Al-Qiyamah 75:1
The Resurrection · Juz 29 · Page 577
لَآ أُقۡسِمُ بِيَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ ١
I swear by the Day of Resurrection
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 75:1–6
1- Kıyamet gününe yemin olsun, 2- Kendini kınayan nefse de yemin olsun ki (siz kesinlikle diriltileceksiniz). 3- İnsan, Bizim onun (çürüyüp dağılmış) kemiklerini bir araya getir(ip dirilt)emeyeceğimizi mi sanıyor? 4- Elbette (bunu yapabiliriz); hatta biz, onun parmak uçlarını dahi düzenleyip (eski haline getirmeye) kâdiriz. 5- Ama insan, günah işlemek için önündeki (kıyameti) yalanlamayı tercih eder. 6- “Ne zamanmış o kıyamet günü?” diye sorar.
(Mekke’de inmiştir. 40 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
1. Burada “لا: hayır” kelimesi, ne nafiye/olumsuzluk edatıdır, ne de zaid/fazladan gelmiştir. Bu, kendisi ile başlanılmak ve daha sonraki buyruklara gereken önemi verip dikkati çekmek için kullanılmıştır. Bu edat, yemin ile birlikte çokça kullanıldığından dolayı -aslı itibari ile söz başlangıcında kullanılmasa da- bununla söze başlamanın garip kaçacak bir tarafı yoktur. Burada kendisine yemin edilen şeyle hakkında yemin edilen şeyler aynıdır. O da ölümden sonra diriliş, insanların kabirlerinden kalkmaları, sonra da yüce Rableri haklarında ne hüküm verecek diye beklemek üzere durmalarıdır.
2. “Kendini kınayan nefse de yemin olsun ki…” Kasıt, iyi ve kötü bütün nefislerdir. Bunlara “kendini kınayan” denmesinin sebebi, çokça değişip durması, değişik noktalar arasında gidip gelmesi, belli bir hal üzerinde sebat göstermemesidir. Diğer bir sebep de şudur: Nefis, ölüm esnasında yaptıkları dolayısı ile sahibini kınayacaktır. Hatta mü’minin nefsi bile dünyada iken yaptığı kusurlardan, herhangi bir hakkı yerine getirmemekten yahut gaflete düşmekten dolayı kendini kınar. O halde bu yemin ile hem amellerin karşılığının verileceğine, hem amellerin karşılığının kendisine, hem de amelinin karşılığını hak edene bir arada yemin edilmiş olmaktadır.
3. Daha sonra yüce Allah, buna rağmen kimi inatçıların, Kıyamet gününü yalanlamakta olduklarını haber vererek şöyle buyurmaktadır:“İnsan, Bizim onun (çürüyüp dağılmış) kemiklerini” ölümünden sonra “bir araya getir(ip dirilt)emeyeceğimizi mi sanıyor?” Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Çürümüş haldeki kemikleri kim diriltecekmiş? dedi.”(Yâsîn, 36/78) Bu kimse, cahilliği ve haksızlığı sebebiyle Allah’ın, bedenin direği durumunda olan kemiklerini yaratmaya kâdir oluşunu çok uzak bir ihtimal olarak görmektedir. 4. Yüce Allah da onun bu kanaatini reddederek şöyle buyurmaktadır:“Elbette (bunu yapabiliriz); hatta biz, onun parmak uçlarını dahi düzenleyip (eski haline getirmeye) kâdiriz.” Onun parmak uçlarını ve bunların kemiklerini toplayıp bir araya getireceğiz. Bu da bedenin bütün bölümlerinin diriltileceğini ifade eder. Çünkü parmak uçları dahi tekrar yaratılacağına göre artık beden tamamen yaratılacak demektir.
5-6. Onun Yüce Allah’ın kudretini inkâr edişi, bu kudrete delil teşkil eden hususların azlığından değildir. Onun bu hale düşmesi, ileride karşı karşıya kalacağı öldükten sonra dirilişi yalanlama irade ve maksadına sahip oluşundan dolayıdır. Âyet-i kerimede geçen fücur; bile bile ve kastî olarak yalanlamak demektir.
Daha sonra Yüce Allah, Kıyametin hallerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır.
Page 577
74:48
فَمَا تَنفَعُهُمۡ شَفَٰعَةُ ٱلشَّٰفِعِينَ ٤٨
So there will not benefit them the intercession of [any] intercessors.
74:49
فَمَا لَهُمۡ عَنِ ٱلتَّذۡكِرَةِ مُعۡرِضِينَ ٤٩
Then what is [the matter] with them that they are, from the reminder, turning away
74:50
كَأَنَّهُمۡ حُمُرٞ مُّسۡتَنفِرَةٞ ٥٠
As if they were alarmed donkeys
74:51
فَرَّتۡ مِن قَسۡوَرَةِۭ ٥١
Fleeing from a lion?
74:52
بَلۡ يُرِيدُ كُلُّ ٱمۡرِيٕٖ مِّنۡهُمۡ أَن يُؤۡتَىٰ صُحُفٗا مُّنَشَّرَةٗ ٥٢
Rather, every person among them desires that he1 would be given scriptures spread about.2
74:53
كـَلَّاۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلۡأٓخِرَةَ ٥٣
No! But they do not fear the Hereafter.
74:54
كـَلَّآ إِنَّهُۥ تَذۡكِرَةٞ ٥٤
No! Indeed, it [i.e., the Qur’ān] is a reminder
74:55
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ ٥٥
Then whoever wills will remember it.
74:56
وَمَا يَذۡكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُۚ هُوَ أَهۡلُ ٱلتَّقۡوَىٰ وَأَهۡلُ ٱلۡمَغۡفِرَةِ ٥٦
And they will not remember except that Allāh wills. He is worthy of fear and adequate for [granting] forgiveness.
سورة القيامة
Al-Qiyamah
The Resurrection · Meccan · 40 ayahs
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
75:1
لَآ أُقۡسِمُ بِيَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ ١
I swear by the Day of Resurrection
75:2
وَلَآ أُقۡسِمُ بِٱلنَّفۡسِ ٱللَّوَّامَةِ ٢
And I swear by the reproaching soul1 [to the certainty of resurrection].
1 translator’s note
- i.e., that of the believer, which blames him when he falls into sin or error. ↩
75:3
أَيَحۡسَبُ ٱلۡإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجۡمَعَ عِظَامَهُۥ ٣
Does man think that We will not assemble his bones?
75:4
بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّيَ بَنَانَهُۥ ٤
Yes. [We are] Able [even] to proportion his fingertips.
75:5
بَلۡ يُرِيدُ ٱلۡإِنسَٰنُ لِيَفۡجُرَ أَمَامَهُۥ ٥
But man desires to continue in sin.1
1 translator’s note
- Literally, "to sin ahead of him." This refers to the disbeliever, who denies the Day of Account. ↩
75:6
يَسۡـَٔلُ أَيَّانَ يَوۡمُ ٱلۡقِيَٰمَةِ ٦
He asks, "When is the Day of Resurrection?"
75:7
فَإِذَا بَرِقَ ٱلۡبَصَرُ ٧
So when vision is dazzled
75:8
وَخَسَفَ ٱلۡقَمَرُ ٨
And the moon darkens
75:9
وَجُمِعَ ٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ ٩
And the sun and the moon are joined,
75:10
يَقُولُ ٱلۡإِنسَٰنُ يَوۡمَئِذٍ أَيۡنَ ٱلۡمَفَرُّ ١٠
Man will say on that Day, "Where is the [place of] escape?"
75:11
كـَلَّا لَا وَزَرَ ١١
No! There is no refuge.
75:12
إِلَىٰ رَبِّكَ يَوۡمَئِذٍ ٱلۡمُسۡتَقَرُّ ١٢
To your Lord, that Day, is the [place of] permanence.
75:13
يُنَبَّؤُاْ ٱلۡإِنسَٰنُ يَوۡمَئِذِۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ ١٣
Man will be informed that Day of what he sent ahead1 and kept back.2
75:14
بَلِ ٱلۡإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفۡسِهِۦ بَصِيرَةٞ ١٤
Rather, man, against himself, will be a witness,1
1 translator’s note
- As described in 36:65 and 41:20-23. ↩
75:15
وَلَوۡ أَلۡقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ ١٥
Even if he presents his excuses.
75:16
لَا تُحَرِّكۡ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعۡجَلَ بِهِۦٓ ١٦
Move not your tongue with it, [O Muḥammad], to hasten with it [i.e., recitation of the Qur’ān].
75:17
إِنَّ عَلَيۡنَا جَمۡعَهُۥ وَقُرۡءَانَهُۥ ١٧
Indeed, upon Us is its collection [in your heart] and [to make possible] its recitation.
75:18
فَإِذَا قَرَأۡنَٰهُ فَٱتَّبِعۡ قُرۡءَانَهُۥ ١٨
So when We have recited it [through Gabriel], then follow its recitation.
75:19
ثُمَّ إِنَّ عَلَيۡنَا بَيَانَهُۥ ١٩
Then upon Us is its clarification [to you].