Al-Hadid 57:28
The Iron · Juz 27 · Page 541
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَءَامِنُواْ بِرَسُولِهِۦ يُؤۡتِكُمۡ كِفۡلَيۡنِ مِن رَّحۡمَتِهِۦ وَيَجۡعَل لَّكُمۡ نُورٗا تَمۡشُونَ بِهِۦ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡۚ وَٱللَّهُ غَفُورٞ رَّحِيمٞ ٢٨
O you who have believed, fear Allāh and believe in His Messenger; He will [then] give you a double portion of His mercy and make for you a light by which you will walk and forgive you; and Allāh is Forgiving and Merciful.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 57:28–29
28- Ey iman edenler! Allah’tan korkup sakının ve Rasûlüne iman edin ki size rahmetinden iki kat versin, aydınlığı ile yürüyeceğiniz bir nur bahşetsin ve sizi bağışlasın. Allah Ğafûrdur, Rahîmdir. 29- Böylece Kitap ehli, Allah’ın lütfundan hiçbir şeye sahip olmadıklarını, lütfun Allah’ın elinde olduğunu ve onu dilediğine verdiğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.
28. Bunun Mûsâ ve İsa’ya -ikisine de selam olsun- iman eden Kitap ehline bir hitap olma ihtimali vardır. Bu hitapla Allah, onlara kendisinden korkup O’na isyanı gerektiren hususları terk etmek sureti ile imanlarının gereğince amel etmelerini emretmekte ve Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e de inanmalarını istemektedir. Eğer böyle yaparlarsa Yüce Allah onlara “rahmetinden iki kat” mükâfat verecektir. Bu paylardan biri önceki peygamberlerine imanlarının diğeri de Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e iman etmelerinin mükâfatıdır. Bu buyruğun umumi bir emir olma ihtimali de vardır. Bunun kapsamına Kitap ehli de başkaları da girer. Zâhir/açık ve kuvvetli olan görüş de budur. Allah, bu buyruğu ile hepsine imanı ve takvâyı emretmektedir ki, bunun kapsamına zahiri ve batını ile usulü ve furuu ile bütün din girmektedir. Eğer bu büyük emre uyacak olurlarsa Yüce Allah kendilerine “rahmetinden iki pay” verir ki, bunların miktarını ve niteliklerini Yüce Allah’tan başkası bilemez. İmana karşı bir mükâfat, takvâya karşılık bir mükâfat veya emirlere uymaya karşılık bir mükâfat, yasaklardan kaçınmaya karşılık bir mükâfat yahut da iki paydan kasıt, mükâfatın ardı arkasına tekrar tekrar verilmesidir. "Aydınlığı ile yürüyeceğiniz bir nur bahşetsin.” Size bir ilim, bir hidâyet, cahilliğin karanlığında yürüyeceğiniz bir nur versin ve kötülüklerinizi bağışlasın. "Allah büyük lütuf sahibidir.” (el-Hadid, 57/21) Lütfu göklerde ve yerde bulunanları kuşatmış bulunanın, lütfu pek büyük olanın bunca mükâfat vermesi garip kaçmaz. Bir göz kırpacak kadar bir süre kadar yahut bundan daha az bir süre dahi hiçbir mahlûk O’nun lütfundan azade değildir.
29. Yani bizler genel olarak iman eden, Allah’tan korkan ve O’nun Rasûlüne iman eden kimselere olan lütuf ve ihsanımızı şunun için açıkladık: Kitap ehli bilsin ki, kendileri Allah’ın lütfundan hiçbir paya sahip değildirler. Yani kendi hevâlarına ve bozuk akıllarına göre Allah’ın lütfuna sınır koyamazlar. Dolayısı ile:“Yahudi ve hristiyan olandan başkası asla cennete giremez”(el-Bakara, 2/111) diyemezler ve Allah’tan olmadık dileklerde ve esası boş kuruntu olan temennilerde bulunamazlar. Yüce Allah böylelikle Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e iman eden, Allah’tan korkup sakınan kimselere rahmetinden iki kat bağışlayıp bir nur vereceğini ve onlara mağfirette bulunacağını -Kitap ehline rağmen ve onlar hoşlanmasa da- haber vermektedir. Yine onlar, “lütfun Allah’ın elinde olduğunu, onu” hikmeti gereği lütfundan kime vermesi gerekiyor ise ona “verdiğini bilsinler. Allah” hiçbir şekilde ölçüsü ve miktarı tespit edilemeyecek kadar “büyük lütuf sahibidir.”
