Al-Ma'arijJuz 29 · Page 569

Al-Ma'arij 70:21

The Ascending Stairways · Juz 29 · Page 569

وَإِذَا مَسَّهُ ٱلۡخَيۡرُ مَنُوعًا ٢١

And when good touches him, withholding [of it],

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 70:19–35

19- Gerçekten insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır. 20- Başına kötülük geldi mi sızlanıp feryat eder. 21- İyiliğe kavuştu mu da cimri kesilir. 22- Ancak namaz kılanlar müstesnâ. 23- Onlar namazlarına devam ederler. 24- Mallarında belli bir hak vardır; 25- Dilenen ve dilenmeyen yoksul için ayrılmış. 26- Onlar, hesap gününü tasdik ederler. 27- Onlar, Rablerinin azabından korkarlar. 28- Çünkü Rablerinin azabından yana güven altında olunmaz. 29- Onlar, mahrem yerlerini (haram ilişkiden) korurlar. 30- Ancak eşleri yahut sahip oldukları (cariyeler) hariç. (Onlarla ilişki kurarlar ve) bundan dolayı da kınanmazlar. 31- Ama her kim bunun ötesinde bir yol arasa, işte onlar sınırı aşanlardır. 32- Onlar, emanetlerine ve ahitlerine riâyet ederler. 33- Onlar, şahitliklerini dosdoğru yerine getirirler. 34- Onlar, namazlarını gereği gibi kılarlar. 35- İşte bunlar, cennetlerde ağırlanırlar.

19. Bu buyruklar, insanın tabiatı itibari ile sahip olduğu niteliklerini dile getirmekte ve onun hem çok hırslı hem de sabırsız olduğunu belirtmektedir: 20. “Başına kötülük geldi mi sızlanıp feryat eder.” Yani o, herhangi bir tatsızlık, bir hastalıkla karşılaşırsa veya sevdiği bir mal, yakın akraba yahut evladı elinden gidecek olursa tahammül göstermez. Bu yolda sabretmez, Allah’ın takdir ettiği hükmüne rızı göstermez. 21. “İyiliğe kavuştu mu da cimri kesilir.” Allah’ın kendisine verdiğinden infak etmez, Allah’ın bunca nimet ve iyiliğine karşı Allah’a şükretmez. Yani o, darlık ve sıkıntı zamanlarında sabretmez, bolluk ve rahatlık zamanlarında da iyilik yapmaz.

22. “Ancak namaz kılanlar müstesnâ.” Burada belirtilen vasıflara sahip olan namaz kılanlar, kendilerine hayır gelip dokunacak olursa Allah’a şükrederler ve Allah’ın kendilerine ihsan ettiklerinden infak ederler. Başlarına kötülük gelecek olursa da sabrederler ve bunun mükâfatını Allah’tan beklerler. 23. “Onlar namazlarına devam ederler” Yani onlar namazlarını vakitlerinde, şartlarına uygun ve onu tamamlayıcı hususlara da riâyet ederek devamlı kılarlar. Onlar namazı eda etmeyen yahut da bazen kılan bazan kılmayan yahut da eksik bir şekilde kılanlara benzemezler.

24-25. “Mallarında” zekât ve sadaka kabilinden “belli bir hak vardır.” İnsanlardan “dilenen ve dilenmeyen yoksul” insanlardan hiçbir şey dilenmeyen dolayısı ile farkına varılamayan ve kendisine tasaddukta bulunulmayanlar “için ayrılmış.”

26. “Onlar hesap gününü tasdik ederler.” Allah’ın bildirdiği, peygamberlerinin haber verdiği üzere öldükten sonra dirilişi ve amellerin karşılığının verileceğini tasdik ederler. Buna kesinlikle inanırlar. Bundan dolayı âhirete hazırlanırlar ve onun için yapılması gerekenleri yaparlar. Kıyamet gününü tasdik etmek, peygamberleri tasdik etmeyi ve onlara verilen Kitaplara da inanmayı gerektirmektedir.

27-28. “Onlar Rablerinin azabından korkarlar.” Bundan dolayı da Allah’ın azabına yakınlaştırıcı her bir şeyi terk ederler. “Çünkü Rablerinin azabından yana güven altında olunmaz.” O, kendisinden korkulan ve sakınılması gereken bir azaptır.

