Аль-Анам 6:71
Скот · Джуз 7 · Страница 136
قُلۡ أَنَدۡعُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُنَا وَلَا يَضُرُّنَا وَنُرَدُّ عَلَىٰٓ أَعۡقَابِنَا بَعۡدَ إِذۡ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ كَٱلَّذِي ٱسۡتَهۡوَتۡهُ ٱلشَّيَٰطِينُ فِي ٱلۡأَرۡضِ حَيۡرَانَ لَهُۥٓ أَصۡحَٰبٞ يَدۡعُونَهُۥٓ إِلَى ٱلۡهُدَى ٱئۡتِنَاۗ قُلۡ إِنَّ هُدَى ٱللَّهِ هُوَ ٱلۡهُدَىٰۖ وَأُمِرۡنَا لِنُسۡلِمَ لِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٧١
Скажи: «Разве мы станем поклоняться помимо Аллаха тому, что не приносит нам пользы и не причиняет вреда? Разве мы обратимся вспять после того, как Аллах наставил нас на прямой путь, подобно тому, кого дьяволы на земле обольстили и привели в замешательство, чьи товарищи призывают его на прямой путь: «Иди к нам!»». Скажи: «Путь Аллаха - единственно верный путь, и нам велено покориться Господу миров.
Тафсир · на турецком
Ас-Саади
Средний · Ясно и по существу: что взять для себя.
Изменить
Комментарий к аятам 6:71–73
71- De ki:“Allah’ı bırakıp bize fayda ve zarar vermeyen şeylere mi ibadet edelim?! Allah bizi hidâyete kavuşturduktan sonra tıpkı arkadaşları: ‘Bize gel’ diye hidâyete çağırdıkları halde, yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşırken şeytanların ayartıp uçuruma sürükledikleri kimse gibi ökçelerimiz üzerine gerisin geri mi dönelim?!” De ki: “Asıl hidâyet Allah’ın hidayetidir. Biz âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.” 72- Bir de:“Namazı dosdoğru kılın ve O’ndan korkup sakının.” diye. Toplanıp huzuruna varacağınız, yalnız O’dur. 73- O, gökleri ve yeri hak ile yaratandır. O’nun “Ol” diyeceği günde her şey oluverir. O’nun sözü haktır. Sûra üfürüleceği günde hükümranlık yalnız O’nundur. O, gaybı da şâhit olunanı da bilendir. O, Hakîmdir, Habîrdir.
71. “De ki:” Ey Peygamber! Allah’a şirk koşan, Allah ile birlikte başkalarına dua edip yalvaran ve sizi dinlerine çağıran müşriklere açık seçik bir şekilde o ilahlarının niteliklerini anlat. Zira akıl sahibi kimseyi onlardan sakındırmak için sadece bu niteliklerini zikretmek yeterlidir. Aklı başında bir kimse müşriklerin izledikleri yolu zihninde canlandırdı mı, bu konuda deliller ortaya konulmadan dahi bu yolun bâtıl olduğunu kesin olarak anlar ve şöyle der: “Allah’ı bırakıp bize fayda ve zarar vermeyen şeylere mi ibadet edelim?!” Bu, öyle bir niteliktir ki Allah’tan başka bütün ibadet olunanlar bunda ortaktırlar. Hiçbirisi ne bir faydaya, ne de bir zarara güç yetiremezler. Emir namına hiçbir şeye sahip değillerdir. Çünkü emir bütünü ile ancak Allah’ındır. “Allah bizi hidâyete kavuşturduktan sonra… ökçelerimiz üzerine gerisin geri mi dönelim?!” Allah bizi hidâyete erdirdikten sonra sapıklığa döner miyiz hiç? Doğruluktan sapıklığa, nimet dolu cennetlere ulaştıran doğru yoldan, izleyenlerini elemli azaba götüren yollara girer miyiz? Bu akıl sahibi bir kimsenin beğenebileceği bir yol değildir. Böyle batıl yolları izleyen kimse “tıpkı arkadaşları: ‘Bize gel’ diye hidâyete çağırdıkları halde, yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşırken şeytanların ayartıp uçuruma sürükledikleri kimse gibi.”dir. Şeytanların kendisini maksadına ulaştıracak yolu izlemekten uzaklaştırıp saptırdığı, hidâyete çağıran arkadaşları olmasına rağmen sonunda şaşırıp kalan, şeytanların da helâke davet ettiği ve böylelikle iki ayrı davet arasında şaşkın kalan kimse gibidir. Allah’ın korudukları müstesna bütün insanların hali işte budur. Bir yandan hakka davet eden risalet, akl-ı selim ve doğru fıtrat onları hidâyete ve en yüksek derecelere ulaşmaya çağırır. Diğer yandan şeytanın davetçileri, onun yolunu izlemeye ve onun yolundan gidenlerle birlikte olmaya çağıranlar, kötülüğü emreden nefis ile birlikte kişiyi sapıklığa ve aşağıların aşağısına düşmeye davet ederler. İnsanlardan kimisi bütün işlerinde veya çoğu işlerinde hidâyete davet edenlerle birlikte olur. Kimisi de bunun tam aksinedir. Kimisi de her iki davetçiyi de eşit görür ve bu iki davetçi onun nezdinde birbiri ile çekişir durur. İşte bahtiyar kimselerle bedbaht kimseler bu noktada birbirinden ayrılırlar. “De ki: “Asıl hidâyet Allah’ın hidâyetidir” Hidâyet Allah’ın Rasûlü aracılığı ile teşri buyurduğu yoldan başkası değildir. Onun dışındaki yollar sapıklık, yok oluş ve helâktır. “Biz âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.” Tevhide boyun eğerek, emir ve yasaklarına teslim olarak, ubudiyyetine girerek O’na teslim olmamız emredildi. Şüphesiz ki bu, Allah’ın kullarına lütfettiği en üstün nimet, ulaştırdığı en mükemmel terbiyedir.
72. “Bir de: Namazı dosdoğru kılın” yani namazı rükünleri, şartları, sünnetleri ve tamamlayıcı unsurları ile eda ederek kılın “ve” emrettiklerini yerine getirerek ve yasaklarından uzak durarak “O’ndan korkup sakının.” diye” emrolunduk. “Toplanıp huzuruna varacağınız, yalnız O’dur.” Kıyamet gününde O’nun huzurunda toplanacaksınız. O da hayrı ile şerri ile amellerinizin karşılığını verecektir.
73. “O, gökleri ve yeri hak ile” yani kullarına emir vermek, yasaklar koymak, mükâfaat vermek ve cezalandırmak için “yaratandır.”“O’nun ‘Ol’ diyeceği günde her şey oluverir. O’nun sözü haktır.” O’nun emrinde herhangi bir şüphe, ikiletme ve yerine gelmeme durumu söz konusu değildir. O, abes bir şey de söylemez. “Sûra üfürüleceği günde hükümranlık yalnız O’nundur.” Bu günden kasıt kıyamet günüdür. O, her şeyin sahibi ve hükümranı olduğu halde özellikle bu günün söz konusu edilmesi, o günde başkalarının geçici hükümranlığının son bulmasıdır. O günde tek ve Kahhâr olan Allah’tan başkasının hükümranlığı kalmayacaktır. “O, gaybı da şâhit olunanı da bilendir. O, Hakîmdir, Habîrdir.” O’nun hikmeti tamdır. Her şeyi kuşatan nimet O’nundur. Büyük ihsan O’ndandır. Gizlilikleri, sırları, kapalı şeyleri bilgisi ile kuşatan O’dur, O’ndan başka hiçbir hak ilah yoktur, O’ndan başka hiçbir Rab de yoktur.
Страница 136
6:69
وَمَا عَلَى ٱلَّذِينَ يَتَّقُونَ مِنۡ حِسَابِهِم مِّن شَيۡءٖ وَلَٰكِن ذِكۡرَىٰ لَعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ ٦٩
Те, которые богобоязненны, не несут никакой ответственности за их расчет. Они должны лишь напоминать им, - быть может, они устрашатся.
6:70
وَذَرِ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ دِينَهُمۡ لَعِبٗا وَلَهۡوٗا وَغَرَّتۡهُمُ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَاۚ وَذَكِّرۡ بِهِۦٓ أَن تُبۡسَلَ نَفۡسُۢ بِمَا كَسَبَتۡ لَيۡسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيّٞ وَلَا شَفِيعٞ وَإِن تَعۡدِلۡ كُلَّ عَدۡلٖ لَّا يُؤۡخَذۡ مِنۡهَآۗ أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ أُبۡسِلُواْ بِمَا كَسَبُواْۖ لَهُمۡ شَرَابٞ مِّنۡ حَمِيمٖ وَعَذَابٌ أَلِيمُۢ بِمَا كَانُواْ يَكۡفُرُونَ ٧٠
Покинь тех, которые считают свою религию забавой и потехой и обольщаются мирской жизнью. Но увещевай их этим, дабы душа не обрекла себя на погибель тем, что приобрела, когда не будет у нее покровителя и заступника, кроме Аллаха, и когда от нее ничего не будет принято, какой бы выкуп она ни предложила. Они обрекли себя на погибель тем, что приобрели. Им уготованы кипящее питье и мучительные страдания за то, что они были неверующими.
6:71
قُلۡ أَنَدۡعُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُنَا وَلَا يَضُرُّنَا وَنُرَدُّ عَلَىٰٓ أَعۡقَابِنَا بَعۡدَ إِذۡ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ كَٱلَّذِي ٱسۡتَهۡوَتۡهُ ٱلشَّيَٰطِينُ فِي ٱلۡأَرۡضِ حَيۡرَانَ لَهُۥٓ أَصۡحَٰبٞ يَدۡعُونَهُۥٓ إِلَى ٱلۡهُدَى ٱئۡتِنَاۗ قُلۡ إِنَّ هُدَى ٱللَّهِ هُوَ ٱلۡهُدَىٰۖ وَأُمِرۡنَا لِنُسۡلِمَ لِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٧١
Скажи: «Разве мы станем поклоняться помимо Аллаха тому, что не приносит нам пользы и не причиняет вреда? Разве мы обратимся вспять после того, как Аллах наставил нас на прямой путь, подобно тому, кого дьяволы на земле обольстили и привели в замешательство, чьи товарищи призывают его на прямой путь: «Иди к нам!»». Скажи: «Путь Аллаха - единственно верный путь, и нам велено покориться Господу миров.
6:72
وَأَنۡ أَقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَٱتَّقُوهُۚ وَهُوَ ٱلَّذِيٓ إِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ ٧٢
Совершайте намаз и бойтесь Его, ведь к Нему вы будете собраны».
6:73
وَهُوَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّۖ وَيَوۡمَ يَقُولُ كُن فَيَكُونُۚ قَوۡلُهُ ٱلۡحَقُّۚ وَلَهُ ٱلۡمُلۡكُ يَوۡمَ يُنفَخُ فِي ٱلصُّورِۚ عَٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِۚ وَهُوَ ٱلۡحَكِيمُ ٱلۡخَبِيرُ ٧٣
Он - Тот, Кто сотворил небеса и землю ради истины. В тот день Он скажет: «Будь!». - и это сбудется. Его Слово есть истина. Ему одному будет принадлежать власть в тот день, когда подуют в Рог. Он знает сокровенное и явное, и Он - Мудрый, Ведающий.