Al-Anfal 8:53
The Spoils of War · Juz 10 · Page 184
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ لَمۡ يَكُ مُغَيِّرٗا نِّعۡمَةً أَنۡعَمَهَا عَلَىٰ قَوۡمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنفُسِهِمۡ وَأَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٞ ٥٣
That is because Allāh would not change a favor which He had bestowed upon a people until they change what is within themselves. And indeed, Allāh is Hearing and Knowing.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 8:53–54
53- Bunun sebebi şudur: Bir toplum, kendilerinde olan (iyi hali) değiştirmedikçe Allah onlara ihsan ettiği nimeti asla değiştirmez ve şüphesiz Allah her şeyi işitendir, bilendir. 54- Tıpkı Firavun hanedanı ile onlardan öncekilerin gidişi gibi. Onlar da Rablerinin âyetlerini yalanlamışlardı da Biz de günahları yüzünden onları helak etmiş, Firavun hanedanını da suda boğmuştuk. Hepsi de zalimdiler.
53. “Bunun” Yani Yüce Allah’ın yalanlayan ümmetlerin başına getirdiği azabın ve sahip bulundukları nimetleri sona erdirmesinin “sebebi”, onların işledikleri günahlar ve nefislerinde olanı değiştirmeleridir. Çünkü “Bir toplum, kendilerinde olan (iyi hali) değiştirmedikçe” itaati bırakıp masiyete yönelerek, Allah’ın nimetlerine şükür edecek yerde nankörlüğe yönelmedikçe “Allah onlara ihsan ettiği” dini ve dünyevi herhangi bir “nimeti asla değiştirmez.” Aksine onu devam ettirir, hatta O’na şükürlerini daha çok artıracak olurlarsa, O da onlar üzerindeki nimetini artırır. Ancak şükretmeyip nankörlük edecek olurlarsa o nimetleri onlardan alır ve onlar, kendilerindeki iyi hali değiştirdikleri gibi o da onlar üzerindeki nimetini değiştirir. Allah’ın bunu yapmaktaki hikmeti pek büyüktür ve O, bununla adaletinin gereğini yapmakta, kullarına da ihsanda bulunmaktadır. Çünkü onları ancak zulümleri kadarı ile cezalandırmaktadır. Ayrıca Yüce Allah, emrine muhalefet eden kullarına tattırdığı ibretlik cezalar aracılığıyla da kendi dostlarının kalplerini kendisine doğru yöneltir. “Ve şüphesiz Allah her şeyi işitendir, bilendir.” İster sözünü açıkça söylesin, ister gizlice söylesin, kim ne konuşursa onun bütün konuştuklarını işitir. Ayrıca kalplerin içlerinde sakladıklarını, gönüllerin gizlediklerini de bilir. O, kulları üzerinde ilminin gereği olan ve meşietiyle yarattığı takdirleri gerçekleştirir.
54. “Tıpkı Firavun hanedanı ile” Firavun ve kavmi ile “onlardan öncekilerin durumu gibi. Onlar Rablerinin âyetlerini” kendilerine geldiği vakit “yalanlamışlardı da Biz de günahları yüzünden onları” herkesi işlediği günaha uygun olarak “helak etmiş, Firavun hanedanını da suda boğmuştuk. Hepsi de” yani helak edilip azaba uğratılanların tümü “zalimdiler.” kendilerine zulmeden ve kendi helaklari için çalışan kimselerdi. Yoksa Allah onlara zulmetmedi ve işlemedikleri bir günah sebebi ile de onlara azap etmedi. O halde bu buyruklara muhatap olan kimselerin de zulüm konusunda bunlara benzemekten sakınmaları gerekir. Çünkü aksi takdirde Allah, o yoldan çıkmış fasıklara indirdiği azabın bir benzerini onların da başına indirir.
Page 184
8:53
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ لَمۡ يَكُ مُغَيِّرٗا نِّعۡمَةً أَنۡعَمَهَا عَلَىٰ قَوۡمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنفُسِهِمۡ وَأَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٞ ٥٣
That is because Allāh would not change a favor which He had bestowed upon a people until they change what is within themselves. And indeed, Allāh is Hearing and Knowing.
8:54
كَدَأۡبِ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمۡ فَأَهۡلَكۡنَٰهُم بِذُنُوبِهِمۡ وَأَغۡرَقۡنَآ ءَالَ فِرۡعَوۡنَۚ وَكُلّٞ كَانُواْ ظَٰلِمِينَ ٥٤
[Theirs is] like the custom of the people of Pharaoh and of those before them. They denied the signs of their Lord, so We destroyed them for their sins, and We drowned the people of Pharaoh. And all [of them] were wrongdoers.
8:55
إِنَّ شَرَّ ٱلدَّوَآبِّ عِندَ ٱللَّهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ ٥٥
Indeed, the worst of living creatures in the sight of Allāh are those who have disbelieved, and they will not [ever] believe-
8:56
ٱلَّذِينَ عَٰهَدتَّ مِنۡهُمۡ ثُمَّ يَنقُضُونَ عَهۡدَهُمۡ فِي كُلِّ مَرَّةٖ وَهُمۡ لَا يَتَّقُونَ ٥٦
The ones with whom you made a treaty but then they break their pledge every time, and they do not fear Allāh.
8:57
فَإِمَّا تَثۡقَفَنَّهُمۡ فِي ٱلۡحَرۡبِ فَشَرِّدۡ بِهِم مَّنۡ خَلۡفَهُمۡ لَعَلَّهُمۡ يَذَّكَّرُونَ ٥٧
So if you, [O Muḥammad], gain dominance over them in war, disperse by [means of] them those behind them that perhaps they will be reminded.1
1 translator’s note
- i.e., kill them and make an example of them to discourage those who follow them. ↩
8:58
وَإِمَّا تَخَافَنَّ مِن قَوۡمٍ خِيَانَةٗ فَٱنۢبِذۡ إِلَيۡهِمۡ عَلَىٰ سَوَآءٍۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلۡخَآئِنِينَ ٥٨
If you [have reason to] fear from a people betrayal, throw [their treaty] back to them, [putting you] on equal terms.1 Indeed, Allāh does not like traitors.
1 translator’s note
- When you see signs of treachery from those with whom you have made a treaty, announce to them its dissolution so they will know exactly where they stand. ↩
8:59
وَلَا يَحۡسَبَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ سَبَقُوٓاْۚ إِنَّهُمۡ لَا يُعۡجِزُونَ ٥٩
And let not those who disbelieve think they will escape. Indeed, they will not cause failure [to Allāh].
8:60
وَأَعِدُّواْ لَهُم مَّا ٱسۡتَطَعۡتُم مِّن قُوَّةٖ وَمِن رِّبَاطِ ٱلۡخَيۡلِ تُرۡهِبُونَ بِهِۦ عَدُوَّ ٱللَّهِ وَعَدُوَّكُمۡ وَءَاخَرِينَ مِن دُونِهِمۡ لَا تَعۡلَمُونَهُمُ ٱللَّهُ يَعۡلَمُهُمۡۚ وَمَا تُنفِقُواْ مِن شَيۡءٖ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ يُوَفَّ إِلَيۡكُمۡ وَأَنتُمۡ لَا تُظۡلَمُونَ ٦٠
And prepare against them whatever you are able of power and of steeds of war1 by which you may terrify the enemy of Allāh and your enemy and others besides them whom you do not know [but] whom Allāh knows. And whatever you spend in the cause of Allāh will be fully repaid to you, and you will not be wronged.
1 translator’s note
- Or equipment which serves the same purpose. ↩
8:61
۞ وَإِن جَنَحُواْ لِلسَّلۡمِ فَٱجۡنَحۡ لَهَا وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ٦١
And if they incline to peace, then incline to it [also] and rely upon Allāh. Indeed, it is He who is the Hearing, the Knowing.