29. “Onlar, mahrem yerlerini (haram ilişkiden) korurlar.” Zina, Lût kavminin işi, kadınlara arka organdan veya hayız (ay hali) iken yaklaşmak vb. gibi haram bir şekilde ilişki kurmazlar. Aynı şekilde mahrem yerlerinin başkaları tarafından görülmesine yahut dokunulmasına müsaade etmezler. Diğer taraftan hayasızlık işlemeye davet eden haram yolları da terk ederler. 30. “Ancak eşleri yahut sahip oldukları (cariyeler) hariç. (Onlarla ilişki kurarlar ve) bundan” ekinin geldiği (çocuğun doğduğu) yerden onlarla ilişki kurmalarından dolayı “kınanmazlar.” 31. “Ama her kim bunun ötesinde bir yol arasa” yani hanımından ve cariyesinden başkasını isterse “işte onlar sınırı aşanlardır.” Allah’ın helâl kıldığı sınırları çiğneyerek haram kıldığı işleri yapanlardır. Bu âyet-i kerime, mut’a nikânının haram olduğuna delildir. Çünkü mut’a nikahı ile sahip olunan eş, zevce edinilmek kastı ile alınmaz, ayrıca o, cariye de değildir.

32. “Onlar emanetlerine ve ahitlerine riâyet ederler.” Onları gereken şekilde korurlar. Emanetlerin eksiksiz olarak sahiplerine geri verilmesi, bunlara gereken riâyetin gösterilmesi ve gereklerinin yerine getirilmesi için gayret ederler. Bu buyruk, kulun kendisi ile Rabbi arasındaki O’ndan başkasının bilmediği gizli mükellefiyetleri ve yine kul ile insanlar arasında olan malî konuları ve sırları olmak üzere her türlü emaneti kapsamına almaktadır. Aynı şekilde ahit kavramı da Allah ile ahitleşilen hususları da insanlar ile ahitleşilerek verilen sözleri de kapsamına almaktadır. Kul, ahdin gereklerini yerine getirmekten dolayı sorgulanacaktır: Onu eksiksiz ifa edip yerine getirdi mi yoksa onu reddederek ve gereğini yerine getirmeyerek hainlik mi etti diye

33. “Onlar şahitliklerini dosdoğru yerine getirirler.” Sadece bildiklerini fazlasız ve eksiksiz olarak, hiçbir şey gizlemeksizin söyler, yakın arkadaş ve buna benzer herhangi bir kimseyi kayırmaksızın şahitlik ederler. Bu şahitliklerinden de sadece Allah’ın rızasını gözetirler. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Şahitliği Allah için dosdoğru yapın.”(et-Talâk, 65/2); “Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutanlar ve Allah için şahitlik edenler olun. Kendinizin yahut ana-babanızın ve yakınlarınızın aleyhine dahi olsa...”(en-Nisâ, 4/135)

34. “Onlar” en mükemmel şekilde ona devam etmek sureti ile “namazlarını gereği gibi kılarlar.”

35. “İşte bunlar” yani bu niteliklere sahip olanlar; “cennetlerde ağırlanırlar.” Allah onlara canların çektiği, gözlerin zevk alacağı ebedi nimetler ve pek çok lütuf ihsan etmiş olacaktır. Onlar, bu nimetler içerisinde ebedi kalacaklardır. Sonuç olarak Yüce Allah, bahtiyar ve hayır ehli kimseleri bu mükemmel sıfatlarla, bu üstün ve güzel ahlâk ile vasfetmiş, namaz, namazı devamlı kılmak gibi bedeni ibadetleri yerine getirmek, her türlü hayırın başı olan Allah’tan korkmak gibi kalbî amelleri yerine getirmek, malî ibadetlerde bulunmak, doğru bir inanç ve faziletli ahlâk sahibi olmak, Allah’a ve O’nun yarattıklarına karşı adaletli davranmak, haklarını ve emanetlerini korumak sureti ile ihsan sahibi olmak, mahrem yerlerini Allah’ın hoşlanmadığı hususlardan korumak sureti ile mükemmel iffet sahibi olmakla nitelendirmiş bulunmaktadır.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 569

Al-Ma'arijJuz 29 · Page 569

70:11

يُبَصَّرُونَهُمۡۚ يَوَدُّ ٱلۡمُجۡرِمُ لَوۡ يَفۡتَدِي مِنۡ عَذَابِ يَوۡمِئِذِۭ بِبَنِيهِ ١١

They will be shown each other. The criminal will wish that he could be ransomed from the punishment of that Day by his children

70:12

وَصَٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ ١٢

And his wife and his brother

70:13

وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِي تُـٔۡوِيهِ ١٣

And his nearest kindred who shelter him

70:14

وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعٗا ثُمَّ يُنجِيهِ ١٤

And whoever is on earth entirely [so] then it could save him.

70:15

كـَلَّآۖ إِنَّهَا لَظَىٰ ١٥

No!1 Indeed, it is the Flame [of Hell],

1 translator’s note
  1. An emphatic refusal meaning "It is not to be." ↩

70:16

نَزَّاعَةٗ لِّلشَّوَىٰ ١٦

A remover of exteriors.1

1 translator’s note
  1. This refers to the skin of the head or of the body or to the body extremities - which will be burned away. ↩

70:17

تَدۡعُواْ مَنۡ أَدۡبَرَ وَتَوَلَّىٰ ١٧

It invites he who turned his back [on truth] and went away [from obedience]

70:18

وَجَمَعَ فَأَوۡعَىٰٓ ١٨

And collected [wealth] and hoarded.

70:19

۞ إِنَّ ٱلۡإِنسَٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا ١٩

Indeed, mankind was created anxious:

70:20

إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعٗا ٢٠

When evil touches him, impatient,

70:21

وَإِذَا مَسَّهُ ٱلۡخَيۡرُ مَنُوعًا ٢١

And when good touches him, withholding [of it],

70:22

إِلَّا ٱلۡمُصَلِّينَ ٢٢

Except the observers of prayer -

70:23

ٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَاتِهِمۡ دَآئِمُونَ ٢٣

Those who are constant in their prayer

70:24

وَٱلَّذِينَ فِيٓ أَمۡوَٰلِهِمۡ حَقّٞ مَّعۡلُومٞ ٢٤

And those within whose wealth is a known right1

1 translator’s note
  1. i.e., a specified share, meaning the obligatory zakāh. ↩

70:25

لِّلسَّآئِلِ وَٱلۡمَحۡرُومِ ٢٥

For the petitioner and the deprived -

70:26

وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ ٢٦

And those who believe in the Day of Recompense

70:27

وَٱلَّذِينَ هُم مِّنۡ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشۡفِقُونَ ٢٧

And those who are fearful of the punishment of their Lord -

70:28

إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمۡ غَيۡرُ مَأۡمُونٖ ٢٨

Indeed, the punishment of their Lord is not that from which one is safe -

70:29

وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَٰفِظُونَ ٢٩

And those who guard their private parts

70:30

إِلَّا عَلَىٰٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَيۡرُ مَلُومِينَ ٣٠

Except from their wives or those their right hands possess,1 for indeed, they are not to be blamed -

1 translator’s note
  1. i.e., female slaves. ↩

70:31

فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ ٣١

But whoever seeks beyond that, then they are the transgressors -

70:32

وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَٰنَٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ ٣٢

And those who are to their trusts and promises attentive

70:33

وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَٰدَٰتِهِمۡ قَآئِمُونَ ٣٣

And those who are in their testimonies upright

70:34

وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَاتِهِمۡ يُحَافِظُونَ ٣٤

And those who [carefully] maintain their prayer:

70:35

أُوْلَٰٓئِكَ فِي جَنَّٰتٖ مُّكۡرَمُونَ ٣٥

They will be in gardens,1 honored.

1 translator’s note
  1. In Paradise. ↩

70:36

فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ قِبَلَكَ مُهۡطِعِينَ ٣٦

So what is [the matter] with those who disbelieve, hastening [from] before you, [O Muḥammad],

70:37

عَنِ ٱلۡيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ ٣٧

[To sit] on [your] right and [your] left in separate groups?1

1 translator’s note
  1. They sat at a distance in order to oppose and mock the Prophet (ﷺ), claiming that they would enter Paradise before the believers. ↩

70:38

أَيَطۡمَعُ كُلُّ ٱمۡرِيٕٖ مِّنۡهُمۡ أَن يُدۡخَلَ جَنَّةَ نَعِيمٖ ٣٨

Does every person among them aspire to enter a garden of pleasure?

70:39

كـَلَّآۖ إِنَّا خَلَقۡنَٰهُم مِّمَّا يَعۡلَمُونَ ٣٩

No! Indeed, We have created them from that which they know.1

1 translator’s note
  1. i.e., a liquid disdained. So how can they expect to enter Paradise except by the will of their Creator? ↩
As-Sa'diTafsir · 70:21

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском