Аль-БакараДжуз 1 · Страница 6

Аль-Бакара 2:36

Корова · Джуз 1 · Страница 6

فَأَزَلَّهُمَا ٱلشَّيۡطَٰنُ عَنۡهَا فَأَخۡرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا فِيهِۖ وَقُلۡنَا ٱهۡبِطُواْ بَعۡضُكُمۡ لِبَعۡضٍ عَدُوّٞۖ وَلَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُسۡتَقَرّٞ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٖ ٣٦

Дьявол же побудил их споткнуться о него и вывел их оттуда, где они находились. И тогда Мы сказали: «Низвергнитесь и будьте врагами друг другу! Земля будет для вас обителью и предметом пользования до определенного срока».

Тафсир · на турецком

Ас-Саади

Средний · Ясно и по существу: что взять для себя.

Вся сура

Изменить

Комментарий к аятам 2:35–36

35- Dedik ki; “Ey Âdem! Sen ve eşin Cennet’i mesken edinin ve ondan dilediğiniz yerden bol bol yiyin. (Fakat) şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz. 36- Derken Şeytan onların ayaklarını kaydırdı ve onları içinde bulundukları yerden çıkardı. Biz de dedik ki: “Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yeryüzünde sizin için bir zamana kadar bir karar yeri ve geçim vardır.”

35. Yüce Allah, Âdem’i yaratıp onu üstün kıldıktan sonra kendisiyle huzur ve sükun bulup yakınlık kuracağı zevcesini yaratmış böylelikle de O’na olan nimetini tamamlamıştır. Sonra her ikisine de Cennet’te kalmalarını, oradan istedikleri gibi bol bol yemelerini emir buyurmuştur:“Ey Âdem! Sen ve eşin Cennet’i mesken edinin ve ondan dilediğiniz yerden bol bol yiyin.” Yani dilediğiniz çeşitli meyve ve ürünlerden yiyin. Yüce Allah başka bir ayette geçtiği üzere ona:“Çünkü sen orada aç da kalmazsın çıplak da. Ve sen orada hiç şüphesiz susuz da kalmazsın, güneşte de yanmazsın.”(Tâhâ, 20/118-119) buyurmuştur. “(Fakat) şu ağaca yaklaşmayın!” Burada sözü edilen ağaç Cennet ağaçlarından bir ağaçtır, onun hangi tür ağaç olduğunu en iyi Allah bilir. Ona ve eşine bu ağaca yaklaşmanın yasaklanması ya imtihan ve sınama içindi, yahut da bizce bilinmeyen başka bir hikmete mebni idi. “Yoksa zalimlerden olursunuz.” Bu buyruk söz konusu yasağın haram kılmaya yönelik olduğunu göstermektedir. Çünkü aksine hareket edilmesi halinde zalim olunacağını belirtilmiştir.

36. Düşmanları onlara vesvese vermeye ve kendileri için yasaklanan ağaçtan yemeğe teşvik etmeye devam edip durdu. Nihâyet “onların ayaklarını kaydırdı”. Yani onlara bu ağaçtan yemeyi süsleyerek onları yanlışa düşürdü ve “Şüphesiz ki ben size nasihat edenlerdenim, diye Allah adına onlara yemin etti.”(el-A’râf, 7/61) Onlar da ona aldandılar ve emrine uydular. O da onları içinde bulundukları nimet ve bolluktan çıkardı. Böylelikle yorulma, çalışıp didinme ve mücadele etme yurdu olan dünyaya indirildiler. “Kiminiz kiminize düşman olarak inin.” Yani Âdem ve zürriyeti ile İblis ve zürriyeti düşmandırlar. Bilindiği gibi düşman bir kimse düşmanına zarar vermek, ona kötülük yapmak için her türlü yolu dener, her fırsatta onu hayırdan mahrum bırakmaya çalışır. İşte bu çerçevede Âdem’in oğulları şeytana karşı uyarılmaktadırlar. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Şüphe yok ki Şeytan sizin bir düşmanınızdır. O halde siz de onu düşman belleyin. O kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe gireceklerden olsunlar diye davet eder.”(Fatır, 35/6); “Artık onlar sizin düşmanınızken siz beni bırakıp da onu ve zürriyetini dost mu edineceksiniz? Zalimler için ne fena bir bedel!”(Kehf, 18/50) Daha sonra Yüce Allah indirilmenin nihai yerinin yeryüzü olduğunu bildirerek “yeryüzünde sizin için bir zamana kadar” yani ecellerinizin biteceği vakte kadar “bir karar yeri” mesken ve yerleşecek yer “ve geçim vardır.” Ecellerinizin bitiminden sonra ise o dünyadan kendisi için yaratılmış olduğunuz ve sizin için yaratılmış bulunan (ahiret) yurduna intikal edeceksiniz. Bu ayette şu ifade edilmektedir: Yeryüzündeki hayat süreli ve geçici. Yeryüzü gerçek mesken değildir, sadece bir geçiş yeridir. Orada bu ebedi yurt için azık hazırlanır; yoksa orası ebedi kalacak şekilde imar edilmez.

