As-SafJuz 28 · Page 552

As-Saf 61:6

The Ranks · Juz 28 · Page 552

وَإِذۡ قَالَ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَ يَٰبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ إِنِّي رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيۡكُم مُّصَدِّقٗا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيَّ مِنَ ٱلتَّوۡرَىٰةِ وَمُبَشِّرَۢا بِرَسُولٖ يَأۡتِي مِنۢ بَعۡدِي ٱسۡمُهُۥٓ أَحۡمَدُۖ فَلَمَّا جَآءَهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ قَالُواْ هَٰذَا سِحۡرٞ مُّبِينٞ ٦

And [mention] when Jesus, the son of Mary, said, "O Children of Israel, indeed I am the messenger of Allāh to you confirming what came before me of the Torah and bringing good tidings of a messenger to come after me, whose name is Aḥmad."1 But when he came to them with clear evidences, they said, "This is obvious magic."2

2 translator’s notes
  1. Another name of Prophet Muḥammad (ﷺ).

    [1683] i.e., fraud or deception.

    ↩
  2. ↩

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 61:6–9

6- Hani Meryem oğlu İsa da şöyle demişti:“Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben Allah’ın rasulüyüm. Benden önceki Tevrat’ı doğrulamak ve benden sonra gelecek olup adı Ahmed olan bir peygamberi de müjdelemek üzere size gönderildim.” Fakat o (Ahmed), onlara apaçık delillerle gelince onlar:“Bu, apaçık bir sihirdir” dediler. 7- İslâm’a davet edildiği halde Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Allah zalim toplumu hidâyete erdirmez. 8- Onlar, ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek isterler. Halbuki Allah, kâfirler hoşlanmasa da nurunu tamamlayacaktır. 9- Peygamberini hidâyet ve hak din ile gönderen O’dur ve O, müşrikler hoşlanmasa bile dinini bütün dinlere üstün kılacaktır.

6. Yüce Allah, Meryem oğlu İsa aleyhisselam’ın kendilerini davet ettiği ilk dönem İsrailoğullarının inatlarını haber vermekte ve İsa’nın kendilerine şöyle seslendiğini bildirmektedir:“Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben Allah’ın rasulüyüm.” Allah beni sizleri hayra davet edeyim, kötülükten vazgeçmenizi emredeyim diye gönderdi. Beni pek açık delillerle ve mucizelerle destekledi. Benim doğruluğumun delillerinden birisi de “benden önceki Tevrat’ı” tasdik etmemdir. Ben Mûsâ’nın getirmiş olduğu Tevrat’ı ve semavî hükümleri getirdim. Eğer ben peygamberliği yalan yere iddia eden birisi olsaydım, benden önceki peygamberlerin getirdiklerinden başkasını getirirdim. Ben aynı şekilde benden önceki Tevrat’ın gerçek çıkan haberiyim. Tevrat benim geleceğimi haber vermiş ve müjdelemişti. Benim gelişim de onun tasdikidir. “Ve benden sonra gelecek olup adı Ahmed olan bir peygamberi de müjdelemek üzere size gönderildim.” O, Haşimî oğullarına mensup Abdulmuttalib’in oğlu Abdullah’ın oğlu Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’dir. İsa aleyhisselam da diğer peygamberler gibi kendisinden önceki peygamberi tasdik edip sonra gelecek peygamberi müjdelemişti. Yalancılar ise böyle değildir. Onlar peygamberlere muhalefet ederler. Ahlâklarında, sıfatlarında, emir ve yasaklarında onlarla son derece çelişirler. “Fakat o” İsa’nın müjdelediği Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, “apaçık” kendisinin Ahmed ve Allah’ın gerçek peygamberi olduğuna delil teşkil eden “delillerle gelince onlar” Hakka karşı inad edip onu yalanlayarak: “Bu, apaçık bir sihirdir, dediler.” Bu, çok şaşılacak bir şeydir. Peygamberliği açıkça ortaya çıkan ve günün ortasındaki güneşten daha parlak bir hal alan bir peygamber, apaçık bir sihirbaz olarak değerlendirildi. Acaba ilâhi yardımdan mahrum kalışın bundan daha ilerisi düşünülebilir mi? Acaba böyle bir iftiradan daha ileri bir iftira olabilir mi? Zira bu iftira ile peygamber olduğu açıkça ortaya çıkan hususlar reddediliyor, herkesten daha çok uzak olduğu vasıflar ona nisbet ediliyor!

7. “İslâm’a davet edildiği” apaçık delil ve belgelerini de gördüğü “halde Allah’a karşı” bu konuda yahut başka iddialarla “yalan uydurandan daha zalim kim olabilir?” Oysa böylelerinin ileri sürecek bir mazeretleri de yoktur, herhangi bir delilleri de kalmamıştır. Çünkü davet gerçekleşmiştir. "Allah zalim toplumu.” Zulümlerini sürdürmekte olan, verilen öğütlerle zulümden vazgeçmeyen, onca açıklama ve belgeye rağmen bundan geri durmayan zalimleri “hidâyete erdirmez.” Özellikle de hakkı reddetmek ve bâtıla destek olmak için hakka karşı durmaya devam eden bu zalimleri... Bundan dolayı Yüce Allah onlar haklarında şöyle buyurmaktadır:

8. “Onlar, ağızlarıyla” gerçekle ilgisi bulunmayan, aksine basiret sahibi kimselerin onların izlemekte oldukları bâtılı daha iyi tanımalarını sağlayan, o hakkı reddetmeye çalıştıkları bozuk ve tutarsız sözleriyle “Allah’ın nurunu söndürmek isterler. Halbuki Allah, kâfirler hoşlanmasa da nurunu tamamlayacaktır.” Allah dinini zafere kavuşturmayı, peygamberi ile gönderdiği hakkı tamamlamayı ve her yerde nurunu galip getirmeyi taahhüt etmiştir. Velev ki kâfirler hoşlanmasalar ve hoşlanmadıkları için de Allah’ın nurunu söndürmek için her türlü yola başvursalar dahi. Ne olursa olsun onlar yenileceklerdir. Onların misali güneşin ışığını söndürmek için güneşe doğru üfleyen kimsenin haline benzer. Ne maksatlarını elde edebilirler, ne de akıllarının tenkide uğramasından ve gülünç duruma düşmekten kurtulabilirler.

9. Daha sonra Yüce Allah, İslâm dininin maddi ve manevi yükseliş ve zaferinin sebebini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Peygamberini hidâyet ve hak din ile” yani faydalı bilgi ve salih amel ile “gönderen O’dur.” Bu din, Allah’a ulaştırır, O’nun lütuf ve ihsan yurduna götürür, en güzel amellere, en güzel ahlâka ilettiği gibi dünya ve âhiretin maslahatına olan şeyleri de gösterir ve onlara iletir. “Hak din”, âlemlerin Rabbi olan Allah’a kendisiyle itaat ve ibadet edilen dindir. Bu din haktır, doğrudur. Onda hiçbir eksiklik yoktur. Ona herhangi bir tutarsızlık erişemez. Bilakis onun emirleri ruhlara ve kalplere bir gıda, bedenlere de rahat kaynağıdır. Onun yasaklarını terk etmek de kötülükten ve fesattan esenliğe kavuşmak demektir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile gönderilen hidâyet ve hak din, onun doğruluğunun en büyük delili ve belgesidir. Bu belge dünya durdukça dimdik ayakta olacaktır. Aklı başında olan kimsenin tefekkürü arttıkça bundan dolayı daha çok sevinir ve basireti de daha bir artar. “O, müşrikler hoşlanmasa bile dinini bütün dinlere üstün kılacaktır.” Diğer dinlere delil ve belge ile üstün getirecektir. O dinin gereklerini yerine getirenleri de kılıç ve silahla galip getirecektir. Dinin bu (üstün olma) vasfı her zaman için geçerlidir, ondan hiç ayrılmaz. Her kim onu yenik düşürmeye kalkışır ve onun hakkında tartışırsa, mutlaka kendisi yenik düşer, bu din ise üstün ve galip gelir. Bu dinin bağlılarına gelince onlar, onun gereklerini yerine getirdikleri, nuru ile aydınlandıkları, din ve dünya işlerinde onun hidâyeti ile doğru yolu buldukları takdirde onlara da kimse karşı duramaz. Mutlaka onlar, diğer din mensuplarına üstün gelirler. Ama bu dini zayi edip sadece ona mensup olmakla yetinecek olurlarsa, bunun kendilerine hiçbir faydası olmaz. Aksine düşmanlarının kendilerine musallat kılınmasına sebep olur. Müslümanların ilk ve sonraki dönemlerini ve onların hallerini inceleyen kimseler de bu gerçeği iyi bilirler.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 552

As-SafJuz 28 · Page 552

61:6

وَإِذۡ قَالَ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَ يَٰبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ إِنِّي رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيۡكُم مُّصَدِّقٗا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيَّ مِنَ ٱلتَّوۡرَىٰةِ وَمُبَشِّرَۢا بِرَسُولٖ يَأۡتِي مِنۢ بَعۡدِي ٱسۡمُهُۥٓ أَحۡمَدُۖ فَلَمَّا جَآءَهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ قَالُواْ هَٰذَا سِحۡرٞ مُّبِينٞ ٦

And [mention] when Jesus, the son of Mary, said, "O Children of Israel, indeed I am the messenger of Allāh to you confirming what came before me of the Torah and bringing good tidings of a messenger to come after me, whose name is Aḥmad."1 But when he came to them with clear evidences, they said, "This is obvious magic."2

2 translator’s notes
  1. Another name of Prophet Muḥammad (ﷺ).

    [1683] i.e., fraud or deception.

    ↩
  2. ↩

61:7

وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَ وَهُوَ يُدۡعَىٰٓ إِلَى ٱلۡإِسۡلَٰمِۚ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ ٧

And who is more unjust than one who invents about Allāh untruth while he is being invited to Islām. And Allāh does not guide the wrongdoing people.

61:8

يُرِيدُونَ لِيُطۡفِـُٔواْ نُورَ ٱللَّهِ بِأَفۡوَٰهِهِمۡ وَٱللَّهُ مُتِمُّ نُورِهِۦ وَلَوۡ كَرِهَ ٱلۡكَٰفِرُونَ ٨

They want to extinguish the light of Allāh with their mouths, but Allāh will perfect His light, although the disbelievers dislike it.

61:9

هُوَ ٱلَّذِيٓ أَرۡسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلۡهُدَىٰ وَدِينِ ٱلۡحَقِّ لِيُظۡهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ وَلَوۡ كَرِهَ ٱلۡمُشۡرِكُونَ ٩

It is He who sent His Messenger with guidance and the religion of truth to manifest it over all religion, although those who associate others with Allāh dislike it.

61:10

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ هَلۡ أَدُلُّكُمۡ عَلَىٰ تِجَٰرَةٖ تُنجِيكُم مِّنۡ عَذَابٍ أَلِيمٖ ١٠

O you who have believed, shall I guide you to a transaction that will save you from a painful punishment?

61:11

تُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُجَٰهِدُونَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمۡوَٰلِكُمۡ وَأَنفُسِكُمۡۚ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرٞ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ١١

[It is that] you believe in Allāh and His Messenger and strive in the cause of Allāh with your wealth and your lives. That is best for you, if you only knew.

61:12

يَغۡفِرۡ لَكُمۡ ذُنُوبَكُمۡ وَيُدۡخِلۡكُمۡ جَنَّٰتٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ وَمَسَٰكِنَ طَيِّبَةٗ فِي جَنَّٰتِ عَدۡنٖۚ ذَٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ ١٢

He will forgive for you your sins and admit you to gardens beneath which rivers flow and pleasant dwellings in gardens of perpetual residence. That is the great attainment.

61:13

وَأُخۡرَىٰ تُحِبُّونَهَاۖ نَصۡرٞ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَتۡحٞ قَرِيبٞۗ وَبَشِّرِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١٣

And [you will obtain] another [favor] that you love - victory from Allāh and an imminent conquest; and give good tidings to the believers.

61:14

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ كُونُوٓاْ أَنصَارَ ٱللَّهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَ لِلۡحَوَارِيِّـۧنَ مَنۡ أَنصَارِيٓ إِلَى ٱللَّهِۖ قَالَ ٱلۡحَوَارِيُّونَ نَحۡنُ أَنصَارُ ٱللَّهِۖ فَـَٔامَنَت طَّآئِفَةٞ مِّنۢ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ وَكَفَرَت طَّآئِفَةٞۖ فَأَيَّدۡنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ عَلَىٰ عَدُوِّهِمۡ فَأَصۡبَحُواْ ظَٰهِرِينَ ١٤

O you who have believed, be supporters of Allāh, as when Jesus, the son of Mary, said to the disciples, "Who are my supporters for Allāh?" The disciples said, "We are supporters of Allāh." And a faction of the Children of Israel believed and a faction disbelieved. So We supported those who believed against their enemy, and they became dominant.

As-Sa'diTafsir · 61:6

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском