Аль-АрафДжуз 9 · Страница 163

Аль-Араф 7:97

Ограды · Джуз 9 · Страница 163

أَفَأَمِنَ أَهۡلُ ٱلۡقُرَىٰٓ أَن يَأۡتِيَهُم بَأۡسُنَا بَيَٰتٗا وَهُمۡ نَآئِمُونَ ٩٧

Неужели жители селений не опасались того, что Наше наказание постигнет их ночью, когда они спят?

Тафсир · на турецком

Ас-Саади

Средний · Ясно и по существу: что взять для себя.

Вся сура

Изменить

Комментарий к аятам 7:96–99

96- Eğer o ülkelerin halkı iman etseler ve korkup sakınsalardı üzerlerine gökten ve yerden nice bereket (kapıları) açardık. Fakat onlar yalanladılar, biz de kazanmakta oldukları yüzünden onları yakalayıverdik. 97- Acaba o ülkelerin halkı, geceleyin uyurlarken azabımızın kendilerine gelmeyeceğinden emin mi oldular? 98- Yahut o ülkelerin halkı, azabımızın kendilerine kuşluk vakti eğlenirlerken gelmeyeceğinden yana emin mi oldular? 99- Yoksa onlar Allah’ın tuzağından emin mi oldular? Halbuki hüsranda olanlardan başkası Allah’ın tuzağından emin olmaz.

96. Yüce Allah peygamberleri yalanlayan kimselerin öğüt ve uyarı olmak üzere darlıkla, yavaş yavaş azaba sürüklenmek üzere de bollukla denenip imtihan edildiklerini söz konusu ettikten sonra şunu ifade etmektedir: Şayet o ülkelerin halkları kalpleri ile samimi olarak iman edip amelleri ile de o imanlarını doğrulayacak olsalardı, Allah’ın haram kıldığı her şeyi terk etmek sureti ile zahiren ve batınen O’na karşı takvalı olacak olsalardı Allah, gökten ve yerden üzerlerine bereket kapılarını açardı. Semadan üzerlerine bol bol yağmur yağdırırdı, yerden de öyle bol bitkiler çıkarırdı ki hem kendilerinin hem de davarlarının yaşamı en bol ve en rahat bir şekilde sürer, herhangi bir sıkıntı ve yorgunluk da çekmezlerdi. Ancak onlar iman etmediler, Allah’tan korkmadılar ve takvalı olmadılar. Bu nedenle “Biz de kazanmakta oldukları yüzünden onları” çeşitli cezalar, belalar, bereketlerin çekilip alınması ve pek çok afetlerle “yakalayıverdik.” Bunlar ise amellerine karşılık olarak verilecek cezanın sadece bir kısmıdır. Çünkü kazandıkları bütün günahlar karşılığında onları azapla yakalayacak olsaydı yeryüzünde canlı namına hiçbir varlık bırakmaması gerekirdi:“İnsanların kendi elleri ile kazandıklarından ötürü karada ve denizde fesad başgösterdi. (Bu) işlediklerinin bazısını onlara tattırsın ve belki dönerler diyedir.”(er-Rum, 30/41)

97. “Acaba o ülkelerin halkı” ayetlerin gelişinden de anlaşılacağı üzere bunlar peygamberleri yalanlan kavimlerdir “geceleyin uyurlarken” yani gafil bir halde dinlenmekte iken, hiç beklemedikleri bir anda o çetin ”azabımızın kendilerine gelmeyeceğinden emin mi oldular?”

98. “Yahut o ülkelerin halkı, azabımızın kendilerine kuşluk vakti oynarlarken gelmeyeceğinden yana emin mi oldular?” Yani bu konuda onlara güven veren nedir? Onlar azabı hak etmelerine sebep olan işleri yaptıkları, sadece bir bölümü bile helak edilmeyi gerektiren pek çok büyük günah işledikleri halde azaptan yana emin olmalarını sağlayan nedir?

99. “Yoksa onlar Allah’ın tuzağından emin mi oldular?” Yani Allah'ın, hiç bilmedikleri bir yerden kendilerini yavaş yavaş azaba yaklaştırmasından ve onlara mühlet vermesinden emin mi oldular? Şüphesiz ki O’nun tuzağı pek sağlamdır. “Halbuki hüsranda olanlardan başkası Allah’ın tuzağından emin olmaz.” Çünkü Allah’ın ansızın gelen azabından yana emin olan bir kimse, amellere karşılık verileceğine inanmamış, peygamberlere de gerçek anlamı ile iman etmemiş demektir. Bu âyet-i kerimede yer alan ileri derecedeki korkutma dolayısı ile kul, hiçbir zaman sahip olduğu imandan yana emin olmamalıdır. Aksine sahip olduğu imanı alıp götürecek bir bela ile sınanacağından yana endişe etmeli, bundan dolayı korkup titremelidir. Her zaman Yüce Allah’a:“Ey kalpleri evirip çeviren! Kalbimi dinin üzere sabit kıl” diye dua etmelidir. Fitnelerin başgöstermesi halinde kendisini kötülükten kurtarabilecek her türlü sebebe yapışmalıdır. Çünkü kul, hangi dereceye ulaşırsa ulaşsın azaptan kesinlikle kurtulduğu kanaatine sahip olamaz.

