At-TurJuz 27 · Page 524

At-Tur 52:19

The Mount · Juz 27 · Page 524

كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ١٩

[They will be told], "Eat and drink in satisfaction for what you used to do."

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 52:17–20

17- Şüphesiz takvâ sahipleri cennetlerde ve nimetler içindedirler. 18- Rablerinin kendilerine verdiği (nimetlerle) sefa sürerler. Rableri onları cehennem azabından da korumuştur. 19- “(Dünyada) yaptıklarınıza karşılık (şimdi) afiyetle yiyin, için!”(denir onlara). 20- Onlar, sıra sıra dizili tahtlara yaslanırlar. Bir de Biz, onları güzel gözlü hûrilerle evlendiririz.

17. Allah, yalanlayıcıların cezasını söz konusu ettikten sonra takvâ sahiplerinin nimetlerini söz konusu etmektedir. Böylelikle teşvik ve korkutmayı bir arada zikretmiş olmakta ve bununla kalplerin korku ile ümit arasında olması sağlanmaktadır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Şüphesiz takvâ sahipleri” sebeplerini yerine getirmek suretiyle Rablerinin azabından ve gazabından sakınıp korunan kimseler, yani emirlerini yerine getiren ve yasaklarından kaçınan kimseler “cennetlerde” yani bahçelerdedirler, öyle bahçeler ki birbirine sarmaş dolaş olmuş ağaçlarla donanmıştır, kaynayıp coşan ırmakları, göz kamaştırıcı köşkleri, süslü ve gösterişli villaları vardır. İşte onlar, hem kalbî, hem ruhî ve hem de bedeni her türlü “nimetler içindedirler.”

18. “Rablerinin kendilerine verdiği (nimetlerle) sefa sürerler.” Allah’ın verdiği o nimetler ki onların anlatılması imkânsızdır. Onlar için göz aydınlığı olan neler neler saklanmıştır, hiç kimse bilemez. Sevinç ve mutluluk içerisinde bunlardan istifade ederler. “Rableri onları cehennem azabından da korumuştur.” O’nun sevdiği şeyleri yaptıkları, O’nu gazaplandıracak şeylerden de uzaklaştıkları için sevdikleri şeyleri rızık olarak vermiş ve korktukları şeylerden de onları korumuştur.

19. “(Dünyada) yaptıklarınıza karşılık (şimdi) afiyetle yiyin, için!” İşlemiş olduğunuz güzel amelleriniz ve güzel sözleriniz dolayısı ile bu nimetlere nail oldunuz. Şimdi canlarınızın çektiği türlü yiyeceklerden, lezzetli içeceklerden sevinç, rahat ve huzur içerisinde afiyetle yiyip için.

20. “Onlar, sıra sıra dizili tahtlara yaslanırlar.” Yaslanır, yani rahat bir şekilde ve iyice yerleşerek kurulurlar. Tahtlar ise değerli örtüler, göz kamaştırıcı döşek ve yastıklarla çeşitli şekillerde süslenmiş oturma yerleridir. Yüce Allah’ın bu tahtları sıra sıra dizilmiş olmakla nitelendirmesi çokluklarına, güzel bir şekilde düzenlenmiş olduklarına, sahiplerinin de bir arada bulunup iyi geçineceklerine, karşılıklı latifelerle sevinç ve neşe içerisinde konuşacaklarına işaret etmektedir. Böylelikle kalbi, ruhi ve bedeni nimetleri bir araya toplamış olurlar. Hatıra gelmeyen, hayalden geçirilemeyen lezzetli yiyecek ve içecekler, son derece zarif güzel meclislere sahip olduklarına göre geriye kadınlarla geçirilen zevkli saatler kalmaktadır ki onlar olmaksızın sevinç ve neşe tamamlanmaz. Bundan dolayı Yüce Allah, kadınlar arasında en mükemmel vasıflara, yaratılışa ve ahlâka sahip olan eşlere de sahip olacaklarını zikretmekte ve bundan dolayı şöyle buyurmaktadır:“Bir de Biz, onları güzel gözlü” gözünün beyazı tam beyaz, siyahı tam siyah güzel gözlü “hûrilerle evlendiririz.” Huriler, zahiri güzelliği, göz alıcılığı ve üstün ahlâkî güzellikleri kendilerinde toplamış kadınlardır. Güzellikleri ile bakanları hayrete düşürürler, görenlerin akıllarını başlarından alırlar. Onlara duyulan şevk ve onlara kavuşma arzusu, adeta akılları baştan çıkartacak gibidir.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 524

At-TurJuz 27 · Page 524

52:15

أَفَسِحۡرٌ هَٰذَآ أَمۡ أَنتُمۡ لَا تُبۡصِرُونَ ١٥

Then is this magic, or do you not see?

52:16

ٱصۡلَوۡهَا فَٱصۡبِرُوٓاْ أَوۡ لَا تَصۡبِرُواْ سَوَآءٌ عَلَيۡكُمۡۖ إِنَّمَا تُجۡزَوۡنَ مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ١٦

[Enter to] burn therein; then be patient or impatient - it is all the same for you. You are only being recompensed [for] what you used to do."

52:17

إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي جَنَّٰتٖ وَنَعِيمٖ ١٧

Indeed, the righteous will be in gardens and pleasure,

52:18

فَٰكِهِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡ وَوَقَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِيمِ ١٨

Enjoying what their Lord has given them, and their Lord protected them from the punishment of Hellfire.

52:19

كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ١٩

[They will be told], "Eat and drink in satisfaction for what you used to do."

52:20

مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ سُرُرٖ مَّصۡفُوفَةٖۖ وَزَوَّجۡنَٰهُم بِحُورٍ عِينٖ ٢٠

They will be reclining on thrones lined up, and We will marry them to fair women with large, [beautiful] eyes.

52:21

وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَٱتَّبَعَتۡهُمۡ ذُرِّيَّتُهُم بِإِيمَٰنٍ أَلۡحَقۡنَا بِهِمۡ ذُرِّيَّتَهُمۡ وَمَآ أَلَتۡنَٰهُم مِّنۡ عَمَلِهِم مِّن شَيۡءٖۚ كُلُّ ٱمۡرِيِٕۭ بِمَا كَسَبَ رَهِينٞ ٢١

And those who believed and whose descendants followed them in faith - We will join with them their descendants, and We will not deprive them of anything of their deeds.1 Every person, for what he earned, is retained.2

2 translator’s notes
  1. i.e., the reward thereof.

    [1555] i.e., subject or held responsible. Literally, "a hostage."

    ↩
  2. ↩

52:22

وَأَمۡدَدۡنَٰهُم بِفَٰكِهَةٖ وَلَحۡمٖ مِّمَّا يَشۡتَهُونَ ٢٢

And We will provide them with fruit and meat from whatever they desire.

52:23

يَتَنَٰزَعُونَ فِيهَا كَأۡسٗا لَّا لَغۡوٞ فِيهَا وَلَا تَأۡثِيمٞ ٢٣

They will exchange with one another a cup [of wine] wherein [results] no ill speech or commission of sin.

52:24

۞ وَيَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ غِلۡمَانٞ لَّهُمۡ كَأَنَّهُمۡ لُؤۡلُؤٞ مَّكۡنُونٞ ٢٤

There will circulate among them [servant] boys [especially] for them, as if they were pearls well-protected.

52:25

وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖ يَتَسَآءَلُونَ ٢٥

And they will approach one another, inquiring of each other.

52:26

قَالُوٓاْ إِنَّا كُنَّا قَبۡلُ فِيٓ أَهۡلِنَا مُشۡفِقِينَ ٢٦

They will say, "Indeed, we were previously among our people fearful [of displeasing Allāh].

52:27

فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيۡنَا وَوَقَىٰنَا عَذَابَ ٱلسَّمُومِ ٢٧

So Allāh conferred favor upon us and protected us from the punishment of the Scorching Fire.

52:28

إِنَّا كُنَّا مِن قَبۡلُ نَدۡعُوهُۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡبَرُّ ٱلرَّحِيمُ ٢٨

Indeed, we used to supplicate1 Him before. Indeed, it is He who is the Beneficent, the Merciful."

1 translator’s note
  1. i.e., worship. ↩

52:29

فَذَكِّرۡ فَمَآ أَنتَ بِنِعۡمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنٖ وَلَا مَجۡنُونٍ ٢٩

So remind, [O Muḥammad], for you are not, by the favor of your Lord, a soothsayer or a madman.

52:30

أَمۡ يَقُولُونَ شَاعِرٞ نَّتَرَبَّصُ بِهِۦ رَيۡبَ ٱلۡمَنُونِ ٣٠

Or do they say [of you], "A poet for whom we await a misfortune of time"?1

1 translator’s note
  1. i.e., some accident or inevitable death. ↩

52:31

قُلۡ تَرَبَّصُواْ فَإِنِّي مَعَكُم مِّنَ ٱلۡمُتَرَبِّصِينَ ٣١

Say, "Wait, for indeed I am, with you, among the waiters."

As-Sa'diTafsir · 52:19

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском