Аш-ШураДжуз 25 · Страница 484

Аш-Шура 42:15

Совет · Джуз 25 · Страница 484

فَلِذَٰلِكَ فَٱدۡعُۖ وَٱسۡتَقِمۡ كَمَآ أُمِرۡتَۖ وَلَا تَتَّبِعۡ أَهۡوَآءَهُمۡۖ وَقُلۡ ءَامَنتُ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِن كِتَٰبٖۖ وَأُمِرۡتُ لِأَعۡدِلَ بَيۡنَكُمُۖ ٱللَّهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمۡۖ لَنَآ أَعۡمَٰلُنَا وَلَكُمۡ أَعۡمَٰلُكُمۡۖ لَا حُجَّةَ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَكُمُۖ ٱللَّهُ يَجۡمَعُ بَيۡنَنَاۖ وَإِلَيۡهِ ٱلۡمَصِيرُ ١٥

Посему проповедуй и следуй прямым путем, как тебе было велено. Не потакай их желаниям и говори: «Я уверовал в то, что Аллах ниспослал из Писания, и мне велено относиться к вам справедливо. Аллах - наш Господь и ваш Господь. Нам достанутся наши деяния, а вам - ваши деяния. Нет места доводам (дальнейшим спорам) между нами и вами. Аллах соберет всех нас, и к Нему предстоит прибытие».

Тафсир · на турецком

Ас-Саади

Средний · Ясно и по существу: что взять для себя.

Вся сура

Изменить

Комментарий к аятам 42:14–15

14- Onlar, ancak ilim kendilerine geldikten sonra, aralarındaki haset yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer Rabbin tarafından verilmiş belirli bir süreye kadar (erteleme) sözü olmasaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Onlardan sonra kitabın kendilerine miras verildiği kimseler de şüphesiz ondan yana derin bir şüphe içindedirler. 15- İşte bundan dolayı sen (dine) davet et, emrolunduğun gibi dosdoğru ol ve onların arzularına uyma. De ki:“Ben, Allah’ın indirdiği bütün kitaplara iman ettim. Bana aranızda adaletle hükmetmem emredildi. Allah bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışacak bir şey yoktur. Allah hepimizi bir araya toplayacak (ve hükmünü verecektir). Dönüş yalnız O’nadır.”

14. Yüce Allah, müslümanların dinleri etrafında bir arada bulunmalarını emredip ayrılığa düşmelerini yasakladıktan sonra, onların Allah’ın kendilerine indirmiş olduğu kitaptan dolayı gurura kapılıp aldanmamaları gerektiğini bildirmektedir. Çünkü Kitap ehli, Allah bir araya gelip toplanmalarını gerektiren kitabı üzerlerine indirinceye kadar tefrikaya düşmediler. Kitap üzerlerine indikten sonra kitaplarının kendilerine emrettiğinin aksini işlediler. Bunun sebebi ise haset ve düşmanlık yapmaları idi. Onlar, birbirlerine karşı nefret duydular ve birbirlerine haset ettiler. Sonunda aralarında kin ve düşmanlık başgösterdi ve tefrikaya düştüler. O bakımdan ey müslümanlar, onlar gibi olmaktan sakının. “Eğer Rabbin tarafından verilmiş belirli bir süreye kadar” azabın ertelenmesini hükme bağlayan “sözü olmasaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi.” Fakat hikmeti ve hilmi (cezayı ertelemesi), onların azaplarının ertelenmesini gerektirmiştir. “Onlardan sonra kitabın kendilerine miras verildiği kimseler de” yani aralarından onlara varis ve halef olup onların ilmini miras alanlar da “şüphesiz ondan yana derin bir şüphe içindedirler.” Ayrılığa düşürecek türden büyük bir şüphe ve karmaşa içindedirler. Çünkü onlardan öncekiler, inat ve haset yüzünden ayrılığa düştüler. Onlardan sonra gelenler de şüphe ve tereddüt ederek ayrılığa düştüler. İşte hepsi de kötü olan ihtilafa düşme konusunda ortak bir özelliğe sahiptirler.

15. “İşte bundan dolayı sen davet et.” Allah’ın, kitaplarında indirdiği ve rasûlleri ile gönderdiği dosdoğru dine ve sırat-i müstakime davet et. Ümmetini ona çağır, onları ona uymaya teşvik et. Onu kabul etmeyen kimselerle de bu uğurda cihad et. Sen de bizzat “emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” İstikamet (dosdoğru olmak); Allah’ın emrine aşırı gitmeksizin geri de kalmaksızın (ifrat ve tefrite düşmeden) uymak, her halükarda Allah’ın emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmak demektir. Bu bakımdan Yüce Allah, ona istikametten ayrılmamak sureti ile kendisini kemale erdirmesini emrettiği gibi ona davet etmek sureti ile başkalarını kemale erdirmeyi de emretmiştir. Bilindiği gibi rasûle verilen emir, eğer bu emrin ona has olduğuna dair bir delil yoksa ümmetinei de bağlar “Onların arzularına uyma!” Dinden sapmış olan kâfir ve münafıkların hevâ ve isteklerine uyma. Onları arzularına uymak ise ya onların dinlerine kısmen tâbi olmakla olur yahut da ya Allah’a daveti ya da istikameti terk etmekle olur. Sen, onların arzularına sana gelen bunca ilimden sonra uyacak olursan, hiç şüphesiz zalimlerden olursun. Burada “Onların dinlerine uyma” denilmemiştir. Çünkü aslında onların dinleri, Allah’ın onlar için şeriat olarak indirdiği dindir ve bu da bütün peygamberlerin dinidir. Fakat kendileri bu dine tâbi olmadılar. Bunun yerine hevâlarına tâbi oldular ve dinlerini oyun ve eğlence edindiler. Seninle tartışacak olurlarsa da onlara “de ki: Ben Allah’ın indirdiği bütün kitaplara iman ettim.” Yani onlarla tartışmanın esası, İslâm’ın şerefine, yüceliğine, diğer dinler üzerindeki hakem rolüne delâlet eden ve Kitap ehlinin izlediklerini iddia ettikleri dinin, aslında İslâm’ın bir parçası olduğunu ortaya koyan bu pek büyük esasa dayalı olsun. Bu buyrukta Kitap ehlinin, kimi kitaplara yahut kimi peygamberlere iman etmekle birlikte diğerlerini reddetmeleri esasına dayalı olarak tartışmaları halinde ,onların bu yaklaşımlarının kabul edilmemesi gerektiği de ifade edilmektedir. Çünkü onların davet ettikleri kitabın ve kendisine bağlı olduklarını söyledikleri peygamberin, doğru bir kitap ve gerçek bir rasûl olmasının bir şartı da bu Kur’ân-ı Kerîm’i ve onu getireni tasdik etmeleridir. Çünkü bizim Kitabımız ve rasûlümüz, Mûsâ, İsa, Tevrat ve İncil’e iman etmemizi emretmiş, onları bize haber verip tasdik etmiş, ayrıca onların da bizim kitabımızı ve peygamberimizi tasdik edip doğruladıklarını ortaya koymuştur. Ancak kitabımız, bize sıfatları bildirilmemiş, bizim kitabımıza da uymayan, aksine sadece onlarca bilinen Tevrat, İncil, Mûsâ ve İsa’ya iman etmemizi emretmemiştir. “Bana aranızda” anlaşmazlığa düştüğünüz hususlarda vereceğim hükümlerde “adaletle hükmetmem emredildi.” Ey Kitap ehli, düşmanlığınız ve kininiz, aranızda adaletle hükmetmeme engel değildir. Kitap ehlinden olsun başkalarından olsun farklı görüş sahipleri arasında verilen hükümlerde adaleti sağlamanın bir parçası da onların sahip oldukları hakkı kabul etmek ve batıllarını da reddetmektir. “Allah bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir.” Yani O, herkesin Rabbidir. Onu Rab edinmeye bizden daha layık değilsiniz. “Bizim amellerimiz” hayır veya şer “bize, sizin amelleriniz de sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışacak bir şey yoktur.” Yani gerçekler açıklandıktan ve hak ile batıl, hidâyet ile sapıklık birbirinden ayırt edilecek şekilde açıklık kazandıktan sonra tartışmaya, çekişmeye yer yoktur. Çünkü tartışmadan maksat, hakkın batıldan ayırt edilmesidir ki bu sayede doğru yolu arayan hidâyet bulsun, eğri yola sapan hakkında da delil ortaya konmuş olsun. Bundan Kitap ehli ile tartışılmayacağı anlamı çıkarılmamalıdır. Zira Yüce Allah:“Kitap ehli ile ancak en güzel şekilde tartışın.”(el-Ankebût, 29/46) buyururken böyle bir mana nasıl çıkarılabilir? Bundan kasıt, bizim sözünü ettiğimiz manadır. “Allah hepimizi bir araya toplayacak (ve hükmünü verecektir)” Kıyamet gününde “Dönüş yalnız O’nadır.” O, herkese amelinin karşılığını verecek ve o vakit kimin doğru, kimin yalancı olduğu ortaya çıkacaktır.

Эльмир Кулиев · Ас-Саади · Quranic Universal Library (Tarteel), через spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Страница 484

Аш-ШураДжуз 25 · Страница 484

42:11

فَاطِرُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ جَعَلَ لَكُم مِّنۡ أَنفُسِكُمۡ أَزۡوَٰجٗا وَمِنَ ٱلۡأَنۡعَٰمِ أَزۡوَٰجٗا يَذۡرَؤُكُمۡ فِيهِۚ لَيۡسَ كَمِثۡلِهِۦ شَيۡءٞۖ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡبَصِيرُ ١١

Творец небес и земли! Он создал для вас супруг из вас самих, а также скот парами. Так Он размножает вас. Нет никого подобного Ему, и Он - Слышащий, Видящий.

42:12

لَهُۥ مَقَالِيدُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقۡدِرُۚ إِنَّهُۥ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٞ ١٢

Ему принадлежат ключи небес и земли. Он увеличивает или ограничивает удел, кому пожелает. Он знает о всякой вещи.

42:13

۞ شَرَعَ لَكُم مِّنَ ٱلدِّينِ مَا وَصَّىٰ بِهِۦ نُوحٗا وَٱلَّذِيٓ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ وَمَا وَصَّيۡنَا بِهِۦٓ إِبۡرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَىٰٓۖ أَنۡ أَقِيمُواْ ٱلدِّينَ وَلَا تَتَفَرَّقُواْ فِيهِۚ كَبُرَ عَلَى ٱلۡمُشۡرِكِينَ مَا تَدۡعُوهُمۡ إِلَيۡهِۚ ٱللَّهُ يَجۡتَبِيٓ إِلَيۡهِ مَن يَشَآءُ وَيَهۡدِيٓ إِلَيۡهِ مَن يُنِيبُ ١٣

Он узаконил для вас в религии то, что заповедал Нуху (Ною), и то, что Мы внушили тебе в откровении, и то, что Мы заповедали Ибрахиму (Аврааму), Мусе (Моисею) и Исе (Иисусу): «Исповедуйте религию и не расходитесь во мнениях относительно нее». Тяжко для многобожников то, к чему ты их призываешь. Аллах избирает для Себя того, кого пожелает, и направляет к Себе того, кто обращается к Нему.

42:14

وَمَا تَفَرَّقُوٓاْ إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلۡعِلۡمُ بَغۡيَۢا بَيۡنَهُمۡۚ وَلَوۡلَا كَلِمَةٞ سَبَقَتۡ مِن رَّبِّكَ إِلَىٰٓ أَجَلٖ مُّسَمّٗى لَّقُضِيَ بَيۡنَهُمۡۚ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ أُورِثُواْ ٱلۡكِتَٰبَ مِنۢ بَعۡدِهِمۡ لَفِي شَكّٖ مِّنۡهُ مُرِيبٖ ١٤

Они распались только после того, как к ним явилось знание, по причине зависти и несправедливого отношения друг к другу. И если бы не было прежде Слова от твоего Господа об отсрочке до назначенного срока, то их спор был бы решен. Воистину, те, которые унаследовали Писание после них, испытывают к нему смутные сомнения.

42:15

فَلِذَٰلِكَ فَٱدۡعُۖ وَٱسۡتَقِمۡ كَمَآ أُمِرۡتَۖ وَلَا تَتَّبِعۡ أَهۡوَآءَهُمۡۖ وَقُلۡ ءَامَنتُ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِن كِتَٰبٖۖ وَأُمِرۡتُ لِأَعۡدِلَ بَيۡنَكُمُۖ ٱللَّهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمۡۖ لَنَآ أَعۡمَٰلُنَا وَلَكُمۡ أَعۡمَٰلُكُمۡۖ لَا حُجَّةَ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَكُمُۖ ٱللَّهُ يَجۡمَعُ بَيۡنَنَاۖ وَإِلَيۡهِ ٱلۡمَصِيرُ ١٥

Посему проповедуй и следуй прямым путем, как тебе было велено. Не потакай их желаниям и говори: «Я уверовал в то, что Аллах ниспослал из Писания, и мне велено относиться к вам справедливо. Аллах - наш Господь и ваш Господь. Нам достанутся наши деяния, а вам - ваши деяния. Нет места доводам (дальнейшим спорам) между нами и вами. Аллах соберет всех нас, и к Нему предстоит прибытие».

Ас-СаадиТафсир · 42:15

Содержание

Аят аль-Курси36Аль-Кахфстр. 42джуз 15Бухари 1Муслим 2999

Вид

Тема
Размер текста
Режим

Read in English