QafJuz 26 · Page 519

Qaf 50:33

The Letter "Qaf" · Juz 26 · Page 519

مَّنۡ خَشِيَ ٱلرَّحۡمَٰنَ بِٱلۡغَيۡبِ وَجَآءَ بِقَلۡبٖ مُّنِيبٍ ٣٣

Who feared the Most Merciful in the unseen and came with a heart returning [in repentance].

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 50:30–35

30- O gün cehenneme:“Doldun mu?” diyeceğiz. O:“Daha yok mu?” diyecek. 31- Cennet de takva sahiplerine iyice yaklaştırılır. 32- (Onlara denir ki:) İşte size, yani Allah'a çokça yönelen ve (O’nun emir ve yasaklarını) muhafaza edenlere vaat edilen (mükafat) budur! 33- Gıyaben Rahmân’dan korkan ve (hakka) dönen bir kalp ile gelen (kimselerdir onlar). 34- “Oraya selâmet ile girin. İşte bu, ebedilik günüdür.” 35- Orada diledikleri her şey onlarındır. Yanımızda fazlası da var.

30. Yüce Allah kullarını uyarıp korkutarak şöyle buyurmaktadır:“O gün cehenneme: Doldun mu? diyeceğiz.” Bu da cehenneme atılanların çokluğu dolayısı ile sorulacak bir sorudur. “O: Daha yok mu? diyecek.” Rabbi adına öfkelenerek kâfirlere karşı duyduğu kin ile isyankâr günahkârların daha da çok içine atılmasını istemeye devam edecektir. Yüce Allah da ona kendisini büsbütün dolduracağını vaadetmiştir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Andolsun ki Ben cehennemi cin ve insanlarla dolduracağım.”(Hûd, 11/119) Sonunda Yüce Rabbimiz, teşbihten münezzeh ayağını üzerine koyacak ve cehennem birbirine doğru girip çekilecek ve:“Yeter, yeter.” diyecek. Yani bu bana yeter, artık doldum.

31. “Cennet de takva sahiplerine iyice yaklaştırılır.” Yani görülecek şekilde, içindeki ebedi nimetlere, sevinç ve sürûra bakılacak şekilde yakıbkaştırılır, uzak olmaz. Cennet, ancak o kimselere yaklaştırılır ki, onlar Rablerinden korkup sakınırlar, küçüğü ile büyüğü ile şirki terk ederler, Rablerinin emirlerine uyarlar ve O’na boyun eğerler.

32. Onlara tebrik maksadı ile şöyle denilir:“İşte size, yani Allah'a çokça yönelen ve (O’nun emir ve yasaklarını) muhafaza edenlere vaat edilen (mükafat) budur.” Bu cenneti ve içinde bulunan canların çektiği, gözlerin bakmaktan zevk aldığı her bir şeyi Allah, bütün vakitlerinde O’nu zikretmekle, muhabbetle, O’ndan yardım isteyerek, O’na dua ederek, O’ndan korkarak ve O’ndan umarak Allah’a yönelenlere; yine Allah’ın emirlerini ihlâs ile ve en mükemmel şekli ile tamamlayan ve koyduğu sınırları gereği gibi muhafaza edenlere vaat etmiştir.

33. “Gıyaben Rahmân’dan korkan” Yani Rabbini tanıyarak ve rahmetini umarak O’ndna korkan ve bu korkuyu gıyaben, yani insanların gözlerinden uzakta iken de sürdüren demektir. İşte gerçek korku/haşyet budur. İnsanların gördüğü ve hazır bulundukları bir haldeki haşyete gelince, bu bazen riyakârlık ve gösteriş için yapılabilir. O bakımdan bu, haşyetin varlığına delil olmaz. Asıl faydalı olan haşyet, kulun hem insanların görmediği yerde, hem de görebileceği yerde haşyet duymasıdır. Gıyaben Allah'tan korkmaktan kasıt, gıyaben iman etmekteki mana olabilir. Buna göre buradaki gıyab/gayb, şehadetin/görünenin karşıt anlamı olur ki azap ve Allah'ın ayetlerinin geldiği görüldüğünde sahip olunan iman ve korku, ihtiyari değil, zaruri/mecburidir ve hiçbir faydası yoktur. Burada daha açık olan anlam da bu sonuncusudur. “ve (hakka) dönen bir kalp ile gelen” yani Mevlâsına dönen ve O’nu razı eden hususlara doğru yönelen.

34. Takvâ sahibi ve iyilerden olan bu kimselere şöyle denilecektir:“Oraya selâmet ile” yani türlü afet ve kötülüklerden yana esenlikte olarak ve hoşa gitmeyen bütün her şeyden uzak ve emniyet içerisinde “girin.”. Oranın nimetleri kesintisizdir. O nimetleri gölgelendiren ve hevesi kursakta bırakan hiçbir şey olmayacaktır. “İşte bu, ebedilik günüdür.” Bugünün sona ermesi de bugünde ölüm de söz konusu değildir. Neşeyi olumsuz olarak etkileyecek hiçbir şey yoktur.

35. “Orada diledikleri her şey onlarındır.” Ne isterlerse orada derhal onlar için var edilecektir. “Yanımızda” bütün bunlardan ayrı olarak “fazlası da var.” Rahman ve Rahim olan Allah, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir insanın hatırından geçirmediği mükâfatlara onları gark edecektir. Bunun en büyüğü, en üstünü ve en değerlisi ise O’nun kerim vechini/yüzünü görme ve kelâmını işitme hazzını elde etme ve O’na yakın olma nimetine ermek olacaktır. Yüce Allah’tan, lütfu ile bunları bizlere nasip etmesini dileriz.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 519

QafJuz 26 · Page 519

50:16

وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ وَنَعۡلَمُ مَا تُوَسۡوِسُ بِهِۦ نَفۡسُهُۥۖ وَنَحۡنُ أَقۡرَبُ إِلَيۡهِ مِنۡ حَبۡلِ ٱلۡوَرِيدِ ١٦

And We have already created man and know what his soul whispers to him, and We are closer1 to him than [his] jugular vein.

