QafJuz 26 · Page 518

Qaf 50:2

The Letter "Qaf" · Juz 26 · Page 518

بَلۡ عَجِبُوٓاْ أَن جَآءَهُم مُّنذِرٞ مِّنۡهُمۡ فَقَالَ ٱلۡكَٰفِرُونَ هَٰذَا شَيۡءٌ عَجِيبٌ ٢

But they wonder that there has come to them a warner from among themselves, and the disbelievers say, "This is an amazing thing.

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 50:1–4

1- Kâf. Mecîd olan Kur’ân’a yemin olsun. 2- Doğrusu onlar içlerinden bir uyarıcı geldiğine şaştılar da o kafirler şöyle dediler:“Bu çok şaşılacak bir şey!” 3- “Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirileceğiz)?! Böyle bir dönüş, çok uzak bir ihtimal!” 4- Biz, yerin onlardan neyi eksilttiği pek iyi biliriz. Yanımızda da (her şeyi) kayıt altına alan bir Kitap vardır.

(Mekke’de inmiştir. 45 âyettir)

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.

1. Yüce Allah, Mecid olan yani anlamları geniş kapsamlı, yüce, çok yönlü, pek bereketli, iyilikleri çok fazla olan Kur’ân’a yemin etmektedir. Mecd ve mecîd, niteliklerin geniş ve yüce olması demektir. Bu şekilde anılmaya en layık söz, elbette ki bu Kur’ân-ı Kerim’dir. O, öncekilerin ve sonrakilerin ilimlerini kapsadığı gibi en mükemmel şekli ile fesahatı, en akıcı lafızları, en geniş ve güzel manaları da ihtiva eden bir kitaptır. Bu da ona kâmil anlamı ile tabi olmayı, ona hemen itaat edip boyun eğmeyi ve onu lütfettiği için de Allah’a şükretmeyi gerektirir.

2. Ama insanların çoğu, Allah’ın nimetlerinin kadrini bilmemektedir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Rasûlullah’ı yalanlayanlar “içlerinden bir uyarıcı” kendilerine zararlı olacak şeylere karşı onları uyaran, faydalı olacak şeyleri emreden, kendi cinslerinden olan, ondan algılama imkânları bulunan ve durumunu, doğruluğunu bilmeleri mümkün olan böyle bir peygamber gelmesine “şaştılar.” Hiç de şaşmaları gerekmeyen böyle bir duruma şaştılar. Halbuki asıl buna hayret edenlerin akıllarına şaşılır. “O kafirler şöyle dediler…” zeka ve görüşlerindeki bir eksiklikten dolayı değil de sırf küfürleri ve yalanlamaları dolayısı ile “Bu, çok şaşılacak bir şey!” garip ve tuhaf bir şey! Onların bu şaşmalarında iki durum söz konusudur: Ya onlar hayret edip garip karşıladıklarını söylerken doğru söylemektedirler. Bu da onların son derece cahil ve kıt akıllı olduklarını, aklı başında bir kimsenin söylediği sözleri garip karşılayan bir deliye, bir süvarinin birkaç süvari ile karşılaşmasına şaşıran korkak bir kimseye ve cömertlerin cömertliklerini hayretle karşılayan cimriye benzediklerini ortaya koymaktadır. Bu durumdaki birisinin hayret etmesinden, hayret edilene herhangi bir zarar gelir mi? Böyle birisinin hayret etmesi, onun cahilliğinin ve haksızlığının ileri derecede oluşundan başka bir şeye delil olabilir mi? Yahut da onlar, kendilerinin hatalı olduklarını bile bile bu işe hayret etmektedirler. Bu ise en büyük ve en çirkin bir zulümdür.

3. Daha sonra Yüce Allah, onların neye şaştıklarını da söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirileceğiz)?! Böyle bir dönüş, çok uzak bir ihtimal!” Onlar, gücü her şeye yeten, her bakımdan kamil olan Yüce Allah’ın kudretini, bütün yönleri ile âciz ve muhtaç olan kulun kudretine kıyasladılar. Hiçbir bilgisi olmayan cahili, her şeyi bilene kıyas ettiler. 4. Halbuki O, berzahta kaldıkları süre içerisinde yerin onların cesetlerinden neyi eksilttiğini muhakkak bilir. Üstelik O, bunları kendi katında bulunan ve her türlü değişklikten yana korunmuş olan Kitab’ında tek tek kaydetmiştir. Bu kitap, hayatlarında ve ölümlerinde karşı karşıya kalacakları her bir şeyi içermektedir. Bu buyrukta Yüce Allah'ın, kendisinden başka hiçbir kimsenin bilmediği kamil ve geniş bir ilme sahip olması, ölüleri diriltmeye kadir olduğuna delil gösterilmektedir.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 518

QafJuz 26 · Page 518

سورة ق

Qaf

The Letter "Qaf" · Meccan · 45 ayahs

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

50:1

قٓۚ وَٱلۡقُرۡءَانِ ٱلۡمَجِيدِ ١

Qāf.1 By the honored Qur’ān...2

2 translator’s notes
  1. See footnote to 2:1.

    [1525] See footnote to 38:1.

    ↩
  2. ↩

50:2

بَلۡ عَجِبُوٓاْ أَن جَآءَهُم مُّنذِرٞ مِّنۡهُمۡ فَقَالَ ٱلۡكَٰفِرُونَ هَٰذَا شَيۡءٌ عَجِيبٌ ٢

But they wonder that there has come to them a warner from among themselves, and the disbelievers say, "This is an amazing thing.

50:3

أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابٗاۖ ذَٰلِكَ رَجۡعُۢ بَعِيدٞ ٣

When we have died and have become dust, [we will return to life]? That is a distant [i.e., unlikely] return."

50:4

قَدۡ عَلِمۡنَا مَا تَنقُصُ ٱلۡأَرۡضُ مِنۡهُمۡۖ وَعِندَنَا كِتَٰبٌ حَفِيظُۢ ٤

We know what the earth diminishes [i.e., consumes] of them, and with Us is a retaining record.

50:5

بَلۡ كَذَّبُواْ بِٱلۡحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمۡ فَهُمۡ فِيٓ أَمۡرٖ مَّرِيجٍ ٥

But they denied the truth when it came to them, so they are in a confused condition.

50:6

أَفَلَمۡ يَنظُرُوٓاْ إِلَى ٱلسَّمَآءِ فَوۡقَهُمۡ كَيۡفَ بَنَيۡنَٰهَا وَزَيَّنَّٰهَا وَمَا لَهَا مِن فُرُوجٖ ٦

Have they not looked at the heaven above them - how We structured it and adorned it and [how] it has no rifts?

50:7

وَٱلۡأَرۡضَ مَدَدۡنَٰهَا وَأَلۡقَيۡنَا فِيهَا رَوَٰسِيَ وَأَنۢبَتۡنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوۡجِۭ بَهِيجٖ ٧

And the earth - We spread it out and cast therein firmly set mountains and made grow therein [something] of every beautiful kind,

50:8

تَبۡصِرَةٗ وَذِكۡرَىٰ لِكُلِّ عَبۡدٖ مُّنِيبٖ ٨

Giving insight and a reminder for every servant who turns [to Allāh].

50:9

وَنَزَّلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ مُّبَٰرَكٗا فَأَنۢبَتۡنَا بِهِۦ جَنَّٰتٖ وَحَبَّ ٱلۡحَصِيدِ ٩

And We have sent down blessed rain from the sky and made grow thereby gardens and grain from the harvest

50:10

وَٱلنَّخۡلَ بَاسِقَٰتٖ لَّهَا طَلۡعٞ نَّضِيدٞ ١٠

And lofty palm trees having fruit arranged in layers -

50:11

رِّزۡقٗا لِّلۡعِبَادِۖ وَأَحۡيَيۡنَا بِهِۦ بَلۡدَةٗ مَّيۡتٗاۚ كَذَٰلِكَ ٱلۡخُرُوجُ ١١

As provision for the servants, and We have given life thereby to a dead land. Thus is the emergence [i.e., resurrection].

50:12

كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحٖ وَأَصۡحَٰبُ ٱلرَّسِّ وَثَمُودُ ١٢

The people of Noah denied before them,1 and the companions of the well2 and Thamūd

2 translator’s notes
  1. i.e., before the disbelievers of Makkah.

    [1527] See footnote to 25:38.

    ↩
  2. ↩

50:13

وَعَادٞ وَفِرۡعَوۡنُ وَإِخۡوَٰنُ لُوطٖ ١٣

And ʿAad and Pharaoh and the brothers [i.e., people] of Lot

50:14

وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡأَيۡكَةِ وَقَوۡمُ تُبَّعٖۚ كُلّٞ كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ وَعِيدِ ١٤

And the companions of the thicket and the people of Tubbaʿ. All denied the messengers, so My threat was justly fulfilled.

50:15

أَفَعَيِينَا بِٱلۡخَلۡقِ ٱلۡأَوَّلِۚ بَلۡ هُمۡ فِي لَبۡسٖ مِّنۡ خَلۡقٖ جَدِيدٖ ١٥

Did We fail in the first creation? But they are in confusion over a new creation.

As-Sa'diTafsir · 50:2

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском