Al-Ma'idahJuz 6 · Page 118

Al-Ma'idah 5:64

The Table Spread · Juz 6 · Page 118

وَقَالَتِ ٱلۡيَهُودُ يَدُ ٱللَّهِ مَغۡلُولَةٌۚ غُلَّتۡ أَيۡدِيهِمۡ وَلُعِنُواْ بِمَا قَالُواْۘ بَلۡ يَدَاهُ مَبۡسُوطَتَانِ يُنفِقُ كَيۡفَ يَشَآءُۚ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرٗا مِّنۡهُم مَّآ أُنزِلَ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَ طُغۡيَٰنٗا وَكُفۡرٗاۚ وَأَلۡقَيۡنَا بَيۡنَهُمُ ٱلۡعَدَٰوَةَ وَٱلۡبَغۡضَآءَ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ كُلَّمَآ أَوۡقَدُواْ نَارٗا لِّلۡحَرۡبِ أَطۡفَأَهَا ٱللَّهُۚ وَيَسۡعَوۡنَ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَسَادٗاۚ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُفۡسِدِينَ ٦٤

And the Jews say, "The hand of Allāh is chained."1 Chained are their hands, and cursed are they for what they say. Rather, both His hands are extended; He spends however He wills. And that which has been revealed to you from your Lord will surely increase many of them in transgression and disbelief. And We have cast among them animosity and hatred until the Day of Resurrection. Every time they kindled the fire of war [against you], Allāh extinguished it. And they strive throughout the land [causing] corruption, and Allāh does not like corrupters.

1 translator’s note
  1. Implying inability to give or stinginess. ↩

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 5:64–66

64- Yahudiler:“Allah’ın eli bağlıdır” dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlandı ve onlara lanet edildi. Hayır, O’nun iki eli de açıktır, dilediği gibi infak eder. Andolsun ki Rabbinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Biz, aralarına kıyamet gününe kadar sürecek bir kin ve düşmanlık bıraktık. Onlar ne zaman bir savaş ateşi yakmak istediyseler Allah onu söndürdü. Onlar, yeryüzünde fesada koşarlar, Allah ise fesatçıları sevmez. 65- Eğer Kitap ehli, iman edip takva sahibi olsalardı, elbette onların kötülüklerini örter ve onları Naim cennetlerine koyardık. 66- Yine eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rableri katından kendilerine indirileni dosdoğru uygulasalardı, elbette hem üstlerinden hem de ayakları altından yerlerdi. İçlerinden orta yolu tutan bir zümre yok değil, ancak çoğu çok kötü işler yapmaktalar!