Эльмир Кулиев · Ас-Саади · Quranic Universal Library (Tarteel), через spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Страница 163

Аль-АрафДжуз 9 · Страница 163

7:96

وَلَوۡ أَنَّ أَهۡلَ ٱلۡقُرَىٰٓ ءَامَنُواْ وَٱتَّقَوۡاْ لَفَتَحۡنَا عَلَيۡهِم بَرَكَٰتٖ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ وَلَٰكِن كَذَّبُواْ فَأَخَذۡنَٰهُم بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ ٩٦

Если бы жители селений уверовали и стали богобоязненны, Мы раскрыли бы перед ними благодать с неба и земли. Но они сочли это ложью, и Мы схватили их за то, что они приобретали.

7:97

أَفَأَمِنَ أَهۡلُ ٱلۡقُرَىٰٓ أَن يَأۡتِيَهُم بَأۡسُنَا بَيَٰتٗا وَهُمۡ نَآئِمُونَ ٩٧

Неужели жители селений не опасались того, что Наше наказание постигнет их ночью, когда они спят?

7:98

أَوَأَمِنَ أَهۡلُ ٱلۡقُرَىٰٓ أَن يَأۡتِيَهُم بَأۡسُنَا ضُحٗى وَهُمۡ يَلۡعَبُونَ ٩٨

Неужели жители селений не опасались того, что Наше наказание постигнет их утром, когда они забавляются?

7:99

أَفَأَمِنُواْ مَكۡرَ ٱللَّهِۚ فَلَا يَأۡمَنُ مَكۡرَ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡقَوۡمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ ٩٩

Неужели они не опасались хитрости Аллаха? Хитрости Аллаха не опасаются только люди, терпящие убыток!

7:100

أَوَلَمۡ يَهۡدِ لِلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلۡأَرۡضَ مِنۢ بَعۡدِ أَهۡلِهَآ أَن لَّوۡ نَشَآءُ أَصَبۡنَٰهُم بِذُنُوبِهِمۡۚ وَنَطۡبَعُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ فَهُمۡ لَا يَسۡمَعُونَ ١٠٠

Разве не ясно тем, которые унаследовали землю от ее прежних жителей, что если бы Мы пожелали, то покарали бы их за грехи? Мы запечатываем их сердца, и они не способны слышать.

7:101

تِلۡكَ ٱلۡقُرَىٰ نَقُصُّ عَلَيۡكَ مِنۡ أَنۢبَآئِهَاۚ وَلَقَدۡ جَآءَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَمَا كَانُواْ لِيُؤۡمِنُواْ بِمَا كَذَّبُواْ مِن قَبۡلُۚ كَذَٰلِكَ يَطۡبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِ ٱلۡكَٰفِرِينَ ١٠١

Мы рассказываем тебе повествования об этих селениях. Их посланники приходили к ним с ясными знамениями. Однако они не хотели уверовать в то, что они сочли ложью прежде. Так Аллах запечатывает сердца неверующих.

7:102

وَمَا وَجَدۡنَا لِأَكۡثَرِهِم مِّنۡ عَهۡدٖۖ وَإِن وَجَدۡنَآ أَكۡثَرَهُمۡ لَفَٰسِقِينَ ١٠٢

Большинство из них Мы не нашли верными завету. Воистину, Мы нашли большинство из них нечестивцами.

7:103

ثُمَّ بَعَثۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِم مُّوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦ فَظَلَمُواْ بِهَاۖ فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُفۡسِدِينَ ١٠٣

После них Мы отправили Мусу (Моисея) с Нашими знамениями к Фараону и его знати, но они поступили с ними несправедливо. Посмотри же, каким был конец распространявших нечестие!

7:104

وَقَالَ مُوسَىٰ يَٰفِرۡعَوۡنُ إِنِّي رَسُولٞ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ١٠٤

Муса (Моисей) сказал: «О Фараон! Я - посланник от Господа миров.

Ас-СаадиТафсир · 7:97

Содержание

Аят аль-Курси36Аль-Кахфстр. 42джуз 15Бухари 1Муслим 2999

Вид

Тема
Размер текста
Режим

Read in English