Al-Ma'idah 5:103
The Table Spread · Juz 7 · Page 124
مَا جَعَلَ ٱللَّهُ مِنۢ بَحِيرَةٖ وَلَا سَآئِبَةٖ وَلَا وَصِيلَةٖ وَلَا حَامٖ وَلَٰكِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يَفۡتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَۖ وَأَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡقِلُونَ ١٠٣
Allāh has not appointed [such innovations as] baḥīrah or sā’ibah or waṣīlah or ḥām.1 But those who disbelieve invent falsehood about Allāh, and most of them do not reason.
1 translator’s note
- Categories of particular camels which were dedicated to the idols and set free to pasture, liberated from the service of man. ↩
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 5:103–104
103- Allah ne bahîre, ne sâibe, ne vasîle ne de hâm (diye bir şey meşru) kılmamıştır. Fakat kâfirler Allah üzerine yalan uydurup iftira ediyorlar. Onların pek çoğunun aklı ermez. 104- Onlara:“Allah’ın indirdiğine ve Rasûlüne gelin” denildiği zaman: “Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter” derler. Ataları hiçbir şey bilmeyen ve doğru yolda gitmeyen kimseler idiyse de mi (onların yolundan gidecekler)?!
103. Bu buyruk, Allah’ın izin vermediği bir din icat ederek O’nun helâl kıldığı şeyleri haram kılan müşrikleri yermektedir. Bu müşrikler, kendi bozuk görüşlerine dayanarak Allah’ın indirdiklerine aykırı birtakım isimler uydurup sahip oldukları bazı hayvanları haram kıldılar. İşte bu konuda Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Allah ne bahîre” yani kulağını yarıp da sırtına binmeyi haram kıldıkları ve saygıdeğer gördükleri dişi deve, “ne sâibe” yani üzerinde anlaştıkları belli bir yaşa ulaşınca serbest bırakıp sırtına binmedikleri, yük vurmadıkları ve etini yemedikleri dişi deve, inek veya koyun. Bazıları da malından belli bir şeyi adar ve onu saibe yapardı. “ne de hâm” yani aralarında bilinen belli bir duruma ulaşan, sırtına binilmesi ve yük vurulması yasak olan deve “(diye bir şey meşru) kılmamıştır.” Bütün bunlar müşriklerin herhangi bir delil ve belgeye dayalı olmaksızın haram kıldıkları şeyler arasındadır. Bu haram kılmaları ancak Allah’a bir iftiradır. Bunları kendi bilgisizliklerinden ve akılsızlıklarından uydurmuşlardır. Bundan dolayı Yüce Allah:“Fakat kâfirler Allah üzerine yalan uydurup iftira ediyorlar. Onlarının pek çoğunun aklı ermez.” buyurmaktadır. Bu hususta ne bir nakli delilleri vardır ne de akli bir delilleri vardır.
104. Bununla birlikte onlar, ancak cehalet ve zulme dayalı görüşlerini beğenmişlerdir. Bu nedenle de onlar “Allah’ın indirdiğine ve Rasûlüne” davet olunduklarında yüz çevirir ve bunu kabul etmeyerek: “Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter” derler.” Doğru olmasa bile, Allah’ın azabından kurtaracak bir din olmasa dahi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol, din bizim için yeterlidir. Eğer ataları yetkin dirâyet ve bilgi sahibi kimseler olsaydı sorun yoktu. Ancak ataları da hiçbir şey bilmeyen kimselerdi. Ataları akli bakımdan da hiçbir özelliğe sahip değillerdi. İlim ve hidâyet namına da ellerinde hiçbir şeyleri yoktu. O halde sağlıklı bir bilgisi bulunmayan, üstün bir akla sahip olmayan kimseleri taklit ederek Allah’ın indirdiği şeylere ve kalpleri ilim, iman, hidâyet ve yakîn ile dolduran peygamberlere uymayı terk eden kimselere yazıklar olsun!
