Al-A'raf 7:30
The Heights · Juz 8 · Page 153
فَرِيقًا هَدَىٰ وَفَرِيقًا حَقَّ عَلَيۡهِمُ ٱلضَّلَٰلَةُۚ إِنَّهُمُ ٱتَّخَذُواْ ٱلشَّيَٰطِينَ أَوۡلِيَآءَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَيَحۡسَبُونَ أَنَّهُم مُّهۡتَدُونَ ٣٠
A group [of you] He guided, and a group deserved [to be in] error. Indeed, they [i.e., the latter] had taken the devils as allies instead of Allāh while they thought that they were guided.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 7:28–30
28- Onlar bir hayasızlık yapsalar:“Biz atalarımızı böyle bulduk. Allah da bize bunu emretti” derler. De ki:“Allah (asla) hayasızlığı emretmez. Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” 29- De ki:“Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (O’na) çevirin ve dininizi halis kılarak O’na dua edin. Sizi ilkin yarattığı gibi yine (O’na) döneceksiniz.” 30- O, bir gruba hidâyet vermiştir, bir gruba da dalalet hak olmuştur. Çünkü onlar, Allah’ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edinmişlerdir. Üstelik onlar, doğru yolda olduklarını sanırlar.
28. Yüce Allah günah işleyen ve bu günahı Allah’a nispet ederek bunu kendilerine Allah’ın emrettiğini ileri süren müşriklerin durumunun çirkinliğini beyan ederek şöyle buyurmaktadır:“Onlar bir hayasızlık yapsalar” ki hayasızlık her türlü çirkin ve hoş karşılanmayan iştir. Beytullah’ı çıplak tavaf etmeleri de bunlardan birisidir. “Biz atalarımızı böyle bulduk” bu iddiaları doğrudur “Allah da bize bunu emretti, derler”; ancak bu iddiaları yalandır. Çünkü Yüce Allah, bu iddialarını redederek şöyle buyurmaktadır:“De ki: Allah (asla) hayasızlığı emretmez.” Yani ister müşriklerin bu yaptıkları olsun, ister başkalarınınkiler olsun, kulların hayasızlıkları işlemesini emretmesi O’nun kemaline ve hikmetine yakışmaz. “Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” ki bundan daha büyük bir iftira olabilir mi?
29. Daha sonra Yüce Allah neleri emrettiğini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“De ki: Rabbim adaleti emretti.” Yani O, ibadetlerde de karşılıklı ilişkilerde de adaleti emretmiştir. Zulüm ve haksızlığı değil. “Her secde yerinde yüzlerinizi (O’na) çevirin.” Yani Allah’a yöneltin; ibadetlerinizi özellikle namazı zahiren ve batınen en mükemmel şekilde eda etmek için bütün gayretinizi ortaya koyun, ibadetlerinizi her türlü eksiklikten ve ifsad edici unsurdan arındırın. “Dininizi halis kılarak O’na dua edin.” İbadetinizde O’na hiçbir şey ortak koşmaksızın yalnızca O’nun rızasını gözetin. Dua hem istekte bulunma anlamındaki duayı hem de ibadet olan duayı kapsar. Yani sizler yapmış olduğunuz dualarınızda Yüce Allah’a kulluk ve O’nun rızasını elde etmekten başka hiçbir maksat gözetmeyin. “Sizi ilkin yarattığı gibi yine” öldükten sonra dirilip O’na “döneceksiniz.” Çünkü sizi yoktan var etmeye kadir olanın sizi tekrar diriltmeye de gücü yeter. Hatta diriltmek, ilk defa yaratmaktan daha da kolaydır.
30. Sizden “bir gruba” Allah “hidâyet vermiştir.” Yani onları hidâyete muvaffak kılmış, hidâyet sebeplerini onlara kolaylaştırmış, hidâyete engel olan hususları da onlardan uzaklaştırmıştır. “Bir gruba da dalalet hak olmuştur.” İşledikleri sebebiyle ve yaptıkları azgınlıklardan ötürü haklarında sapıklık kaçınılmaz olmuştur. “Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edinmişlerdir.” Her kim Allah’ı bırakıp şeytanı dost edinirse apaçık bir hüsrana mahkum olur. Onlar da Rahman olan Allah’ın dostluğundan sıyrılıp şeytanı dost edinmeyi tercih edince Allah’ın yardımından alabildiğine mahrum kaldılar. Kendi hallerine bırakıldılar ve en ağır zarara uğradılar. “Üstelik onlar, doğru yolda olduklarını sanırlar.” Çünkü onlar için gerçekler ters yüz olmuştur. Artık batılı hak, hakkı da batıl zannederler. Bu âyet-i kerimede emir ve yasakların, hikmet ve maslahata tâbi olduğuna delil vardır. Çünkü ayette Yüce Allah'ın, akılların kabul etmeyeceği ve çirkin göreceği şeyleri emretmesinin düşünülemeyeceğini, aksine O’nun adaleti ve ihlası emrettiği bildirilmektedir. Yine bu buyruklarda hidâyetin Allah’ın lütuf ve ihsanı ile olduğuna, sapıklığın ise Allah’ın, kulu yardımsız bırakması dolayısı ile söz konusu olduğuna delil vardır. Çünkü kişi, cahilliği ve zulmü sebebi ile şeytanı dost edinir ve böylelikle kendi kendisinin sapıklığa düşmesine sebep olur. Her kim sapık olduğu halde hidâyet üzere bulunduğunu zannedecek olursa böyle bir kimsenin ileri sürecek bir mazereti de kalmaz. Çünkü böyle bir kimse esasen hidâyet bulma imkânına da sahiptir. Ancak zulmünden kaynaklanan bu yersiz kanaati, onu hidâyete ulaştıran yolu terk etmeye itmiştir.
Page 153
7:23
قَالَا رَبَّنَا ظَلَمۡنَآ أَنفُسَنَا وَإِن لَّمۡ تَغۡفِرۡ لَنَا وَتَرۡحَمۡنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ ٢٣
They said, "Our Lord, we have wronged ourselves, and if You do not forgive us and have mercy upon us, we will surely be among the losers."
7:24
قَالَ ٱهۡبِطُواْ بَعۡضُكُمۡ لِبَعۡضٍ عَدُوّٞۖ وَلَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُسۡتَقَرّٞ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٖ ٢٤
[Allāh] said, "Descend, being to one another enemies. And for you on the earth is a place of settlement and enjoyment [i.e., provision] for a time."
7:25
قَالَ فِيهَا تَحۡيَوۡنَ وَفِيهَا تَمُوتُونَ وَمِنۡهَا تُخۡرَجُونَ ٢٥
He said, "Therein you will live, and therein you will die, and from it you will be brought forth."
7:26
يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ قَدۡ أَنزَلۡنَا عَلَيۡكُمۡ لِبَاسٗا يُوَٰرِي سَوۡءَٰتِكُمۡ وَرِيشٗاۖ وَلِبَاسُ ٱلتَّقۡوَىٰ ذَٰلِكَ خَيۡرٞۚ ذَٰلِكَ مِنۡ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ لَعَلَّهُمۡ يَذَّكَّرُونَ ٢٦
O children of Adam, We have bestowed upon you clothing to conceal your private parts and as adornment. But the clothing of righteousness - that is best. That is from the signs of Allāh that perhaps they will remember.
7:27
يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ لَا يَفۡتِنَنَّكُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ كَمَآ أَخۡرَجَ أَبَوَيۡكُم مِّنَ ٱلۡجَنَّةِ يَنزِعُ عَنۡهُمَا لِبَاسَهُمَا لِيُرِيَهُمَا سَوۡءَٰتِهِمَآۚ إِنَّهُۥ يَرَىٰكُمۡ هُوَ وَقَبِيلُهُۥ مِنۡ حَيۡثُ لَا تَرَوۡنَهُمۡۗ إِنَّا جَعَلۡنَا ٱلشَّيَٰطِينَ أَوۡلِيَآءَ لِلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ ٢٧
O children of Adam, let not Satan tempt you as he removed your parents from Paradise, stripping them of their clothing1 to show them their private parts. Indeed, he sees you, he and his tribe, from where you do not see them. Indeed, We have made the devils allies to those who do not believe.
1 translator’s note
- The garments of Paradise. ↩
7:28
وَإِذَا فَعَلُواْ فَٰحِشَةٗ قَالُواْ وَجَدۡنَا عَلَيۡهَآ ءَابَآءَنَا وَٱللَّهُ أَمَرَنَا بِهَاۗ قُلۡ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَأۡمُرُ بِٱلۡفَحۡشَآءِۖ أَتَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ ٢٨
And when they commit an immorality, they say, "We found our fathers doing it, and Allāh has ordered us to do it." Say, "Indeed, Allāh does not order immorality. Do you say about Allāh that which you do not know?"
7:29
قُلۡ أَمَرَ رَبِّي بِٱلۡقِسۡطِۖ وَأَقِيمُواْ وُجُوهَكُمۡ عِندَ كُلِّ مَسۡجِدٖ وَٱدۡعُوهُ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَۚ كَمَا بَدَأَكُمۡ تَعُودُونَ ٢٩
Say, [O Muḥammad], "My Lord has ordered justice and that you direct yourselves [to the Qiblah] at every place [or time] of prostration, and invoke Him, sincere to Him in religion." Just as He originated you, you will return [to life] -
7:30
فَرِيقًا هَدَىٰ وَفَرِيقًا حَقَّ عَلَيۡهِمُ ٱلضَّلَٰلَةُۚ إِنَّهُمُ ٱتَّخَذُواْ ٱلشَّيَٰطِينَ أَوۡلِيَآءَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَيَحۡسَبُونَ أَنَّهُم مُّهۡتَدُونَ ٣٠
A group [of you] He guided, and a group deserved [to be in] error. Indeed, they [i.e., the latter] had taken the devils as allies instead of Allāh while they thought that they were guided.