An-Naba 78:21
The Tidings · Juz 30 · Page 582
إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتۡ مِرۡصَادٗا ٢١
Indeed, Hell has been lying in wait
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 78:17–30
17- Şüphe yok ki hüküm/ayrım günü belirlenmiş bir vakittir. 18- O gün Sûr’a üfürülecek ve siz de bölük bölük geleceksiniz. 19- Gök açılacak ve her yeri kapı olacaktır. 20- Dağlar yürütülecek ve adeta bir serap olacaktır. 21- Şüphesiz cehennem pusuda bekleyecektir. 22- Azgınların varacakları yer orasıdır. 23- Onlar sonsuz devirler boyu orada kalacaklardır. 24- Orada ne bir serinlik tadacaklar ne de bir içecek. 25- Ancak kaynar bir su ve irin (içeceklerdir). 26- Tam da (amellerine) uygun bir karşılık olmak üzere. 27- Çünkü onlar hesaba çekileceklerini ummuyorlardı. 28- Âyetlerimizi de yalanladıkça yalanlıyorlardı. 29- Biz ise her şeyi tek tek yazıp kaydetmiştik. 30- “O halde tadın (azabı)! Artık yalnızca azabınızı artıracağız.”
17. Yüce Allah, yalanlayıcıların hakkında soru sordukları ve inatçıların inkâr ettikleri Kıyamet gününde olacakları söz konusu etmekte, onun pek büyük bir gün olduğunu, Yüce Allah’ın o günü insanlar için “belirlenmiş bir vakit” kıldığını zikretmektedir. 18-20. “O gün Sûr’a üfürülecek ve siz de bölük bölük geleceksiniz.” O gün yeni doğmuş bebeklerin dahi saçını ağartacak ve kalpleri yerinden oynatacak korkunç sarsıntılar ve büyük olaylar meydana gelecektir. Dağlar yürütülecek de etrafa savrulmuş toz toprak gibi olacak, semâ yarılıp çatlayacak da kapı kapı olacak. Derken Yüce Allah, mükellefler arasında asla haksızlığın söz konusu olmayacağı hükmü ile hükmedip haklıyı haksızdan ayırt edecektir. 21-23. Yüce Allah’ın azgınlar için pusu olarak hazırladığı ve onların dönüp varacakları, barınacakları yer kıldığı cehennem ateşi de tutuşturulacaktır. Onlar, orada upuzun devirler boyunca kalacaklardır. Çoğu müfessirlerin dediklerine göre “devirler” (diye meâli verilen) “أحقاب”ın tekili olan “الحقب”; seksen yıllık zaman dilimine verilen addır. 24. Onlar, bu cehenneme girdiklerinde artık “orada ne bir serinlik tadacaklar ne de bir içecek.” Ne derilerini soğutacak bir şey bulacaklar, ne de susuzluklarını giderecek bir şey. 25. “Ancak” içmek için yüzlerini kavuracak ve bağırsaklarını paramparça edecek oldukça “kaynar bir su” ve cehennemliklerin vücudundan akan “irin” bulacaklardır ki bu da son derece iğrenç ve tadı oldukça kötüdür.
26. Bu korkunç cezaları hak etmelerine gelince bu, ancak amellerine “uygun bir karşılık olmak üzere” onlara verilecektir. Kendilerini buralara kadar getiren ameller işledikleri için bu cezaya çarptırılacaklar. Allah onlara zulmetmeyecektir, aksine kendi nefislerine kendileri zalimlik etmişlerdir. Bundan dolayı Yüce Allah, böyle bir cezayı hak etmelerine sebep teşkil eden amellerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: 27. “Çünkü onlar hesaba çekileceklerini ummuyorlardı.” Öldükten sonra dirilişe de Allah’ın insanların yaptıkları iyiliklere ve kötülüklere karşılık vereceğine de inanmıyorlardı. Ondan dolayı âhiret için amelde bulunmayı da terk ettiler. 28. “Âyetlerimizi de yalanladıkça yalanlıyorlardı.” Ayetlerimizi açık açık yalanladılar. Onlara apaçık âyetlerimiz geldiği halde onlara karşı inatla direndiler. 29. “Biz ise” az ya da çok hayır ya da şer “her şeyi tek tek yazıp kaydetmiştik.” Levh-i Mahfuz’da tespit etmişizdir. O bakımdan günahkârlar, bizim kendilerini işlemedikleri günahlar dolayısı ile cezalandıracağımızı sanmasınlar. Yaptıkları amellerden herhangi bir şeyin kaybolacağını yahut zerre ağırlığı kadarının dahi unutulacağını da zannetmesinler. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Kitap (amel defterleri) ortaya konmuş olacak. Günahkârları onun içindekilerden korkuya kapılmış göreceksin. “Vay halimize! Ne olmuş bu Kitaba? Küçük büyük hiçbir şey bırakmamış, hepsini sayıp dökmüş!” diyecekler. Onlar işlediklerini önlerinde hazır bulacaklardır. Rabbin kimseye zulmetmez.” (el-Kehf, 18/49) 30. “O halde” ey yalanlayıcılar! “tadın” bu can yakıcı azabı ve bu ebedi rüsvaylığı! “Artık yalnızca azabınızı artıracağız.” Her an, her zaman azapları artıp duracaktır. Cehennem ehlinin azabının ne kadar çetin olacağına dair en ağır ayetlerden biri budur. Allah bizi ondan muhafaza buyursun.
