Al-Qiyamah 75:21
The Resurrection · Juz 29 · Page 578
وَتَذَرُونَ ٱلۡأٓخِرَةَ ٢١
And leave [i.e., neglect] the Hereafter.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 75:20–25
20- Asla! Doğrusu siz, çabuk elde edilen (dünyayı) seviyorsunuz. 21- Ahireti ise bir kenara atıyorsunuz. 22- O gün birtakım yüzler vardır ki apaydınlıktır. 23- Rablerine bakmaktadırlar. 24- O gün birtakım yüzler de vardır ki asıktır. 25- Başlarına çok büyük bir felaket geleceğini anlarlar.
20-21. Yani Yüce Allah’ın verdiği öğütlerden, hatırlatmalardan, gaflete düşüp yüz çevirmenize sebeb teşkil eden husus, sizlerin “çabuk elde edilen (dünyayı) seviyor” olmanız, onun zevk ve arzularını elde etmenize sebep olacak hususlar için çalışmanız ve bunu âhirete tercih etmenizdir. O bakımdan âhiret için çalışmayı da terk ediyorsunuz. Çünkü dünya nimet ve lezzetleri, hemen elde edilen şeylerdir. İnsan da çabuk elde edilen şeyleri sevmeye meyyaldir. Âhiretteki ebedi nimetler ise hemen de ilerde elde edilecektir. Bundan dolayı sizler, âhiretten gafilsiniz, âhirete yönelmeyi terk ediyorsunuz. Sanki onun için yaratılmamış gibisiniz ve sanki bu dünya yurdu değerli ömürlerin uğrunda harcanacağı, gece ve gündüz kendisi için çalışılacak, ebedi kalınacak bir yurtmuş gibi çalışıp didiniyorsunuz. Böylelikle sizler hakikati alt-üst ettiniz ve pek büyük hüsrana uğradınız. Sizler âhireti dünyaya tercih etmiş, akıllı ve basiret sahibi kimselerin baktığı gibi sonuçlara bakmış olsaydınız, hiç şüphesiz kazançlı çıkar, ziyana uğramak söz konusu olmaksızın kâr elde edersiniz. Beraberinde hiçbir bedbahtlığın söz konusu olmayacağı bir bahtiyarlığa kavuşurdunuz.
22. Daha sonra Yüce Allah, âhirette insanların durumunu ve farklı hallerini açıklamak sureti ile âhiret nimetlerini tercih etmeye sevkedecek hususları söz konusu etmektedir. Âhireti dünyaya tercih edenlerin mükâfatlarını dile getirerek şöyle buyurmaktadır:“O gün birtakım yüzler vardır ki apaydınlıktır.” Güzeldir, parlaktır, içinde bulundukları kalbî nimetler, ruhî sevinçler ve maddi lezzetlerden ötürü yüzleri aydınlıktır, ışıl ışıl parıldar. 23. “Rablerine bakmaktadırlar.” Mertebelerine uygun olarak Rablerine bakacaklardır. Onların kimisi sabah akşam Rabbini görecek, kimisi cumadan cumaya bir defa Rabbini görecektir. O’nun kerim yüzüne, hiçbir benzeri bulunmayan, göz kamaştırıcı cemaline bakacak ve bundan lezzet alacaktır. O’nu görecekleri vakit içinde bulundukları nimetleri unutacaklardır. İfade edilmesi mümkün olamayacak kadar lezzet alacaklar ve sevineceklerdir. Gözleri parıldayacak, güzelliklerine güzellik katılacaktır. Keremi sonsuz Allah’tan bizleri de onlardan kılmasını niyaz ederiz.
24. Dünyayı âhirete tercih edenler hakkında da şöyle buyurmaktadır:“O gün birtakım yüzler de vardır ki asıktır” kederli, hor, hakir ve zelildir. 25. “Başlarına çok büyük bir felaket geleceğini anlarlar.” Çok çetin bir şekilde cezalandırılacaklarını, can yakıcı bir azaba uğrayacaklarını anlarlar. İşte bundan dolayı yüzlerinin şekli değişmiş, suratları asılmış olacaktır.
Page 578
75:20
كـَلَّا بَلۡ تُحِبُّونَ ٱلۡعَاجِلَةَ ٢٠
No! But you [i.e., mankind] love the immediate
75:21
وَتَذَرُونَ ٱلۡأٓخِرَةَ ٢١
And leave [i.e., neglect] the Hereafter.
