Аз-Зумар 39:34
Толпы · Джуз 24 · Страница 462
لَهُم مَّا يَشَآءُونَ عِندَ رَبِّهِمۡۚ ذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلۡمُحۡسِنِينَ ٣٤
Для них у их Господа уготовано то, чего они пожелают. Таково воздаяние творящим добро!
Тафсир · на турецком
Ас-Саади
Средний · Ясно и по существу: что взять для себя.
Изменить
Комментарий к аятам 39:32–35
32- Allah hakkında yalan söyleyenden ve hak kendisine geldiğinde onu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kâfirler için cehennemde yer mi yok? 33- Doğruyu getirene ve onu doğrulayanlara gelince işte onlar, takva sahiplerinin ta kendileridir. 34- Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu, ihsan sahiplerinin mükâfaatıdır. 35- Böylece Allah, işlediklerinin en kötü olanlarını örter ve yapmakta olduklarının en güzeli ile de onları mükâfatlandırır.
32. Yüce Allah, hem uyararak hem de haber vererek şöyle buyurmaktadır:“Allah hakkında yalan söyleyenden” daha zalim hiçbir kimse yoktur. Bu ise Yüce Allah’a, ya celâline yakışmayan şeyleri nispet etmekle olur veya peygamberlik iddiasında bulunmakla olur yahut da “Yüce Allah şöyle buyurmuştur”, “şöyle haber vermiştir”, “şöyle hükmetmiştir” vb. diyerek yalan söylemekle olur. Bu da Yüce Allah’ın:“(Şeytan) Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.”(el-Bakara, 2/169) buyruğunun kapsamına dahildir. Bu, kişinin cahil olması halinde böyledir. Aksi takdirde Allah hakkında olmadık şeyleri bile bile söylemek çok daha çirkindir. “Ve hak kendisine geldiğinde onu yalanlayandan daha zalim kim olabilir?” Apaçık belgelerle desteklenmiş haliyle kendisine gelen hakkı yalanlayan kişiden daha zalim kimdir? Böyle bir hakkı yalanlamak büyük bir zulümdür. Çünkü bunu yapan kişi, hakkı açıkça kendisine belli olduktan sonra reddetmektedir. Eğer hem Allah’a yalan isnat etmekte hem de doğruyu yalanlamakta ise bu sefer zulüm üstüne zulüm yapmış olur. “Kâfirler için” kendilerinden intikam alınmasını, aynı zamanda her bir zalim ve kâfirden de Allah’ın hakkının alınmasını sağlayacak olan “cehennemde yer mi yok?” Çünkü: “Şirk pek büyük bir zulümdür”(Lokmân, 31/13) Allah, yalancıyı ve yalanlayıcıyı, onun işlediği suçu ve cezasını söz konusu ettikten sonra, doğru sözlü olup doğru söz söyleyeni, doğrulayanı ve onun mükâfatını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
33. Söz ve amelinde “doğruyu getirene” buyruğunun kapsamına, hem peygamberler hem de onların görevlerini ifa ederek Allah’ın haberleri ve hükümleri hakkında doğru söyleyen ve amellerinde dürüst olan kimseler girmektedir. “Ve onu doğrulayanlar...” Çünkü kişi, doğruyu getirmekle birlikte kibri yahut onu söyleyeni ve getireni küçük görmesi dolayısı ile o doğruyu tasdik etmeyebilir. O bakımdan bir kimsenin bu özelliğinin övülmesi için, mutlaka doğru söylemesi ve doğruyu tasdik etmesi gerekir. Doğru söylemesi, bilgi sahibi ve adaletli olduğuna, doğruyu tasdik etmesi de alçakgönüllü oluşuna ve büyüklenmediğine delildir. “İşte onlar” yani her iki hususu bir arada gerçekleştirme başarısını elde edenler “takva sahiplerinin ta kendileridir.” Çünkü takvânın bütün özellikleri, hakkı doğru söylemek ve onu tasdik edip doğrulamaktan geçer.
34. “Onlar için Rableri katında” mükâfat kabilinden hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın hatırından geçirmediği türden “diledikleri her şey vardır.” Lezzet verici türlerden ve arzulanan şeylerden dileyip istedikleri her bir şey, hazır halde önlerine gelecektir. “İşte bu” Allah’a O’nu görüyormuşçasına, O’nu görmüyorlarsa dahi O’nun kendilerini gördüğüne kesin inanarak ibadet eden ve aynı zamanda Allah’ın kullarına da iyilikte bulunan “ihsan sahiplerinin mükâfatıdır.”
35. İnsanın amelinin üç durumu vardır: Ya en kötüdür, ya en iyidir, yahut da en kötü de değildir en iyi de değildir. Sonuncu kısım mubahlar kısmıdır ve bu kısmın, mükâfat ya da ceza ile bir ilgisi yoktur. En kötü ameller günahların tümüdür, en iyi ameller ise bütün itaat ve ibadetlerdir. İşte bu açıklamalar ışığında âyet-i kerimenin anlamı ve Yüce Allah’ın:“Böylece Allah, işlediklerinin en kötü olanlarını örter” buyruğunun manası açıklık kazanmaktadır. Yani Allah, ihsan ve takvâları sebebi ile onların küçük ve büyük günahlarını bağışlar. “Ve yapmakta olduklarının en güzeli ile de onları mükâfatlandırır.” Yani bütün iyiliklerinin karşılığını verir: “Allah, şüphesiz zerre ağırlığı kadar dahi zulmetmez. (Yapılan) bir iyilik olursa onu kat kat artırır ve katından büyük bir mükâfat verir.”(en-Nisa, 4/40)
Страница 462
39:32
۞ فَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّن كَذَبَ عَلَى ٱللَّهِ وَكَذَّبَ بِٱلصِّدۡقِ إِذۡ جَآءَهُۥٓۚ أَلَيۡسَ فِي جَهَنَّمَ مَثۡوٗى لِّلۡكَٰفِرِينَ ٣٢
Кто может быть несправедливее того, кто возвел навет на Аллаха и счел ложью правду, когда она явилась ему? Разве не в Геенне обитель неверующих?
39:33
وَٱلَّذِي جَآءَ بِٱلصِّدۡقِ وَصَدَّقَ بِهِۦٓ أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُتَّقُونَ ٣٣
Но тот, кто явился с правдой, и тот, кто признал ее истинность, действительно являются богобоязненными.
39:34
لَهُم مَّا يَشَآءُونَ عِندَ رَبِّهِمۡۚ ذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلۡمُحۡسِنِينَ ٣٤
Для них у их Господа уготовано то, чего они пожелают. Таково воздаяние творящим добро!
39:35
لِيُكَفِّرَ ٱللَّهُ عَنۡهُمۡ أَسۡوَأَ ٱلَّذِي عَمِلُواْ وَيَجۡزِيَهُمۡ أَجۡرَهُم بِأَحۡسَنِ ٱلَّذِي كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٣٥
Это произойдет для того, чтобы Аллах простил им наихудшее из того, что они совершили, и воздал им наградой за лучшее из того, что они совершали (или лучшим, чем то, что они совершали).
39:36
أَلَيۡسَ ٱللَّهُ بِكَافٍ عَبۡدَهُۥۖ وَيُخَوِّفُونَكَ بِٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦۚ وَمَن يُضۡلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنۡ هَادٖ ٣٦
Разве Аллаха не достаточно для Его раба? Они устрашают тебя теми, которые ниже Него. А кого Аллах введет в заблуждение, тому не будет наставника.
39:37
وَمَن يَهۡدِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن مُّضِلٍّۗ أَلَيۡسَ ٱللَّهُ بِعَزِيزٖ ذِي ٱنتِقَامٖ ٣٧
А кого Аллах наставит на прямой путь, того никто не введет в заблуждение. Разве Аллах - не Могущественный, Способный на возмездие?
39:38
وَلَئِن سَأَلۡتَهُم مَّنۡ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُۚ قُلۡ أَفَرَءَيۡتُم مَّا تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ إِنۡ أَرَادَنِيَ ٱللَّهُ بِضُرٍّ هَلۡ هُنَّ كَٰشِفَٰتُ ضُرِّهِۦٓ أَوۡ أَرَادَنِي بِرَحۡمَةٍ هَلۡ هُنَّ مُمۡسِكَٰتُ رَحۡمَتِهِۦۚ قُلۡ حَسۡبِيَ ٱللَّهُۖ عَلَيۡهِ يَتَوَكَّلُ ٱلۡمُتَوَكِّلُونَ ٣٨
Если ты спросишь их: «Кто создал небеса и землю?». - они непременно скажут: «Аллах». Скажи: «Видели ли вы тех, к кому вы взываете вместо Аллаха? Если Аллах захочет навредить мне, разве они смогут отвратить Его вред? Или же, если Он захочет оказать мне милость, разве они смогут удержать Его милость?». Скажи: «Довольно мне Аллаха. На Него одного уповают уповающие».
39:39
قُلۡ يَٰقَوۡمِ ٱعۡمَلُواْ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمۡ إِنِّي عَٰمِلٞۖ فَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ ٣٩
Скажи: «О мой народ! Действуйте по своему усмотрению, и я тоже буду действовать. Скоро вы узнаете,
39:40
مَن يَأۡتِيهِ عَذَابٞ يُخۡزِيهِ وَيَحِلُّ عَلَيۡهِ عَذَابٞ مُّقِيمٌ ٤٠
кого постигнет мучение, которое опозорит его, и на кого падут вечные мучения».