Аз-Зумар 39:53
Толпы · Джуз 24 · Страница 464
۞ قُلۡ يَٰعِبَادِيَ ٱلَّذِينَ أَسۡرَفُواْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ لَا تَقۡنَطُواْ مِن رَّحۡمَةِ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَغۡفِرُ ٱلذُّنُوبَ جَمِيعًاۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ ٥٣
Скажи Моим рабам, которые излишествовали во вред самим себе: «Не отчаивайтесь в милости Аллаха. Воистину, Аллах прощает грехи полностью, ибо Он - Прощающий, Милосердный».
Тафсир · на турецком
Ас-Саади
Средний · Ясно и по существу: что взять для себя.
Изменить
Комментарий к аятам 39:53–59
53- De ki:“Ey nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Zira O, çok bağışlayıcıdır, pek merhamelidir.” 54- Size azap gelmeden önce Rabbinize yönelin ve O’na teslim olun. Sonra size yardım edilmez. 55- Siz hiç farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun! 56- Tâ ki hiç kimse:“Allah’ın hakkı konusunda işlediğim kusurlardan dolayı yazıklar olsun bana! Gerçekten ben, alay edenlerdendim” demesin. 57- Yahut:“Eğer Allah bana hidâyet verseydi, elbette takvâ sahiplerinden olurdum” demesin. 58- Ya da azabı gördüğünde:“Keşke (dünyaya) geri dönme imkânım olsa da ihsan sahiplerinden olsam!” demesin. 59- “Hayır, sana âyetlerim gelmişti de sen onları yalanlamış, büyüklenmiş ve kâfirlerden olmuştun.”
53. Yüce Allah, kulları arasından çokça günah işlemiş kimselere lütuf ve kereminin çokluğunu bildirmekte ve böyle bir imkân ellerinden gitmeden önce onları kendisine dönmeye teşvik ederek şöyle buyurmaktadır: Ey Peygamber ve ondan sonra Allah’ın dinine davet etmekte onun yerine geçenler! Kullara Rableri hakkında haber vererek “de ki:” Nefislerinin kendilerini çağırdığı günahları işlemek ve gaybleri bilen Allah’ı gazaplandıran yollarda yürümek sureti ile “nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin!” O takdirde kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmış olur, “Günahlarımız artık çoğaldı, kusurlarımız üst üste birikti, bunları ortadan kaldırmaya imkan yok, bunları silmenin yolu yok”, diyerek isyan üzere ısrara devam eder, Rahman olan Allah’ın size gazaplanmasına sebep olacak hususları işlemeye devam edersiniz. Fakat siz Rabbinizi O’nun keremine, cömertliğine delâlet eden isimleri ile tanıyın ve bilin ki “Allah bütün günahları bağışlar.” Şirki, öldürmeyi, zinayı, faizi, zulmü ve bunların dışında kalan küçük büyük tüm günahları bağışlar. “Zira O, çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir.” Yani mağfiret etmek ve rahmet buyurmak, O’nun kendisinden ayrılmaz zatî sıfatlarıdır. Hiçbir zaman bu sıfatlar O’nun zatından ayrı düşmez, bu sıfatların etkileri kesilmez. Varlık aleminde orayı dolduracak şekilde bunların etkileri tecelli edip durur. O’nun iki eli de gece ve gündüz cömertçe hayırlar ihsan etmektedir. Kullara yönelik nimet ve lütufları, gizli ve açık bütün hallerde ardı arkasına gelmektedir. O; bağışlamayı, alıkoymaktan daha çok sever. O’nun rahmeti gazabını geçmiş, geride bırakmıştır.
54. Ancak mağfiret ve rahmetinin bunlara ulaşmasının birtakım sebepleri vardır. Kul bu sebepleri yerine getirmeyecek olursa mağfiret ve rahmet kapılarını kendi yüzüne kapatmış olur. Bu sebeplerin en üstünü ve en değerlisi ise -dahası mağfiret ve rahmetin ondan başka bir sebebi de yoktur- şudur: samimi tevbe ile, dua ile, yalvarıp yakarmakla, Allah’ı mutlak ilâh bilip O’na boyun eğerek ibadet etmek sureti ile Allah’a yönelmek. Hep beraber bu en değerli sebebe sarılalım, bu en büyük yolu izleyelim. Bundan dolayı Yüce Allah, kendisine yönelmeyi ve bu hususta eli çabuk tutmayı emrederek şöyle buyurmaktadır:“Size azap gelmeden önce” kalplerinizle “Rabbinize yönelin ve” azalarınızla da “O’na teslim olun.” Allah’a yönelme, yalnız başına zikredildiği takdirde azaların amelleri de onun kapsamına girer. Eğer -burada olduğu gibi- teslim olmakla bir arada zikredilecek olurlarsa manası, yukarda açıkladığımız şekilde olur. Yüce Allah’ın:“Ve O’na teslim olun” buyruğunda ihlâsın gereğine ve ihlâs olmaksızın zahirî ve batınî amellerin hiçbir faydasının olmadığına delil vardır. Sizin bu dönüşünüz de “size azap” geri çevrilemeyecek bir şekilde “gelmeden önce” olmalıdır. Çünkü aksi takdirde “size yardım edilmez.” Sanki: Allah’a yönelme ve teslim oluş ne demektir? Bunların kapsamına ne girer? Bunların amelleri nelerdir? diye bir soru sorulmuş gibi Yüce Allah, bunu şu şekilde cevaplandırmaktadır:
55. Allah’ı sevmek, O’ndan korkmak, saygı ile O’na boyun eğmek, rahmetini ummak, samimi olarak kullarının iyiliğini istemek, onlara öğüt vermek, onlar için iyi şeyleri istemek, bunların zıddını terk etmek gibi size emretmiş olduğu bâtınî ameller ile namaz, oruç, zekât, hac, sadaka, çeşitli türden iyilikler vb. gibi Allah’ın emretmiş olduğu zâhirî ameller... İşte bunlar, Rabbimizden bize indirilenlerin en güzelleridir. İşte bu ve benzeri hususlarda Rabbinin emirlerine uyan bir kimse, Allah’a yönelen ve O’na teslim olan kimse demektir. “Siz hiç farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce…” Bütün bu buyruklarla Allah’a yönelip teslim olmakta eli çabuk tutmak ve fırsatları değerlendirmek teşvik edilmektedir.
56. Yüce Allah, kullarını gafletlerini sürdürme konusunda uyarmakta ve pişmanlık duyacakları ama pişmanlığın fayda vermeyeceği bir gün gelip çatmadan önce dönmelerini öğüt vermektedir. Zira o vakit geldiğinde kişi:“Allah’ın hakkı konusunda işlediğim kusurlardan dolayı yazıklar olsun bana! Gerçekten ben” dünya hayatında, azabın gelişi hususunda onunla “alay edenlerdendim.” Şimdi ise onu gözlerimle gördüm!, der.
57. “Yahut: Eğer Allah bana hidâyet verseydi, elbette takvâ sahiplerinden olurdum, demesin.” Bu buyruk, temenni ifade etmekte ve şu anlama gelmektedir:“Keşke Allah bana hidâyet vermiş olsaydı da ben de O’ndan sakınan takvâlı bir kişi olsaydım ve azaptan kurtularak mükâfatı hak etse idim.” Yoksa bu buyruk, şart manasına değildir. Zira şart manasını ifade etseydi, onlar sapıklıklarına kaza ve kaderi gerekçe göstermiş olurlardı. Bu ise batıl bir gerekçedir, kıyamet gününde ise batıl bütün deliller boşa gidecektir.
58. “Ya da azabı gördüğünde” ve artık azabın geleceğini kesin olarak anladığında: “Keşke (dünyaya) geri dönme imkânım olsa da ihsan sahiplerinden olsam!” demesin” Yüce Allah, bunun imkânsız ve faydasız olduğunu, bu gibi temennilerin batıl ve gerçekle bir ilişkilerinin bulunmadığını ifade etmektedir. Çünkü kul, eğer geri döndürülecek olursa kendisine daha önce yapılan açıklamadan farklı, yeni bir açıklama yapılmayacaktır.
59. “Hayır, sana” en ufak bir şüphe ve tereddüt söz konusu olmayacak şekilde hakka delil olan “âyetlerim gelmişti de sen onları yalanlamış” onlara uymayıp “büyüklenmiş ve kâfirlerden olmuştun.” Dolayısı ile tekrar dünyaya geri döndürülmeyi istemek, boş bir şeydir. Zaten “geri döndürülürlerse de yine kendilerine yasaklanan şeylere geri dönerler.”(el-En’âm, 6/28)
Страница 464
39:48
وَبَدَا لَهُمۡ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ ٤٨
Им откроются злые деяния, которые они приобрели, а то, над чем они издевались, окружит (или поразит) их.
39:49
فَإِذَا مَسَّ ٱلۡإِنسَٰنَ ضُرّٞ دَعَانَا ثُمَّ إِذَا خَوَّلۡنَٰهُ نِعۡمَةٗ مِّنَّا قَالَ إِنَّمَآ أُوتِيتُهُۥ عَلَىٰ عِلۡمِۭۚ بَلۡ هِيَ فِتۡنَةٞ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ٤٩
Когда человека касается вред, он взывает к Нам. Когда же Мы предоставляем ему благо от Нас, он говорит: «Воистину, это даровано мне благодаря знанию (знанию Аллаха о моих заслугах или моему знанию)». О нет, это - искушение, но большинство их не знает этого.
39:50
قَدۡ قَالَهَا ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَمَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ ٥٠
Так уже говорили их предшественники, но их не спасло то, что они приобретали.
39:51
فَأَصَابَهُمۡ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواْۚ وَٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنۡ هَٰٓؤُلَآءِ سَيُصِيبُهُمۡ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواْ وَمَا هُم بِمُعۡجِزِينَ ٥١
Их поразили злые деяния, которые они приобрели. Тех, которые поступали несправедливо, из этих также поразят злые деяния, которые они приобрели, и им не удастся спастись.
39:52
أَوَلَمۡ يَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقۡدِرُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتٖ لِّقَوۡمٖ يُؤۡمِنُونَ ٥٢
Разве они не знают, что Аллах увеличивает или ограничивает удел, кому пожелает? Воистину, в этом - знамения для верующих людей.
39:53
۞ قُلۡ يَٰعِبَادِيَ ٱلَّذِينَ أَسۡرَفُواْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ لَا تَقۡنَطُواْ مِن رَّحۡمَةِ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَغۡفِرُ ٱلذُّنُوبَ جَمِيعًاۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ ٥٣
Скажи Моим рабам, которые излишествовали во вред самим себе: «Не отчаивайтесь в милости Аллаха. Воистину, Аллах прощает грехи полностью, ибо Он - Прощающий, Милосердный».
39:54
وَأَنِيبُوٓاْ إِلَىٰ رَبِّكُمۡ وَأَسۡلِمُواْ لَهُۥ مِن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَكُمُ ٱلۡعَذَابُ ثُمَّ لَا تُنصَرُونَ ٥٤
Обратитесь к вашему Господу и покоритесь Ему до того, как мучения явятся к вам, ведь тогда вам уже не будет оказана помощь.
39:55
وَٱتَّبِعُوٓاْ أَحۡسَنَ مَآ أُنزِلَ إِلَيۡكُم مِّن رَّبِّكُم مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَكُمُ ٱلۡعَذَابُ بَغۡتَةٗ وَأَنتُمۡ لَا تَشۡعُرُونَ ٥٥
Следуйте за наилучшим из того, что ниспослано вам вашим Господом, прежде чем мучения явятся к вам внезапно, когда вы даже не почувствуете их приближения.
39:56
أَن تَقُولَ نَفۡسٞ يَٰحَسۡرَتَىٰ عَلَىٰ مَا فَرَّطتُ فِي جَنۢبِ ٱللَّهِ وَإِن كُنتُ لَمِنَ ٱلسَّٰخِرِينَ ٥٦
Чтобы не пришлось человеку говорить: «О горе мне за то, что я был нерадив по отношению к Аллаху! Я был всего лишь одним из насмехающихся!».