75:22
وُجُوهٞ يَوۡمَئِذٖ نَّاضِرَةٌ ٢٢
[Some] faces, that Day, will be radiant,
75:23
إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٞ ٢٣
Looking at their Lord.1
1 translator’s note
- The people of Paradise will actually see their Creator in the Hereafter. ↩
75:24
وَوُجُوهٞ يَوۡمَئِذِۭ بَاسِرَةٞ ٢٤
And [some] faces, that Day, will be contorted,
75:25
تَظُنُّ أَن يُفۡعَلَ بِهَا فَاقِرَةٞ ٢٥
Expecting that there will be done to them [something] backbreaking.
75:26
كـَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِيَ ٢٦
No! When it [i.e., the soul] has reached the collar bones1
1 translator’s note
- At the time it is about to leave the body when one is on the verge of death. ↩
75:27
وَقِيلَ مَنۡۜ رَاقٖ ٢٧
And it is said, "Who will cure [him]?"
75:28
وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلۡفِرَاقُ ٢٨
And he [i.e., the dying one] is certain that it is the [time of] separation
75:29
وَٱلۡتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ ٢٩
And the leg is wound about the leg,1
1 translator’s note
- From the difficulties the person faces at death or his sudden awareness of the realities of both this world and the Hereafter. It may also refer to his shrouding after death. ↩
75:30
إِلَىٰ رَبِّكَ يَوۡمَئِذٍ ٱلۡمَسَاقُ ٣٠
To your Lord, that Day, will be the procession.1
1 translator’s note
- Literally, "driving" or "herding" or "the place to which one is driven." ↩
75:31
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ ٣١
And he [i.e., the disbeliever] had not believed, nor had he prayed.
75:32
وَلَٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ ٣٢
But [instead], he denied and turned away.
75:33
ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ ٣٣
And then he went to his people, swaggering [in pride].
75:34
أَوۡلَىٰ لَكَ فَأَوۡلَىٰ ٣٤
Woe to you, and woe!
75:35
ثُمَّ أَوۡلَىٰ لَكَ فَأَوۡلَىٰٓ ٣٥
Then woe to you, and woe!
75:36
أَيَحۡسَبُ ٱلۡإِنسَٰنُ أَن يُتۡرَكَ سُدًى ٣٦
Does man think that he will be left neglected?1
1 translator’s note
- i.e., to no end, without responsibility, or without being returned to the Creator for judgement. ↩
75:37
أَلَمۡ يَكُ نُطۡفَةٗ مِّن مَّنِيّٖ يُمۡنَىٰ ٣٧
Had he not been a sperm from semen emitted?
75:38
ثُمَّ كَانَ عَلَقَةٗ فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ ٣٨
Then he was a clinging clot, and [Allāh] created [his form] and proportioned [him]
75:39
فَجَعَلَ مِنۡهُ ٱلزَّوۡجَيۡنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰٓ ٣٩
And made of him two mates, the male and the female.
75:40
أَلَيۡسَ ذَٰلِكَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحۡـِۧيَ ٱلۡمَوۡتَىٰ ٤٠
Is not that [Creator] Able to give life to the dead?
سورة الانسان
Al-Insan
The Man · Medinan · 31 ayahs
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
76:1
هَلۡ أَتَىٰ عَلَى ٱلۡإِنسَٰنِ حِينٞ مِّنَ ٱلدَّهۡرِ لَمۡ يَكُن شَيۡـٔٗا مَّذۡكُورًا ١
Has there [not] come upon man a period of time when he was not a thing [even] mentioned?
76:2
إِنَّا خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِن نُّطۡفَةٍ أَمۡشَاجٖ نَّبۡتَلِيهِ فَجَعَلۡنَٰهُ سَمِيعَۢا بَصِيرًا ٢
Indeed, We created man from a sperm-drop mixture1 that We may try him; and We made him hearing and seeing.
1 translator’s note
- i.e., a combination of the male and female substance, within the womb. ↩
76:3
إِنَّا هَدَيۡنَٰهُ ٱلسَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرٗا وَإِمَّا كَفُورًا ٣
Indeed, We guided him to the way, be he grateful or be he ungrateful.
76:4
إِنَّآ أَعۡتَدۡنَا لِلۡكَٰفِرِينَ سَلَٰسِلَاْ وَأَغۡلَٰلٗا وَسَعِيرًا ٤
Indeed, We have prepared for the disbelievers chains and shackles and a blaze.
76:5
إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ يَشۡرَبُونَ مِن كَأۡسٖ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا ٥
Indeed, the righteous will drink from a cup [of wine] whose mixture is of Kāfūr,1
1 translator’s note
- A sweet-smelling spring in Paradise. ↩