64. Yüce Allah yahudilerin oldukça çirkin sözlerini ve iğrenç inançlarını haber vererek şöyle buyurmaktadır:“Yahudiler: Allah’ın eli” hayırda, iyilikte ve ihsanda bulunmaktan yana “bağlıdır, dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlandı ve onlara lanet edildi.” Bu, kendi söyledikleri türünden bir beddua anlamı da içerir. Yani “elleri bağlansın ve onlara lanet olunsun” anlamındadır. Zira söyledikleri bu söz, Kerim olan Allah’ı cimrilikle ve ihsanda bulunmamakla niteleme anlamı içermektedir. Yüce Allah da onları, bu niteliğin kendisi ile cezalandırmıştır. Böylece insanların en cimrileri ve en az iyilik yapanları, Allah hakkında en kötü zan besleyenleri ve Allah’ın rahmetinden en uzak kalanları oldular. O rahmet ki her şeyi kuşatmış, ulvi ve sufli alemin her tarafını doldurmuştur. Bundan dolayıdır ki Allah tebâreke ve teâlâ şöyle buyurmaktadır:“Hayır! O’nun iki eli de açıktır, dilediği gibi infak eder” İstediğini yapmasına engel olacak, O’na karşı bir sınır belirleyecek hiçbir kimse yoktur. O, lütfunu, dinî ve dünyevî ihsanını bol bol bağışlamış, kullarına da cömertliğine mazhar olacak şekilde hareket etmelerini, masiyet işlemek sureti ile O’nun ihsan kapılarını kendi yüzlerine kapatmamalarını emretmiştir. O’nun eli, gece ve gündüz cömertçe infak etmektedir. Her vakit O’nun hayrı sağanak sağanak yağmaktadır. Kederleri açmakta, gamları gidermekte, fakirleri zengin kılmakta, esirleri esaretten kurtarmakta, kalbi kırıkların kalbini hoş etmekte, kendisinden dilekte bulunanların dileklerini kabul etmekte, oldukça fakir kimseye ihtiyaçlarını vermekte, darda ve sıkıntıda kalmış olanların dualarını kabul etmekte, dilekte bulunanların dileklerini yerine getirmektedir. Kendisinden dilekte bulunmayanlara da nimet ihsan etmekte, iyileşme talebinde bulunanlara afiyet vermekte, isyankâr bir kimseyi bile hayrından mahrum bırakmamakta, iyi olan da kötü olan da nimetlerinden bol bol yararlanmaktadır. Ayrıca o gerçek dostlarına, salih amel işleme muvaffakiyetini de cömertçe ihsan eder. Sonra da bu amellerine karşı onları över ve bu amelleri onlara izafe eder. Gerçekte ise bu ameller O’nun cömert lütfundandır. Dünya ve âhirette bu amellerine karşı onları anlatılamayacak ölçüde ve hiçbir kulun hatırına gelmeyecek şekilde mükâfatlandıracaktır. O, bütün hallerinde onlara lütfu ile muamele eder. Onlara ihsanından ulaştırır ve pek çoğunu hiç fark edemeyecekleri bir çok musibetleri de onlardan uzaklaştırır. Kulların sahip oldukları bütün nimetler kendisinden olan, hoşlanmadıkları hallerin bertaraf edilmesinde kendisine yalvarıp yakardıkları yüce Zât, her türlü noksanlıktan münezzehtir. Kimsenin kendisini hakkıyla övmesi mümkün olmayan, aksine kendisini övdüğü gibi olan o Yüce Allah’ın şanı ne yücedir! Biz kulların göz açıp kırpacak kadar bir süre dahi lütuf ve cömertliğinden uzak kalamadığı, hatta O olmaksızın var olamadıkları ve ancak O’nun cömertliği ile varlıklarını sürdürebildikleri Allah ne yücedir! Cahilliği dolayısı ile Rabbine muhtaç olmadığını zanneden ve O’nun Celaline yakışmayan şeyleri O’na nispet edenler de ne kadar çirkindirler! Kahrolsun böyleleri! Allah azze ve celle bu çirkin sözleri söyleyen yahudilere ve halleri onların halleri gibi olan benzerlerine söyledikleri sözün bir bölümüne uygun düşecek şekilde muamelede bulunsaydı, şüphesiz helâk olurlar ve dünyalarında bedbaht olurlardı. Fakat onlar bu sözleri söylemekle birlikte Allah, onlara hilmiyle muamele etmekte, onları görmezlikten gelmekte ve onlara mühlet vermektedir. Ancak onlara vereceği azabı da ihmal etmeyecektir. Yüce Allah’ın:“Andolsun ki Rabbinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır” buyruğuna gelince bu, bir kula verilecek en büyük cezalardan birisidir. Çünkü Allah’ın Rasûlüne indirmiş olduğu, kalp ve ruha hayat kaynağı olan, dünya ve âhiretin mutluluğunu ve bunlardan daha büyük olan her iki yurdun başarı ve mutluluğunu içeren, Allah’ın kullarına bir lütfu olarak hatırlattığı ve onu kabul için ellerini çabuk tutmalarını, bu lütuf dolayısı ile Allah’a teslimiyetlerini arzedip buna karşılık Allah’a şükretmelerini gerektiren böyle bir nimetin; bir başka kimsenin sapıklığının daha bir artmasına, azgınlığının daha bir çoğalmasına, küfrünün daha da ileri gitmesine sebep olması, gerçekten de kulun karşı karşıya kalabileceği büyük bir ceza ve büyük bir musibettir! Buna sebep ise onun böyle bir ilâhi lütuftan yüz çevirmesi, onu reddetmesi, ona karşı inatla durması, batıl ve yersiz şüphelerle ona karşı çıkmasıdır. “Biz, aralarına kıyamet gününe kadar sürecek bir kin ve düşmanlık bıraktık.” Hiçbir şekilde birbirleriyle kaynaşmayacaklardır, birbirlerine yardımcı olmayacaklardır, maslahatlarına olan herhangi bir hal üzere ittifak etmeyeceklerdir. Aksine kalpleri ile birbirlerine buğzetmeye, fiilleri ile de birbirlerine düşmanlık göstermeye kıyamet gününe kadar devam edip gideceklerdir. “Onlar” İslâm’a ve müslümanlara zarar vermek kastı ile “ne zaman bir savaş ateşi yakmak istediyseler” bunu açığa vurup bu işi tekrar tekrar ortaya koymak istediyseler, süvarileri ve piyadeleri ile toplanıp bir araya geldiyseler “Allah onu” onları yardımsız bırakmak sureti ile ordularını darmadağınık etmek ve müslümanları da onlara karşı muzaffer kılmak sureti ile “söndürdü.”“Onlar yeryüzünde fesada koşarlar” yeryüzünde fesat çıkarmak için bütün gayret ve çabalarını ortaya koyarlar. Yani masiyet işlerler, batıl dinlerine çağırırlar ve İslâm’a girmeye engel olmaya çalışırlar. “Allah ise fesatçıları sevmez.” Aksine böylelerine son derece buğzeder ve bu tutumlarına karşılık onları cezalandırır.

65. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Eğer Kitap ehli iman edip takva sahibi olsalardı, elbette onların kötülüklerini örter ve onları Naim cennetlerine koyardık.” Bu, Allah’ın lütuf ve cömertliğindendir. O, Kitap ehlinin kötü yanlarını, kusurlarını ve batıl sözlerini zikrettikten sonra onları tevbe etmeye çağırmakta, Allah’a, meleklerine, bütün peygamberlerine iman edip masiyetlerden sakınacak olurlarsa, ne olursa olsun günah ve kötülüklerini örtüp bağışlayacağını ve canların çektiği, gözlerin lezzet alacağı her türlü nimetin yer aldığı nimet dolu cennetlerine onları yerleştireceğini haber vermektedir.

66. “Yine eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rableri katından kendilerine indirileni dosdoğru uygulasalardı” yani bunlardaki emirleri ve yasakları Allah’ın teşvik edip yönlendirdiği şekilde yerine getirselerdi, demektir. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e ve Kur’ân-ı Kerîm’e iman da bu iki kitabın gereği gibi uygulanması kapsamına girmektedir. Eğer Rablerinin, kendi menfaatlerine ve onlara gösterdiği itina dolayısı ile indirmiş olduğu bu büyük nimetin gereğini yerine getirmiş olsalardı “şüphesiz üstlerinden ve ayakları altından yerlerdi.” Yani Allah azze ve celle üzerlerine bol bol rızık ihsan eder, semadan yağmur yağdırır ve yerden de bitkileri bitirirdi. Nitekim Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Eğer o ülkelerin halkları iman edip de takvalı olsalardı, üzerlerine gökten ve yerden nice bereketler(in kapısını) açardık.”(el-Araf, 7/96)“İçlerinden” yani Kitap ehlinden “orta yolu tutan” Tevrat ve İncil ile güçlü ve tam bir gayretle olmasa da amel eden “bir zümre yok değil, ancak çoğu çok kötü işler yapmaktalar!” Yani aralarından kötülük işleyenler pek çoktur. Hayırlarda ileri geçen “es-sabikûn” ise pek azdır.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 118

Al-Ma'idahJuz 6 · Page 118

5:58

وَإِذَا نَادَيۡتُمۡ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ ٱتَّخَذُوهَا هُزُوٗا وَلَعِبٗاۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَوۡمٞ لَّا يَعۡقِلُونَ ٥٨

And when you call to prayer, they take it in ridicule and amusement. That is because they are a people who do not use reason.

5:59

قُلۡ يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ هَلۡ تَنقِمُونَ مِنَّآ إِلَّآ أَنۡ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡنَا وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبۡلُ وَأَنَّ أَكۡثَرَكُمۡ فَٰسِقُونَ ٥٩

Say, "O People of the Scripture, do you resent us except [for the fact] that we have believed in Allāh and what was revealed to us and what was revealed before and because most of you are defiantly disobedient?"

