At-Taghabun 64:17
The Mutual Disillusion · Juz 28 · Page 557
إِن تُقۡرِضُواْ ٱللَّهَ قَرۡضًا حَسَنٗا يُضَٰعِفۡهُ لَكُمۡ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡۚ وَٱللَّهُ شَكُورٌ حَلِيمٌ ١٧
If you loan Allāh a goodly loan, He will multiply it for you and forgive you. And Allāh is [most] Appreciative1 and Forbearing,2
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 64:16–18
16- O halde Allah’a karşı gücünüz yettiği kadar takvalı olun, dinleyin, itaat edin ve kendi yararınıza olmak üzere infâk edin. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. 17- Eğer Allah’a güzel bir borç verirseniz O, onun mükafatını size kat kat fazlasıyla verir ve sizi bağışlar. Allah Şekûrdur, Halîmdir. 18- Gizliyi de açığı da bilendir. Azîzdir, Hakîmdir.
16. Yüce Allah, emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından kaçınmak demek olan takvâyı emretmektedir. Bu takvâya da güç yetirebilme kaydını getirmektedir. Bu âyet-i kerime, kulun âciz olduğu her bir görevin kuldan düşeceğine, birtakım işlere güç yetirebildiği halde bazılarından âcce düşecek olursa güç yetirebileceği kadarını yerine getereceğine, âciz kaldığı hususların da ondan düşeceğine delil teşkil etmektedir. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurmaktadır:“Size bir hususu emredecek olursam, onu gücünüz yettiği kadarı ile yerine getirin.” Bu şer’î kaidenin kapsamına sayılamayacak kadar çok fer’î hüküm girmektedir. "Dinleyin” Allah’ın size verdiği öğütlere, size teşrî’ etmiş olduğu hükümlere kulak verin. Bunları iyice öğrenin, belleyin, onlara gereği gibi bağlanın. Allah’a ve Rasûlüne de bütün işlerinizde “itaat edin.” Dünya ve âhirette “kendi yararınıza olmak üzere” farz ve müstehab türünden olan nafakaları vermek sureti ile “infâk edin.” Bu sizin için hayırlıdır. Çünkü hayır, tamamı ile Allah’ın emirlerini yerine getirmek, O’nun öğütlerini kabul etmek, şeriatine tam anlamı ile bağlanmaktır. Şer ise tamamı ile bunlara muhalefet etmektir. Ancak ortada insanların birçoğunu, emrolunan infâkı yerine getirmekten alıkoyan bir âfet vardır. O da pek çok kişinin mayasında bulunan cimriliktir. Nefis mala düşkündür, cimrilik gösterir. Malın var olmasını arzu eder ve malın elden çıkmasından hiç hoşlanmaz. İşte “kim nefsinin cimriliğinden” faydasına olan infâkı gönül hoşluğu ile yapmak sureti “ile korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” Çünkü bunlar istediklerini elde etmiş ve korktukları şeylerden kurtulmuş kimselerdir. Bu buyruğun, kula verilen bütün emirleri ve bütün yasakları kapsaması da muhtemeldir. Çünkü kişinin nefsinde cimrilik varsa, verilen emirlere itaat etmez ve yerine getirmesi emrolunduğu nafakaları çıkarıp vermezse asla kurtuluşa eremez. Aksine dünyayı da âhireti de kaybeder. Ama eğer kişi cömert olursa, Allah’ın şeriatını gönül hoşluğu ve huzur ile kabul ederse, rızasını talep ederse, mükellef kılındığı şeyleri yerine getirmesi için sadece bu mükellefiyetleri bilmesi, bunları öğrenmesi ve onların Allah’ı razı edecek şeyler olduğunu görmesi yeterlidir. Böylelikle o kişi kurtulur, başarıya ulaşır ve istediklerine nâil olur.
