Марьям 19:51
Марьям · Джуз 16 · Страница 308
وَٱذۡكُرۡ فِي ٱلۡكِتَٰبِ مُوسَىٰٓۚ إِنَّهُۥ كَانَ مُخۡلَصٗا وَكَانَ رَسُولٗا نَّبِيّٗا ٥١
Помяни в Писании Мусу (Моисея). Воистину, он был избранником (или искренним) и был посланником и пророком.
Тафсир · на турецком
Ас-Саади
Средний · Ясно и по существу: что взять для себя.
Изменить
Комментарий к аятам 19:51–53
51- Kitapta Mûsâ’yı da an. O, ihlasa erdirilmiş seçkin bir kul ve bir rasûl, bir nebi idi. 52- Biz, ona Tûr’un sağ tarafından seslendik ve gizli bir şekilde konuşmak üzere onu kendimize yaklaştırdık. 53- Rahmetimizden ona kardeşi Hârûn’u da peygamber (ve destekçi) olarak bağışladık.
51. Yani bu Kur’ân-ı Kerim’de İmran oğlu Mûsâ’yı da ta’zim ile onun şerefli makamını ve üstün ahlâkını tanıtmak üzere an. “O, ihlasa erdirilmiş bir seçkin” Ayetteki “مُخۡلَصٗا ” kelimesinin lâm harfi bir kıraate üstün olarak “muhlas” şeklinde okunmuştur ki bu, Yüce Allah’ın onu seçtiği ve alemlere üstün kıldığı anlamına gelir. Bir kıraatte de lâm harfi esreli olarak “muhlis” şeklinde okunmuştur ki bu da onun bütün amellerinde, söz ve niyetlerinde Allah’a karşı ihlâslı olduğu anlamına gelir. Buna göre Yüce Allah, onu bütün hallerinde ihlâslı olmakla nitelendirmiştir. Bu iki anlam da birbirinden ayrı düşünülemez. Yüce Allah, ihlasından dolayı onu seçmiştir, onun ihlâslı oluşu da seçilmesini gerektirmiştir. Gerçekten kulun vasfolunacağı en üstün hal, onun ihlâslı olduğunun bildirilmesi ve Rabbi tarafından da seçilmiş olduğunun belirtilmesidir. “Bir rasûl ve bir nebi idi.” Yüce Allah ona risaleti ve nübüvveti bir arada vermişti. Risalet, rasûl/elçi olarak gönderenin sözünü tebliğ etmeyi, bununla birlikte şeriatte gelen küçük büyük her bir şeyi tebliği gerektirir. Nübüvvet ise Allah’ın ona vahyetmesi, vahyini ona indirmekle onu özel bir konuma getirmiş olmasıdır. Nübüvvet kişinin kendisi ile Rabbi arasında, risalet ise kişi ile insanlar arasında ortaya çıkan bir görevdir.
52. Dahası Yüce Allah, Mûsâ’ya çeşitli vahiy şekillerinin en üstününü vererek ona has bir makam ihsan etmiştir ki bu da Yüce Allah’ın onunla konuşması ve konuşmak için de onu yakınlaştırmış olmasıdır. İşte Mûsâ aleyhisselam bütün peygamberler arasında Kelimullah olmak gibi bir hususiyete sahiptir. Bundan dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Biz ona Tûr’un sağ tarafından seslendik.” Mûsâ’nın yolculuğu esnasında dağın Mûsâ’ya göre sağda kalan cihetinden seslendik, demektir. Yahut da (sağ anlamına geldiği gibi bereket anlamına da gelen “ٱلۡأَيۡمَنِ ”) daha mübarek olan tarafından seslendik, anlamında da olabilir. Nitekim bu anlama Yüce Allah’ın:“Ateşin yanında ve onun çevresinde olanlar da mübarek kılındı.”(el-Neml, 27/8) buyruğu delildir. “ve gizli bir şekilde konuşmak (münacat) üzere onu kendimize yaklaştırdık.” Bu buyrukta yer alan “münacât” ile “nidâ” arasında fark vardır: Nidâ yüksek sesle seslenmek demektir, münacât ise bundan daha aşağı tonla, gizlice konuşmaktır. Bu buyruk ile Allah’ın kelâm sıfatı ve bu kelâmın nidâ ve münacât şeklinde çeşitli türlerinin olduğu söz konusu edilmektedir. Nitekim ehl-i sünnet ve’l-cemaatin kabul ettiği görüş budur ki Cehmiye, Mutezile ve onların yolundan giden diğerleri bunu kabul etmezler.
53. “Rahmetimizden ona kardeşi Hârûn’u da peygamber (ve destekçi) olarak bağışladık.” Bu, Mûsâ aleyhisselam’ın, kardeşi Hârûn’a olan en büyük fazileti ve iyiliğidir. Zira o, Rabbinden kardeşini bu işinde kendisine ortak etmesini, onu da kendisi gibi bir rasûl kılmasını dilemişti. Yüce Allah da onun bu isteğini kabul ederek rahmetinden kardeşi Hârûn’u ona nebi olarak bağışlamıştı. Hârûn’un peygamberliği, Mûsâ’nın peygamberline tâbi idi. O da Mûsâ’ya bu büyük görevinde yardımcı olup destek verdi.
Страница 308
19:39
وَأَنذِرۡهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡحَسۡرَةِ إِذۡ قُضِيَ ٱلۡأَمۡرُ وَهُمۡ فِي غَفۡلَةٖ وَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ ٣٩
Предупреди их о Дне печали, когда решение уже будет принято. Но они проявляют беспечность и не веруют.
19:40
إِنَّا نَحۡنُ نَرِثُ ٱلۡأَرۡضَ وَمَنۡ عَلَيۡهَا وَإِلَيۡنَا يُرۡجَعُونَ ٤٠
Воистину, Мы унаследуем землю и тех, кто на ней, и они вернутся к Нам!
19:41
وَٱذۡكُرۡ فِي ٱلۡكِتَٰبِ إِبۡرَٰهِيمَۚ إِنَّهُۥ كَانَ صِدِّيقٗا نَّبِيًّا ٤١
Помяни в Писании Ибрахима (Авраама). Он был правдивейшим человеком и пророком.
19:42
إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ يَٰٓأَبَتِ لِمَ تَعۡبُدُ مَا لَا يَسۡمَعُ وَلَا يُبۡصِرُ وَلَا يُغۡنِي عَنكَ شَيۡـٔٗا ٤٢
Вот он сказал своему отцу: «Отец мой! Почему ты поклоняешься тому, что не слышит и не видит и не принесет тебе никакого избавления?
19:43
يَٰٓأَبَتِ إِنِّي قَدۡ جَآءَنِي مِنَ ٱلۡعِلۡمِ مَا لَمۡ يَأۡتِكَ فَٱتَّبِعۡنِيٓ أَهۡدِكَ صِرَٰطٗا سَوِيّٗا ٤٣
Отец мой! Мне открылось знание, которое не было открыто тебе. Последуй же за мной, и я поведу тебя верным путем.
19:44
يَٰٓأَبَتِ لَا تَعۡبُدِ ٱلشَّيۡطَٰنَۖ إِنَّ ٱلشَّيۡطَٰنَ كَانَ لِلرَّحۡمَٰنِ عَصِيّٗا ٤٤
Отец мой! Не поклоняйся дьяволу, поскольку он ослушался Милостивого.
19:45
يَٰٓأَبَتِ إِنِّيٓ أَخَافُ أَن يَمَسَّكَ عَذَابٞ مِّنَ ٱلرَّحۡمَٰنِ فَتَكُونَ لِلشَّيۡطَٰنِ وَلِيّٗا ٤٥
Отец мой! Я боюсь, что тебя постигнет наказание от Милостивого и что ты станешь помощником дьявола.
19:46
قَالَ أَرَاغِبٌ أَنتَ عَنۡ ءَالِهَتِي يَٰٓإِبۡرَٰهِيمُۖ لَئِن لَّمۡ تَنتَهِ لَأَرۡجُمَنَّكَۖ وَٱهۡجُرۡنِي مَلِيّٗا ٤٦
Он сказал: «Неужели ты отворачиваешься от моих богов, Ибрахим (Авраам)? Если ты не перестанешь, то я непременно побью тебя камнями. Оставь же меня надолго!».
19:47
قَالَ سَلَٰمٌ عَلَيۡكَۖ سَأَسۡتَغۡفِرُ لَكَ رَبِّيٓۖ إِنَّهُۥ كَانَ بِي حَفِيّٗا ٤٧
Он сказал: «Мир тебе! Я буду просить моего Господа простить тебя. Воистину, Он снисходителен ко мне.
19:48
وَأَعۡتَزِلُكُمۡ وَمَا تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَأَدۡعُواْ رَبِّي عَسَىٰٓ أَلَّآ أَكُونَ بِدُعَآءِ رَبِّي شَقِيّٗا ٤٨
Я удаляюсь от вас и от того, чему вы поклоняетесь помимо Аллаха, и обращаюсь с мольбой к моему Господу. Быть может, благодаря молитвам к моему Господу я не буду несчастен».
19:49
فَلَمَّا ٱعۡتَزَلَهُمۡ وَمَا يَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَهَبۡنَا لَهُۥٓ إِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَۖ وَكُلّٗا جَعَلۡنَا نَبِيّٗا ٤٩
Когда он удалился от них и от того, чему они поклонялись помимо Аллаха, Мы даровали ему Исхака (Исаака) и Йакуба (Иакова). Каждого из них Мы сделали пророком.
19:50
وَوَهَبۡنَا لَهُم مِّن رَّحۡمَتِنَا وَجَعَلۡنَا لَهُمۡ لِسَانَ صِدۡقٍ عَلِيّٗا ٥٠
Мы одарили их из Нашей милости и оставили о них правдивую молву.
19:51
وَٱذۡكُرۡ فِي ٱلۡكِتَٰبِ مُوسَىٰٓۚ إِنَّهُۥ كَانَ مُخۡلَصٗا وَكَانَ رَسُولٗا نَّبِيّٗا ٥١
Помяни в Писании Мусу (Моисея). Воистину, он был избранником (или искренним) и был посланником и пророком.