Аль-Калям 68:16
Письменная трость · Джуз 29 · Страница 565
سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلۡخُرۡطُومِ ١٦
Мы заклеймим его хобот (нос).
Тафсир · на турецком
Ас-Саади
Средний · Ясно и по существу: что взять для себя.
Изменить
Комментарий к аятам 68:8–16
8- O halde yalanlayanlara itaat etme! 9- Onlar senin (kendilerine ve dinlerine karşı) yumuşak davranmanı arzu ederler ki kendileri de (sana karşı) yumuşak davransınlar. 10- Sen itaat etme o çokça yemin eden, aşağılık her kişiye; 11- Kötüleyip duran, durmadan laf taşıyana, 12- Hayra sürekli engel olan, haddi aşan ve çok günahkâr olana; 13- Kaba saba, üstelik soysuz olana; 14- Mal ve oğullara sahiptir diye… 15- Ona âyetlerimiz okunduğunda:“Öncekilerin masalları!” der. 16- Biz onu burnundan damgalayacağız.
8. Yüce Allah peygamberine hitaben şöyle buyurmaktadır: Seni yalanlayan ve hakka karşı inatlaşan kimselere “itaat etme!” Onlar itaate değmezler. Çünkü onlar, ancak hevâlarına uygun düşen şeyleri emrederler. Onlar batıldan başka bir şey istemezler. Onlara itaat eden kimse, kendisine zararlı olacak şeylere yöneliyor demektir. Bu, yalanlayan her kişi hakkında ve yalanlamaktan kaynaklanan her türlü itaat hakkında geçerlidir. İfade her ne kadar özel bir konu hakkında ise de bu, böyledir. Bu özel konu ise şudur: Müşrikler Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den ilâhlarını ve dinlerini eleştirip kötülememesi talebinde bulunmuşlardı. Buna karşılık kendileri de susacaklar, ona ses çıkarmayacaklardı. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
9. “Onlar” yani müşrikler “senin (kendilerine ve dinlerine karşı) yumuşak davranmanı arzu ederler” İzlemekte oldukları yolda kısmen de olsa sözlü yahut filli olarak kendilerine muvafakat etmeni veya hakkında söz söylenilmesi gereken hususlarda susmak sureti ile göz yummanı isterler. “ki kendileri de (sana karşı) yumuşak davransınlar.” Ancak sen, Allah’ın emrini açıkça dile getir ve İslâm’ı açıkça ilan et! Çünkü onun tam anlamı ile açıklanması, onun zıddı olan şeylerin çürütülmesi ve onunla çelişen şeylerin de yerilmesi demektir.
10. “Sen itaat etme o çokça yemin eden” çünkü çokça yemin eden ancak yalan söylediği için yemin eder. Çokça yalan söyleyen kimse de ancak “aşağılık” olduğu için bunu yapa. Yani o, hem şahsı itibari ile hem de hikmetsiz tasarruflarda bulunması nedeniyle değersiz bir kimsedir. Böylesi hayrı istemez, aksine onun tüm istekleri, aşağılık nefsinin arzularının gerçekleşmesinden ibarettir.
11. “Kötüleyip duran” Yani insanları çokça ayıplayan, onlara gıybet, alay ve başka yollarla dil uzatıp kötüleyen; “durmadan laf taşıyana” Yani insanlar arasında nemîne/koğuculuk yapan demektir ki bu da kimi insanların sözünü kimine aktarmakla olur. Bundan maksat ise insanların aralarını bozmak, aralarında düşmanlık ve kinin baş göstermesini sağlamaktır.
12. “Hayra sürekli engel olan” yerine getirmesi gereken farz harcamaları, keffaretleri, zekâtı ve bunun dışındaki hayırları yerine getirmeyip bunlara engel olan; “Haddi aşan” canlarında, mallarında, namus, şeref ve haysiyetlerinde insanlara haksızlık eden; “Ve çok günahkâr olan” Allah’ın hakkını ilgilendiren pek çok günahları bulunan;
13. “Kaba saba” kötü huylu, katı, hakka boyun eğmeyen; “üstelik soysuz” yani başkası tarafından nesebine katılmış, hayır yapacak bir aslı, asaleti ve özelliği bulunmayan, aksine en kötü ahlâka sahip olan ve kendisinin kurtuluşu da asla umulmayan, üstelik de kendisini tanıtıcı kötülük alâmeti taşıyan bir kimseye itaat etme! Hülasa Yüce Allah, çokça yemin eden, çok yalan söyleyen, aşağılık, kötü huylu, özellikle de kendisini beğenmek, hakka ve yaratılmışlara karşı büyüklenmek, gıybet etme, laf götürüp getirme ve dil uzatma suretiyle insanları hakir görmek ve çokça günah işlemek özelliklerine sahip olan hiçbir kimseye itaat etmemeyi emretmekte ve böylelerine itaati yasaklamaktadır.
14-15. “Mal ve oğullara sahiptir diye… Ona âyetlerimiz okunduğunda: “Öncekilerin masalları!” der” Yani böyle bir kimse mal ve evladı çoktur diye azgınlık etmiş, hakka karşı büyüklenmiş, hak kendisine geldiğinde onu elinin tersi ile itmiş ve bu hakkı doğru da yalan da olması mümkün olan “öncekilerin masalları” gibi değerlendirmiştir. Bu âyet-i kerimeler, Yüce Allah’ın “Mal ve oğullara sahiptir diye… Ona âyetlerimiz okunduğunda: “Öncekilerin masalları!” der” buyrukları dolayısı ile el-Velid b. el-Muğîre veya başka bir müşrik hakkında nazil olmuş olsa dahi bu niteliklere sahip herkes hakkında umumidirler. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm, bütün insanların hidâyeti için inmiş bir Kitaptır. Bunun kapsamına bu ümmetin ilkleri de sonrakileri de girer. Genel bir kaidenin açıklık kazanması ve bu yolla genel meselelerin kapsamına giren diğer cüzi örneklerin bilinmesi için bazı âyetler, bazı sebepler ve şahıslar dolayısı ile nazil olmuştur.
16. Daha sonra Yüce Allah, belirtilen işleri yapan ve belirtilen niteliklere sahip olan kimselerin burnundan damgalamakla tehdit etmektedir. Yani Yüce Allah, bir azap ile burnunu damgalayacak ve ona izleri açıkça belli olacak şekilde azap edecektir. Bu azabın alâmeti de kişinin yüzünde görülecektir ki bu, onun için en ağır alamettir.
Страница 565
68:16
سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلۡخُرۡطُومِ ١٦
Мы заклеймим его хобот (нос).
68:17
إِنَّا بَلَوۡنَٰهُمۡ كَمَا بَلَوۡنَآ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ إِذۡ أَقۡسَمُواْ لَيَصۡرِمُنَّهَا مُصۡبِحِينَ ١٧
Воистину, мы подвергли их испытанию, подобно тому, как мы подвергли испытанию владельцев сада, когда они поклялись, что утром они непременно сорвут их (плоды),
68:18
وَلَا يَسۡتَثۡنُونَ ١٨
но не сделали оговорки (не сказали: «Если того пожелает Аллах»).
68:19
فَطَافَ عَلَيۡهَا طَآئِفٞ مِّن رَّبِّكَ وَهُمۡ نَآئِمُونَ ١٩
Ночью же, пока они спали, их сад поразила кара от твоего Господа.
68:20
فَأَصۡبَحَتۡ كَٱلصَّرِيمِ ٢٠
К утру сад был подобен мрачной ночи (был погублен).
68:21
فَتَنَادَوۡاْ مُصۡبِحِينَ ٢١
А на рассвете они стали звать друг друга:
68:22
أَنِ ٱغۡدُواْ عَلَىٰ حَرۡثِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰرِمِينَ ٢٢
«Ступайте на вашу пашню, если вы хотите сорвать плоды!».