Эльмир Кулиев · Ас-Саади · Quranic Universal Library (Tarteel), через spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Страница 6

Аль-БакараДжуз 1 · Страница 6

2:30

وَإِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٞ فِي ٱلۡأَرۡضِ خَلِيفَةٗۖ قَالُوٓاْ أَتَجۡعَلُ فِيهَا مَن يُفۡسِدُ فِيهَا وَيَسۡفِكُ ٱلدِّمَآءَ وَنَحۡنُ نُسَبِّحُ بِحَمۡدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَۖ قَالَ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ مَا لَا تَعۡلَمُونَ ٣٠

Вот твой Господь сказал ангелам: «Я установлю на земле наместника». Они сказали: «Неужели Ты поселишь там того, кто будет распространять нечестие и проливать кровь, тогда как мы прославляем Тебя хвалой и освящаем Тебя?». Он сказал: «Воистину, Я знаю то, чего вы не знаете».

2:31

وَعَلَّمَ ءَادَمَ ٱلۡأَسۡمَآءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمۡ عَلَى ٱلۡمَلَٰٓئِكَةِ فَقَالَ أَنۢبِـُٔونِي بِأَسۡمَآءِ هَٰٓؤُلَآءِ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ ٣١

Он научил Адама всевозможным именам, а затем показал их (творения, нареченные именами) ангелам и сказал: «Назовите мне их имена, если вы говорите правду».

2:32

قَالُواْ سُبۡحَٰنَكَ لَا عِلۡمَ لَنَآ إِلَّا مَا عَلَّمۡتَنَآۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَلِيمُ ٱلۡحَكِيمُ ٣٢

Они ответили: «Пречист Ты! Мы знаем только то, чему Ты научил нас. Воистину, Ты - Знающий, Мудрый».

2:33

قَالَ يَٰٓـَٔادَمُ أَنۢبِئۡهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡۖ فَلَمَّآ أَنۢبَأَهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡ قَالَ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ غَيۡبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَأَعۡلَمُ مَا تُبۡدُونَ وَمَا كُنتُمۡ تَكۡتُمُونَ ٣٣

Он сказал: «О Адам! Поведай им об их именах». Когда Адам поведал им об их именах, Он сказал: «Разве Я не говорил вам, что знаю сокровенное на небесах и земле, и знаю, что вы совершаете открыто и что утаиваете?».

2:34

وَإِذۡ قُلۡنَا لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ ٱسۡجُدُواْ لِأٓدَمَ فَسَجَدُوٓاْ إِلَّآ إِبۡلِيسَ أَبَىٰ وَٱسۡتَكۡبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلۡكَٰفِرِينَ ٣٤

Вот Мы сказали ангелам: «Падите ниц перед Адамом». Они пали ниц, и только Иблис отказался, возгордился и стал одним из неверующих.

2:35

وَقُلۡنَا يَٰٓـَٔادَمُ ٱسۡكُنۡ أَنتَ وَزَوۡجُكَ ٱلۡجَنَّةَ وَكُلَا مِنۡهَا رَغَدًا حَيۡثُ شِئۡتُمَا وَلَا تَقۡرَبَا هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ ٣٥

Мы сказали: «О Адам! Поселись в Раю вместе со своей супругой. Ешьте там вволю, где пожелаете, но не приближайтесь к этому дереву, а не то окажетесь одними из беззаконников».

2:36

فَأَزَلَّهُمَا ٱلشَّيۡطَٰنُ عَنۡهَا فَأَخۡرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا فِيهِۖ وَقُلۡنَا ٱهۡبِطُواْ بَعۡضُكُمۡ لِبَعۡضٍ عَدُوّٞۖ وَلَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُسۡتَقَرّٞ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٖ ٣٦

Дьявол же побудил их споткнуться о него и вывел их оттуда, где они находились. И тогда Мы сказали: «Низвергнитесь и будьте врагами друг другу! Земля будет для вас обителью и предметом пользования до определенного срока».

2:37

فَتَلَقَّىٰٓ ءَادَمُ مِن رَّبِّهِۦ كَلِمَٰتٖ فَتَابَ عَلَيۡهِۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ ٣٧

Адам принял слова от своего Господа, и Он принял его покаяние. Воистину, Он - Принимающий покаяние, Милосердный.

Ас-СаадиТафсир · 2:36

Содержание

Аят аль-Курси36Аль-Кахфстр. 42джуз 15Бухари 1Муслим 2999

Вид

Тема
Размер текста
Режим

Read in English