5:60

قُلۡ هَلۡ أُنَبِّئُكُم بِشَرّٖ مِّن ذَٰلِكَ مَثُوبَةً عِندَ ٱللَّهِۚ مَن لَّعَنَهُ ٱللَّهُ وَغَضِبَ عَلَيۡهِ وَجَعَلَ مِنۡهُمُ ٱلۡقِرَدَةَ وَٱلۡخَنَازِيرَ وَعَبَدَ ٱلطَّٰغُوتَۚ أُوْلَٰٓئِكَ شَرّٞ مَّكَانٗا وَأَضَلُّ عَن سَوَآءِ ٱلسَّبِيلِ ٦٠

Say, "Shall I inform you of [what is] worse than that1 as penalty from Allāh? [It is that of] those whom Allāh has cursed and with whom He became angry and made of them apes and pigs and slaves of ṭāghūt.2 Those are worse in position and further astray from the sound way."

2 translator’s notes
  1. Referring to the punishment the People of the Scripture (in their censure of the Muslims) claimed was deserved by them.

    [272] See footnote to 2:256.

    ↩
  2. ↩

5:61

وَإِذَا جَآءُوكُمۡ قَالُوٓاْ ءَامَنَّا وَقَد دَّخَلُواْ بِٱلۡكُفۡرِ وَهُمۡ قَدۡ خَرَجُواْ بِهِۦۚ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا كَانُواْ يَكۡتُمُونَ ٦١

And when they come to you, they say, "We believe." But they have entered with disbelief [in their hearts], and they have certainly left with it. And Allāh is most knowing of what they were concealing.

5:62

وَتَرَىٰ كَثِيرٗا مِّنۡهُمۡ يُسَٰرِعُونَ فِي ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡعُدۡوَٰنِ وَأَكۡلِهِمُ ٱلسُّحۡتَۚ لَبِئۡسَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٦٢

And you see many of them hastening into sin and aggression and the devouring of [what is] unlawful. How wretched is what they have been doing.

5:63

لَوۡلَا يَنۡهَىٰهُمُ ٱلرَّبَّٰنِيُّونَ وَٱلۡأَحۡبَارُ عَن قَوۡلِهِمُ ٱلۡإِثۡمَ وَأَكۡلِهِمُ ٱلسُّحۡتَۚ لَبِئۡسَ مَا كَانُواْ يَصۡنَعُونَ ٦٣

Why do the rabbis and religious scholars not forbid them from saying what is sinful and devouring what is unlawful? How wretched is what they have been practicing.

5:64

وَقَالَتِ ٱلۡيَهُودُ يَدُ ٱللَّهِ مَغۡلُولَةٌۚ غُلَّتۡ أَيۡدِيهِمۡ وَلُعِنُواْ بِمَا قَالُواْۘ بَلۡ يَدَاهُ مَبۡسُوطَتَانِ يُنفِقُ كَيۡفَ يَشَآءُۚ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرٗا مِّنۡهُم مَّآ أُنزِلَ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَ طُغۡيَٰنٗا وَكُفۡرٗاۚ وَأَلۡقَيۡنَا بَيۡنَهُمُ ٱلۡعَدَٰوَةَ وَٱلۡبَغۡضَآءَ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ كُلَّمَآ أَوۡقَدُواْ نَارٗا لِّلۡحَرۡبِ أَطۡفَأَهَا ٱللَّهُۚ وَيَسۡعَوۡنَ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَسَادٗاۚ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُفۡسِدِينَ ٦٤

And the Jews say, "The hand of Allāh is chained."1 Chained are their hands, and cursed are they for what they say. Rather, both His hands are extended; He spends however He wills. And that which has been revealed to you from your Lord will surely increase many of them in transgression and disbelief. And We have cast among them animosity and hatred until the Day of Resurrection. Every time they kindled the fire of war [against you], Allāh extinguished it. And they strive throughout the land [causing] corruption, and Allāh does not like corrupters.

1 translator’s note
  1. Implying inability to give or stinginess. ↩
As-Sa'diTafsir · 5:64

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском