Ан-Ниса 4:41
Женщины · Джуз 5 · Страница 85
فَكَيۡفَ إِذَا جِئۡنَا مِن كُلِّ أُمَّةِۭ بِشَهِيدٖ وَجِئۡنَا بِكَ عَلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ شَهِيدٗا ٤١
Что же произойдет, когда Мы приведем по свидетелю от каждой общины, а тебя приведем свидетелем против этих?
Тафсир · на турецком
Ас-Саади
Средний · Ясно и по существу: что взять для себя.
Изменить
Комментарий к аятам 4:40–42
40- Allah şüphesiz zerre ağırlığı kadar dahi zulmetmez. Bir iyilik olursa da onu kat kat artırır ve katından büyük bir mükâfat verir. 41- Her ümmetten birer şahit, bunlara karşı da seni şahit getireceğimiz zaman halleri nice olacak? 42- Küfre saplananlar ve peygambere isyan edenler o gün yerle bir edilme temennisinde bulunacaklardır. Allah’tan hiçbir sözü de gizleyemeyeceklerdir.
40. Yüce Allah kemal derecesinde adalete ve lütfa sahip olduğunu, bunların zıddı olan her türlü zulümden de -az olsun çok olsun- münezzeh olduğunu bildirerek:“Allah şüphesiz zerre ağırlığı kadar dahi zulmetmez.” buyurmaktadır. Yani bu kadarcık bir şeyi kullarının hasenatından eksiltmeyeceği gibi onların kötülüklerine de bu kadarcık bir şey ilave etmez. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Kim zerre ağırlığınca bir hayır yaparsa onu görecektir, kim de zerre ağırlığınca bir kötülük yaparsa onu görecektir.”(ez-Zilzal, 99/7-8)“Bir iyilik olursa da onu” on misline kadar, hatta durumuna, faydasına, sahibinin ihlâsına, Allah'a olan sevgisine ve kemaline göre bundan daha fazlası ile “kat kat artırır ve katından” bizatihi amelin mükâfatına ilave olmak üzere “büyük bir mükâfaat verir.” Mesela başka bir takım hayırlı amelleri işleme tevfiki, ayrıca pek çok iyilikler ve uçsuz bucaksız hayırlar ihsan eder. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
41. Yani ilmi kemal derecesinde, adaleti kemal derecesinde, hikmeti kemal derecesinde olan O Hâkimler Hâkimi, insanların en temizleri olan peygamberleri ümmetlerine karşı şahit getirdiği, aleyhlerine hüküm verilecek olanlar da kendi durumlarını ikrar edecekleri vakit, halleri ne olacaktır? Verilecek o büyük hüküm nasıl olacaktır? Hiç şüphesiz -Allah’a yemin ederiz ki- bu, hükümlerin en kapsamlı olanı, en adil olanı ve en büyüğü olacaktır. Orada aleyhlerinde hüküm verilecek olanlar da bu hükmü ikrar ve kabul ile karşılayacaklardır. Çünkü bu hükümdeki lütuf ve adalet, hamd ve sena kemal derecesinde olacaktır. Orada bir takım kimseler kurtuluş, felah, izzet ve başarı ile bahtiyar olurken başka kimseler de rezillik, rüsvaylık ve alçaltıcı azap ile bedbaht olacaklardır. Bundan dolayı Yüce Allah bir sonraki âyette şöyle buyurmaktadır:
42. “Küfre saplananlar ve peygambere isyan edenler” yani Allah’a ve Rasûlünü inkâr etmekle birlikte Peygambere de isyan edenler “o gün yerle bir edilme temennisinde bulunacaklardır.” Yani yerin kendilerini yutmasını böylece toprağa karışıp yok olmayı temenni edeceklerdir. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde:“Ve kâfir: Ah keşke toprak olsaydım, diyecek!”(en-Nebe, 78/40) buruğu ile bu durumu dile getirmektedir. “Allah’tan hiç bir sözü de gizleyemeyeceklerdir.” Aksine işlediklerini huzurunda itiraf edecekler; dilleri, el ve ayakları dünyada iken neler yaptıklarına dair tanıklıkta bulunacaklardır. O gün Allah hak ile onların amellerinin karşılığını verecektir ve onlar Allah’ın apaçık hakkın ta kendisi olduğunu bileceklerdir. Kâfirlerin küfür ve inkârlarını gizleyeceklerine dair buyruklara gelince, bu gibi haller Kıyametin bazı konumlarında söz konusu olacak ve onlar bu inkârlarının, Allah’ın azabına karşı kendilerine bir fayda sağlayacağını zannettikleri bir sırada yapacaklardır. Ancak gerçekleri öğrenip kendi organları da aleyhlerine tanıklık yaptığı vakit her şey apaçık ortaya çıkacak ve inkârlarını gizlemeye mahal kalmayacaktır, bunun hiçbir faydasını da göremeyeceklerdir.
