Ан-Ниса 4:45
Женщины · Джуз 5 · Страница 86
وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِأَعۡدَآئِكُمۡۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَلِيّٗا وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ نَصِيرٗا ٤٥
Аллаху лучше знать ваших врагов. Довольно того, что Аллах является Покровителем! Довольно того, что Аллах является Помощником!
Тафсир · на турецком
Ас-Саади
Средний · Ясно и по существу: что взять для себя.
Изменить
Комментарий к аятам 4:44–46
44- Kendilerine kitaptan bir pay verilmiş olanları görmedin mi? Kendileri sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de doğru yoldan sapmanızı istiyorlar! 45- Allah düşmanlarınızı daha iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter, yardımcı olarak da Allah yeter. 46- Yahudi olanlardan kelimeleri yerlerinden oynatıp tahrif edenler vardır. Bunlar, dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak:“İşittik, isyan ettik! Dinle, dinlemez olası!” ve “Râinâ!” derler. Eğer onlar: “İşittik ve itaat ettik, dinle ve bizi gözet!” deselerdi elbette kendileri için daha iyi ve daha doğru olurdu. Fakat Allah küfürleri yüzünden onları lanetlemiştir. Onların ancak pek azı iman eder.
44. Burada “Kendilerine kitaptan bir pay verilmiş olanlar” yerilmektedir. Bu da Allah’ın kullarına onlara aldanıp kanmaları ve onların tuzaklarına düşmeleri konusunda bir uyarı içermektedir. Yüce Allah onların kendi nefisleri için “sapıklığı satın alan” kimseler olduklarını haber vermektedir. Yani sapıklığı alabildiğine sevdiklerini ve sevdiği şeyi elde etmek için uğrunda çok miktarda mal harcayan kimse gibi onu tercih ettiklerini ifade etmektedir. O bakımdan onlar sapıklığı hidâyete, küfrü imana, bedbahtlığı ise mutluluğa tercih ederler. Bununla birlikte “sizin de doğru yoldan sapmanızı istiyorlar.” Onlar bu konuda tüm gayretlerini ortaya koyarak, bütün güçleri ile sizleri saptırmaya çalışmaktadırlar. Ancak Yüce Allah mü’min kullarının dostu ve yardımcısı olduğundan dolayı onların sapıklıklarını da saptırma isteklerini de kullarına beyan etmektedir. Bunun için de şöyle buyurmaktadır:
45. “Gerçek bir dost olarak Allah yeter.” O, kullarına sahip çıkar, her işlerinde onlara ihsanda bulunur, mutluluk ve kurtuluşlarını sağlayacak hususları onlara kolaylaştırır. “Yardımcı olarak da Allah yeter.” Düşmanlarına karşı onlara yardımcı olur. Düşmanlarından sakınmaları gereken şeyleri açıklar ve düşmanlarına karşı onlara yardım eder. Yüce Allah’ın dostluğu ile hayırlar elde edilir, yardımı ile de kötülükler ortadan kalkar.
46. Daha sonra Yüce Allah bunların sapıklık ve inatlarının keyfiyetini, batılı hakka tercih edişlerini açıklayarak şöyle buyurmaktadır:“Yahudi olanlardan” aralarından sapmış olan bilginler “kelimeleri yerlerinden oynatıp tahrif edenler vardır” ya lafzı ya manayı yahut da her ikisini birlikte değiştirmek sureti ile bu işi yapanlar vardır. Kitaplarında söz konusu edilip de ancak Muhammad sallallahu aleyhi ve sellem’e uyan ve onun hakkında söz konusu olabilen sıfatlar hakkında, bunlarla onun kast edilmediğini, onun söz konusu edilmediğini aksine bunlarla başkasının kastedildiğini ifade etmeleri ve bu hususta gerçeği gizlemeleri onların bu tahrifleri arasında yer alır. İlmî bakımdan onların bu durumu çok kötü bir durumdur. Onlar hakikatlari tersyüz ettiler ve hakkı batıla dönüştürdüler. Böylece hakkı da inkâr ettiler. Amel ve emirlere itaat açısından durumlarına gelince onlar:“İşittik, isyan ettik...” derler. Yani biz senin sözünü işitmekle birlikte emrine isyân ettik. Bu ise küfrün, inadın, itaatten çıkmanın en ileri noktasıdır. Aynı şekilde onlar Allah Rasûlüne de en çirkin ve edebe en aykırı şekilde hitap ediyorlar ve:“Dinle, dinlemez olası!” diyorlardı. Bundan maksatları ise sevdiğin bir şeyi işitmeyesin, aksine hep hoşlanmayacağın şeyleri işitesin, demektir. “ve “Râinâ!” derler.” Bundan kasıtları ise oldukça çirkin bir hakaret olan “ahmak”tır. Onlar -maksatlarından başka anlamlara gelme ihtimali de bulunduğundan dolayı- bu lafzın Allah nezdinde de Peygamberi nezdinde de kabul göreceğini zannediyorlardı. Böylece dillerini eğip bükerek söyledikleri bu söz ile dine dil uzatmaya ve Rasûle hakarete kalkıştılar. Nitekim bu niyetlerini kendi aralarında açık açık ifade ediyorlardı. İşte bu bakımdan Yüce Allah: “dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak” diye buyurmaktadır Daha sonra Yüce Allah onlara kendileri için bundan daha hayırlı olan bir yol göstererek şöyle buyurmaktadır: “Eğer onlar: “İşittik ve itaat ettik, dinle ve bizi gözet!” deselerdi elbette kendileri için daha iyi ve daha doğru olurdu.” Çünkü böyle bir ifadede hem güzel bir hitap, hem Allah Rasûlüne hitap esnasında uygun olan edeb söz konusudur. Hem de Allah’a itaat emrine bağlılık çerçevesine girmek söz konusudur. Ayrıca sorularının dinlenilmesi, işlerine itina gösterilmesini sağlamak sureti ile de ilim öğrenme hususunda güzel bir yol izleme de söz konusudur. İşte onların izlemeleri gereken yol bu idi. Ancak tabiat itibari ile temiz olmadıklarından, bunlardan yüz çevirdiler. Küfür ve inatları sebebi ile de Allah onları rahmetinden kovmuştur. Bu nedenle O:“Fakat Allah küfürleri yüzünden onları lanetlemiştir. Onların ancak pek azı iman eder” buyurmaktadır.
Страница 86
4:45
وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِأَعۡدَآئِكُمۡۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَلِيّٗا وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ نَصِيرٗا ٤٥
Аллаху лучше знать ваших врагов. Довольно того, что Аллах является Покровителем! Довольно того, что Аллах является Помощником!
4:46
مِّنَ ٱلَّذِينَ هَادُواْ يُحَرِّفُونَ ٱلۡكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ وَيَقُولُونَ سَمِعۡنَا وَعَصَيۡنَا وَٱسۡمَعۡ غَيۡرَ مُسۡمَعٖ وَرَٰعِنَا لَيَّۢا بِأَلۡسِنَتِهِمۡ وَطَعۡنٗا فِي ٱلدِّينِۚ وَلَوۡ أَنَّهُمۡ قَالُواْ سَمِعۡنَا وَأَطَعۡنَا وَٱسۡمَعۡ وَٱنظُرۡنَا لَكَانَ خَيۡرٗا لَّهُمۡ وَأَقۡوَمَ وَلَٰكِن لَّعَنَهُمُ ٱللَّهُ بِكُفۡرِهِمۡ فَلَا يُؤۡمِنُونَ إِلَّا قَلِيلٗا ٤٦
Среди иудеев есть такие, которые переставляют слова со своих мест и говорят: «Мы слышали и ослушаемся» и «Послушай то, что нельзя слушать» и «Заботься о нас». Они кривят своими языками и поносят религию. А если бы они сказали: «Мы слышали и повинуемся» и «Выслушай» и «Присматривай за нами», то это было бы лучше для них и вернее. Однако Аллах проклял их за неверие, и они не веруют, за исключением немногих.
4:47
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ ءَامِنُواْ بِمَا نَزَّلۡنَا مُصَدِّقٗا لِّمَا مَعَكُم مِّن قَبۡلِ أَن نَّطۡمِسَ وُجُوهٗا فَنَرُدَّهَا عَلَىٰٓ أَدۡبَارِهَآ أَوۡ نَلۡعَنَهُمۡ كَمَا لَعَنَّآ أَصۡحَٰبَ ٱلسَّبۡتِۚ وَكَانَ أَمۡرُ ٱللَّهِ مَفۡعُولًا ٤٧
О те, кому было дано Писание! Уверуйте в то, что Мы ниспослали в подтверждение того, что есть у вас, пока Мы не стерли ваши лица и не повернули их назад, пока Мы не прокляли вас, как прокляли тех, которые нарушили субботу. Веление Аллаха непременно исполняется!
4:48
إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَغۡفِرُ أَن يُشۡرَكَ بِهِۦ وَيَغۡفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن يَشَآءُۚ وَمَن يُشۡرِكۡ بِٱللَّهِ فَقَدِ ٱفۡتَرَىٰٓ إِثۡمًا عَظِيمًا ٤٨
Воистину, Аллах не прощает, когда к Нему приобщают сотоварищей, но прощает все остальные (или менее тяжкие) грехи, кому пожелает. Кто же приобщает сотоварищей к Аллаху, тот измышляет великий грех.
4:49
أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يُزَكُّونَ أَنفُسَهُمۚ بَلِ ٱللَّهُ يُزَكِّي مَن يَشَآءُ وَلَا يُظۡلَمُونَ فَتِيلًا ٤٩
Разве ты не видел тех, которые восхваляют сами себя? О нет! Аллах восхваляет, кого пожелает, и они не будут обижены даже на величину нити на финиковой косточке.
4:50
ٱنظُرۡ كَيۡفَ يَفۡتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَۖ وَكَفَىٰ بِهِۦٓ إِثۡمٗا مُّبِينًا ٥٠
Посмотри, как они возводят навет на Аллаха! Этого достаточно, чтобы совершить явный грех!
4:51
أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُواْ نَصِيبٗا مِّنَ ٱلۡكِتَٰبِ يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡجِبۡتِ وَٱلطَّٰغُوتِ وَيَقُولُونَ لِلَّذِينَ كَفَرُواْ هَٰٓؤُلَآءِ أَهۡدَىٰ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ سَبِيلًا ٥١
Разве ты не видел тех, кому дана часть Писания? Они веруют в джибта и тагута и говорят ради неверующих: «Эти следуют более верным путем, чем верующие».