Page 124
5:96
أُحِلَّ لَكُمۡ صَيۡدُ ٱلۡبَحۡرِ وَطَعَامُهُۥ مَتَٰعٗا لَّكُمۡ وَلِلسَّيَّارَةِۖ وَحُرِّمَ عَلَيۡكُمۡ صَيۡدُ ٱلۡبَرِّ مَا دُمۡتُمۡ حُرُمٗاۗ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ ٱلَّذِيٓ إِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ ٩٦
Lawful to you is game from the sea and its food as provision for you and the travelers,1 but forbidden to you is game from the land as long as you are in the state of iḥrām. And fear Allāh to whom you will be gathered.
1 translator’s note
- Fishing and eating whatever is caught from the sea is permitted even during iḥrām. ↩
5:97
۞ جَعَلَ ٱللَّهُ ٱلۡكَعۡبَةَ ٱلۡبَيۡتَ ٱلۡحَرَامَ قِيَٰمٗا لِّلنَّاسِ وَٱلشَّهۡرَ ٱلۡحَرَامَ وَٱلۡهَدۡيَ وَٱلۡقَلَٰٓئِدَۚ ذَٰلِكَ لِتَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَأَنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٌ ٩٧
Allāh has made the Kaʿbah, the Sacred House, standing1 for the people and [has sanctified] the sacred months and the sacrificial animals and the garlands [by which they are identified]. That is so you may know that Allāh knows what is in the heavens and what is in the earth and that Allāh is Knowing of all things.
1 translator’s note
- Conspicuously as a symbol of Allāh's religion. ↩
5:98
ٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ وَأَنَّ ٱللَّهَ غَفُورٞ رَّحِيمٞ ٩٨
Know that Allāh is severe in penalty and that Allāh is Forgiving and Merciful.
5:99
مَّا عَلَى ٱلرَّسُولِ إِلَّا ٱلۡبَلَٰغُۗ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ مَا تُبۡدُونَ وَمَا تَكۡتُمُونَ ٩٩
Not upon the Messenger is [responsibility] except [for] notification. And Allāh knows whatever you reveal and whatever you conceal.
5:100
قُل لَّا يَسۡتَوِي ٱلۡخَبِيثُ وَٱلطَّيِّبُ وَلَوۡ أَعۡجَبَكَ كَثۡرَةُ ٱلۡخَبِيثِۚ فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ يَٰٓأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ ١٠٠
Say, "Not equal are the evil and the good, although the abundance of evil might impress you." So fear Allāh, O you of understanding, that you may be successful.
5:101
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَسۡـَٔلُواْ عَنۡ أَشۡيَآءَ إِن تُبۡدَ لَكُمۡ تَسُؤۡكُمۡ وَإِن تَسۡـَٔلُواْ عَنۡهَا حِينَ يُنَزَّلُ ٱلۡقُرۡءَانُ تُبۡدَ لَكُمۡ عَفَا ٱللَّهُ عَنۡهَاۗ وَٱللَّهُ غَفُورٌ حَلِيمٞ ١٠١
O you who have believed, do not ask about things which, if they are shown to you, will distress you. But if you ask about them while the Qur’ān is being revealed, they will be shown to you. Allāh has pardoned it [i.e., that which is past]; and Allāh is Forgiving and Forbearing.
5:102
قَدۡ سَأَلَهَا قَوۡمٞ مِّن قَبۡلِكُمۡ ثُمَّ أَصۡبَحُواْ بِهَا كَٰفِرِينَ ١٠٢
A people asked such [questions] before you; then they became thereby disbelievers.1
1 translator’s note
- By their unwillingness to carry out what was commanded of them. ↩
5:103
مَا جَعَلَ ٱللَّهُ مِنۢ بَحِيرَةٖ وَلَا سَآئِبَةٖ وَلَا وَصِيلَةٖ وَلَا حَامٖ وَلَٰكِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يَفۡتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَۖ وَأَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡقِلُونَ ١٠٣
Allāh has not appointed [such innovations as] baḥīrah or sā’ibah or waṣīlah or ḥām.1 But those who disbelieve invent falsehood about Allāh, and most of them do not reason.
1 translator’s note
- Categories of particular camels which were dedicated to the idols and set free to pasture, liberated from the service of man. ↩