68:23
فَٱنطَلَقُواْ وَهُمۡ يَتَخَٰفَتُونَ ٢٣
Они отправились туда, разговаривая шепотом:
68:24
أَن لَّا يَدۡخُلَنَّهَا ٱلۡيَوۡمَ عَلَيۡكُم مِّسۡكِينٞ ٢٤
«Не впускайте сегодня к себе бедняка».
68:25
وَغَدَوۡاْ عَلَىٰ حَرۡدٖ قَٰدِرِينَ ٢٥
Они шли с твердым намерением и полагали, что у них достаточно сил.
68:26
فَلَمَّا رَأَوۡهَا قَالُوٓاْ إِنَّا لَضَآلُّونَ ٢٦
Когда же они увидели его, они сказали: «Мы сбились с пути!
68:27
بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ ٢٧
О нет! Мы лишились этого».
68:28
قَالَ أَوۡسَطُهُمۡ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ لَوۡلَا تُسَبِّحُونَ ٢٨
Лучший из них сказал: «Разве я не говорил вам, что надо было прославить Аллаха?».
68:29
قَالُواْ سُبۡحَٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ ٢٩
Они сказали: «Пречист наш Господь! Мы были несправедливы».
68:30
فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖ يَتَلَٰوَمُونَ ٣٠
Они стали попрекать друг друга
68:31
قَالُواْ يَٰوَيۡلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَٰغِينَ ٣١
и сказали: «Горе нам! Мы преступили границы дозволенного.
68:32
عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبۡدِلَنَا خَيۡرٗا مِّنۡهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ ٣٢
Быть может, Господь наш даст нам взамен нечто лучшее. Воистину, мы обращаемся к нашему Господу».
68:33
كَذَٰلِكَ ٱلۡعَذَابُۖ وَلَعَذَابُ ٱلۡأٓخِرَةِ أَكۡبَرُۚ لَوۡ كَانُواْ يَعۡلَمُونَ ٣٣
Такими были мучения, а мучения в Последней жизни будут еще ужаснее! Если бы только они знали!
68:34
إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمۡ جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ ٣٤
Воистину, для богобоязненных у их Господа приготовлены Сады блаженства.
68:35
أَفَنَجۡعَلُ ٱلۡمُسۡلِمِينَ كَٱلۡمُجۡرِمِينَ ٣٥
Неужели Мы мусульман уравняем с грешниками?
68:36
مَا لَكُمۡ كَيۡفَ تَحۡكُمُونَ ٣٦
Что с вами? Как вы судите?
68:37
أَمۡ لَكُمۡ كِتَٰبٞ فِيهِ تَدۡرُسُونَ ٣٧
Или у вас есть Писание, из которого вы узнали,
68:38
إِنَّ لَكُمۡ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَ ٣٨
что там у вас будет все, что вы выберете?
68:39
أَمۡ لَكُمۡ أَيۡمَٰنٌ عَلَيۡنَا بَٰلِغَةٌ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ إِنَّ لَكُمۡ لَمَا تَحۡكُمُونَ ٣٩
Или у вас есть Наши клятвы, которые сохранятся до Дня воскресения, о том, что у вас будет все, что вы присудите?
68:40
سَلۡهُمۡ أَيُّهُم بِذَٰلِكَ زَعِيمٌ ٤٠
Спроси их, кто из них поручается за это?
68:41
أَمۡ لَهُمۡ شُرَكَآءُ فَلۡيَأۡتُواْ بِشُرَكَآئِهِمۡ إِن كَانُواْ صَٰدِقِينَ ٤١
Или у них есть сотоварищи? Пусть же они приведут своих сотоварищей, если они говорят правду!
68:42
يَوۡمَ يُكۡشَفُ عَن سَاقٖ وَيُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ ٤٢
В тот день, когда обнажится Голень Аллаха, их призовут пасть ниц, но они не смогут сделать этого.