Al-An'amJuz 7 · Page 128

Al-An'am 6:8

The Cattle · Juz 7 · Page 128

وَقَالُواْ لَوۡلَآ أُنزِلَ عَلَيۡهِ مَلَكٞۖ وَلَوۡ أَنزَلۡنَا مَلَكٗا لَّقُضِيَ ٱلۡأَمۡرُ ثُمَّ لَا يُنظَرُونَ ٨

And they say, "Why was there not sent down to him an angel?"1 But if We had sent down an angel, the matter would have been decided;2 then they would not be reprieved.

2 translator’s notes
  1. In support of his prophethood (ﷺ).

    [295] They would have been destroyed immediately with no chance for repentance.

    ↩
  2. ↩

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 6:7–9

7- Eğer biz sana kağıt üzerinde yazılı bir kitap indirseydik, kendileri de elleri ile ona dokunsalardı kâfir olanlar yine de:“Bu ancak apaçık bir büyüdür” derlerdi. 8- “Ona bir melek indirilseydi ya!” dediler. Eğer biz bir melek indirseydik, iş bitirilmiş olur sonra kendilerine mühlet de verilmezdi. 9- Eğer o (peygamberi) bir melek yapsaydık, yine bir adam (suretinde) yapardık ve onları düşmekte oldukları şüpheye yine düşürürdük.

7. Bu, kâfirlerin aşırı derecedeki inatlarına dair Allah’ın, peygamberine verdiği bir haberidir. Onların yalanlamaları, senin getirmiş olduklarında bulunan bir kusurdan ve onların bilgisizliklerinden kaynaklanmıyor. Aksine bu tutumları sade bir zalimlik ve bir azgınlıktır. Sizin de buna karşı koyabilecek bir çareniz yoktur. İşte Yüce Allah onların durumunu şöylece dile getirmektedir:“Eğer biz sana kağıt üzerinde yazılı bir kitap indirseydik, kendileri de elleri ile ona dokunsalardı” ve onun gerçek olduğunu kesin olarak anlasalardı “kâfir olanlar yine de” zulmedip büyüklenerek: “Bu ancak apaçık bir büyüdür” derlerdi.” Şimdi bu delilden daha büyük ne olabilir? Buna karşılık böyle bir delil hakkında onların şu çirkin sözlerine bakın. Onlar akıldan yana azıcık bir nasibi olan herhangi bir kimsenin bile kabul edeceği maddi olan bir şeye karşı, bile bile inat göstermişlerdir.

8. Yine onlar cahilliklerine ve aklın gereklerini bilmeyişlerine dayalı inatlarını sürdürerek “Ona bir melek indirilse ya!, dediler.” Yani niçin Muhammed ile birlikte ona içinde bulunduğu bu durumda yardımcı olsun, destek versin, diye bir melek indirilmedi? Çünkü batıl zanlarına göre o bir beşer olduğundan, Allah’ın risaleti ise ancak melekler eli ile gönderilebildiğinden, onun yanında bir melek olmalıydı. Allah ise kullarına lütuf ve rahmetini insanlara kendilerinden olan birisini peygamber göndermekle beyan etmektedir. Çünkü böyle bir peygamberin getirdiklerine bilgi ve basirete dayanarak ve görmeden inanılır. “Eğer biz” risaletimizi getirmek üzere “bir melek indirseydik” o zaman iman, hakkı bilmekten dolayı olmazdı. Bu görülen ve tanık olunan şeylere iman etmek olurdu ki böyle bir iman da tek başına hiçbir fayda sağlamaz. Bu da onların iman etmeleri halinde böyledir. Ancak böyle bir durumda bile onların iman etmeyecekleri ihtimali yüksektir. İman etmedikleri takdirde de “iş” acilen helâk edilmeleri ve onlara süre tanınmaması ile “bitirilmiş olur.” Çünkü kendileri tarafından teklif edilen mucizelere iman etmeyen kimseler hakkındaki Allah’ın sünneti/kanunu budur. Allah’ın insanlara -kullar için daha uygun ve daha merhametlice olduğunu bildiği- kendilerinden bir beşeri apaçık belgelerle göndermesi, bununla birlikte kâfir ve yalanlayanlara da Allah’ın mühlet vermesi elbette ki daha hayırlıdır. Melek indirilmesini istemeleri ise -eğer bilmiş olsalardı- kendileri için bir kötülüktür.