Страница 85
4:38
وَٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمۡوَٰلَهُمۡ رِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَلَا يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَا بِٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِۗ وَمَن يَكُنِ ٱلشَّيۡطَٰنُ لَهُۥ قَرِينٗا فَسَآءَ قَرِينٗا ٣٨
Они расходуют свое имущество напоказ людям и не веруют в Аллаха и Последний день. Если дьявол является товарищем, то плох такой товарищ!
4:39
وَمَاذَا عَلَيۡهِمۡ لَوۡ ءَامَنُواْ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَأَنفَقُواْ مِمَّا رَزَقَهُمُ ٱللَّهُۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِهِمۡ عَلِيمًا ٣٩
Что они потеряют, если уверуют в Аллаха и Последний день и станут расходовать из того, чем наделил их Аллах? Аллаху известно о них.
4:40
إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَظۡلِمُ مِثۡقَالَ ذَرَّةٖۖ وَإِن تَكُ حَسَنَةٗ يُضَٰعِفۡهَا وَيُؤۡتِ مِن لَّدُنۡهُ أَجۡرًا عَظِيمٗا ٤٠
Аллах не совершает несправедливости даже весом в мельчайшую частицу, а если поступок окажется благим, то Он приумножит его и одарит от Себя великой наградой.
4:41
فَكَيۡفَ إِذَا جِئۡنَا مِن كُلِّ أُمَّةِۭ بِشَهِيدٖ وَجِئۡنَا بِكَ عَلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ شَهِيدٗا ٤١
Что же произойдет, когда Мы приведем по свидетелю от каждой общины, а тебя приведем свидетелем против этих?
4:42
يَوۡمَئِذٖ يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَعَصَوُاْ ٱلرَّسُولَ لَوۡ تُسَوَّىٰ بِهِمُ ٱلۡأَرۡضُ وَلَا يَكۡتُمُونَ ٱللَّهَ حَدِيثٗا ٤٢
В тот день те, которые не уверовали и ослушались Посланника, пожелают, чтобы земля сровнялась с ними. Они не смогут утаить от Аллаха ни одной беседы.
4:43
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَقۡرَبُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنتُمۡ سُكَٰرَىٰ حَتَّىٰ تَعۡلَمُواْ مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا إِلَّا عَابِرِي سَبِيلٍ حَتَّىٰ تَغۡتَسِلُواْۚ وَإِن كُنتُم مَّرۡضَىٰٓ أَوۡ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوۡ جَآءَ أَحَدٞ مِّنكُم مِّنَ ٱلۡغَآئِطِ أَوۡ لَٰمَسۡتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَلَمۡ تَجِدُواْ مَآءٗ فَتَيَمَّمُواْ صَعِيدٗا طَيِّبٗا فَٱمۡسَحُواْ بِوُجُوهِكُمۡ وَأَيۡدِيكُمۡۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا ٤٣
О те, которые уверовали! Не приближайтесь к намазу, будучи пьяными, пока не станете понимать то, что произносите, и, будучи в состоянии полового осквернения, пока не искупаетесь, если только вы не являетесь путником. Если же вы больны или находитесь в путешествии, если кто-либо из вас пришел из уборной или если вы имели близость с женщинами, и вы не нашли воды, то направьтесь к чистой земле и оботрите ваши лица и руки. Воистину, Аллах - Снисходительный, Прощающий.
4:44
أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُواْ نَصِيبٗا مِّنَ ٱلۡكِتَٰبِ يَشۡتَرُونَ ٱلضَّلَٰلَةَ وَيُرِيدُونَ أَن تَضِلُّواْ ٱلسَّبِيلَ ٤٤
Разве ты не видел тех, которым была дана часть Писания, которые приобретают заблуждение и хотят, чтобы вы сбились с пути?