Аль-АнбияДжуз 17 · Страница 322

Аль-Анбия 21:6

Пророки · Джуз 17 · Страница 322

مَآ ءَامَنَتۡ قَبۡلَهُم مِّن قَرۡيَةٍ أَهۡلَكۡنَٰهَآۖ أَفَهُمۡ يُؤۡمِنُونَ ٦

Ни одно из селений, которые Мы погубили до них, не уверовало. Неужели они уверуют?

Тафсир · на турецком

Ас-Саади

Средний · Ясно и по существу: что взять для себя.

Вся сура

Изменить

Комментарий к аятам 21:5–6

5- Hatta onlar:“(Kur’an, aslı olmayan) karmaşık rüyalardır. Hayır, onu kendisi uydurmuştur. Bilakis o, bir şairdir. (Öyle değilse) bize öncekilere gönderilenlere benzer bir mucize getirsin, bakalım” dediler. 6- Onlardan önce helâk ettiğimiz hiçbir ülke halkı imana gelmemişti. Şimdi bunlar mı iman edecekler?

5. Yüce Allah, yalanlayıcıların Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem hakkında ve getirdiği Kur’an-ı Kerim’e dair söyledikleri yalanları, hakkında neler uydurduklarını ve çeşitli batıl sözlerini söz konusu etmektedir. Onlar bazen Kur'ân hakkında:“anlamsız rüyalardır”, uykuda olup da ne söylediğini bilmeyen ve rüyasında saçmalayan bir kimsenin sözü gibidir, derken kimi zaman da “onu kendisi uydurmuştur”, demişler; bir başka sefer de “o, bir şairdir”, söylediği de bir şiirdir, demişlerdir. Allah Rasûlünün durumunu gerçek şekliyle asgari seviyede bilip onun getirdiğini tetkik eden bir kimse, en ufak bir şüphe söz konusu olmaksızın onun bu getirdiğinin en üstün ve en yüce söz olduğuna, Allah tarafından gönderildiğine, hiçbir insan tarafından kısmen dahi benzerinin ortaya konulamayacağına kesin olarak inanır. Nitekim Yüce Allah, düşmanlarına bu hususta meydan okumuş ve onun benzerini ortaya koymalarını istemiştir. Onların da Kur’an’ın benzerini ortaya koymalarını gerektiren sebepler ve ona karşı duydukları bir düşmanlık vardı ama hiçbir şekilde ona karşı çıkıp benzeri bir söz meydana getirmeye güçleri yetmedi. Onlar da bunu biliyorlardı. Yoksa onları hop kaldırıp hop oturtan, yataklarında rahatlarını bozan, ne söylediklerini bilemez hale getiren ne idi? Karşısında hiçbir şeyin direnemediği haktan başkası mıydı? Onların Kur'ân hakkında bu sözleri söylemelerinin tek sebebi, ona kendileri iman etmedikleri gibi onu yakından tanımayan kimseleri de ondan uzaklaştırma arzularıydı. Halbuki Kur’an-ı Kerim, Allah Rasûlünün getirdiğinin doğruluğuna, onun söylediklerinin gerçek olduğuna en büyük delil teşkil eden ve ebedi olan en büyük mucizedir. Kur’an-ı Kerim, mucize olarak yeterlidir ve tatmin edicidir. Onun dışında bir delil isteyen yahut onun dışında herhangi bir mucize gösterilmesini teklif eden kimse, şüphesiz cahildir, zalimdir, onu yalanlayan ve teklif ettikleri birtakım mucizelerin gösterilmesini isteyen bu inatçılara benzemektedir. Halbuki bu, onlar için çok tehlikeli bir şeydi ve böyle bir teklifte bulunmalarının kendilerine sağlayacağı bir fayda da yoktu. Çünkü eğer maksatları, delili ile ortaya çıkması halinde hakkı bilmek ise işte onların istedikleri mucizeler olmaksızın da hakkın delili apaçık ortadadır. Eğer maksatları hakkı öğrenmek değil de karşılarındakini aciz bırakmak ve istediklerini getirmediği için iman etmemekte kendilerinin mazur olduğunu ileri sürmek ise hiç şüphesiz istedikleri mucizeler gösterilse dahi yine de iman etmeyeceklerdir. “Doğrusu… onlara her türlü âyet/mucize gelse bile acıklı azabı görene kadar iman etmezler.”(Yunus, 10/96-97) Bundan dolayı Yüce Allah onların: “bize öncekilere gönderilenlere benzer” Salih’in dişi devesi, Mûsâ’nın asası vb. gibi “bir mucize getirsin, bakalım” dediklerini nakletmektedir.

6. Yüce Allah da şöyle buyurmaktadır:“Onlardan önce helâk ettiğimiz hiçbir ülke halkı imana gelmemişti.” Yani onlar, kendi teklif ettikleri ve gösterilmesini istedikleri mucizeleri görmelerine rağmen iman etmemişlerdi. Yüce Allah’ın bu husustaki sünneti/kanunu ise şudur: Birtakım mucizeler gösterilmesini isteyip de onları gördükten sonra iman etmeyenler dünyada helâk edilip cezalandırılırlar. İşte daha öncekiler bunlara iman etmemişlerdi. Peki, kendileri bu teklif ettikleri mucizeleri görünce iman edecekler mi? Bunları kendilerinden öncekilere üstün kılan ne? Bunların hayırlı oluşları nerden gelmektedir ki bu mucizeler ortaya çıktığı takdirde iman etmelerini gerektirsin? Bu soru olumsuz anlam içermektedir, yani onlar da kesinlikle iman etmeyeceklerdir.

Эльмир Кулиев · Ас-Саади · Quranic Universal Library (Tarteel), через spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Страница 322

Аль-АнбияДжуз 17 · Страница 322

سورة الأنبياء

Аль-Анбия

Пророки · мекканская · 112 аятов

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

21:1

ٱقۡتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمۡ وَهُمۡ فِي غَفۡلَةٖ مُّعۡرِضُونَ ١

Приблизился к людям расчет с ними, однако они с пренебрежением отворачиваются.

21:2

مَا يَأۡتِيهِم مِّن ذِكۡرٖ مِّن رَّبِّهِم مُّحۡدَثٍ إِلَّا ٱسۡتَمَعُوهُ وَهُمۡ يَلۡعَبُونَ ٢

Когда бы ни приходило к ним новое назидание от их Господа, они выслушивали его, забавляясь.

21:3

لَاهِيَةٗ قُلُوبُهُمۡۗ وَأَسَرُّواْ ٱلنَّجۡوَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ هَلۡ هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٞ مِّثۡلُكُمۡۖ أَفَتَأۡتُونَ ٱلسِّحۡرَ وَأَنتُمۡ تُبۡصِرُونَ ٣

Сердца же их оставались беспечными. Беззаконники говорили между собой тайком: «Разве это - не такой же человек, как и вы? Неужели вы покоритесь колдовству, которое вы видите воочию?».

21:4

قَالَ رَبِّي يَعۡلَمُ ٱلۡقَوۡلَ فِي ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ٤

Мухаммад сказал: «Мой Господь знает то, что говорят на небе и на земле. Он - Слышащий, Знающий».

21:5

بَلۡ قَالُوٓاْ أَضۡغَٰثُ أَحۡلَٰمِۭ بَلِ ٱفۡتَرَىٰهُ بَلۡ هُوَ شَاعِرٞ فَلۡيَأۡتِنَا بِـَٔايَةٖ كَمَآ أُرۡسِلَ ٱلۡأَوَّلُونَ ٥

Они сказали: «Это - бессвязные сны! Нет, он сочинил это! Нет, он - поэт! Пусть он покажет нам знамение, подобное тем, с которыми были отправлены первые посланники».

21:6

مَآ ءَامَنَتۡ قَبۡلَهُم مِّن قَرۡيَةٍ أَهۡلَكۡنَٰهَآۖ أَفَهُمۡ يُؤۡمِنُونَ ٦

Ни одно из селений, которые Мы погубили до них, не уверовало. Неужели они уверуют?

21:7

وَمَآ أَرۡسَلۡنَا قَبۡلَكَ إِلَّا رِجَالٗا نُّوحِيٓ إِلَيۡهِمۡۖ فَسۡـَٔلُوٓاْ أَهۡلَ ٱلذِّكۡرِ إِن كُنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ ٧

Мы и до тебя отправляли только мужей, которым внушали откровение. Спросите людей Напоминания, если вы не знаете этого.

21:8

وَمَا جَعَلۡنَٰهُمۡ جَسَدٗا لَّا يَأۡكُلُونَ ٱلطَّعَامَ وَمَا كَانُواْ خَٰلِدِينَ ٨

Мы не сотворили их (посланников) телами, которые не потребляют пищу, и они не были бессмертными.

21:9

ثُمَّ صَدَقۡنَٰهُمُ ٱلۡوَعۡدَ فَأَنجَيۡنَٰهُمۡ وَمَن نَّشَآءُ وَأَهۡلَكۡنَا ٱلۡمُسۡرِفِينَ ٩

Потом Мы выполнили данное им обещание, спасли их и тех, кого пожелали, и погубили тех, кто излишествовал.

21:10

لَقَدۡ أَنزَلۡنَآ إِلَيۡكُمۡ كِتَٰبٗا فِيهِ ذِكۡرُكُمۡۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ١٠

Мы уже ниспослали вам Писание, в котором содержится напоминание о вас. Неужели вы не разумеете?

Ас-СаадиТафсир · 21:6

Содержание

Аят аль-Курси36Аль-Кахфстр. 42джуз 15Бухари 1Муслим 2999

Вид

Тема
Размер текста
Режим

Read in English