Al-Ma'idah 5:87
The Table Spread · Juz 7 · Page 122
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تُحَرِّمُواْ طَيِّبَٰتِ مَآ أَحَلَّ ٱللَّهُ لَكُمۡ وَلَا تَعۡتَدُوٓاْۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُعۡتَدِينَ ٨٧
O you who have believed, do not prohibit the good things which Allāh has made lawful to you and do not transgress. Indeed, Allāh does not like transgressors.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 5:87–88
87- Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı temiz ve hoş şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez. 88- Allah’ın size verdiği rızıktan helâl ve temiz olarak yiyin ve iman ettiğiniz Allah’tan korkup sakının.
87. “Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı temiz ve hoş şeyleri” yiyecek ve içecekleri “haram kılmayın.” Çünkü onlar, Allah’ın size nimet olarak ihsan ettikleridir. Bunları size helâl kıldığı için O’na hamd ve şükredin. O nimete nankörlük etmek yahut onu kabul etmemek ya da o helâl nimetlerin haram olduğuna inanmak sureti ile O’nun nimetlerini geri çevirip reddetmeyin. Böyle yapacak olursanız aynı zamanda hem Allah’a iftira etmiş, hem nimete karşı nankörlük etmiş, hem de temiz ve helâl olan bir şeyin murdar ve haram olduğuna inanmış olursunuz. Bu ise haddi aşmak kabilindendir. Allah ise haddi aşmayı yasaklamıştır. Zira O şöyle buyurmaktadır:“ve haddi aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez.” Aksine onlara buğzeder, onlara gazabeder, bundan dolayı da onları cezalandırır.
88. Daha sonra Yüce Allah, kendisinin helâl kıldığı şeyleri haram kabul eden müşriklerin izlediği yolun tam zıddını emrederek şöyle buyurmaktadır:“Allah’ın size verdiği rızıktan helâl ve temiz olarak yiyin.” Yani Allah’ın sizin için kolaylaştırdığı sebepler vasıtası ile vermiş olduğu rızıktan helâl olması, çalıntı, gasp vb. türden haksız yere alınmış mallardan olmaması, aynı şekilde hoş ve temiz şartı ile yiyin. Hoş ve temiz (الطيب) ise herhangi bir pislik ve murdarlığı bulunmayan demektir. Bu kayıt ile pis olan yırtıcı hayvanlar ile diğer pis ve murdar olan şeyler helâl kapsamının dışında kalmaktadır. Emirlerine uyup yasaklarından kaçınarak “iman ettiğiniz Allah’tan korkup sakının.” Çünkü sizin Allah’a iman etmeniz, O’ndan korkup sakınmanızı ve O’nun hakkına riâyet etmenizi gerektirir. Zira bunlar olmaksızın iman tamam olmaz. Âyet-i kerime şuna da delildir: Bir kimse kendisi için helâl olan yiyeceği, içeceği, cariyeyi ve buna benzer herhangi bir şeyi haram kılacak olursa onun bu haram kılması ile o şey haram olmaz, ancak böyle bir haram kılmadan sonra o işi işleyecek olursa bir yemin keffaretinde bulunması gerekir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Ey peygamber... Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram edersin?”(et-Tahrim, 66/1) Ancak, zevcenin haram kılınması halinde ise zıhar keffareti gerekir. Yine bu âyet-i kerimenin kapsamına şu da girmektedir. İnsanın hoş ve temiz olan şeylerden kaçınıp bunları kendisine haram kılmaması gerekir. Aksine bunları alıp kullanması ve bunların yardımı ile Rabbine itaatte bulunması gerekmektedir.
Page 122
5:83
وَإِذَا سَمِعُواْ مَآ أُنزِلَ إِلَى ٱلرَّسُولِ تَرَىٰٓ أَعۡيُنَهُمۡ تَفِيضُ مِنَ ٱلدَّمۡعِ مِمَّا عَرَفُواْ مِنَ ٱلۡحَقِّۖ يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱكۡتُبۡنَا مَعَ ٱلشَّٰهِدِينَ ٨٣
And when they hear what has been revealed to the Messenger, you see their eyes overflowing with tears because of what they have recognized of the truth. They say, "Our Lord, we have believed, so register us among the witnesses.
5:84
وَمَا لَنَا لَا نُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَمَا جَآءَنَا مِنَ ٱلۡحَقِّ وَنَطۡمَعُ أَن يُدۡخِلَنَا رَبُّنَا مَعَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلصَّٰلِحِينَ ٨٤
And why should we not believe in Allāh and what has come to us of the truth? And we aspire that our Lord will admit us [to Paradise] with the righteous people."
5:85
فَأَثَٰبَهُمُ ٱللَّهُ بِمَا قَالُواْ جَنَّٰتٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَاۚ وَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلۡمُحۡسِنِينَ ٨٥
So Allāh rewarded them for what they said1 with gardens [in Paradise] beneath which rivers flow, wherein they abide eternally. And that is the reward of doers of good.
1 translator’s note
- i.e., their admission and acceptance of the truth and commitment to Allāh's religion (Islām). ↩
5:86
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَآ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَحِيمِ ٨٦
But those who disbelieved and denied Our signs - they are the companions of Hellfire.
5:87
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تُحَرِّمُواْ طَيِّبَٰتِ مَآ أَحَلَّ ٱللَّهُ لَكُمۡ وَلَا تَعۡتَدُوٓاْۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُعۡتَدِينَ ٨٧
O you who have believed, do not prohibit the good things which Allāh has made lawful to you and do not transgress. Indeed, Allāh does not like transgressors.
5:88
وَكُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ حَلَٰلٗا طَيِّبٗاۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ ٱلَّذِيٓ أَنتُم بِهِۦ مُؤۡمِنُونَ ٨٨
And eat of what Allāh has provided for you [which is] lawful and good. And fear Allāh, in whom you are believers.
5:89
لَا يُؤَاخِذُكُمُ ٱللَّهُ بِٱللَّغۡوِ فِيٓ أَيۡمَٰنِكُمۡ وَلَٰكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا عَقَّدتُّمُ ٱلۡأَيۡمَٰنَۖ فَكَفَّٰرَتُهُۥٓ إِطۡعَامُ عَشَرَةِ مَسَٰكِينَ مِنۡ أَوۡسَطِ مَا تُطۡعِمُونَ أَهۡلِيكُمۡ أَوۡ كِسۡوَتُهُمۡ أَوۡ تَحۡرِيرُ رَقَبَةٖۖ فَمَن لَّمۡ يَجِدۡ فَصِيَامُ ثَلَٰثَةِ أَيَّامٖۚ ذَٰلِكَ كَفَّٰرَةُ أَيۡمَٰنِكُمۡ إِذَا حَلَفۡتُمۡۚ وَٱحۡفَظُوٓاْ أَيۡمَٰنَكُمۡۚ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمۡ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ ٨٩
Allāh will not impose blame upon you for what is meaningless1 in your oaths, but He will impose blame upon you for [breaking] what you intended of oaths. So its expiation2 is the feeding of ten needy people from the average of that which you feed your [own] families or clothing them or the freeing of a slave. But whoever cannot find [or afford it] - then a fast of three days [is required]. That is the expiation for oaths when you have sworn. But guard your oaths.3 Thus does Allāh make clear to you His verses [i.e., revealed law] that you may be grateful.