan birisidir. Ancak iman ve iman kardeşliği, şirkin dışındaki diğer büyük günahlarda olduğu gibi Müslümanlar arasında karşılıklı çarpışma gerçekleşse bile ortadan kalkmaz. Ehl-i sünnet ve’l-cemaat’in kabul ettiği görüş budur. Yine bu buyruklar, mü’minlerin arasını adaletle bulup düzeltmenin farz olduğunu ifade etmektedir. Aynı şekilde haksız saldırıda bulunanlarla Allah’ın emrine tekrar dönünceye kadar çarpışmanın farz olduğunu göstermektedir. Eğer Allah’ın emrine dönmeyecek olurlarsa -meselâ kabul edilmesi ve bağlı kalınması caiz olmayan bir şeye dönerlerse- bu caiz olmaz. Bu durumda haksız saldırıda bulunanların malları ise koruma altındadır. Çünkü Yüce Allah, onların bu hallerini sürdürmeleri halinde mallarını değil sadece kanlarını mubah kılmıştır.
Page 516
49:5
وَلَوۡ أَنَّهُمۡ صَبَرُواْ حَتَّىٰ تَخۡرُجَ إِلَيۡهِمۡ لَكَانَ خَيۡرٗا لَّهُمۡۚ وَٱللَّهُ غَفُورٞ رَّحِيمٞ ٥
And if they had been patient until you [could] come out to them, it would have been better for them. But Allāh is Forgiving and Merciful.
49:6
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِن جَآءَكُمۡ فَاسِقُۢ بِنَبَإٖ فَتَبَيَّنُوٓاْ أَن تُصِيبُواْ قَوۡمَۢا بِجَهَٰلَةٖ فَتُصۡبِحُواْ عَلَىٰ مَا فَعَلۡتُمۡ نَٰدِمِينَ ٦
O you who have believed, if there comes to you a disobedient one with information, investigate, lest you harm a people out of ignorance and become, over what you have done, regretful.
49:7
وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ فِيكُمۡ رَسُولَ ٱللَّهِۚ لَوۡ يُطِيعُكُمۡ فِي كَثِيرٖ مِّنَ ٱلۡأَمۡرِ لَعَنِتُّمۡ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ حَبَّبَ إِلَيۡكُمُ ٱلۡإِيمَٰنَ وَزَيَّنَهُۥ فِي قُلُوبِكُمۡ وَكَرَّهَ إِلَيۡكُمُ ٱلۡكُفۡرَ وَٱلۡفُسُوقَ وَٱلۡعِصۡيَانَۚ أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلرَّٰشِدُونَ ٧
And know that among you is the Messenger of Allāh. If he were to obey you in much of the matter, you would be in difficulty, but Allāh has endeared to you the faith and has made it pleasing in your hearts and has made hateful to you disbelief, defiance and disobedience. Those are the [rightly] guided.
49:8
فَضۡلٗا مِّنَ ٱللَّهِ وَنِعۡمَةٗۚ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٞ ٨
[It is] as bounty from Allāh and favor. And Allāh is Knowing and Wise.
49:9
وَإِن طَآئِفَتَانِ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٱقۡتَتَلُواْ فَأَصۡلِحُواْ بَيۡنَهُمَاۖ فَإِنۢ بَغَتۡ إِحۡدَىٰهُمَا عَلَى ٱلۡأُخۡرَىٰ فَقَٰتِلُواْ ٱلَّتِي تَبۡغِي حَتَّىٰ تَفِيٓءَ إِلَىٰٓ أَمۡرِ ٱللَّهِۚ فَإِن فَآءَتۡ فَأَصۡلِحُواْ بَيۡنَهُمَا بِٱلۡعَدۡلِ وَأَقۡسِطُوٓاْۖ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُقۡسِطِينَ ٩
And if two factions among the believers should fight, then make settlement between the two. But if one of them oppresses the other, then fight against the one that oppresses until it returns to the ordinance of Allāh. And if it returns, then make settlement between them in justice and act justly. Indeed, Allāh loves those who act justly.
49:10
إِنَّمَا ٱلۡمُؤۡمِنُونَ إِخۡوَةٞ فَأَصۡلِحُواْ بَيۡنَ أَخَوَيۡكُمۡۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ ١٠
The believers are but brothers, so make settlement between your brothers. And fear Allāh that you may receive mercy.
49:11
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا يَسۡخَرۡ قَوۡمٞ مِّن قَوۡمٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُونُواْ خَيۡرٗا مِّنۡهُمۡ وَلَا نِسَآءٞ مِّن نِّسَآءٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُنَّ خَيۡرٗا مِّنۡهُنَّۖ وَلَا تَلۡمِزُوٓاْ أَنفُسَكُمۡ وَلَا تَنَابَزُواْ بِٱلۡأَلۡقَٰبِۖ بِئۡسَ ٱلِٱسۡمُ ٱلۡفُسُوقُ بَعۡدَ ٱلۡإِيمَٰنِۚ وَمَن لَّمۡ يَتُبۡ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ ١١
O you who have believed, let not a people ridicule [another] people; perhaps they may be better than them; nor let women ridicule [other] women; perhaps they may be better than them. And do not insult one another and do not call each other by [offensive] nicknames. Wretched is the name [i.e., mention] of disobedience after [one's] faith. And whoever does not repent - then it is those who are the wrongdoers.