Al-FajrJuz 30 · Page 594

Al-Fajr 89:28

The Dawn · Juz 30 · Page 594

ٱرۡجِعِيٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةٗ مَّرۡضِيَّةٗ ٢٨

Return to your Lord, well-pleased and pleasing [to Him],

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 89:21–30

21- Asla! Yeryüzü sarsılıp parça parça edildiğinde, 22- Rabbin ve saf saf dizilmiş halde melekler geldiğinde; 23- İşte o gün cehennem getirilir. O gün insan (dünyada yaptıklarını) hatırlaycaktır; ama ne fayda! 24- “Ah! Keşke (bu) hayatım için önceden bir şeyler göndermiş olsaydım!” der. 25- Artık o gün O’nun ettiği azabı hiçbir kimse edemez. 26- O’nun vurduğu bağı kimse vuramaz. 27- “Ey mutmain olmuş nefis!” 28- “Razı olmuş ve razı olunmuş olarak dön Rabbine!” 29- “Haydi katıl kullarımın içine!” 30- “Ve gir cennetime!”

21. “Asla!” Yani sevdiğiniz mallar, uğrunda yarışa girdiğiniz zevkler, lezzetler size kalmayacaktır. Aksine önünüzde pek büyük bir gün, pek büyük bir dehşet vardır. O günde yeryüzü ve dağlar darmadağın edilir. Yeryüzünde bulunanlar da saçıp savrulur ve nihâyet orası herhangi bir tümsek ve ya da çukur görülmeyecek şekilde, dümdüz bir arazi haline getirilir. 22. Yüce Allah, kulları arasında ayırt edici hükmünü vermek üzere buluttan gölgelikler içerisinde gelir. Semâvât ehli olan bütün melâike-i kiram da ardı arkasına saf saf gelirler. Her bir semâ, melekleri ile birlikte bir saf halinde gelir ve önlerindeki mahlukatı çepeçevre kuşatır. Bu saflar ise mutlak egemen, her şeyin mutlak sahibi Cebbâr’ın önünde saygı ve zilletle eğilmek üzere teşkil edilecek saflardır. 23. “İşte o gün cehennem” melekler tarafından zincirlerle çekilerek “getirilir. O gün” İşte bu hususların gerçekleştiği vakit “insan” dünyada iken işlemiş olduğu hayır ve şerleri “hatırlayacaktır; ama ne fayda?” Çünkü bunun zamanı geçmiş, fırsat elden gitmiş olacaktır. 24. Dünyada iken Allah'ın haklarındaki kusurları dolayısı ile pişmanlık duyarak:“Ah! Keşke (bu)” ebedi kalıcı “hayatım için önceden bir şeyler” salih ameller “göndermiş olsaydım, der” Bu, Yüce Allah’ın şu buyruğuna benzemektedir:“Keşke peygamber ile birlikte hak yolu tutmuş olsaydım. Eyvah bana! Keşke filânı dost edinmeseydim, der.”(el-Furkân, 25/27-28) Bu buyrukta kendisi için çalışılıp gayret gösterilmesi, elde edilmesi ve arzulanması gereken, zevk ve lezzetleri ile eksiksiz ve mükemmel olan gerçek hayatın, âhiret hayatı olduğuna delil vardır. Çünkü ebedi kalınacak yurt orasıdır.

25-26. Bu azaba uğrayacak kimseler, o günü ihmal etmiş ve o gün için amelde bulunmayı unutmuş kimselerdir. O nedenle onlar cehennem ateşinden zincirlere bağlanacaklardır. Cehennemin kaynar sularında yüzleri üstü sürüklenecekler, sonra ateşte alevler içerisinde yakılacaklardır. Günahkârların cezası işte budur.

27-28. Allah’a iman edip bu iman ile huzur bularak peygamberleri tasdik etmiş olanlara gelince onlara şöyle denilir:“Ey mutmain olmuş” yani Allah’ı anmak, Allah ile huzur bulmak ve O’nu sevmek suretiyle huzur ve sükûn bulmuş “nefis!” Allah’tan ve Allah’ın lütfedip ikram ettiği mükâfatlardan “razı olmuş ve razı olunmuş” yani Allah tarafından hoşnut olunmuş “olarak dön” nimetleriyle seni donatan ve ihsanları sayesinde O’nun sevgili kullarından ve dostlarından olduğun “Rabbine!” 29-30. “Haydi katıl kullarımın içine ve gir cennetime!” Bu hitap, hem kıyamet gününde Allah’ın huzuruna götürüleceği vakit, hem de ölüm esnasında ruha yapılır.

Fecr Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 594

Al-FajrJuz 30 · Page 594

89:24

يَقُولُ يَٰلَيۡتَنِي قَدَّمۡتُ لِحَيَاتِي ٢٤

He will say, "Oh, I wish I had sent ahead [some good] for my life."1

1 translator’s note
  1. The everlasting life of the Hereafter. ↩

89:25

فَيَوۡمَئِذٖ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٞ ٢٥

So on that Day, none will punish [as severely] as His punishment,

89:26

وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٞ ٢٦

And none will bind [as severely] as His binding [of the evildoers].

89:27

يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفۡسُ ٱلۡمُطۡمَئِنَّةُ ٢٧

[To the righteous it will be said], "O reassured soul,

89:28

ٱرۡجِعِيٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةٗ مَّرۡضِيَّةٗ ٢٨

Return to your Lord, well-pleased and pleasing [to Him],

89:29

فَٱدۡخُلِي فِي عِبَٰدِي ٢٩

And enter among My [righteous] servants

89:30

وَٱدۡخُلِي جَنَّتِي ٣٠

And enter My Paradise."

سورة البلد

Al-Balad

The City · Meccan · 20 ayahs

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

90:1

لَآ أُقۡسِمُ بِهَٰذَا ٱلۡبَلَدِ ١

I swear by this city [i.e., Makkah] –

90:2

وَأَنتَ حِلُّۢ بِهَٰذَا ٱلۡبَلَدِ ٢

And you, [O Muḥammad], are free of restriction in this city –

90:3

وَوَالِدٖ وَمَا وَلَدَ ٣

And [by] the father1 and that which was born [of him],

1 translator’s note
  1. Said to be Adam (upon him be peace) . ↩

90:4

لَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ فِي كَبَدٍ ٤

We have certainly created man into hardship.

90:5

أَيَحۡسَبُ أَن لَّن يَقۡدِرَ عَلَيۡهِ أَحَدٞ ٥

Does he think that never will anyone overcome him?

90:6

يَقُولُ أَهۡلَكۡتُ مَالٗا لُّبَدًا ٦

He says, "I have spent wealth in abundance."

90:7

أَيَحۡسَبُ أَن لَّمۡ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ ٧

Does he think that no one has seen him?

90:8

أَلَمۡ نَجۡعَل لَّهُۥ عَيۡنَيۡنِ ٨

Have We not made for him two eyes?

90:9

وَلِسَانٗا وَشَفَتَيۡنِ ٩

And a tongue and two lips?

90:10

وَهَدَيۡنَٰهُ ٱلنَّجۡدَيۡنِ ١٠

And have shown him the two ways?1

1 translator’s note
  1. Of good and evil. ↩

90:11

فَلَا ٱقۡتَحَمَ ٱلۡعَقَبَةَ ١١

But he has not broken through the difficult pass.1

1 translator’s note
  1. i.e., the steep incline or obstacle. In other words, he has not spent in the cause of Allāh but only boasts of spending in front of others. ↩

90:12

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡعَقَبَةُ ١٢

And what can make you know what is [breaking through] the difficult pass?

90:13

فَكُّ رَقَبَةٍ ١٣

It is the freeing of a slave

90:14

أَوۡ إِطۡعَٰمٞ فِي يَوۡمٖ ذِي مَسۡغَبَةٖ ١٤

Or feeding on a day of severe hunger

90:15

يَتِيمٗا ذَا مَقۡرَبَةٍ ١٥

An orphan of near relationship

90:16

أَوۡ مِسۡكِينٗا ذَا مَتۡرَبَةٖ ١٦

Or a needy person in misery

90:17

ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلصَّبۡرِ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلۡمَرۡحَمَةِ ١٧

And then being among those who believed and advised one another to patience and advised one another to compassion.

90:18

أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ ١٨

Those are the companions of the right.1

1 translator’s note
  1. Or "the companions of good fortune," i.e., those who receive their records in their right hands and proceed to Paradise. ↩

90:19

وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِنَا هُمۡ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ ١٩

But they who disbelieved in Our signs - those are the companions of the left.1

1 translator’s note
  1. Or "the companions of ill fortune," i.e., those who receive their records in their left hands and proceed to Hell. ↩

90:20

عَلَيۡهِمۡ نَارٞ مُّؤۡصَدَةُۢ ٢٠

Over them will be fire closed in.1

1 translator’s note
  1. The cover over Hell will be sealed and locked, containing its fire and its inhabitants. ↩
As-Sa'diTafsir · 89:28

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском