At-Tawbah 9:3
The Repentance · Juz 10 · Page 187
وَأَذَٰنٞ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلنَّاسِ يَوۡمَ ٱلۡحَجِّ ٱلۡأَكۡبَرِ أَنَّ ٱللَّهَ بَرِيٓءٞ مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ وَرَسُولُهُۥۚ فَإِن تُبۡتُمۡ فَهُوَ خَيۡرٞ لَّكُمۡۖ وَإِن تَوَلَّيۡتُمۡ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّكُمۡ غَيۡرُ مُعۡجِزِي ٱللَّهِۗ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ ٣
And [it is] an announcement from Allāh and His Messenger to the people on the day of the greater pilgrimage1 that Allāh is disassociated from the disbelievers, and [so is] His Messenger. So if you repent, that is best for you; but if you turn away - then know that you will not cause failure to Allāh.2 And give tidings to those who disbelieve of a painful punishment.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 9:3
3- (Yine bu), Allah ve Rasûlü’nden hacc-ı ekber günü insanlara yönelik bir bildiridir: Allah ve Rasûlü, müşriklerden uzaktır. Eğer tevbe ederseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. Yok, eğer yüz çevirirseniz bilin ki siz Allah’ı âciz bırakamazsınız. Kâfirlere can yakıcı bir azabı müjdele!
3. Burada Yüce Allah, mü’minlere yönelik bir vaadini dile getirmektedir: O, dinini zafere kavuşturup kelimesini yüceltecek, Allah’ın peygamberini ve onunla birlikte bulunanları Mekke’den ve Allah’ın Beyt-i Haram’ından çıkartan, onları otoriteleri altında bulunan Hicaz topraklarından süren müşrik düşmanlarını da yardımsız bırakacaktır. Gerçekten de Yüce Allah, Rasûlüne ve mü’minlere yardım etmiş ve nihâyet Mekke fethedilmiş, müşrikleri zelil olmuş, mü’minler ise o topraklar üzerinde egemen olmuş ve galip gelmişlerdir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de münadisine Kurban Bayramının birinci günü olan Hacc-ı Ekber günü, insanların müslümanları ile kâfirleri ile bütün Arap Yarımadası’ndan toplanıp bir araya geldikleri vakit onlara Allah’ın da Rasûlünün de müşriklerden uzak olduğunu ilan etmesini emretmiştir. Bu ilanda artık müşriklerin Allah’ın ve Rasûlünün nezdinde herhangi bir ahit ve antlaşmalarının bulunmadığı, nerede bulunurlarsa öldürülecekleri, artık bu yıldan sonra Mescid-i Haram’a yaklaşamayacakları bildirilmiştir. Bu ilan, hicretin dokuzuncu yılına rastlamakta idi. O sene Ebu Bekir es-Sıddik radıyallahu anh’ın başkanlığında hac yapılmış ve Kurban Bayramının birinci günü, Allah Rasûlü’nün amcasının oğlu Ali b. Ebu Tâlib radıyallahu anh Allah’ın da Rasûlünün de müşriklerden uzak olduğunu ilan etmişti. Daha sonra Yüce Allah müşrikleri tevbeye teşvik edip şirk üzere kalmaktan sakındırarak şöyle buyurmaktadır:“Eğer tevbe ederseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. Yok eğer yüz çevirirseniz bilin ki siz Allah’ı âciz bırakamazsınız.” O’nun elinden kurtulamazsınız. Aksine siz O’nun idaresi altındasınız. O sizlere mü’min kullarını musallat kılmaya kadir olandır. “Kâfirlere can yakıcı bir azabı müjdele!” Dünyada öldürülmek, esir alınmak ve yurtlarından sürülmek gibi oldukça ağır, âhirette de kalacak en kötü yer olan cehennem ateşi olmak üzere can yakıcı azabı bildir.
Page 187
سورة التوبة
At-Tawbah
The Repentance · Medinan · 129 ayahs
9:1
بَرَآءَةٞ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّم مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ١
[This is a declaration of] disassociation, from Allāh and His Messenger, to those with whom you had made a treaty among the polytheists.1
1 translator’s note
- But who had violated it. ↩
9:2
فَسِيحُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ أَرۡبَعَةَ أَشۡهُرٖ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّكُمۡ غَيۡرُ مُعۡجِزِي ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُخۡزِي ٱلۡكَٰفِرِينَ ٢
So travel freely, [O disbelievers], throughout the land [during] four months but know that you cannot cause failure to Allāh and that Allāh will disgrace the disbelievers.
9:3
وَأَذَٰنٞ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلنَّاسِ يَوۡمَ ٱلۡحَجِّ ٱلۡأَكۡبَرِ أَنَّ ٱللَّهَ بَرِيٓءٞ مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ وَرَسُولُهُۥۚ فَإِن تُبۡتُمۡ فَهُوَ خَيۡرٞ لَّكُمۡۖ وَإِن تَوَلَّيۡتُمۡ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّكُمۡ غَيۡرُ مُعۡجِزِي ٱللَّهِۗ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ ٣
And [it is] an announcement from Allāh and His Messenger to the people on the day of the greater pilgrimage1 that Allāh is disassociated from the disbelievers, and [so is] His Messenger. So if you repent, that is best for you; but if you turn away - then know that you will not cause failure to Allāh.2 And give tidings to those who disbelieve of a painful punishment.
9:4
إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّم مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ثُمَّ لَمۡ يَنقُصُوكُمۡ شَيۡـٔٗا وَلَمۡ يُظَٰهِرُواْ عَلَيۡكُمۡ أَحَدٗا فَأَتِمُّوٓاْ إِلَيۡهِمۡ عَهۡدَهُمۡ إِلَىٰ مُدَّتِهِمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُتَّقِينَ ٤
Excepted are those with whom you made a treaty among the polytheists and then they have not been deficient toward you in anything or supported anyone against you; so complete for them their treaty until their term [has ended]. Indeed, Allāh loves the righteous [who fear Him].
9:5
فَإِذَا ٱنسَلَخَ ٱلۡأَشۡهُرُ ٱلۡحُرُمُ فَٱقۡتُلُواْ ٱلۡمُشۡرِكِينَ حَيۡثُ وَجَدتُّمُوهُمۡ وَخُذُوهُمۡ وَٱحۡصُرُوهُمۡ وَٱقۡعُدُواْ لَهُمۡ كُلَّ مَرۡصَدٖۚ فَإِن تَابُواْ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُاْ ٱلزَّكَوٰةَ فَخَلُّواْ سَبِيلَهُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٞ رَّحِيمٞ ٥
And when the inviolable months1 have passed, then kill the polytheists wherever you find them and capture them and besiege them and sit in wait for them at every place of ambush. But if they should repent, establish prayer, and give zakāh, let them [go] on their way. Indeed, Allāh is Forgiving and Merciful.
1 translator’s note
- The four months mentioned in verse 2, in which the disbelievers were allowed free movement within the land. Other scholars have interpreted them as "the sacred months," i.e., Muḥarram, Rajab, Dhul-Qaʿdah and Dhul-Ḥijjah. ↩
9:6
وَإِنۡ أَحَدٞ مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ٱسۡتَجَارَكَ فَأَجِرۡهُ حَتَّىٰ يَسۡمَعَ كَلَٰمَ ٱللَّهِ ثُمَّ أَبۡلِغۡهُ مَأۡمَنَهُۥۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَوۡمٞ لَّا يَعۡلَمُونَ ٦
And if any one of the polytheists seeks your protection, then grant him protection so that he may hear the words of Allāh [i.e., the Qur’ān]. Then deliver him to his place of safety. That is because they are a people who do not know.