1 translator’s note
  1. In absolute knowledge of everything about him. "We" has also been interpreted to mean the angels who are mentioned in the following verse. ↩

50:17

إِذۡ يَتَلَقَّى ٱلۡمُتَلَقِّيَانِ عَنِ ٱلۡيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ قَعِيدٞ ١٧

When the two receivers [i.e., recording angels] receive,1 seated on the right and on the left.

1 translator’s note
  1. And record each word and deed. ↩

50:18

مَّا يَلۡفِظُ مِن قَوۡلٍ إِلَّا لَدَيۡهِ رَقِيبٌ عَتِيدٞ ١٨

He [i.e., man] utters no word except that with him is an observer prepared [to record].

50:19

وَجَآءَتۡ سَكۡرَةُ ٱلۡمَوۡتِ بِٱلۡحَقِّۖ ذَٰلِكَ مَا كُنتَ مِنۡهُ تَحِيدُ ١٩

And the intoxication of death will bring the truth; that is what you were trying to avoid.

50:20

وَنُفِخَ فِي ٱلصُّورِۚ ذَٰلِكَ يَوۡمُ ٱلۡوَعِيدِ ٢٠

And the Horn will be blown. That is the Day of [carrying out] the threat.

50:21

وَجَآءَتۡ كُلُّ نَفۡسٖ مَّعَهَا سَآئِقٞ وَشَهِيدٞ ٢١

And every soul will come, with it a driver and a witness.1

1 translator’s note
  1. i.e., one angel driving the soul to the Judgement and one to testify as to its deeds. ↩

50:22

لَّقَدۡ كُنتَ فِي غَفۡلَةٖ مِّنۡ هَٰذَا فَكَشَفۡنَا عَنكَ غِطَآءَكَ فَبَصَرُكَ ٱلۡيَوۡمَ حَدِيدٞ ٢٢

[It will be said], "You were certainly in unmindfulness of this, and We have removed from you your cover,1 so your sight, this Day, is sharp."

1 translator’s note
  1. Of heedlessness, or that which had sealed your hearing, your vision and your heart from guidance. ↩

50:23

وَقَالَ قَرِينُهُۥ هَٰذَا مَا لَدَيَّ عَتِيدٌ ٢٣

And his companion, [the angel], will say, "This [record] is what is with me, prepared."

50:24

أَلۡقِيَا فِي جَهَنَّمَ كُلَّ كَفَّارٍ عَنِيدٖ ٢٤

[Allāh will say], "Throw into Hell every obstinate disbeliever,

50:25

مَّنَّاعٖ لِّلۡخَيۡرِ مُعۡتَدٖ مُّرِيبٍ ٢٥

Preventer of good, aggressor, and doubter,

50:26

ٱلَّذِي جَعَلَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَأَلۡقِيَاهُ فِي ٱلۡعَذَابِ ٱلشَّدِيدِ ٢٦

Who made [as equal] with Allāh another deity; then throw him into the severe punishment."

50:27

۞ قَالَ قَرِينُهُۥ رَبَّنَا مَآ أَطۡغَيۡتُهُۥ وَلَٰكِن كَانَ فِي ضَلَٰلِۭ بَعِيدٖ ٢٧

His [devil] companion will say, "Our Lord, I did not make him transgress, but he [himself] was in extreme error."

50:28

قَالَ لَا تَخۡتَصِمُواْ لَدَيَّ وَقَدۡ قَدَّمۡتُ إِلَيۡكُم بِٱلۡوَعِيدِ ٢٨

[Allāh] will say, "Do not dispute before Me, while I had already presented to you the threat [i.e., warning].

50:29

مَا يُبَدَّلُ ٱلۡقَوۡلُ لَدَيَّ وَمَآ أَنَا۠ بِظَلَّٰمٖ لِّلۡعَبِيدِ ٢٩

The word [i.e., decree] will not be changed with Me, and never will I be unjust to the servants."

50:30

يَوۡمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ ٱمۡتَلَأۡتِ وَتَقُولُ هَلۡ مِن مَّزِيدٖ ٣٠

On the Day We will say to Hell, "Have you been filled?" and it will say, "Are there some more,"

50:31

وَأُزۡلِفَتِ ٱلۡجَنَّةُ لِلۡمُتَّقِينَ غَيۡرَ بَعِيدٍ ٣١

And Paradise will be brought near to the righteous, not far,

50:32

هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِكُلِّ أَوَّابٍ حَفِيظٖ ٣٢

[It will be said], "This is what you were promised - for every returner [to Allāh] and keeper [of His covenant].

50:33

مَّنۡ خَشِيَ ٱلرَّحۡمَٰنَ بِٱلۡغَيۡبِ وَجَآءَ بِقَلۡبٖ مُّنِيبٍ ٣٣

Who feared the Most Merciful in the unseen and came with a heart returning [in repentance].

50:34

ٱدۡخُلُوهَا بِسَلَٰمٖۖ ذَٰلِكَ يَوۡمُ ٱلۡخُلُودِ ٣٤

Enter it in peace. This is the Day of Eternity."

50:35

لَهُم مَّا يَشَآءُونَ فِيهَا وَلَدَيۡنَا مَزِيدٞ ٣٥

They will have whatever they wish therein, and with Us is more.

As-Sa'diTafsir · 50:33

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском