Аль-ИсраДжуз 15 · Страница 288

Аль-Исра 17:60

Ночной перенос · Джуз 15 · Страница 288

وَإِذۡ قُلۡنَا لَكَ إِنَّ رَبَّكَ أَحَاطَ بِٱلنَّاسِۚ وَمَا جَعَلۡنَا ٱلرُّءۡيَا ٱلَّتِيٓ أَرَيۡنَٰكَ إِلَّا فِتۡنَةٗ لِّلنَّاسِ وَٱلشَّجَرَةَ ٱلۡمَلۡعُونَةَ فِي ٱلۡقُرۡءَانِۚ وَنُخَوِّفُهُمۡ فَمَا يَزِيدُهُمۡ إِلَّا طُغۡيَٰنٗا كَبِيرٗا ٦٠

Вот Мы сказали тебе: «Воистину, твой Господь объемлет людей». Мы сделали показанное тебе видение и дерево, проклятое в Коране, искушением для людей. Мы устрашаем их, но это лишь увеличивает их великую непокорность.

Тафсир · на турецком

Ас-Саади

Средний · Ясно и по существу: что взять для себя.

Вся сура

Изменить

Комментарий к аятам 17:59–60

59- Bizi mucizeleri göndermekten alıkoyan tek sebep, öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Nitekim Semûd kavmine apaçık bir mucize olmak üzere dişi deveyi vermiştik ama onlar (onu öldürüp) zalim oldular. Biz mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz. 60- Hani sana:“Şüphesiz Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Sana (İsra gecesi) gösterdiğimiz şeyleri ve Kur’an’da lanet edilen ağacı biz, ancak insanlara bir imtihan sebebi kıldık. Biz, onları korkutuyoruz; fakat bu, büyük bir azgınlıktan başka bir şeylerini artırmıyor.

59. Yüce Allah, yalanlayıcıların gösterilmesini istedikleri mucizelerin indirilmemesindeki rahmetini söz konusu etmekte ve bu mucizeleri göndermeye mani olan sebebin, onların bu mucizeleri yalanlamalarının kuvvetle muhtemel olması olduğunu zikretmektedir. Çünkü bu mucizeleri yalanlayacak olurlarsa dünyevi ceza derhal gelir ve herhangi bir erteleme söz konusu olmaksızın azap başlarına iner. Nitekim önceden de getirilmesini teklif ettikleri mucizeleri yalanlamış olan kavimlere de böyle yapılmıştı. Nitekim, Yüce Allah’ın Semûd kavmine gönderdiği mucize, en büyük mucizelerden biridir. Zira bu mucize, bütün kabilenin sütünden içtikleri, göz kamaştırıcı ve muazzam dişi deve idi. Buna rağmen onlar, onu yalanladılar. Bunun üzerine başlarına Yüce Allah’ın bizlere Kitabında anlattığı azap gelip çattı. İşte bunların durumu da aynıdır. Eğer kendilerine büyük mucizeler gelecek olsa yine de iman etmeyeceklerdir. Çünkü onların iman etmelerine engel olan şey, Peygamber’in getirdiğinin açık seçik olmaması ve hak mıdır, batıl mıdır apaçık belli olmaması değildir. Çünkü Peygamber, getirdiklerinin doğruluğuna delil olacak pek çok delil ve belgeleri de beraberinde getirmiştir. Bunlar da hidâyeti arayan kimselerin hidâyet bulmaları için yeterlidir. Bu delillerle mucizeler amaç itibariyle aynıdır. O halde bu delillere karşı takındıkları tavrın aynısını mucizeler geldiği takdirde onlara karşı takınmaları da kaçınılmaz bir şeydir. Durum böyle olduğuna göre bu mucizelerin indirilmeyişi onlar için daha hayırlı ve daha faydalıdır. “Biz mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz.” Yani mucizenin gönderilmesinde amaç, insanların imana davet edilmeleri ve imana girmelerini sağlamak değildir. Mucizeler olmaksızın iman olmaz diye bir şey de yoktur. Mucizelerin gönderilmesindeki esas amaç, insanların izlemekte oldukları yanlış yoldan vazgeçmeleri için uyarılıp sakındırılmalarıdır.