Page 582
سورة النبإ
An-Naba
The Tidings · Meccan · 40 ayahs
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
78:1
عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ ١
About what are they asking one another?
78:2
عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلۡعَظِيمِ ٢
About the great news1 -
1 translator’s note
- i.e., the Resurrection. ↩
78:3
ٱلَّذِي هُمۡ فِيهِ مُخۡتَلِفُونَ ٣
That over which they are in disagreement.
78:4
كـَلَّا سَيَعۡلَمُونَ ٤
No! They are going to know.
78:5
ثُمَّ كـَلَّا سَيَعۡلَمُونَ ٥
Then, no! They are going to know.
78:6
أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ مِهَٰدٗا ٦
Have We not made the earth a resting place?
78:7
وَٱلۡجِبَالَ أَوۡتَادٗا ٧
And the mountains as stakes?1
1 translator’s note
- To stabilize the land and balance the earth. ↩
78:8
وَخَلَقۡنَٰكُمۡ أَزۡوَٰجٗا ٨
And We created you in pairs
78:9
وَجَعَلۡنَا نَوۡمَكُمۡ سُبَاتٗا ٩
And made your sleep [a means for] rest
78:10
وَجَعَلۡنَا ٱلَّيۡلَ لِبَاسٗا ١٠
And made the night as clothing1
1 translator’s note
- Covering you in darkness and providing rest. ↩
78:11
وَجَعَلۡنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشٗا ١١
And made the day for livelihood
78:12
وَبَنَيۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعٗا شِدَادٗا ١٢
And constructed above you seven strong [heavens]
78:13
وَجَعَلۡنَا سِرَاجٗا وَهَّاجٗا ١٣
And made [therein] a burning lamp
78:14
وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلۡمُعۡصِرَٰتِ مَآءٗ ثَجَّاجٗا ١٤
And sent down from the rain clouds pouring water
78:15
لِّنُخۡرِجَ بِهِۦ حَبّٗا وَنَبَاتٗا ١٥
That We may bring forth thereby grain and vegetation
78:16
وَجَنَّٰتٍ أَلۡفَافًا ١٦
And gardens of entwined growth.
78:17
إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ كَانَ مِيقَٰتٗا ١٧
Indeed, the Day of Judgement is an appointed time -
78:18
يَوۡمَ يُنفَخُ فِي ٱلصُّورِ فَتَأۡتُونَ أَفۡوَاجٗا ١٨
The Day the Horn is blown and you will come forth in multitudes
78:19
وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ أَبۡوَٰبٗا ١٩
And the heaven is opened and will become gateways
78:20
وَسُيِّرَتِ ٱلۡجِبَالُ فَكَانَتۡ سَرَابًا ٢٠
And the mountains are removed and will be [but] a mirage.
78:21
إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتۡ مِرۡصَادٗا ٢١
Indeed, Hell has been lying in wait
78:22
لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابٗا ٢٢
For the transgressors, a place of return,
78:23
لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحۡقَابٗا ٢٣
In which they will remain for ages [unending].
78:24
لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرۡدٗا وَلَا شَرَابًا ٢٤
They will not taste therein [any] coolness or drink.
78:25
إِلَّا حَمِيمٗا وَغَسَّاقٗا ٢٥
Except scalding water and [foul] purulence -
78:26
جَزَآءٗ وِفَاقًا ٢٦
An appropriate recompense.1
1 translator’s note
- In proportion to and comparable with their crimes. ↩
78:27
إِنَّهُمۡ كَانُواْ لَا يَرۡجُونَ حِسَابٗا ٢٧
Indeed, they were not expecting an account
78:28
وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابٗا ٢٨
And denied Our verses with [emphatic] denial.
78:29
وَكُلَّ شَيۡءٍ أَحۡصَيۡنَٰهُ كِتَٰبٗا ٢٩
But all things We have enumerated in writing.
78:30
فَذُوقُواْ فَلَن نَّزِيدَكُمۡ إِلَّا عَذَابًا ٣٠
"So taste [the penalty], and never will We increase you except in torment."1
1 translator’s note
- This announcement will be made to the companions of Hell. ↩