Al-Waqi'ah 56:49
The Inevitable · Juz 27 · Page 535
قُلۡ إِنَّ ٱلۡأَوَّلِينَ وَٱلۡأٓخِرِينَ ٤٩
Say, [O Muḥammad], "Indeed, the former and later peoples
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 56:49–57
49- De ki:“Hiç şüphesiz öncekiler de sonrakiler de;” 50- “Vakti belirli bir günde elbette bir araya toplanacaklardır.” 51- Sonra sizler, ey sapıklar, yalanlayıcılar! 52- Zakkûm ağacından yiyeceksiniz. 53- Ve o ağaçtan karınlarınızı dolduracaksınız. 54- Onun üzerine de kaynar sudan içeceksiniz. 55- Hem de suya kanmama hastalığına yakalanmış develerin içişi gibi içeceksiniz. 56- İşte hesap günü onların ziyafeti budur. 57- Sizi Biz yarattık. O halde (dirilişi de) tasdik etmeniz gerekmez mi?
49-50. Yani de ki: Önce yaratılanların da sonra yaratılanların da hepsini Allah, öldükten sonra diriltecektir. Onları vadesi belli bir günde toplayıp bir araya getirecektir. Yüce Allah, bütün yaratılmışların yok olmasından sonra kulları için böylece takdir etmiş ve teklîf yurdunda (dünyada) yaptıkları işlerinin karşılığını vermeyi murad etmiştir.
51. “Sonra sizler, ey” hidâyet yolundan uzaklaşan ve helâk edici yolları izleyen “sapıklar”, peygamberi ve onun getirdiği hakkı, vaatleri ve tehditleri yalanlayan “yalanlayıcılar!” 52. “Zakkûm ağacından yiyeceksiniz.” Ki o, en kötü, en fena, en pis kokulu ve en korkunç manzaralı bir ağaçtır. 53. “Ve o ağaçtan karınlarınızı dolduracaksınız.” Bu derece korkunç olmakla birlikte onları bu ağaçtan yemek zorunda bırakan sebep, midelerini kazındıran ve neredeyse kalplerini paramparça edecek olan aşırı derecedeki açlıktır. İşte açlıklarını bastırmaya çalışacakları yiyecek budur. Halbuki o ne şişmanlatır, ne de açlığa karşı bir fayda sağlar.
54. İçeceklerine gelince o da en kötü içecektir. Çünkü onlar, böyle bir yiyecek üzerine karınlarında kaynayıp duracak olan kaynar sudan hem de “suya kanmama hastalığına yakalanmış develerin içişi gibi” içeceklerdir. (Âyet-i kerimede geçen)“ٱلۡهِيمِ ”; ya aşırı susuzluk çeken develer yahut da develerin yakalandığı ve ne kadar su içerse içsin bir türlü suya kanamama hastalığı demektir. 55. “İşte hesap günü onların ziyafetleri”, bu yiyecek ve içecektir. Bunu da onlara kendileri hazırlamıştır. Onlar, Yüce Allah’ın dostlarına hazırladığı ziyafeti bırakıp bunu tercih etmişlerdir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“İman edip salih ameller işleyenlerin konakları ise Firdevs cennetleridir. Onlar orada ebediyen kalacaklardır. Oradan ayrılmak da istemezler.”(el-Kehf, 18/107-108)
57. Daha sonra Yüce Allah, öldükten sonra dirilişe dair aklî delili söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Sizi Biz yarattık.” Yani sizler, anılmaya değer bir şey değilken, herhangi bir acizlik ve yorgunluk söz konusu olmaksızın sizi biz var ettik. Buna kaadir olan, ölüleri diriltmeye kaadir değil midir? Elbette ki O, her şeye gücü yetendir. Bundan dolayı Yüce Allah, öldükten sonra dirilişten daha büyük ve daha açık bir delili gördükleri halde, öldükten sonra dirilişi tasdik etmedikleri için onları azarlamaktadır.
