Ash-Sharh 94:5
The Relief · Juz 30 · Page 596
فَإِنَّ مَعَ ٱلۡعُسۡرِ يُسۡرًا ٥
For indeed, with hardship [will be] ease [i.e., relief].
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 94:1–8
1- Biz senin için göğsünü genişletmedik mi? 2, 3- Böylece belini büken yükünü üzerinden kaldırdık. 4- Ve şanını da yücelttik. 5- Gerçekten güçlükle beraber bir kolaylık vardır. 6- Evet, gerçekten güçlükle beraber bir kolaylık vardır. 7- O halde (meşgalelerini) bitirdin mi (ibadete) koyul, 8- Ve (katındakileri) ümit ederek yalnız Rabbine yönel!
(Mekke’de inmiştir. 8 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
1. Yüce Allah Rasûlüne olan lütuflarını hatırlatarak şöyle buyurmaktadır:“Biz” dinin şer’î hükümleri, Yüce Allah’a davet, en üstün ahlâki değerlere sahip olma, âhirete yönelme, hayırları işlemeyi kolaylaştırma konusunda “senin için göğsünü genişletmedik mi?” Böylelikle senin kalbini hayra boyun eğmeyecek, hayır dolayısı ile rahat ve huzur bulmayacak kadar dar ve sıkıntılı bir kalp olmaktan kurtarmadık mı? 2-3. “Böylece belini büken yükünü” günahını “üzerinden kaldırdık.” Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Allah geçmiş ve gelecek günahını bağışlasın... diye”(el-Feth, 48/2) 4. “Ve şanını da yücelttik.” Senin değerini yükselttik ve insanlardan hiçbir kimsenin ulaşamadığı pek üstün, pek güzel övgüleri sana mahsus kıldık. Nitekim Allah anıldıkça mutlaka onunla birlikte Allah’ın Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem de anılmaktadır. Mesela İslâm’a girişte, ezan, kamet, hutbeler ve buna benzer Yüce Allah’ın kendileri vasıtası ile Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in şanını yükselttiği diğer hallerde olduğu gibi. Yine ümmetin kalbinde ona karşı öyle bir sevgi ve öyle bir saygı vardır ki Yüce Allah dışında hiçbir kimse için böyle bir durum söz konusu değildir. Ümmeti üzerindeki iyilik ve hakları dolayısı ile Allah, herhangi bir peygambere ümmeti dolayısıyla verdiği mükâfatların en iyisi ile mükâfatlandırsın onu.
5-6. “Gerçekten güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Evet, gerçekten güçlükle beraber bir kolaylık vardır.” buyruğu pek büyük bir müjdedir. Nerede bir zorluk, bir darlık varsa hemen onunla beraber, onun yanıbaşında bir kolaylık da vardır. Hatta zorluk kertenkele deliğine girecek olsa kolaylık da onun bulunduğu yere girer ve onu çıkartır. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Allah, güçlüğün arkasından bir kolaylık ihsan edecektir.”(et-Talâk, 65/7) Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurmaktadır: “Hiç şüphesiz kurtuluş, sıkıntıyla beraberdir. Hiç şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır.” Âyet-i kerimelerde “zorluk” anlamındaki kelimenin (العسر), şeklinde elif-lam ile marife gelmesi, onun tek olduğuna, buna karşılık “kolaylık” anlamına gelen kelimenin (يسرا) nekire/belirtisiz oluşu da tekrarlanıp durduğuna, farklı farklı olduğuna delildir. Buna göre bir zorluk, iki ayrı kolaylığı yenemez. Yine istiğrâk (türünü kapsama) ve umum (genellik) ifade eden “elif-lâm” takısı, her bir zorluğun ne kadar zor olursa olsun sonunda ondan ayrılmayan bir kolaylığın bulunduğunu göstermektedir.
7-8. Daha sonra Allah, aslî olarak Rasûlüne, ona tabi/bağlı olarak da mü’minlere kendisine şükretmelerini ve nimetinin gereği olan yükümlülükleri yerine getirmelerini emrederek:“O halde (meşgalelerini) bitirdin mi (ibadete) koyul” buyurmaktadır. Yani işlerini bitirip de kalbinde seni meşgul edecek bir şey kalmadığı zaman kendini gayretle ibadete ve duaya ver! “Ve (katındakileri) ümit ederek yalnız Rabbine yönel!” Dualarının kabul edilmesi hususunda büyük bir arzu ve ümit taşı. İşlerini bitirdiler mi oyuna dalanlardan, Rablerinden ve O’nu hatırlamaktan yüz çevirenlerden olma! Yoksa hüsrana uğrayanlardan olursun. Anlamın şu şekilde olduğu da söylenmiştir: Namazı bitirip onu tamamıyla yerine getirdikten sonra duaya etmeye koyul! Bütün dilek ve ihtiyaçlarının karşılanmasını yalnız Rabbinden iste! Bu görüşü kabul edenler, farz namazların akabinde dua ve zikrin meşrû kılınmış olduğuna da bunu delil gösterirler.
İnşirâh Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir.
***
Page 596
92:15
لَا يَصۡلَىٰهَآ إِلَّا ٱلۡأَشۡقَى ١٥
None will [enter to] burn therein except the most wretched one
92:16
ٱلَّذِي كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ ١٦
Who had denied and turned away.
92:17
وَسَيُجَنَّبُهَا ٱلۡأَتۡقَى ١٧
But the righteous one will avoid it –
92:18
ٱلَّذِي يُؤۡتِي مَالَهُۥ يَتَزَكَّىٰ ١٨
[He] who gives [from] his wealth to purify himself
92:19
وَمَا لِأَحَدٍ عِندَهُۥ مِن نِّعۡمَةٖ تُجۡزَىٰٓ ١٩
And not [giving] for anyone who has [done him] a favor to be rewarded1 –
1 translator’s note
- i.e., without intending reciprocation for some benefit to himself. ↩
92:20
إِلَّا ٱبۡتِغَآءَ وَجۡهِ رَبِّهِ ٱلۡأَعۡلَىٰ ٢٠
But only seeking the face [i.e., acceptance] of his Lord, Most High.
92:21
وَلَسَوۡفَ يَرۡضَىٰ ٢١
And he is going to be satisfied.
سورة الضحى
Ad-Duhaa
The Morning Hours · Meccan · 11 ayahs
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
93:1
وَٱلضُّحَىٰ ١
By the morning brightness
93:2
وَٱلَّيۡلِ إِذَا سَجَىٰ ٢
And [by] the night when it covers with darkness,1
1 translator’s note
- And becomes still. ↩
93:3
مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَىٰ ٣
Your Lord has not taken leave of you, [O Muḥammad], nor has He detested [you].
93:4
وَلَلۡأٓخِرَةُ خَيۡرٞ لَّكَ مِنَ ٱلۡأُولَىٰ ٤
And the Hereafter is better for you than the first [life].
93:5
وَلَسَوۡفَ يُعۡطِيكَ رَبُّكَ فَتَرۡضَىٰٓ ٥
And your Lord is going to give you, and you will be satisfied.
93:6
أَلَمۡ يَجِدۡكَ يَتِيمٗا فَـَٔاوَىٰ ٦
Did He not find you an orphan and give [you] refuge?
93:7
وَوَجَدَكَ ضَآلّٗا فَهَدَىٰ ٧
And He found you lost and guided [you],
93:8
وَوَجَدَكَ عَآئِلٗا فَأَغۡنَىٰ ٨
And He found you poor and made [you] self-sufficient.
93:9
فَأَمَّا ٱلۡيَتِيمَ فَلَا تَقۡهَرۡ ٩
So as for the orphan, do not oppress [him].
93:10
وَأَمَّا ٱلسَّآئِلَ فَلَا تَنۡهَرۡ ١٠
And as for the petitioner,1 do not repel [him].
1 translator’s note
- Anyone who seeks aid or knowledge. ↩
93:11
وَأَمَّا بِنِعۡمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثۡ ١١
But as for the favor of your Lord, report [it].
سورة الشرح
Ash-Sharh
The Relief · Meccan · 8 ayahs
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
94:1
أَلَمۡ نَشۡرَحۡ لَكَ صَدۡرَكَ ١
Did We not expand for you, [O Muḥammad], your breast?1
1 translator’s note
- i.e., enlighten, assure and gladden your heart with guidance. ↩
94:2
وَوَضَعۡنَا عَنكَ وِزۡرَكَ ٢
And We removed from you your burden1
1 translator’s note
- By forgiving any errors which you may have committed previously or might commit consequently. "Burden" can also refer to the anxiety experienced by the Prophet (ﷺ) at the beginning of his mission. ↩
94:3
ٱلَّذِيٓ أَنقَضَ ظَهۡرَكَ ٣
Which had weighed upon your back
94:4
وَرَفَعۡنَا لَكَ ذِكۡرَكَ ٤
And raised high for you your repute.
94:5
فَإِنَّ مَعَ ٱلۡعُسۡرِ يُسۡرًا ٥
For indeed, with hardship [will be] ease [i.e., relief].
94:6
إِنَّ مَعَ ٱلۡعُسۡرِ يُسۡرٗا ٦
Indeed, with hardship [will be] ease.
94:7
فَإِذَا فَرَغۡتَ فَٱنصَبۡ ٧
So when you have finished [your duties], then stand up [for worship].
94:8
وَإِلَىٰ رَبِّكَ فَٱرۡغَب ٨
And to your Lord direct [your] longing.