60. “Hani sana: Şüphesiz Rabbin insanları” ilim ve kudretiyle “çepeçevre kuşatmıştır, demiştik.” Onların O’ndan başka sığınacakları bir yer ve O’na karşı kendilerini koruyacakları bir barınak da yoktur. Bu da aklı olan kimseler için insanları çepeçevre kuşatmış olan Allah’ın hoşlanmadığı şeyleri terk etme konusunda yeterli bir nedendir. “Sana gösterdiğimiz şeyleri” müfessirlerin çoğunluğuna göre bundan kasıt İsra gecesinde gerçekleşen hadiselerdir “ve Kur’an’da” sözü geçen “lanet edilen ağacı” ki bu, cehennemin dibinde yetişen Zakkûm ağacıdır “biz, insanlara ancak bir imtihan sebebi kıldık.” Yani bu iki husus, insanlar için birer sınanma aracı olmuştu. Bu sebeple kâfirler küfürlerinde daha da ısrar ettiler, kötülüklerini daha bir artırdılar. İmanı zayıf bazı kimseler de Peygamber’in İsrâ gecesi meydana gelen olağanüstü olaylara ve Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya gece vakti gisişine dair anlattıkları sebebiyle imandan vazgeçtiler. Cehennemin dibinde yetişen bir ağacın varlığını haber vermek de bu türden olağanüstü bir haldir. İşte onların yalanlamalarına sebep, bunlar olmuştu. Peki, ya çok daha büyük mucizeleri ve muazzam olağanüstü hadiseleri görecek olsalardı, tutumları ne olurdu? O zaman bu gibi olağanüstü şeyler dolayısıyla kötülükleri daha da artmayacak mıydı? İşte bundan dolayı Allah, onlara merhamet buyurmuş ve bunları onlara göstermemiştir. Buradan anlaşılmaktadır ki Kitap ve Sünnette sonraki dönemlerde ortaya çıkmış büyük hususlardan açıkça söz edilmemiş olması, daha uygun ve daha yerindedir. Çünkü insanların akılları, benzerini görmedikleri işleri kabul etmeyebilir. O vakit bu, bazı mü’minlerin kalplerinde bir şüphe unsuru ve İslâm’a girmemiş olan kimseler için de imana gelmelerine bir engel ve ondan uzaklaştırıcı bir sebep olabilir. Bunun yerine Yüce Allah, ileride olabilecek şeylerin tümünü de kapsayacak şekilde umumi lafızları söz konusu etmiştir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır. “Biz onları” âyetlerle ve mucizelerle “korkutuyoruz. Fakat bu” korkutma “büyük azgınlıklarından başka bir şeylerini artırmıyor.” Bu da kötülükler içli-dışlı olmanın, onları sevmenin, buna karşılık hayırdan nefret edip ona boyun eğmemenin en ileri derecesidir.

Эльмир Кулиев · Ас-Саади · Quranic Universal Library (Tarteel), через spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Страница 288

Аль-ИсраДжуз 15 · Страница 288

17:59

وَمَا مَنَعَنَآ أَن نُّرۡسِلَ بِٱلۡأٓيَٰتِ إِلَّآ أَن كَذَّبَ بِهَا ٱلۡأَوَّلُونَۚ وَءَاتَيۡنَا ثَمُودَ ٱلنَّاقَةَ مُبۡصِرَةٗ فَظَلَمُواْ بِهَاۚ وَمَا نُرۡسِلُ بِٱلۡأٓيَٰتِ إِلَّا تَخۡوِيفٗا ٥٩

Мы не отправили знамения только потому, что прежние поколения не уверовали в них. Мы даровали самудянам верблюдицу как наглядное знамение, но они поступили с ней несправедливо. Мы ниспосылаем Наши знамения только для устрашения.

17:60

وَإِذۡ قُلۡنَا لَكَ إِنَّ رَبَّكَ أَحَاطَ بِٱلنَّاسِۚ وَمَا جَعَلۡنَا ٱلرُّءۡيَا ٱلَّتِيٓ أَرَيۡنَٰكَ إِلَّا فِتۡنَةٗ لِّلنَّاسِ وَٱلشَّجَرَةَ ٱلۡمَلۡعُونَةَ فِي ٱلۡقُرۡءَانِۚ وَنُخَوِّفُهُمۡ فَمَا يَزِيدُهُمۡ إِلَّا طُغۡيَٰنٗا كَبِيرٗا ٦٠

Вот Мы сказали тебе: «Воистину, твой Господь объемлет людей». Мы сделали показанное тебе видение и дерево, проклятое в Коране, искушением для людей. Мы устрашаем их, но это лишь увеличивает их великую непокорность.

17:61

وَإِذۡ قُلۡنَا لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ ٱسۡجُدُواْ لِأٓدَمَ فَسَجَدُوٓاْ إِلَّآ إِبۡلِيسَ قَالَ ءَأَسۡجُدُ لِمَنۡ خَلَقۡتَ طِينٗا ٦١

Вот Мы сказали ангелам: «Падите ниц перед Адамом!». Они пали ниц, и только Иблис сказал: «Неужели я паду ниц перед тем, кого Ты создал из глины?».

17:62

قَالَ أَرَءَيۡتَكَ هَٰذَا ٱلَّذِي كَرَّمۡتَ عَلَيَّ لَئِنۡ أَخَّرۡتَنِ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ لَأَحۡتَنِكَنَّ ذُرِّيَّتَهُۥٓ إِلَّا قَلِيلٗا ٦٢

Иблис сказал: «Посмотри на того, кому Ты отдал предпочтение предо мною. Если ты дашь мне отсрочку до Последнего дня, то я покорю его потомство, за исключением немногих».

17:63

قَالَ ٱذۡهَبۡ فَمَن تَبِعَكَ مِنۡهُمۡ فَإِنَّ جَهَنَّمَ جَزَآؤُكُمۡ جَزَآءٗ مَّوۡفُورٗا ٦٣

Аллах сказал: «Ступай! И если кто последует за тобой, то Геенна будет для вас воздаянием, полным воздаянием.

17:64

وَٱسۡتَفۡزِزۡ مَنِ ٱسۡتَطَعۡتَ مِنۡهُم بِصَوۡتِكَ وَأَجۡلِبۡ عَلَيۡهِم بِخَيۡلِكَ وَرَجِلِكَ وَشَارِكۡهُمۡ فِي ٱلۡأَمۡوَٰلِ وَٱلۡأَوۡلَٰدِ وَعِدۡهُمۡۚ وَمَا يَعِدُهُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ إِلَّا غُرُورًا ٦٤

Возбуждай своим голосом, кого сможешь, пускай в ход против них свою конницу и пехоту, дели с ними их богатства и детей и давай им обещания. Воистину, обещания дьявола - всего лишь обольщение.

17:65

إِنَّ عِبَادِي لَيۡسَ لَكَ عَلَيۡهِمۡ سُلۡطَٰنٞۚ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ وَكِيلٗا ٦٥

Воистину, ты не властен над Моими рабами. Довольно того, что твой Господь является их Попечителем и Хранителем».

17:66

رَّبُّكُمُ ٱلَّذِي يُزۡجِي لَكُمُ ٱلۡفُلۡكَ فِي ٱلۡبَحۡرِ لِتَبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِهِۦٓۚ إِنَّهُۥ كَانَ بِكُمۡ رَحِيمٗا ٦٦

Ваш Господь ведет для вас по морю корабли, дабы вы могли снискать Его милость. Воистину, Он милосерден к вам.

Ас-СаадиТафсир · 17:60

Содержание

Аят аль-Курси36Аль-Кахфстр. 42джуз 15Бухари 1Муслим 2999

Вид

Тема
Размер текста
Режим

Read in English