At-Tawbah 9:44
The Repentance · Juz 10 · Page 194
لَا يَسۡتَـٔۡذِنُكَ ٱلَّذِينَ يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ أَن يُجَٰهِدُواْ بِأَمۡوَٰلِهِمۡ وَأَنفُسِهِمۡۗ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلۡمُتَّقِينَ ٤٤
Those who believe in Allāh and the Last Day would not ask permission of you to be excused from striving [i.e., fighting] with their wealth and their lives. And Allāh is Knowing of those who fear Him.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 9:43–45
43- Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler sana belli oluncaya ve sen yalancıları bilinceye kadar (beklemeyip) niçin onlara izin verdin? 44- Allah’a ve âhiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad(ı terk) etme konusunda senden izin istemezler. Allah takvâ sahiplerini çok iyi bilendir. 45- Senden ancak Allah’a ve âhiret gününe iman etmeyen, kalpleri şüpheye düşüp de şüphelerinin içinde bocalayıp duran kimseler izin isterler.
43. Yüce Allah Rasûlüne hitaben şöyle buyurmaktadır:“Allah seni affetsin!” yani Allah yaptığını bağışlasın ve seni müsamaha ile karşılasın. Cihaddan geri kalma hususunda “doğru söyleyenler sana belli oluncaya ve sen yalancıları bilinceye kadar (beklemeyip) niçin onlara izin verdin?” Onları kimin doğru, kimin yalancı olduğunu ayırt etmek için sınamadan niye onlara izin verdin? Bu sınama sonucunda da mazur görülmeyi hak eden kimseyi hak etmeyenden ayırt edip hak edenleri mazur görmeliydin.
44. Daha sonra Yüce Allah, Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimselerin mallarıyla ve canlarıyla cihadı terk etmek amacıyla izin istemeyeceklerini haber vermektedir. Çünkü onların hayır arzuları ve imanları, mazeretsiz olarak cihadı terk etmek için izin istemeleri şöyle dursun, teşvik edici herhangi bir sebep bulunmaksızın dahi onları cihada sevkeder. “Allah takvâ sahiplerini çok iyi bilendir.” Bu yüzden takvâlı davranışları dolayısı ile onları mükâfatlandıracaktır. Yüce Allah takvâ sahiplerini bildiğinden dolayıdır ki takvâlıların alâmetlerinden birisinin de cihadı terk etmek hususunda izin istememeleri olduğunu bildirmiştir.
45. “Senden ancak Allah’a ve âhiret gününe iman etmeyen, kalpleri şüpheye düşüp de şüphelerinin içinde bocalayıp duran kimseler izin isterler.” Yani böyleleri, şüphe ve şaşkınlıkları içerisinde devam edip duran, tam imana sahip olmayan ve samimi bir yakînleri bulunmayan kimselerdir. İşte bundan dolayı onların hayır elde etme istekleri azdır, savaşa katılmaktan korkarlar ve savaşı terk etmek için senden izin istemeye gerek duyarlar.
Page 194
9:41
ٱنفِرُواْ خِفَافٗا وَثِقَالٗا وَجَٰهِدُواْ بِأَمۡوَٰلِكُمۡ وَأَنفُسِكُمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِۚ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرٞ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ٤١
Go forth, whether light or heavy,1 and strive with your wealth and your lives in the cause of Allāh. That is better for you, if you only knew.
1 translator’s note
- i.e., young or old, riding or walking, in ease or in hardship - in all circumstances and conditions. ↩
9:42
لَوۡ كَانَ عَرَضٗا قَرِيبٗا وَسَفَرٗا قَاصِدٗا لَّٱتَّبَعُوكَ وَلَٰكِنۢ بَعُدَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلشُّقَّةُۚ وَسَيَحۡلِفُونَ بِٱللَّهِ لَوِ ٱسۡتَطَعۡنَا لَخَرَجۡنَا مَعَكُمۡ يُهۡلِكُونَ أَنفُسَهُمۡ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ إِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ ٤٢
Had it been a near [i.e., easy] gain and a moderate trip, they [i.e., the hypocrites] would have followed you, but distant to them was the journey. And they will swear by Allāh,1 "If we were able, we would have gone forth with you," destroying themselves [through false oaths], and Allāh knows that indeed they are liars.
1 translator’s note
- When you return from the Tabūk expedition. ↩
9:43
عَفَا ٱللَّهُ عَنكَ لِمَ أَذِنتَ لَهُمۡ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَكَ ٱلَّذِينَ صَدَقُواْ وَتَعۡلَمَ ٱلۡكَٰذِبِينَ ٤٣
Allāh has pardoned you, [O Muḥammad, but] why did you give them permission [to remain behind]? [You should not have] until it was evident to you who were truthful and you knew [who were] the liars.
9:44
لَا يَسۡتَـٔۡذِنُكَ ٱلَّذِينَ يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ أَن يُجَٰهِدُواْ بِأَمۡوَٰلِهِمۡ وَأَنفُسِهِمۡۗ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلۡمُتَّقِينَ ٤٤
Those who believe in Allāh and the Last Day would not ask permission of you to be excused from striving [i.e., fighting] with their wealth and their lives. And Allāh is Knowing of those who fear Him.
9:45
إِنَّمَا يَسۡتَـٔۡذِنُكَ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَٱرۡتَابَتۡ قُلُوبُهُمۡ فَهُمۡ فِي رَيۡبِهِمۡ يَتَرَدَّدُونَ ٤٥
Only those would ask permission of you who do not believe in Allāh and the Last Day and whose hearts have doubted, and they, in their doubt, are hesitating.
9:46
۞ وَلَوۡ أَرَادُواْ ٱلۡخُرُوجَ لَأَعَدُّواْ لَهُۥ عُدَّةٗ وَلَٰكِن كَرِهَ ٱللَّهُ ٱنۢبِعَاثَهُمۡ فَثَبَّطَهُمۡ وَقِيلَ ٱقۡعُدُواْ مَعَ ٱلۡقَٰعِدِينَ ٤٦
And if they had intended to go forth, they would have prepared for it [some] preparation. But Allāh disliked their being sent, so He kept them back, and they were told, "Remain [behind] with those who remain."1
1 translator’s note
- i.e., the women and children. ↩
9:47
لَوۡ خَرَجُواْ فِيكُم مَّا زَادُوكُمۡ إِلَّا خَبَالٗا وَلَأَوۡضَعُواْ خِلَٰلَكُمۡ يَبۡغُونَكُمُ ٱلۡفِتۡنَةَ وَفِيكُمۡ سَمَّٰعُونَ لَهُمۡۗ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ ٤٧
Had they gone forth with you, they would not have increased you except in confusion, and they would have been active among you, seeking [to cause] you fitnah [i.e., chaos and dissension]. And among you are avid listeners to them. And Allāh is Knowing of the wrongdoers.