Al-A'laJuz 30 · Page 591

Al-A'la 87:10

The Most High · Juz 30 · Page 591

سَيَذَّكَّرُ مَن يَخۡشَىٰ ١٠

He who fears [Allāh] will be reminded.

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 87:1–19

1- En yüce olan Rabbinin ismini tesbih et! 2- O ki yaratıp düzene koyan. 3- O ki takdir edip yol gösterendir. 4- O ki bitkileri çıkaran, 5- Sonra da onu kupkuru ve simsiyah hale getirendir. 6- Sana okutacağız ve (sen onu) unutmayacaksın. 7- Ancak Allah’ın dilediği müstesnâ. Şüphesiz O, açığı da bilir, gizli olanı da. 8- Biz sana en kolay yolu kolaylaştıracağız. 9- O halde öğüt faydalı olduğu sürece sen öğüt ver. 10- (Rabbinden) korkan kimse öğüt alacaktır. 11- En bahtsız olan kimse ise ondan kaçacaktır. 12- O ki en büyük ateşe girecektir. 13- Sonra da orada ne ölecek, ne de yaşayacaktır. 14,15- Arınan ve Rabbinin adını anıp namaz kılan kimse gerçekten kurtuluşa ermiştir. 16- Ama siz, dünya hayatını tercih ediyorsunuz. 17- Halbuki âhiret, hem daha hayırlı, hem de daha kalıcıdır. 18- Şüphesiz bunlar önceki sahifelerde, 19- İbrahim ile Mûsâ’nın sahifelerinde de vardır.

(Mekke’de inmiştir. 19 âyettir)

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.

1-2. Yüce Allah tesbih edilmesini emretmektedir ki bu da zikrini, ibadetini, celâli ve azameti önünde saygı ile boyun eğmeyi, büyüklüğü karşısında itaat ile boyun bükmeyi ihtiva eder. Bu tesbihin Yüce Allah’ın azametine lâyık olmasını da istenmektedir. Bu da O’nu pek yüce ve pek güzel isimlerinin her birisinin büyük ve azametli anlamı ile ve fiillerinin zikredilmesi ile olur ki bu fiillerden biri de O’nun mahlukatı en sağlam ve en güzel şekilde yaratmış olmasıdır. 3. “O ki” takdir ile gerçekleştirilen her bir şeyin kendisine bağlı olarak gerçekleştiği kaderi “takdir edip” bütün mahlukata bu konuda “yol gösterendir.” Bu genel anlamdaki hidâyettir. Bunun anlamı da şudur: O, her bir varlığa kendi maslahat ve menfaatine olan şeyleri göstermiş, o yola iletmiştir. Yüce Allah’ın dünyevî nimetleri de bunlar arasındadır. O bakımdan şöyle buyrulmaktadır:

4. “O ki bitkileri çıkaran”dır. Yani semadan bir su indirerek onunla çeşitli bitkiler, pek çok otlar bitirendir. İnsanlar, davarlar ve bütün hayvanlar bunlardan yararlanırlar. Daha sonra bu bitkilerin tazelikleri için takdir olunan süre tamamlandıktan sonra onların canlılıkları kaybolur, bükülmeye ve kurumaya başlar. 5. “Sonra da onu kupkuru ve simsiyah hale getirendir.” Bu bitkileri ufalanmış çerçöp haline getirir.

6. Zikri geçen genel hidâyetin kapsamı içerisinde Yüce Allah'ın dinî nimetleri de dahildir. Bundan dolayı Yüce Allah, bu dinî nimetlerin esasını ve ana kaynağını lütfettiğini hatırlatmaktadır ki o da Kur’ân-ı Kerîm’dir. O, şöyle buyurmaktadır:“Sana okutacağız ve (sen onu) unutmayacaksın.” Yani sana vahyetmiş olduğumuz Kitabı koruyacağız ve onu kalbine yerleştireceğiz. Sen de ondan hiçbir şey unutmayacaksın. Bu, Yüce Allah’ın kulu ve rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e verdiği pek büyük bir müjdedir. Bu müjdeye göre O, ona unutmayacağı bir şekilde bilgiler öğreteceğini bildirmektedir. 7. “Ancak Allah’ın dilediği müstesnâ.” Yani hikmeti, bir maslahat ve pek büyük bir hikmet dolayısı ile sana unutturmayı gerektirdiği şeyler bundan müstesnâdır. "Şüphesiz O, açığı da bilir, gizli olanı da.” O’nun, nelerin kullarının faydasına olduğunu, neyin onları ıslah edeceğini bilmesi de buna dahildir. Yani bundan dolayı O, dilediğini teşrî’ eder, istediği hükmü koyar.

8. Bu buyruk da bir başka müjdedir. Allah, Rasûlüne bütün hususlarda kolaylık sağlayacak, O’nun şeriatını ve dinini kolay kılacaktır.

9. “O halde öğüt faydalı olduğu sürece” yani verdiğin öğüt kabul edildikçe ve o öğüt dinlendikçe ister maksadın tamamen gerçekleşsin, ister kısmen gerçekleşsin “sen” Allah’ın şeriatini ve âyetlerini hatırlatarak “öğüt ver.” Âyet-i kerimenin mefhumundan anlaşıldığına göre eğer verilen öğüt kötülüğü artırmak yahut hayrı eksiltmek sureti ile fayda vermeyecek olursa öğüt vermek, emrolunan bir iş olmaz, aksine yasaklanan bir iş olur. Çünkü öğüt vermek hususunda insanlar, yararlananlar ve yararlanmayanlar olmak üzere iki kısma ayrılırlar. 10. Öğütten yararlananlara gelince Yüce Allah, onları şöylece söz konusu etmektedir:“Korkan” yani Allah’tan korkup sakınan “kimse öğüt alacaktır.” Çünkü Allah korkusu, O’nun amellerin karşılıklarını vereceğini bilmesi kulun, Allah’ın hoşlanmadığı işlerden uzak kalmasını ve hayırlarda yarışmasını sağlar. 11-12. Öğütten yararlanmayanlara gelince onlardan da Yüce Allah şöyle söz etmektedir:“En bahtsız olan kimse ise ondan kaçacaktır. O ki en büyük ateşe girecektir.” Bu ise kalplere kadar yükselip çıkan tutuşturulmuş alevli ateştir. 13. “Sonra da orada ne ölecek, ne de yaşayacaktır.” Yani rahat yüzü görmeksizin, dinlenmeksizin, durmadan can yakıcı bir azap göreceklerdir (ki buna yaşamak denmez). Diğer taraftan ölmeyi temenni edecekler, ama ölmeyeceklerdir. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Onlar hakkında ölüm hüküm verilmez ki ölsünler, onların üzerinden (cehennemin) azabından bir şey de hafifletilmez.”(Fâtır, 35/36)

14-15. “Arınan” Nefsini iyice temizleyip şirkten, zulümden, kötü huylardan arındıran “ve Rabbinin adını anıp namaz kılan kimse” Allah’ın adını anma vasfına sahip, kalbi bununla dolu, bundan dolayı da Allah’ın razı olacağı ameller işleyen özellikle de imanın ölçüsü durumunda olan namazı kılan kimse “gerçekten kurtuluşa ermiştir” kazançlı çıkmış ve kurtulmuş olur. İşte âyetin manası budur. "Arınan” buyruğunun fıtır sadakası veren, “Rabbinin adını anıp namaz kılan”ın da bayram namazı kılan demek olduğunu söyleyerek bu açıklamayı yapanlara gelince her ne kadar bunlar, bu buyruğun kapsamına girmekte ve bu lafızların kapsadığı cüzlerin bir bölümü iseler de bunlar esas ve yegane mana değildir.

16. “Ama siz, dünya hayatını tercih ediyorsunuz.” Onu ahiretin önüne geçiriyor, geçip giden, türlü olumsuz etkenlerle zevkleri bulanıklaşan, hevesleri kursakta bırakan dünyevî nimetleri âhirete tercih ediyorsunuz. 17. “Halbuki âhiret” dünyada aranan bütün özellikler bakımından “hem daha hayırlı, hem de daha kalıcıdır.” Çünkü âhiret, ebedilik yurdudur, ebediyen kalınacak bir yerdir. Dünya ise bitip tükenme yurdudur. Akıllı mü’min, hiçbir zaman değersiz olanı iyi ve mükemmel olana tercih etmez. Bir anlık lezzeti, ebedi azaba değişmez. Dünyayı sevmek ve onu âhirete tercih etmek, her türlü hatanın ve günahın başıdır.

18-19. “Şüphesiz bunlar” bu mübarek sûrede size hatırlatılan güzel emirler ve pek güzel bilgiler “önceki sahifelerde; İbrahim ile Mûsâ’nın sahifelerinde de vardır.” Bu iki nebi ve rasûl ise Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’den sonra rasûllerin en şereflileridir. Allah’ın salât ve selâmı hepsine olsun. Bütün şeriatlerde bu emirler vardır. Çünkü bu emirler, dünya ve âhiretin maslahatını ilgilendirir ve bunlar her zaman ve mekânda maslahat olma özelliğini korurlar.

Hamd, Yüce Allah’a mahsustur. A’lâ Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir.

***

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 591

At-TariqJuz 30 · Page 591

سورة الطارق

At-Tariq

The Nightcommer · Meccan · 17 ayahs

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

86:1

وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ ١

By the sky and the knocker

86:2

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ ٢

And what can make you know what is the knocker?

86:3

ٱلنَّجۡمُ ٱلثَّاقِبُ ٣

It is the piercing star1.

1 translator’s note
  1. Whose light pierces through the darkness. ↩

86:4

إِن كُلُّ نَفۡسٖ لَّمَّا عَلَيۡهَا حَافِظٞ ٤

There is no soul but that it has over it a protector.

86:5

فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَٰنُ مِمَّ خُلِقَ ٥

So let man observe from what he was created.

86:6

خُلِقَ مِن مَّآءٖ دَافِقٖ ٦

He was created from a fluid, ejected,

86:7

يَخۡرُجُ مِنۢ بَيۡنِ ٱلصُّلۡبِ وَٱلتَّرَآئِبِ ٧

Emerging from between the backbone and the ribs.

86:8

إِنَّهُۥ عَلَىٰ رَجۡعِهِۦ لَقَادِرٞ ٨

Indeed, He [i.e., Allāh], to return him [to life], is Able.

86:9

يَوۡمَ تُبۡلَى ٱلسَّرَآئِرُ ٩

The Day when secrets will be put on trial,1

1 translator’s note
  1. i.e., exposed, examined and judged. ↩

86:10

فَمَا لَهُۥ مِن قُوَّةٖ وَلَا نَاصِرٖ ١٠

Then he [i.e., man] will have no power or any helper.

86:11

وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجۡعِ ١١

By the sky which sends back1

1 translator’s note
  1. Rain, heat, sound waves, etc. ↩

86:12

وَٱلۡأَرۡضِ ذَاتِ ٱلصَّدۡعِ ١٢

And [by] the earth which splits,1

1 translator’s note
  1. With plant growth or from geological rifts. ↩

86:13

إِنَّهُۥ لَقَوۡلٞ فَصۡلٞ ١٣

Indeed, it [i.e., the Qur’ān] is a decisive statement,

86:14

وَمَا هُوَ بِٱلۡهَزۡلِ ١٤

And it is not amusement.

86:15

إِنَّهُمۡ يَكِيدُونَ كَيۡدٗا ١٥

Indeed, they are planning a plan,

86:16

وَأَكِيدُ كَيۡدٗا ١٦

But I am planning a plan.

86:17

فَمَهِّلِ ٱلۡكَٰفِرِينَ أَمۡهِلۡهُمۡ رُوَيۡدَۢا ١٧

So allow time for the disbelievers. Leave them awhile.1

1 translator’s note
  1. i.e., Do not be in haste for revenge, for you will see what will become of them. ↩

سورة الأعلى

Al-A'la

The Most High · Meccan · 19 ayahs

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

87:1

سَبِّحِ ٱسۡمَ رَبِّكَ ٱلۡأَعۡلَى ١

Exalt the name of your Lord, the Most High,

87:2

ٱلَّذِي خَلَقَ فَسَوَّىٰ ٢

Who created and proportioned

87:3

وَٱلَّذِي قَدَّرَ فَهَدَىٰ ٣

And who destined and [then] guided

87:4

وَٱلَّذِيٓ أَخۡرَجَ ٱلۡمَرۡعَىٰ ٤

And who brings out the pasture

87:5

فَجَعَلَهُۥ غُثَآءً أَحۡوَىٰ ٥

And [then] makes it black stubble.

87:6

سَنُقۡرِئُكَ فَلَا تَنسَىٰٓ ٦

We will make you recite, [O Muḥammad], and you will not forget,

87:7

إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُۚ إِنَّهُۥ يَعۡلَمُ ٱلۡجَهۡرَ وَمَا يَخۡفَىٰ ٧

Except what Allāh should will. Indeed, He knows what is declared and what is hidden.

87:8

وَنُيَسِّرُكَ لِلۡيُسۡرَىٰ ٨

And We will ease you toward ease.1

1 translator’s note
  1. To the path of Allāh's religion, which is easy and natural, or toward Paradise, by giving opportunities for righteous deeds. ↩

87:9

فَذَكِّرۡ إِن نَّفَعَتِ ٱلذِّكۡرَىٰ ٩

So remind, if the reminder should benefit;1

1 translator’s note
  1. i.e., wherever it will be heard and understood. ↩

87:10

سَيَذَّكَّرُ مَن يَخۡشَىٰ ١٠

He who fears [Allāh] will be reminded.

87:11

وَيَتَجَنَّبُهَا ٱلۡأَشۡقَى ١١

But the wretched one will avoid it –

87:12

ٱلَّذِي يَصۡلَى ٱلنَّارَ ٱلۡكُبۡرَىٰ ١٢

[He] who will [enter and] burn in the greatest Fire,

87:13

ثُمَّ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحۡيَىٰ ١٣

Neither dying therein nor living.

87:14

قَدۡ أَفۡلَحَ مَن تَزَكَّىٰ ١٤

He has certainly succeeded who purifies himself

87:15

وَذَكَرَ ٱسۡمَ رَبِّهِۦ فَصَلَّىٰ ١٥

And mentions the name of his Lord and prays.

As-Sa'diTafsir · 87:10

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском