Фатир 35:40
Творец · Джуз 22 · Страница 439
قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ شُرَكَآءَكُمُ ٱلَّذِينَ تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَرُونِي مَاذَا خَلَقُواْ مِنَ ٱلۡأَرۡضِ أَمۡ لَهُمۡ شِرۡكٞ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ أَمۡ ءَاتَيۡنَٰهُمۡ كِتَٰبٗا فَهُمۡ عَلَىٰ بَيِّنَتٖ مِّنۡهُۚ بَلۡ إِن يَعِدُ ٱلظَّٰلِمُونَ بَعۡضُهُم بَعۡضًا إِلَّا غُرُورًا ٤٠
Скажи: «Думали ли вы о своих сотоварищах, к которым вы взываете помимо Аллаха? Покажите мне, какую часть земли они сотворили? Или же они являются совладельцами небес?». Или же Мы даровали им Писание, ясными знамениями которого они руководствуются? О нет! Обещания беззаконников друг другу являются всего лишь обольщением.
Тафсир · на турецком
Ас-Саади
Средний · Ясно и по существу: что взять для себя.
Изменить
Комментарий к аяту 35:40
40- De ki:“Söyleyin bakalım, Allah’ın dışında yalvardığınız ortaklarınız, yeryüzünde ne yaratmışlar, gösterin bana! Yoksa onların gökyüzünün (yaratılışında) mı bir ortaklıkları var?” Yoksa biz onlara bir kitap verdik de onlar ondaki apaçık bir delile mi dayanıyorlar? Hayır! O zalimler birbirlerine aldatmacadan başka bir vaatte bulunmuyorlar.
40. Yüce Allah, müşriklerin ilahlarının âcizliklerini, eksikliklerini ve şirklerinin bütün yönleri ile batıl olduğunu ortaya koymak üzere şöyle buyurmaktadır: Ey peygamber! Onlara “de ki: Söyleyin bakalım, Allah’ın dışında yalvardığınız ortaklarınız” gerçekten kendilerine dua ve ibadet edilmeye layık mıdırlar? Bunu hak ediyorlar mı? “yeryüzünde ne yaratmışlar, gösterin bana!” Denizleri mi yarattılar, dağları mı, bir canlıyı mı yoksa bir cansızı mı? Onlar bütün her şeyi yaratanın Yüce Allah olduğunu itiraf edeceklerdir. “Yoksa onların” Allah'a ortak koştuğunuz uydurma ilâhların “gökyüzünün” yaratılmasında yahut idare edilmesinde mi “bir ortaklıkları var?” Onlar, bu hususta herhangi bir ortaklıklarının olmadığını söyleyeceklerdir. O halde bir şey yaratmadıklarına, Yaratıcıya da yaratmasında ortak olmadıklarına göre onlara ne diye ibadet ediyorsunuz? Onların âcizliklerini kabul ettiğiniz halde ne diye onlara dua ediyorsunuz? İşte aklî delil, onlara ibadetin doğru olmadığını aksine batıl olduğunu göstermektedir. Daha sonra Yüce Allah nakli delili de söz konusu etmekte, onun da aynı şekilde böyle bir şeyi reddettiğini belirtmekte ve şöyle buyurmaktadır:“Yoksa biz onlara bir kitap verdik de” bu kitap onların ortak koşmalarını söz konusu ederek, şirki ve putlara ibadeti emredip onaylamakta, böylece “onlar” ortak koşmakta “ondaki” yani şirkin doğruluğuna dair indirilen kitaptaki “apaçık bir delile mi dayanıyorlar?” Durum hiç de öyle değildir. Çünkü bunlara Kur’ân-ı Kerîm’den önce bir kitap nazil olmadığı gibi, Rasûlullah Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’den önce herhangi bir uyarıcı da gelmemişti. Onlara böyle bir kitabın indirildiğini ve kendilerine bir peygamberin gönderildiğini varsaysak, onlar da bunların kendilerine ortak koşmalarını emrettiklerini iddia etseler bile biz, onların yalan söylediklerini kesinlikle biliyoruz. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Senden önce gönderdiğimiz her bir peygambere mutlaka şunu vahyederdik: Benden başka (hak) ilâh yoktur. O halde yalnız Bana ibadet edin.”(el-Enbiyâ, 21/25) O halde bütün peygamberler ve kitaplar, dini yalnızca Yüce Allah’a halis kılmayı ittifakla emretmektedirler:“Halbuki onlara dini Allah'a has kılarak ve hanîfler olarak Allah’a ibadet etmekten... başkası emredilmemişti.”(el-Beyyine, 98/5) Eğer “Aklî delil de naklî delil de şirkin batıl olduğunu ortaya koyduğu halde müşrikleri -aralarında akıl, zeka ve kavrayış sahipleri de bulunduğu halde- şirk koşmaya iten nedir?” diye bir soru sorulacak olursa Yüce Allah buna da şu cevabı vermektedir: “O zalimler birbirlerine aldatmacadan başka bir vaatte bulunmuyorlar.” Yani onların izledikleri bu yolda delil olabilecek hiçbir şey yoktur. Bu yaptıkları, böyle bir şeyi birbirlerine tavsiye etmelerinin, birbirlerine süslü göstermelerinin, sonradan gelenin önceki sapıklara uymasının dışında bir şey değildir. Bu, şeytanın kendilerine aldatıcı vaatlerde bulunmasından ve amellerini onlara süslü göstermesinden ibarettir. Böylelikle şirk, kalplerinde yerleşmiş, onların değişmez sıfatlarından biri olmuştur. Böylece küfür ve yok olmaya mahkum olan batıl şirk üzere kalmışlardır.
Страница 439
35:39
هُوَ ٱلَّذِي جَعَلَكُمۡ خَلَٰٓئِفَ فِي ٱلۡأَرۡضِۚ فَمَن كَفَرَ فَعَلَيۡهِ كُفۡرُهُۥۖ وَلَا يَزِيدُ ٱلۡكَٰفِرِينَ كُفۡرُهُمۡ عِندَ رَبِّهِمۡ إِلَّا مَقۡتٗاۖ وَلَا يَزِيدُ ٱلۡكَٰفِرِينَ كُفۡرُهُمۡ إِلَّا خَسَارٗا ٣٩
Он - Тот, Кто сделал вас преемниками на земле. Кто не уверовал, тот не уверовал во вред себе. Неверие не прибавляет неверующим перед их Господом ничего, кроме ненависти. Неверие не прибавляет неверующим ничего, кроме убытка.
35:40
قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ شُرَكَآءَكُمُ ٱلَّذِينَ تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَرُونِي مَاذَا خَلَقُواْ مِنَ ٱلۡأَرۡضِ أَمۡ لَهُمۡ شِرۡكٞ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ أَمۡ ءَاتَيۡنَٰهُمۡ كِتَٰبٗا فَهُمۡ عَلَىٰ بَيِّنَتٖ مِّنۡهُۚ بَلۡ إِن يَعِدُ ٱلظَّٰلِمُونَ بَعۡضُهُم بَعۡضًا إِلَّا غُرُورًا ٤٠
Скажи: «Думали ли вы о своих сотоварищах, к которым вы взываете помимо Аллаха? Покажите мне, какую часть земли они сотворили? Или же они являются совладельцами небес?». Или же Мы даровали им Писание, ясными знамениями которого они руководствуются? О нет! Обещания беззаконников друг другу являются всего лишь обольщением.
35:41
۞ إِنَّ ٱللَّهَ يُمۡسِكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ أَن تَزُولَاۚ وَلَئِن زَالَتَآ إِنۡ أَمۡسَكَهُمَا مِنۡ أَحَدٖ مِّنۢ بَعۡدِهِۦٓۚ إِنَّهُۥ كَانَ حَلِيمًا غَفُورٗا ٤١
Воистину, Аллах удерживает небеса и землю, чтобы они не сдвинулись. А если они сдвинутся, то никто другой после Него их уже не удержит. Воистину, Он - Выдержанный, Прощающий.
35:42
وَأَقۡسَمُواْ بِٱللَّهِ جَهۡدَ أَيۡمَٰنِهِمۡ لَئِن جَآءَهُمۡ نَذِيرٞ لَّيَكُونُنَّ أَهۡدَىٰ مِنۡ إِحۡدَى ٱلۡأُمَمِۖ فَلَمَّا جَآءَهُمۡ نَذِيرٞ مَّا زَادَهُمۡ إِلَّا نُفُورًا ٤٢
Они принесли величайшие клятвы именем Аллаха о том, что если к ним придет предостерегающий увещеватель, то они встанут на более правильный путь, чем любая другая община. Когда же к ним явился предостерегающий увещеватель, это не увеличило в них ничего, кроме отвращения.
35:43
ٱسۡتِكۡبَارٗا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَمَكۡرَ ٱلسَّيِّيِٕۚ وَلَا يَحِيقُ ٱلۡمَكۡرُ ٱلسَّيِّئُ إِلَّا بِأَهۡلِهِۦۚ فَهَلۡ يَنظُرُونَ إِلَّا سُنَّتَ ٱلۡأَوَّلِينَۚ فَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ ٱللَّهِ تَبۡدِيلٗاۖ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ ٱللَّهِ تَحۡوِيلًا ٤٣
Это произошло потому, что они превозносились на земле и замышляли зло. Но злое ухищрение окружает (или поражает) только тех, кто творит зло. Неужели они ожидают чего-либо иного, кроме участи первых поколений? Ты не найдешь замены для установления Аллаха и не найдешь возможности уклониться от установления Аллаха.
35:44
أَوَلَمۡ يَسِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَيَنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ وَكَانُوٓاْ أَشَدَّ مِنۡهُمۡ قُوَّةٗۚ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُعۡجِزَهُۥ مِن شَيۡءٖ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِي ٱلۡأَرۡضِۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَلِيمٗا قَدِيرٗا ٤٤
Разве они не странствовали по земле и не видели, каким был конец тех, кто был до них? Они были сильнее их, но ничто не способно сбежать от Аллаха ни на небесах, ни на земле. Воистину, Он - Знающий, Всемогущий.