9. Bununla birlikte eğer onlara melek indirilmiş ve peygamber olarak gönderilmiş olsaydı, onlar o melekten ilâhi mesajları alamazlar, buna tahammül edemezler ve fani güçleri buna yetmezdi. “Eğer o (peygamberi) bir melek yapsaydık, yine bir adam (suretinde) yapardık.” Çünkü ilâhi hikmet bundan başkasını gerektirmemektedir “ve onları düşmekte oldukları şüpheye yine düşürürdük.” Yani iş onlar için karışık ve içinden çıkılmaz bir hal alırdı. Buna sebep ise kendi kendilerini şüpheye düşürmeleridir. Çünkü onlar kendilerini hem karışıklık içeren, hem de hakkı açıkça ortaya koymaya elverişli olmayan böyle bir kurala bağlamışlardı. Hak, sağlıklı yolları ile ve aslî kâideleri ile kendilerine gelince başkaları bu hak ile hidâyet bulurken, aynı hak kendilerine hidâyet sebebi olmadı. Suç kendilerinindir. Çünkü hidâyet kapısını kendi yüzlerine kendileri kapattılar ve önlerine sapıklığın kapılarını açtılar.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 128

Al-An'amJuz 7 · Page 128

سورة الأنعام

Al-An'am

The Cattle · Meccan · 165 ayahs

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

6:1

ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَجَعَلَ ٱلظُّلُمَٰتِ وَٱلنُّورَۖ ثُمَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِرَبِّهِمۡ يَعۡدِلُونَ ١

[All] praise is [due] to Allāh, who created the heavens and the earth and made the darkness and the light. Then those who disbelieve equate [others] with their Lord.

6:2

هُوَ ٱلَّذِي خَلَقَكُم مِّن طِينٖ ثُمَّ قَضَىٰٓ أَجَلٗاۖ وَأَجَلٞ مُّسَمًّى عِندَهُۥۖ ثُمَّ أَنتُمۡ تَمۡتَرُونَ ٢

It is He who created you from clay and then decreed a term1 and a specified time [known] to Him;2 then [still] you are in dispute.

2 translator’s notes
  1. An appointed time for death.

    [292] For resurrection.

    ↩
  2. ↩

6:3

وَهُوَ ٱللَّهُ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَفِي ٱلۡأَرۡضِ يَعۡلَمُ سِرَّكُمۡ وَجَهۡرَكُمۡ وَيَعۡلَمُ مَا تَكۡسِبُونَ ٣

And He is Allāh, [the only deity] in the heavens and the earth. He knows your secret and what you make public, and He knows that which you earn.

6:4

وَمَا تَأۡتِيهِم مِّنۡ ءَايَةٖ مِّنۡ ءَايَٰتِ رَبِّهِمۡ إِلَّا كَانُواْ عَنۡهَا مُعۡرِضِينَ ٤

And no sign comes to them from the signs of their Lord except that they turn away therefrom.

6:5

فَقَدۡ كَذَّبُواْ بِٱلۡحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمۡ فَسَوۡفَ يَأۡتِيهِمۡ أَنۢبَٰٓؤُاْ مَا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ ٥

For they had denied the truth when it came to them, but there is going to reach them the news of what they used to ridicule.1

1 translator’s note
  1. They will experience the reality of what they had denied and the consequence of their denial. ↩

6:6

أَلَمۡ يَرَوۡاْ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَبۡلِهِم مِّن قَرۡنٖ مَّكَّنَّٰهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مَا لَمۡ نُمَكِّن لَّكُمۡ وَأَرۡسَلۡنَا ٱلسَّمَآءَ عَلَيۡهِم مِّدۡرَارٗا وَجَعَلۡنَا ٱلۡأَنۡهَٰرَ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهِمۡ فَأَهۡلَكۡنَٰهُم بِذُنُوبِهِمۡ وَأَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قَرۡنًا ءَاخَرِينَ ٦

Have they not seen how many generations We destroyed before them which We had established upon the earth as We have not established you? And We sent [rain from] the sky upon them in showers and made rivers flow beneath them; then We destroyed them for their sins and brought forth after them a generation of others.

6:7

وَلَوۡ نَزَّلۡنَا عَلَيۡكَ كِتَٰبٗا فِي قِرۡطَاسٖ فَلَمَسُوهُ بِأَيۡدِيهِمۡ لَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرٞ مُّبِينٞ ٧

And even if We had sent down to you, [O Muḥammad], a written scripture on a page and they touched it with their hands, the disbelievers would say, "This is not but obvious magic."

6:8

وَقَالُواْ لَوۡلَآ أُنزِلَ عَلَيۡهِ مَلَكٞۖ وَلَوۡ أَنزَلۡنَا مَلَكٗا لَّقُضِيَ ٱلۡأَمۡرُ ثُمَّ لَا يُنظَرُونَ ٨

And they say, "Why was there not sent down to him an angel?"1 But if We had sent down an angel, the matter would have been decided;2 then they would not be reprieved.

2 translator’s notes
  1. In support of his prophethood (ﷺ).

    [295] They would have been destroyed immediately with no chance for repentance.

    ↩
  2. ↩
As-Sa'diTafsir · 6:8

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском