Юсуф 12:107
Йусуф · Джуз 13 · Страница 248
أَفَأَمِنُوٓاْ أَن تَأۡتِيَهُمۡ غَٰشِيَةٞ مِّنۡ عَذَابِ ٱللَّهِ أَوۡ تَأۡتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغۡتَةٗ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ ١٠٧
Неужели они не опасаются того, что покрывало наказания Аллаха окутает их или что Час настанет внезапно, когда они об этом и думать не будут?
Тафсир · на турецком
Ас-Саади
Средний · Ясно и по существу: что взять для себя.
Изменить
Комментарий к аятам 12:103–107
103- Sen ne kadar arzulasan da insanların çoğu iman etmezler. 104- Halbuki sen, bu (Kur'ân’a) karşılık onlardan hiçbir ücret de istemiyorsun. O, ancak âlemlere bir öğüttür. 105- Göklerde ve yerde nice âyetler vardır ki onlar, bunların yanından yüz çevirerek geçer giderler. 106- Onların çoğu Allah'a ancak şirk koşarak iman ederler. 107- Onlar, Allah’ın kuşatıcı bir azabının kendilerine gelip çatmasından veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın başlarına kopuvermesinden kendilerini güvende mi gördüler?
103. Yüce Allah peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e hitaben şöyle buyurmaktadır:“Sen” insanların iman etmelerini için “ne kadar arzulasan da insanların çoğu iman etmezler.” Çünkü onların elde etmek istedikleri şeyler de maksatları da bozuktur. Onlara karşı gerçekten samimi olup iyiliklerini isteyenlerin bu konudaki gayretlerinin onlara faydası olmaz. İsterse bunlar, onları kendilerinin hayrına olan şeylere çağırsınlar, onlara öğretsinler, onlardan kötülükleri uzaklaştırmak istesinler, herhangi bir ücret ve karşılık beklemeksizin bütün bunları yapsınlar ve doğruluklarına delil olacak bunca âyet, belge ve delili ortaya koysunlar ve böylelikle iman etmelerine engel olan her şey ortadan kalkmış olsun; fark etmez, yine de durum değişmez. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmakdadır:
104. “Halbuki sen bu (Kur'ân’a) karşılık onlardan hiçbir ücret de istemiyorsun. O, ancak alemlere bir öğüttür.” Ondan kendilerine faydalı olacak öğütler alırlar. Ki bu, faydalı şeyleri yapsınlar ve zararlarına olacak şeyleri de terk etsinler diyedir.
105-106. “Göklerde ve yerde” Yüce Allah’ın birliğine delil teşkil eden “nice âyetler vardır ki, onlar bunların yanından yüz çevirerek” hiç düşünmeden, tefekkür etmeden “geçer giderler.” Bununla birlikte kısmen imana sahip olsalar da “onların çoğu Allah'a ancak şirk koşarak iman ederler.” Bunlar Yüce Allah’ın Rab, yaratan, rızık veren, bütün işleri çekip çeviren olduğunu itiraf etseler dahi Allah’ın ulûhiyetinde ve rubûbiyetinde O’na şirk koşarlar. İşte bu duruma gelenler için artık geriye ilâhi azabın gelip çatmasından ve onlar kendilerini emniyet içinde hissettikleri bir sırada azabın ansızın onları bulmasından başka bir seçenek kalmaz. O bakımdan Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
107. “Onlar” bu işleri yapan ve Allah’ın âyetlerinden yüz çeviren bu kimseler “Allah’ın kuşatıcı bir azabının” onların hepsini kuşatacak ve onları kökten imha edecek bir azabın “kendilerine gelip çatmasından veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın başlarına kopuvermesinden kendilerini güvende mi gördüler?” Halbuki onların yaptıkları, başlarına bunların gelmesini gerektirmektedir. O halde Allah’a tevbe etsinler ve cezalandırılmalarına sebep olacak şeyleri terk etsinler.
Страница 248
12:104
وَمَا تَسۡـَٔلُهُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرٞ لِّلۡعَٰلَمِينَ ١٠٤
Ты не просишь у них вознаграждения за это, ведь это - только Напоминание для миров.
12:105
وَكَأَيِّن مِّنۡ ءَايَةٖ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ يَمُرُّونَ عَلَيۡهَا وَهُمۡ عَنۡهَا مُعۡرِضُونَ ١٠٥
Как же много на небесах и на земле знамений, мимо которых они проходят и отворачиваются.
12:106
وَمَا يُؤۡمِنُ أَكۡثَرُهُم بِٱللَّهِ إِلَّا وَهُم مُّشۡرِكُونَ ١٠٦
Большая часть их верует в Аллаха, приобщая к Нему сотоварищей.
12:107
أَفَأَمِنُوٓاْ أَن تَأۡتِيَهُمۡ غَٰشِيَةٞ مِّنۡ عَذَابِ ٱللَّهِ أَوۡ تَأۡتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغۡتَةٗ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ ١٠٧
Неужели они не опасаются того, что покрывало наказания Аллаха окутает их или что Час настанет внезапно, когда они об этом и думать не будут?
12:108
قُلۡ هَٰذِهِۦ سَبِيلِيٓ أَدۡعُوٓاْ إِلَى ٱللَّهِۚ عَلَىٰ بَصِيرَةٍ أَنَا۠ وَمَنِ ٱتَّبَعَنِيۖ وَسُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ١٠٨
Скажи: «Таков мой путь. Я и мои последователи призываем к Аллаху согласно убеждению. Пречист Аллах, и я не являюсь одним из многобожников».
12:109
وَمَآ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ إِلَّا رِجَالٗا نُّوحِيٓ إِلَيۡهِم مِّنۡ أَهۡلِ ٱلۡقُرَىٰٓۗ أَفَلَمۡ يَسِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَيَنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۗ وَلَدَارُ ٱلۡأٓخِرَةِ خَيۡرٞ لِّلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ١٠٩
До тебя Мы направляли посланниками только мужей из селений, которым мы внушали откровение. Разве они не странствовали по земле и не видели, каким был конец тех, которые жили до них? Воистину, обитель в Последней жизни лучше для богобоязненных. Неужели они не разумеют?
12:110
حَتَّىٰٓ إِذَا ٱسۡتَيۡـَٔسَ ٱلرُّسُلُ وَظَنُّوٓاْ أَنَّهُمۡ قَدۡ كُذِبُواْ جَآءَهُمۡ نَصۡرُنَا فَنُجِّيَ مَن نَّشَآءُۖ وَلَا يُرَدُّ بَأۡسُنَا عَنِ ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ ١١٠
Когда же посланники приходили в отчаяние и понимали, что их сочли лжецами, к ним приходила Наша помощь, и спасались те, кого Мы хотели спасти. Наше наказание нельзя отвратить от грешных людей!
12:111
لَقَدۡ كَانَ فِي قَصَصِهِمۡ عِبۡرَةٞ لِّأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِۗ مَا كَانَ حَدِيثٗا يُفۡتَرَىٰ وَلَٰكِن تَصۡدِيقَ ٱلَّذِي بَيۡنَ يَدَيۡهِ وَتَفۡصِيلَ كُلِّ شَيۡءٖ وَهُدٗى وَرَحۡمَةٗ لِّقَوۡمٖ يُؤۡمِنُونَ ١١١
В повествовании о них содержится назидание для обладающих разумом. Это - не вымышленный рассказ, а подтверждение тому, что было до него, разъяснение всякой вещи, верное руководство и милость для верующих людей.