17. Daha sonra Yüce Allah, infâkta bulunmayı teşvik ederek şöyle buyurmaktadır:“Eğer Allah’a güzel bir borç verirseniz” bu; helâl kazançtan yapılan her türül infâktır. Kul, eğer bu yaptığı infaklarla Allah’ın rızasını gözetir ve bu harcamaları gereken yerde yapacak olursa Allah “onun mükafatını size kat kat fazlasıyla verir.” Yaptığınız infakı on katından yedi yüz katına ve daha pek çok katına kadar mükâfatlandırır “ve” bu mükâfatlandırma ile birlikte günahlarınızı da bu infâk ve sadakadan ötürü “bağışlar.” Çünkü sadakalar ve yapılan iyilikler, günahlara kefarettir, onları örter:“Çünkü iyilikler kötülükleri giderir.”(Hûd, 11/114)“Allah Şekûrdur, Halimdir.” Kendisine isyan edenlerin cezasını çabucak vermez. Aksine onlara mühlet verir, fakat cezalandırmayı da ihmal etmez:“Eğer Allah kazandıkları sebebi ile insanları cezalandıracak olsa o (yeryüzünün) sırtında dolaşanların hiçbirini bırakmazdı. Fakat O, bunları belirlenmiş bir vakte kadar ertelemektedir.”(Fâtır, 35/45) Yüce “Allah Şekûrdur” kullarının iyi amellerini az dahi olsa kabul eder ve bu amellerine çok mükafat verir. Ayrıca Yüce Allah, kendi uğrunda zorluklara ve ağır yükümlülüklere katlananlara, çeşitli türden ağır mükellefiyetleri yerine getirmeye çalışanlara mükafat verir. Bu uğurda birtakım şeyleri terk edenlere de onlardan daha hayırlısını verir.
18. “Gizliyi de açığı da bilendir.” Yani kullar için gizli kalan ve kendisinden başka hiçkimsenin bilmediği orduları da onların görüp tanık oldukları varlıkları da O bilir. “Azîzdir.” Hiçbir kimse O’nu yenik düşüremez, kimse O’na karşı koyamaz, her şey O’nun emrinin mahkûmudur. "Hakîmdir.” Yaratması da emri de yerli yerince olandır, her şeyi hak ettiği yere yerleştirendir.
Teğâbun Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Yüce Allah’a hamdolsun.
***
Page 557
64:10
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَآ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِ خَٰلِدِينَ فِيهَاۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ ١٠
But the ones who disbelieved and denied Our verses - those are the companions of the Fire, abiding eternally therein; and wretched is the destination.
64:11
مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ إِلَّا بِإِذۡنِ ٱللَّهِۗ وَمَن يُؤۡمِنۢ بِٱللَّهِ يَهۡدِ قَلۡبَهُۥۚ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٞ ١١
No disaster strikes except by permission of Allāh. And whoever believes in Allāh - He will guide his heart. And Allāh is Knowing of all things.
64:12
وَأَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُواْ ٱلرَّسُولَۚ فَإِن تَوَلَّيۡتُمۡ فَإِنَّمَا عَلَىٰ رَسُولِنَا ٱلۡبَلَٰغُ ٱلۡمُبِينُ ١٢
And obey Allāh and obey the Messenger; but if you turn away - then upon Our Messenger is only [the duty of] clear notification.
64:13
ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلۡيَتَوَكَّلِ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ١٣
Allāh - there is no deity except Him. And upon Allāh let the believers rely.
64:14
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِنَّ مِنۡ أَزۡوَٰجِكُمۡ وَأَوۡلَٰدِكُمۡ عَدُوّٗا لَّكُمۡ فَٱحۡذَرُوهُمۡۚ وَإِن تَعۡفُواْ وَتَصۡفَحُواْ وَتَغۡفِرُواْ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٞ رَّحِيمٌ ١٤
O you who have believed, indeed, among your spouses and your children are enemies to you, so beware of them. But if you pardon and overlook and forgive - then indeed, Allāh is Forgiving and Merciful.
64:15
إِنَّمَآ أَمۡوَٰلُكُمۡ وَأَوۡلَٰدُكُمۡ فِتۡنَةٞۚ وَٱللَّهُ عِندَهُۥٓ أَجۡرٌ عَظِيمٞ ١٥
Your wealth and your children are but a trial, and Allāh has with Him a great reward.
64:16
فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ مَا ٱسۡتَطَعۡتُمۡ وَٱسۡمَعُواْ وَأَطِيعُواْ وَأَنفِقُواْ خَيۡرٗا لِّأَنفُسِكُمۡۗ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفۡسِهِۦ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ ١٦
So fear Allāh as much as you are able and listen and obey and spend [in the way of Allāh]; it is better for your selves. And whoever is protected from the stinginess of his soul - it is those who will be the successful.
64:17
إِن تُقۡرِضُواْ ٱللَّهَ قَرۡضًا حَسَنٗا يُضَٰعِفۡهُ لَكُمۡ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡۚ وَٱللَّهُ شَكُورٌ حَلِيمٌ ١٧
If you loan Allāh a goodly loan, He will multiply it for you and forgive you. And Allāh is [most] Appreciative1 and Forbearing,2
64:18
عَٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ١٨
Knower of the unseen and the witnessed, the Exalted in Might, the Wise.