Al-Inshiqaq 84:21
The Sundering · Juz 30 · Page 589
وَإِذَا قُرِئَ عَلَيۡهِمُ ٱلۡقُرۡءَانُ لَا يَسۡجُدُونَۤ۩ ٢١
And when the Qur’ān is recited to them, they do not prostrate [to Allāh]?
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 84:16–25
16- Yemin ederim alaca karanlığa, 17- Geceye ve onun içinde barındırdıklarına, 18- Dolunay olduğu zaman aya ki; 19- Sizler halden hale geçeceksiniz. 20- O halde nesi var bunların, niye iman etmiyorlar? 21- Onlara Kur’ân okunduğu zaman secde etmiyorlar! 22- Aksine inkâr edenler, yalanlıyorlar. 23- Halbuki Allah, onların saklamakta olduklarını pek iyi bilir. 24- O halde sen onlara can yakıcı bir azabı müjdele! 25- Ancak iman edip salih ameller işleyenler müstesnâdır. Onlar için kesintisiz bir mükâfat vardır.
16-17. Yüce Allah, burada gecenin alametlerine yemin etmektedir. Önce gecenin başlangıcı olup güneşten geriye kalan aydınlıkla karışık olan alaca karanlığa yemin etmekte, sonra da “geceye ve onun içinde barındırdıklarına” yani örttüğü canlılara ve diğerlerine; 18. “Dolunay olduğu zaman” on dördüne ulaşmak sureti ile ışığı dopdolu olduğu zaman -ki bu şekli en güzel ve en yararlı olduğu halidir- “aya ki;” 19. Hakkında yemin edilen hususa gelince: “Sizler” Ey insanlar! “halden hale geçeceksiniz.” Yani pek çeşitli aşamalardan, birbirinden farklı hallerden geçeceksiniz. Nutfeden, bir kan damlasına, ondan bir çiğnemlik ete, oradan da ruhun üfürülmesi aşamasına geçeceksiniz. Bundan sonra bu haldeki cenin, önce bir bebek olarak dünyaya gelir, sonra çocuk olur, sonra temyiz çağına gelir. Sonra mükellef olur, emir ve yasağa muhatap olur. Sonra da ölür. Arkasından diriltilir, amellerinin karşılığı verilir. İşte kulun geçtiği ve geçeceği bu birbirinden farklı aşamalar, yegane mabudun sadece ve sadece Allah olduğunu, O’nun bir tek olduğunu, hikmet ve rahmeti ile kullarının işlerini çekip çevirdiğini, kulun ise fakir, âciz ve muhtaç olduğunu, aziz ve rahim Allah’ın tedbir ve idaresi altında olduğunu göstermektedir. Ama buna rağmen insanların pek çoğu iman etmemektedir:
20-21. “O halde nesi var bunların, niye iman etmiyorlar? Onlara Kur’ân okunduğu zaman secde etmiyorlar!” Niye Kur’ân’a itaat etmiyor, emirlerine ve yasaklarına bağlanmıyorlar? 22. “Aksine inkâr edenler yalanlıyorlar.” Hakkı apaçık görmelerine rağmen inat ediyorlar. O bakımdan onların iman etmeyişleri, Kur’ân’a itaatle boyun eğmeyişleri garip karşılanmamalıdır. Çünkü inat olsun diye hakkı yalanlayan kimseye yapacak bir şey yoktur. 23. “Halbuki Allah, onların saklamakta olduklarını pek iyi bilir.” Gizlice yaptıklarını ve içlerindeki niyetleri bilir. Yüce Allah, onların gizlediklerini de açıklarını da bildiği gibi amellerinin karşılığını da onlara verecek, kötülüklerini de cezalandıracaktır. Bundan dolayı şöyle buyurmaktadır: 24. “O halde sen onlara can yakıcı bir azabı müjdele!” Müjdeleme (anlamına gelen ve kök anlamları içinde “ten” manası da bulunan “البشارة”) işine bu ismin veriliş sebebi, ister sevinç veya ister keder ile ilgili olsun etkilerinin insanın teni üzerinde görülmesinden dolayıdır.
25. İnsanların çoğunun durumu budur; Kur’ân-ı Kerîm’i yalanlarlar ve ona iman etmezler. İnsanlardan bir kesime de Yüce Allah, hidâyet vermiştir. Böylece onlar Allah’a iman etmişler, peygamberlerin kendilerine getirdiklerini kabul ederek salih ameller işlemişlerdir. İşte böyleleri için ardı arkası kesilmez bir mükâfat vardır. Bu, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir insanın hatırından bile geçirmediği ebedi bir mükâfattır. Yüce Allah’a hamd-u senâlar olsun. İnşikâk Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir.
***
Page 589
83:35
عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ ٣٥
On adorned couches, observing.
83:36
هَلۡ ثُوِّبَ ٱلۡكُفَّارُ مَا كَانُواْ يَفۡعَلُونَ ٣٦
Have the disbelievers [not] been rewarded [this Day] for what they used to do?
سورة الإنشقاق
Al-Inshiqaq
The Sundering · Meccan · 25 ayahs
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
84:1
إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنشَقَّتۡ ١
When the sky has split [open]
84:2
وَأَذِنَتۡ لِرَبِّهَا وَحُقَّتۡ ٢
And has listened [i.e., responded]1 to its Lord and was obligated [to do so]
1 translator’s note
- It will have heard Allāh's command and will have inclined immediately to compliance and willing obedience. ↩
84:3
وَإِذَا ٱلۡأَرۡضُ مُدَّتۡ ٣
And when the earth has been extended1
1 translator’s note
- i.e., stretched flat and spread out. ↩
84:4
وَأَلۡقَتۡ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتۡ ٤
And has cast out that within it1 and relinquished [it]
1 translator’s note
- Of the dead and all else buried therein. ↩
84:5
وَأَذِنَتۡ لِرَبِّهَا وَحُقَّتۡ ٥
And has listened [i.e., responded] to its Lord and was obligated [to do so] –
84:6
يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡإِنسَٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَىٰ رَبِّكَ كَدۡحٗا فَمُلَٰقِيهِ ٦
O mankind, indeed you are laboring toward your Lord with [great] exertion1 and will meet it.2
84:7
فَأَمَّا مَنۡ أُوتِيَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ ٧
Then as for he who is given his record in his right hand,
84:8
فَسَوۡفَ يُحَاسَبُ حِسَابٗا يَسِيرٗا ٨
He will be judged with an easy account
84:9
وَيَنقَلِبُ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦ مَسۡرُورٗا ٩
And return to his people in happiness.
84:10
وَأَمَّا مَنۡ أُوتِيَ كِتَٰبَهُۥ وَرَآءَ ظَهۡرِهِۦ ١٠
But as for he who is given his record behind his back,
84:11
فَسَوۡفَ يَدۡعُواْ ثُبُورٗا ١١
He will cry out for destruction
84:12
وَيَصۡلَىٰ سَعِيرًا ١٢
And [enter to] burn in a Blaze.
84:13
إِنَّهُۥ كَانَ فِيٓ أَهۡلِهِۦ مَسۡرُورًا ١٣
Indeed, he had [once] been among his people in happiness;
84:14
إِنَّهُۥ ظَنَّ أَن لَّن يَحُورَ ١٤
Indeed, he had thought he would never return [to Allāh].
84:15
بَلَىٰٓۚ إِنَّ رَبَّهُۥ كَانَ بِهِۦ بَصِيرٗا ١٥
But yes! Indeed, his Lord was ever, of him, Seeing.
84:16
فَلَآ أُقۡسِمُ بِٱلشَّفَقِ ١٦
So I swear by the twilight glow
84:17
وَٱلَّيۡلِ وَمَا وَسَقَ ١٧
And [by] the night and what it envelops
84:18
وَٱلۡقَمَرِ إِذَا ٱتَّسَقَ ١٨
And [by] the moon when it becomes full
84:19
لَتَرۡكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٖ ١٩
[That] you will surely embark upon [i.e., experience] state after state.1
1 translator’s note
- i.e., various stages, both in this life and in the Hereafter. ↩
84:20
فَمَا لَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ ٢٠
So what is [the matter] with them [that] they do not believe,
84:21
وَإِذَا قُرِئَ عَلَيۡهِمُ ٱلۡقُرۡءَانُ لَا يَسۡجُدُونَۤ۩ ٢١
And when the Qur’ān is recited to them, they do not prostrate [to Allāh]?
84:22
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يُكَذِّبُونَ ٢٢
But those who have disbelieved deny,
84:23
وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا يُوعُونَ ٢٣
And Allāh is most knowing of what they keep within themselves.
84:24
فَبَشِّرۡهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ ٢٤
So give them tidings of a painful punishment,
84:25
إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمۡ أَجۡرٌ غَيۡرُ مَمۡنُونِۭ ٢٥
Except for those who believe and do righteous deeds. For them is a reward uninterrupted.