Al-Waqi'ah 56:73
The Inevitable · Juz 27 · Page 536
نَحۡنُ جَعَلۡنَٰهَا تَذۡكِرَةٗ وَمَتَٰعٗا لِّلۡمُقۡوِينَ ٧٣
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 56:71–74
71- Tutuşturduğunuz ateşe de bir bakın! 72- Onun ağacını siz mi yarattınız yoksa yaratan biz miyiz? 73- Biz onu bir öğüt vesilesi ve yolcular için de bir nimet kıldık. 74- O halde yüce Rabbinin adını tesbih et.
71-72. Bu da insanların kendisi olmasa hayatlarını devam ettiremeyecekleri temel ve zaruri ihtiyaçlar kapsamındaki bir nimettir. İnsanlar pek çok işlerinde ve gereklerinde ona ihtiyaç duyarlar. Yüce Allah ağaçlarda (potansiyel olarak) var ettiği ateş nimetini hatırlatmaktadır. İnsanların onun ağacını yaratmaya güç yetiremeyeceklerini ve Yüce Allah’ın ateşi yeşil ağaçta yaratmış olduğunu onlara da itiraf ettirmektdir. Bakarsın ki o, kulların ihtiyacı oranında bir ateş halini alır. İhtiyaçlarını gördükleri vakit de onu söndürürler. 73. “Biz onu” kullar için hem Rablerinin nimetini hatırlatan hem de Allah’ın isyankârlara hazırlamış olduğu ve kulları nimet yurduna sevkeden itici bir unsur kılıdığı cehennem ateşini hatırlatan “bir öğüt vesilesi ve yolcular” ile diğer yararlananlar “için bir nimet kıldık.” Yüce Allah’ın özellikle yolcuları söz konusu etmesi, yolcuların ondan yararlanmasının başkalarına göre daha ileri derecede oluşundan ya da dünyanın tümünün bir yolculuk yurdu olmasından dolayıdır. Zira kul, doğduğundan itibaren Rabbine doğru yolculuk eder. İşte bu ateşi Yüce Allah, bu dünya yurdunun yolcuları için bir fayda ve ebedilik yurdu için öğüt ve ibret kılmıştır.
74. Yüce Allah, kulları tarafından övülmeyi, şükredilmeyi ve ibadet edilmeyi gerektiren birtakım nimetlerini söz konusu ettikten sonra tesbih ve tazim edilmesini emrederek şöyle buyurmaktadır: "O halde yüce Rabbinin adını tesbih et.” İsim ve sıfatları kemâl derecesinde, ihsan ve bağışları pek çok olan pek büyük Rabbini tüm eksikliklerden tenzih et. Kalbinle, dilinle ve azalarınla O’na hamdet. Çünkü O, buna layıktır. Şükredilmek O’nun hakkıdır. O’na nankörlük edilmemelidir. O’nu hatırlamak, unutmamak; O’na itaat etmek, isyan etmemek gerekir.
Page 536
56:51
ثُمَّ إِنَّكُمۡ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلۡمُكَذِّبُونَ ٥١
Then indeed you, O those astray [who are] deniers,
56:52
لَأٓكِلُونَ مِن شَجَرٖ مِّن زَقُّومٖ ٥٢
Will be eating from trees of zaqqūm
56:53
فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ ٥٣
And filling with it your bellies
56:54
فَشَٰرِبُونَ عَلَيۡهِ مِنَ ٱلۡحَمِيمِ ٥٤
And drinking on top of it from scalding water
56:55
فَشَٰرِبُونَ شُرۡبَ ٱلۡهِيمِ ٥٥
And will drink as the drinking of thirsty camels.
56:56
هَٰذَا نُزُلُهُمۡ يَوۡمَ ٱلدِّينِ ٥٦
That is their accommodation on the Day of Recompense.
56:57
نَحۡنُ خَلَقۡنَٰكُمۡ فَلَوۡلَا تُصَدِّقُونَ ٥٧
We have created you, so why do you not believe?
56:58
أَفَرَءَيۡتُم مَّا تُمۡنُونَ ٥٨
Have you seen that which you emit?1
1 translator’s note
- i.e., semen, which contains the potential for human life. ↩
56:59
ءَأَنتُمۡ تَخۡلُقُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡخَٰلِقُونَ ٥٩
Is it you who creates it, or are We the Creator?
56:60
نَحۡنُ قَدَّرۡنَا بَيۡنَكُمُ ٱلۡمَوۡتَ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِينَ ٦٠
We have decreed death among you, and We are not to be outdone
56:61
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمۡثَٰلَكُمۡ وَنُنشِئَكُمۡ فِي مَا لَا تَعۡلَمُونَ ٦١
In that We will change your likenesses and produce you in that [form] which you do not know.1
1 translator’s note
- An alternative meaning has also been given: "...in that We will replace the likes of you [with others upon the earth] and create you [in the Hereafter] in that which you do not know." ↩
56:62
وَلَقَدۡ عَلِمۡتُمُ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُولَىٰ فَلَوۡلَا تَذَكَّرُونَ ٦٢
And you have already known the first creation, so will you not remember?
56:63
أَفَرَءَيۡتُم مَّا تَحۡرُثُونَ ٦٣
And have you seen that [seed] which you sow?
56:64
ءَأَنتُمۡ تَزۡرَعُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلزَّٰرِعُونَ ٦٤
Is it you who makes it grow, or are We the grower?
56:65
لَوۡ نَشَآءُ لَجَعَلۡنَٰهُ حُطَٰمٗا فَظَلۡتُمۡ تَفَكَّهُونَ ٦٥
If We willed, We could make it [dry] debris, and you would remain in wonder,1
1 translator’s note
- At what had happened or remain in a state of shock. Another meaning is "in regret." ↩
56:66
إِنَّا لَمُغۡرَمُونَ ٦٦
[Saying], "Indeed, we are [now] in debt;
56:67
بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ ٦٧
Rather, we have been deprived."
56:68
أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلۡمَآءَ ٱلَّذِي تَشۡرَبُونَ ٦٨
And have you seen the water that you drink?
56:69
ءَأَنتُمۡ أَنزَلۡتُمُوهُ مِنَ ٱلۡمُزۡنِ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنزِلُونَ ٦٩
Is it you who brought it down from the clouds, or is it We who bring it down?
56:70
لَوۡ نَشَآءُ جَعَلۡنَٰهُ أُجَاجٗا فَلَوۡلَا تَشۡكُرُونَ ٧٠
If We willed, We could make it bitter, so why are you not grateful?
56:71
أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِي تُورُونَ ٧١
And have you seen the fire that you ignite?
56:72
ءَأَنتُمۡ أَنشَأۡتُمۡ شَجَرَتَهَآ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنشِـُٔونَ ٧٢
Is it you who produced its tree, or are We the producer?
56:73
نَحۡنُ جَعَلۡنَٰهَا تَذۡكِرَةٗ وَمَتَٰعٗا لِّلۡمُقۡوِينَ ٧٣
We have made it a reminder1 and provision for the travelers,2
56:74
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ ٧٤
So exalt the name of your Lord, the Most Great.
56:75
۞ فَلَآ أُقۡسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ ٧٥
Then I swear by the setting of the stars,1
1 translator’s note
- Allāh (subḥānahu wa taʿālā) confirms absolutely by oath. ↩
56:76
وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٞ لَّوۡ تَعۡلَمُونَ عَظِيمٌ ٧٦
And indeed, it is an oath - if you could know - [most] great.