Page 535
56:17
يَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ وِلۡدَٰنٞ مُّخَلَّدُونَ ١٧
There will circulate among them young boys made eternal
56:18
بِأَكۡوَابٖ وَأَبَارِيقَ وَكَأۡسٖ مِّن مَّعِينٖ ١٨
With vessels, pitchers and a cup [of wine] from a flowing spring -
56:19
لَّا يُصَدَّعُونَ عَنۡهَا وَلَا يُنزِفُونَ ١٩
No headache will they have therefrom, nor will they be intoxicated -
56:20
وَفَٰكِهَةٖ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ ٢٠
And fruit of what they select
56:21
وَلَحۡمِ طَيۡرٖ مِّمَّا يَشۡتَهُونَ ٢١
And the meat of fowl, from whatever they desire.
56:22
وَحُورٌ عِينٞ ٢٢
And [for them are] fair women with large, [beautiful] eyes,
56:23
كَأَمۡثَٰلِ ٱللُّؤۡلُوِٕ ٱلۡمَكۡنُونِ ٢٣
The likenesses of pearls well-protected,
56:24
جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٢٤
As reward for what they used to do.
56:25
لَا يَسۡمَعُونَ فِيهَا لَغۡوٗا وَلَا تَأۡثِيمًا ٢٥
They will not hear therein ill speech or commission of sin -
56:26
إِلَّا قِيلٗا سَلَٰمٗا سَلَٰمٗا ٢٦
Only a saying [of] peace, peace.
56:27
وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡيَمِينِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡيَمِينِ ٢٧
The companions of the right - what are the companions of the right?
56:28
فِي سِدۡرٖ مَّخۡضُودٖ ٢٨
[They will be] among lote trees with thorns removed
56:29
وَطَلۡحٖ مَّنضُودٖ ٢٩
And [banana] trees layered [with fruit]
56:30
وَظِلّٖ مَّمۡدُودٖ ٣٠
And shade extended
56:31
وَمَآءٖ مَّسۡكُوبٖ ٣١
And water poured out
56:32
وَفَٰكِهَةٖ كَثِيرَةٖ ٣٢
And fruit, abundant [and varied],
56:33
لَّا مَقۡطُوعَةٖ وَلَا مَمۡنُوعَةٖ ٣٣
Neither limited [to season] nor forbidden,
56:34
وَفُرُشٖ مَّرۡفُوعَةٍ ٣٤
And [upon] beds raised high.
56:35
إِنَّآ أَنشَأۡنَٰهُنَّ إِنشَآءٗ ٣٥
Indeed, We have produced them [i.e., the women of Paradise] in a [new] creation
56:36
فَجَعَلۡنَٰهُنَّ أَبۡكَارًا ٣٦
And made them virgins,
56:37
عُرُبًا أَتۡرَابٗا ٣٧
Devoted [to their husbands] and of equal age,
56:38
لِّأَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ ٣٨
For the companions of the right [who are]
56:39
ثُلَّةٞ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ ٣٩
A company of the former peoples
56:40
وَثُلَّةٞ مِّنَ ٱلۡأٓخِرِينَ ٤٠
And a company of the later peoples.
56:41
وَأَصۡحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلشِّمَالِ ٤١
And the companions of the left - what are the companions of the left?
56:42
فِي سَمُومٖ وَحَمِيمٖ ٤٢
[They will be] in scorching fire and scalding water
56:43
وَظِلّٖ مِّن يَحۡمُومٖ ٤٣
And a shade of black smoke,
56:44
لَّا بَارِدٖ وَلَا كَرِيمٍ ٤٤
Neither cool nor beneficial.
56:45
إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَبۡلَ ذَٰلِكَ مُتۡرَفِينَ ٤٥
Indeed they were, before that, indulging in affluence,
56:46
وَكَانُواْ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلۡحِنثِ ٱلۡعَظِيمِ ٤٦
And they used to persist in the great violation,1
1 translator’s note
- i.e., shirk (association with Allāh) or disbelief. ↩
56:47
وَكَانُواْ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابٗا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ ٤٧
And they used to say, "When we die and become dust and bones, are we indeed to be resurrected?
56:48
أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ ٤٨
And our forefathers [as well]?"
56:49
قُلۡ إِنَّ ٱلۡأَوَّلِينَ وَٱلۡأٓخِرِينَ ٤٩
Say, [O Muḥammad], "Indeed, the former and later peoples
56:50
لَمَجۡمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوۡمٖ مَّعۡلُومٖ ٥٠
Are to be gathered together for the appointment of a known Day."