Hadîd Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Hamd ve nimet yalnız Allah’a mahsustur.
***
Page 541
57:25
لَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا رُسُلَنَا بِٱلۡبَيِّنَٰتِ وَأَنزَلۡنَا مَعَهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡمِيزَانَ لِيَقُومَ ٱلنَّاسُ بِٱلۡقِسۡطِۖ وَأَنزَلۡنَا ٱلۡحَدِيدَ فِيهِ بَأۡسٞ شَدِيدٞ وَمَنَٰفِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعۡلَمَ ٱللَّهُ مَن يَنصُرُهُۥ وَرُسُلَهُۥ بِٱلۡغَيۡبِۚ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِيٌّ عَزِيزٞ ٢٥
We have already sent Our messengers with clear evidences and sent down with them the Scripture and the balance that the people may maintain [their affairs] in justice. And We sent down iron, wherein is great military might and benefits for the people, and so that Allāh may make evident those who support Him and His messengers unseen. Indeed, Allāh is Powerful and Exalted in Might.
57:26
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحٗا وَإِبۡرَٰهِيمَ وَجَعَلۡنَا فِي ذُرِّيَّتِهِمَا ٱلنُّبُوَّةَ وَٱلۡكِتَٰبَۖ فَمِنۡهُم مُّهۡتَدٖۖ وَكَثِيرٞ مِّنۡهُمۡ فَٰسِقُونَ ٢٦
And We have already sent Noah and Abraham and placed in their descendants prophethood and scripture; and among them is he who is guided, but many of them are defiantly disobedient.
57:27
ثُمَّ قَفَّيۡنَا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم بِرُسُلِنَا وَقَفَّيۡنَا بِعِيسَى ٱبۡنِ مَرۡيَمَ وَءَاتَيۡنَٰهُ ٱلۡإِنجِيلَۖ وَجَعَلۡنَا فِي قُلُوبِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ رَأۡفَةٗ وَرَحۡمَةٗۚ وَرَهۡبَانِيَّةً ٱبۡتَدَعُوهَا مَا كَتَبۡنَٰهَا عَلَيۡهِمۡ إِلَّا ٱبۡتِغَآءَ رِضۡوَٰنِ ٱللَّهِ فَمَا رَعَوۡهَا حَقَّ رِعَايَتِهَاۖ فَـَٔاتَيۡنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مِنۡهُمۡ أَجۡرَهُمۡۖ وَكَثِيرٞ مِّنۡهُمۡ فَٰسِقُونَ ٢٧
Then We sent following their footsteps [i.e., traditions] Our messengers and followed [them] with Jesus, the son of Mary, and gave him the Gospel. And We placed in the hearts of those who followed him compassion and mercy and monasticism, which they innovated; We did not prescribe it for them except [that they did so] seeking the approval of Allāh. But they did not observe it with due observance. So We gave the ones who believed among them their reward, but many of them are defiantly disobedient.
57:28
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَءَامِنُواْ بِرَسُولِهِۦ يُؤۡتِكُمۡ كِفۡلَيۡنِ مِن رَّحۡمَتِهِۦ وَيَجۡعَل لَّكُمۡ نُورٗا تَمۡشُونَ بِهِۦ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡۚ وَٱللَّهُ غَفُورٞ رَّحِيمٞ ٢٨
O you who have believed, fear Allāh and believe in His Messenger; He will [then] give you a double portion of His mercy and make for you a light by which you will walk and forgive you; and Allāh is Forgiving and Merciful.
57:29
لِّئَلَّا يَعۡلَمَ أَهۡلُ ٱلۡكِتَٰبِ أَلَّا يَقۡدِرُونَ عَلَىٰ شَيۡءٖ مِّن فَضۡلِ ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱلۡفَضۡلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ ٢٩
[This is] so that the People of the Scripture may know that they are not able [to obtain] anything from the bounty of Allāh1 and that [all] bounty is in the hand2 of Allāh; He gives it to whom He wills. And Allāh is the possessor of great bounty.