Al-AnfalJuz 10 · Page 184

Al-Anfal 8:61

The Spoils of War · Juz 10 · Page 184

۞ وَإِن جَنَحُواْ لِلسَّلۡمِ فَٱجۡنَحۡ لَهَا وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ٦١

And if they incline to peace, then incline to it [also] and rely upon Allāh. Indeed, it is He who is the Hearing, the Knowing.

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 8:61–64

61- Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de yanaş ve Allah’a güvenip dayan. Çünkü O, her şeyi işitendir, bilendir. 62- Eğer seni aldatmak isterlerse hiç şüphesiz Allah sana yeter. Zira seni yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen O’dur. 63- (Müminlerin) kalplerini birleştiren de O’dur. Sen yeryüzünde ne varsa hepsini harcasaydın yine de onların kalplerini birleştiremezdin. Fakat Allah, onların kalplerini birleştirdi. Çünkü O; Azizdir, Hakimdir. 64- Ey Peygamber! Sana da sana uyan mü’minlere de Allah yeter.

61. “Eğer onlar” yani savaşan kâfirler “barışa” yani savaşı terk edip barış yapmaya “yanaşırlarsa” meyledecek olurlarsa “sen de yanaş ve Allah’a güvenip dayan.” Yani onların isteklerini Rabbine tevekkül ederek kabul et. Çünkü bunda pekçok faydalar vardır: 1. Afiyet ve esenlik her zaman için insanın isteği olan şeylerdir. Bir de buna yanaşanlar ilk onlar olursa onların bu isteklerini kabul etmek daha da uygun olur. 2. Sizler bu sayede gücünüzü toparlar ve artırırsınız. Bir başka zamanda gerek duyulacak olursa onlarla savaşmak için hazırlanmış olursunuz. 3. Ayrıca sizler sulh yaparak birbirinizden yana emin olursanız ve her iki taraf diğerinin dinini ve yolunu öğrenme imkanı elde ederse hiç şüphe yok ki İslâm daima üstün gelir, ona üstün gelecek hiçbir şey yoktur. O nedenle insaf sahibi olmak şartıyla akıl ve basiret sahibi olan herkesin İslâm’ı diğer dinlere tercih etmesi kaçınılmaz hale gelir. Çünkü İslâm emir ve yasakları yönünden güzel olduğu gibi insanlara muamelesi ve aralarında adil davranması yönünden de güzeldir. Onda herhangi bir haksızlık ve hiçbir şekilde zulüm de yoktur. İşte bunlar öğrenilince İslâm’ı arzu edenler ve ona uyanlar çoğalır. Böylece barış, kâfirlere karşı Müslümanların lehine bir yardım ve destek olmuş olur.

62-63. Barışta tek bir şeyden korkulur, o da kâfirlerin bu barış ile müslümanları aldatmak ve onlara karşı bir fırsat kollamak istemeleridir. İşte Yüce Allah, onların aldatmalarına karşı kendisinin mü’minlere yeteceğini, onları koruyacağını, böyle bir kötü niyetin zararının da kâfirlere döneceğini haber vererek şöyle buyurmaktadır:“Eğer seni aldatmak isterlerse hiç şüphesiz Allah sana yeter.” Sana eziyet verecek şeylere karşı O sana kâfidir. Senin işlerini ve yararına olan şeyleri gerçekleştiren O’dur. Zaten bu konuda önceden beri O’nun sana yeterli ve yardımcı olduğuna dair kalbini rahatlatacak pek çok şey görmüşsündür. “Zira seni yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen O’dur.” Yani sana semavî bir yardım ile destek verendir ki bu yardım, hiçbir şeyin karşısında duramayacağı ilâhî zaferdir. Ayrıca O, mü’minleri senin yardımına amade kılmakla da sana yardımcı olmuştur. “(Müminlerin) kalplerini birleştiren de O’dur.” O, mü’minlerin kalplerini sevgi ile birleştirdiği için onlar bir araya gelmiş, birbiri ile kaynaşmış ve böylece güçleri artmıştır. Bu ise Yüce Allah’ın kudreti dışında hiçbir kimsenin çalışma ve gücü ile meydana gelmiş değildir. Şüphesiz ki “sen yeryüzünde ne varsa hepsini” altın, gümüş ve onların dışındaki değerli malları, aralarındaki mevcut nefret ve ileri derecedeki ayrılığı giderip kalplerini birbiri ile ısındırmak için “harcasaydın yine de kalplerini birleştiremezdin.” Çünkü kalpleri evirip çevirme kudreti yalnızca Allah’ındır. “Fakat Allah, onların kalplerini birleştirdi. Çünkü O, Azizdir, Hakîmdir.” İzzetinin bir tecellisi olarak da onların kalplerini birbirine kaynaştırdı ve önceleri ayrılık içerisinde iken onları bir araya getirdi. Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Allah’ın üzerinizdeki nimetini de hatırlayın. Hani siz düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti ile kardeş olmuştunuz. Yine siz ateşten bir çukurun kenarında idiniz de sizi oradan O kurtardı.”(Âl-i İmran, 3/103) Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

64. Bu, Yüce Allah’ın, Rasûlüne uyan mü’min kullarına, onlara yeteceğine ve düşmanlarına karşı onlara yardımcı olup zafer vereceğine dair bir vaadidir. Onlar da iman ve Rasûle tâbi olmaktan ibaret olan bu yeterli oluşun ve yardımın sebeplerini yerine getirecek olurlarsa hiç şüphesiz din ve dünya işlerinde kendilerini endişelendiren hususlarda Allah onlara yeterli gelecektir. Bu yeterli gelişin gecikmesi, ancak bunun şartının bulunmamasından dolayıdır.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 184

Al-AnfalJuz 10 · Page 184

8:53

ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ لَمۡ يَكُ مُغَيِّرٗا نِّعۡمَةً أَنۡعَمَهَا عَلَىٰ قَوۡمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنفُسِهِمۡ وَأَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٞ ٥٣

That is because Allāh would not change a favor which He had bestowed upon a people until they change what is within themselves. And indeed, Allāh is Hearing and Knowing.

8:54

كَدَأۡبِ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمۡ فَأَهۡلَكۡنَٰهُم بِذُنُوبِهِمۡ وَأَغۡرَقۡنَآ ءَالَ فِرۡعَوۡنَۚ وَكُلّٞ كَانُواْ ظَٰلِمِينَ ٥٤

[Theirs is] like the custom of the people of Pharaoh and of those before them. They denied the signs of their Lord, so We destroyed them for their sins, and We drowned the people of Pharaoh. And all [of them] were wrongdoers.

8:55

إِنَّ شَرَّ ٱلدَّوَآبِّ عِندَ ٱللَّهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ ٥٥

Indeed, the worst of living creatures in the sight of Allāh are those who have disbelieved, and they will not [ever] believe-

8:56

ٱلَّذِينَ عَٰهَدتَّ مِنۡهُمۡ ثُمَّ يَنقُضُونَ عَهۡدَهُمۡ فِي كُلِّ مَرَّةٖ وَهُمۡ لَا يَتَّقُونَ ٥٦

The ones with whom you made a treaty but then they break their pledge every time, and they do not fear Allāh.

8:57

فَإِمَّا تَثۡقَفَنَّهُمۡ فِي ٱلۡحَرۡبِ فَشَرِّدۡ بِهِم مَّنۡ خَلۡفَهُمۡ لَعَلَّهُمۡ يَذَّكَّرُونَ ٥٧

So if you, [O Muḥammad], gain dominance over them in war, disperse by [means of] them those behind them that perhaps they will be reminded.1

1 translator’s note
  1. i.e., kill them and make an example of them to discourage those who follow them. ↩

8:58

وَإِمَّا تَخَافَنَّ مِن قَوۡمٍ خِيَانَةٗ فَٱنۢبِذۡ إِلَيۡهِمۡ عَلَىٰ سَوَآءٍۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلۡخَآئِنِينَ ٥٨

If you [have reason to] fear from a people betrayal, throw [their treaty] back to them, [putting you] on equal terms.1 Indeed, Allāh does not like traitors.

1 translator’s note
  1. When you see signs of treachery from those with whom you have made a treaty, announce to them its dissolution so they will know exactly where they stand. ↩

8:59

وَلَا يَحۡسَبَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ سَبَقُوٓاْۚ إِنَّهُمۡ لَا يُعۡجِزُونَ ٥٩

And let not those who disbelieve think they will escape. Indeed, they will not cause failure [to Allāh].

8:60

وَأَعِدُّواْ لَهُم مَّا ٱسۡتَطَعۡتُم مِّن قُوَّةٖ وَمِن رِّبَاطِ ٱلۡخَيۡلِ تُرۡهِبُونَ بِهِۦ عَدُوَّ ٱللَّهِ وَعَدُوَّكُمۡ وَءَاخَرِينَ مِن دُونِهِمۡ لَا تَعۡلَمُونَهُمُ ٱللَّهُ يَعۡلَمُهُمۡۚ وَمَا تُنفِقُواْ مِن شَيۡءٖ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ يُوَفَّ إِلَيۡكُمۡ وَأَنتُمۡ لَا تُظۡلَمُونَ ٦٠

And prepare against them whatever you are able of power and of steeds of war1 by which you may terrify the enemy of Allāh and your enemy and others besides them whom you do not know [but] whom Allāh knows. And whatever you spend in the cause of Allāh will be fully repaid to you, and you will not be wronged.

1 translator’s note
  1. Or equipment which serves the same purpose. ↩

8:61

۞ وَإِن جَنَحُواْ لِلسَّلۡمِ فَٱجۡنَحۡ لَهَا وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ٦١

And if they incline to peace, then incline to it [also] and rely upon Allāh. Indeed, it is He who is the Hearing, the Knowing.

As-Sa'diTafsir · 8:61

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском