Al-An'amJuz 8 · Page 143

Al-An'am 6:121

The Cattle · Juz 8 · Page 143

وَلَا تَأۡكُلُواْ مِمَّا لَمۡ يُذۡكَرِ ٱسۡمُ ٱللَّهِ عَلَيۡهِ وَإِنَّهُۥ لَفِسۡقٞۗ وَإِنَّ ٱلشَّيَٰطِينَ لَيُوحُونَ إِلَىٰٓ أَوۡلِيَآئِهِمۡ لِيُجَٰدِلُوكُمۡۖ وَإِنۡ أَطَعۡتُمُوهُمۡ إِنَّكُمۡ لَمُشۡرِكُونَ ١٢١

And do not eat of that upon which the name of Allāh has not been mentioned, for indeed, it is grave disobedience. And indeed do the devils inspire their allies [among men] to dispute with you. And if you were to obey them, indeed, you would be associators [of others with Him].1

1 translator’s note
  1. i.e., by your obedience to them - obedience being the basis of worship. ↩

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 6:121

121- Üzerine Allah’ın adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. Çünkü bu, elbette ki bir fısktır. Gerçekten şeytanlar sizinle mücadele etmeleri için kendi dostlarına vahyederler. Eğer onlara itaat ederseniz şüphesiz siz de müşrik olursunuz.

121. Yenilmesi yasak olanlar kapsamına üzerine Allah’tan başkasının adı anılanlar da dahildir. Putlara veya müşriklerin ilahları adına kesilenler gibi. Bu gibi hayvanlar, Allah’tan başkasının adı anılarak kesilmiş hayvanlardan olup özellikle nasla haram kılınmıştır. Bu yasağın kapsamına Allah için kesilip de Allah’ın adının anılması terk edilmiş hayvanlar da girmektedir. Kurbanlıklar, hacdaki hediye kurbanlıkları yahut da et ve yemek için kesilenler, eğer kesen kişi kasten Allah’ın adını söylemeyi terk etmiş ise -ilim adamlarının çoğunluğuna göre- bunların etini yemek de bu yasağın kapsamına girmektedir. Ancak Allah’ın adını söylemeyi unutanlar, insanların üzerinden zorluğun ve sıkıntının kaldırıldığına delil teşkil eden diğer naslar dolayısıyla bu genel hükmün dışında kalmaktadır. Bu ayet-i kerimenin kapsamına dine uygun bir şekilde boğazlanmaksızın ölen leşler de girmektedir. Bunlar da üzerine Allah’ın adı anılmayanlara dahildir. Yüce Allah hususi bir nas ile böylelerini:“Leş... size haram kılındı”(el-Maide, 5/3) buyruğunda zikretmektedir. Âyetin nüzul sebebinin bu olma ihtimali de vardır. Çünkü Yüce Allah'ın:“Gerçekten şeytanlar sizinle” bilgisizce “mücadele etmeleri için kendi dostlarına vahyederler” buyruğu da buna işaret etmektedir. Zira müşrikler, Allah ve Rasûlünün Allah’ın adı anılmadan ölen hayvanı (leşi) haram kıldığını, buna karşılık dine uygun şekilde kesilenleri de helâl kıldığını işittiklerinde -ki onlar leşi helâl kabul ediyorlardı- Allah ve Rasûlüne karşı inatlaşmak, herhangi bir delil ve belgeye dayalı olmaksızın da mücadele etmek kastı ile şöyle dediler: Kendi öldürdüklerinizi yiyorsunuz da Allah’ın öldürdüğünü niye yemiyorsunuz? Onlar bununla leşi kastediyorlardı. Ancak bu, yanlış bir görüştür. Bunun herhangi bir delili ve dayanağı yoktur. Bu, yalnızca onların bozuk görüşlerine dayanmaktadır. Eğer hak, onların bu görüşlerine uyacak olsaydı gökler, yer ve bunların içindekilerin düzeni de bozulur giderdi. Bu akılları, genel ve özel maslahat ve menfaatlere uygun olan Allah’ın şeriat ve hükümlerinin önüne geçirenlere yazıklar olsun! Onların bu tutumlarının garipsenecek bir tarafı yoktur. Çünkü bu ve benzeri görüşleri, dostları olan şeytanların vahyinden kaynaklanmaktadır. Şeytanlar ise insanları dinlerinden saptırmak isterler ve alevli ateşliklerden olsunlar diye onları kendilerine davet ederler. “Eğer” şirklerinde ve haramı helâl, helâli de haram kılmalarında “onlara itaat ederseniz şüphesiz siz de müşrik olursunuz.” Çünkü Allah’ı bırakıp onları dost edinmiş ve müslümanlardan ayrıldıkları hususlarda onlara muvafakat etmiş olursunuz. Bundan dolayı sizin yolunuz da onların yolu gibi olur. Bu ayet-i kerime sufilerde ve benzerlerinde çokça görülen kalplere doğan keşif ve ilhamların, kendi başlarına hak olmadığına, Kur'ân ve sünnete sunulmadıkça da tasdik edilemeyeceklerine delildir. Eğer Allah’ın Kitabı ve Rasûlünün sünneti, bu keşif ve ilhamların kabul edilebilir olduğuna tanıklık ederlerse kabul edilirler, onlarla çelişirse reddedilirler. Eğer bu konuda herhangi bir bilgiye ulaşılamayacak olursa bu konuda karar verilmez, o ilhamlar tasdik de edilmez, tekzip de edilmez. Çünkü vahiy/ilham, şeytandan da olabilir Rahman’dan da. Bu yüzden Rahmani olanla şeytani olanı birbirinden ayırt etmek şarttır. Böyle bir ayırıma gidilmediği, hak ile batıl birbirinden ayırt edilmediği için geçmişte Allah’tan başkasının bilemediği ve tespit edemediği pek çok yanlışlıklar ve sapıklıklar meydana gelmiştir.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 143

Al-An'amJuz 8 · Page 143

6:119

وَمَا لَكُمۡ أَلَّا تَأۡكُلُواْ مِمَّا ذُكِرَ ٱسۡمُ ٱللَّهِ عَلَيۡهِ وَقَدۡ فَصَّلَ لَكُم مَّا حَرَّمَ عَلَيۡكُمۡ إِلَّا مَا ٱضۡطُرِرۡتُمۡ إِلَيۡهِۗ وَإِنَّ كَثِيرٗا لَّيُضِلُّونَ بِأَهۡوَآئِهِم بِغَيۡرِ عِلۡمٍۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُعۡتَدِينَ ١١٩

And why should you not eat of that upon which the name of Allāh has been mentioned while He has explained in detail to you what He has forbidden you, excepting that to which you are compelled.1 And indeed do many lead [others] astray through their [own] inclinations without knowledge. Indeed, your Lord - He is most knowing of the transgressors.

1 translator’s note
  1. In cases of dire necessity, what is normally prohibited becomes permissible, but only to the extent of the need. ↩

6:120

وَذَرُواْ ظَٰهِرَ ٱلۡإِثۡمِ وَبَاطِنَهُۥٓۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكۡسِبُونَ ٱلۡإِثۡمَ سَيُجۡزَوۡنَ بِمَا كَانُواْ يَقۡتَرِفُونَ ١٢٠

And leave [i.e., desist from] what is apparent of sin and what is concealed thereof. Indeed, those who earn [blame for] sin will be recompensed for that which they used to commit.

6:121

وَلَا تَأۡكُلُواْ مِمَّا لَمۡ يُذۡكَرِ ٱسۡمُ ٱللَّهِ عَلَيۡهِ وَإِنَّهُۥ لَفِسۡقٞۗ وَإِنَّ ٱلشَّيَٰطِينَ لَيُوحُونَ إِلَىٰٓ أَوۡلِيَآئِهِمۡ لِيُجَٰدِلُوكُمۡۖ وَإِنۡ أَطَعۡتُمُوهُمۡ إِنَّكُمۡ لَمُشۡرِكُونَ ١٢١

And do not eat of that upon which the name of Allāh has not been mentioned, for indeed, it is grave disobedience. And indeed do the devils inspire their allies [among men] to dispute with you. And if you were to obey them, indeed, you would be associators [of others with Him].1

1 translator’s note
  1. i.e., by your obedience to them - obedience being the basis of worship. ↩

6:122

أَوَمَن كَانَ مَيۡتٗا فَأَحۡيَيۡنَٰهُ وَجَعَلۡنَا لَهُۥ نُورٗا يَمۡشِي بِهِۦ فِي ٱلنَّاسِ كَمَن مَّثَلُهُۥ فِي ٱلظُّلُمَٰتِ لَيۡسَ بِخَارِجٖ مِّنۡهَاۚ كَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِلۡكَٰفِرِينَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ١٢٢

And is one who was dead and We gave him life and made for him light by which to walk among the people like one who is in darkness, never to emerge therefrom? Thus it has been made pleasing to the disbelievers that which they were doing.

6:123

وَكَذَٰلِكَ جَعَلۡنَا فِي كُلِّ قَرۡيَةٍ أَكَٰبِرَ مُجۡرِمِيهَا لِيَمۡكُرُواْ فِيهَاۖ وَمَا يَمۡكُرُونَ إِلَّا بِأَنفُسِهِمۡ وَمَا يَشۡعُرُونَ ١٢٣

And thus We have placed within every city the greatest of its criminals to conspire therein. But they conspire not except against themselves, and they perceive [it] not.

6:124

وَإِذَا جَآءَتۡهُمۡ ءَايَةٞ قَالُواْ لَن نُّؤۡمِنَ حَتَّىٰ نُؤۡتَىٰ مِثۡلَ مَآ أُوتِيَ رُسُلُ ٱللَّهِۘ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ حَيۡثُ يَجۡعَلُ رِسَالَتَهُۥۗ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ أَجۡرَمُواْ صَغَارٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعَذَابٞ شَدِيدُۢ بِمَا كَانُواْ يَمۡكُرُونَ ١٢٤

And when a sign comes to them, they say, "Never will we believe until we are given like that which was given to the messengers of Allāh." Allāh is most knowing of where [i.e., with whom] He places His message. There will afflict those who committed crimes debasement before Allāh and severe punishment for what they used to conspire.

As-Sa'diTafsir · 6:121

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском